Şansımızı Nasıl Yükseltebiliriz?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan cathrine
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Şansımız zaten yüksek. Ancak Kibrimizi yanlışlıkla kendimize gösteriyoruz ve 3.gizli varlık olarak kendimizi biraz fazla talihsiz bulmaktan zevk alıyoruz.


3. Bir varlık yaşıyor içimizde bizden yarı bağımsız olarak. O varlık bilince karıştığı Zaman kendimizi bize asagilatmaya başlıyor. Bunu biz bile bile yapıyoruz. Cinni frakansa kapıldık mi Kendi celladımızı gizli gizli oynarken, kurbanlık etkisi ile bunun sağlamasını yapıyoruz.



Bir çeşit kişilik bölünmesi üzerinden psikopoza girdiğimizi anladığımız Anda tekilligin yani tevhidin etkisi ile ozgurlesoyoriz. Haliyle şansımız da yaver gitmeye başlıyor.



Şanssızlık yok. Kendimizi butuncul hafıza üzerinden farkedememe var. Seytanın en marifetli olduğu Alan bir unutturup bir hatirlatarak bizi neredeyse lanetli olduğumuza inandirmasi.
 
Arabesk ya da drama queen'lik yapmak peşinde değilim. Hatta tam aksine insanların bana acımasına izin vermedim, vakur biriyim ama şu koca gerçekliği de kabul ediyorum. Ben şanssız, yazısız, kadersiz, doğduüu günden beri hiçbir yere ait olamamış, hissettirilememiş, görülmemiş bir ötekiyim. İş yok, para yok, aile yok, ev yok, ben ve çocuklarım arkadaşlarımın evlerinde kalıyoruz şu an. Hayatta tek varlığım kimsem olan çocuklarımla da yollarımın ayrılmasını istemiyorum ama bu ne zaman nereye kadar bu şekilde gider bilmiyorum. Anne babam hayattayken de öldükten sonra da evlendiğimde de boşandığımda da bir eve ait olmadım ben, bir evim olmadı. Şu hayatta en çok özendiğim şey insanların başlarını sokacaüı bir evlerinin olması, düzenlerini sürdüemeleriydi. Bunların hepsi bana doğduğum günden beri haram. Ben hiçbir ritüel ile hiçbir olumlamayla, frekansla vs bu kaderin yönünü kıramam. Bunu kabul ettim zaten. Ben şanssız bir insanım ve çocuklarım da şanssızlığıma ortak oldular. Bası insanlar hep 'öteki' dir, ötekiliği iliklerime kadar deneyimledim
Bu söyledikleriniz üzerine nasıl cevap vereceğimi bilemedim ...Çünkü herkes yaşadığını bilir...Hayatımızda neyi çok kutsarsak ya da gözümüzde büyütürsek ulaşması o kadar zor oluyor...Siz şanssızlıklar yaşamışsınız ama emin olun ki sizin de hayatınıza özenen vardır...Öyle çiftler tanıyorum ki yıllardır çocukları olmuyor ve bir çocuk için neler yaparlar?Ya da boşanmak isteyen ama sürekli tehdit altında olduğu için ayrılamayan nice insanlar var...Şans kime göre neye göre?Bu zorluklarınız da bir gün geçer inşallah...Umut bizi ayakta tutar...Çocuklarınız ve arkadaşlarınız iyiyse çözümü hep beraber bulursunuz belki...Bir yerde bazen öyle büyük sıçramalar olur ki şaşarsınız...Hepimizin yolu çok açık güzel olur inşallah....
 
Ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Tam öldüm dersin ama bir bakmışsın ki yeniden doğmuşsun. Dayanmaya çalışın, her ne olursa olsun. Bitti demeyin.
 
Gözlemci gözlemlediği şeyi değiştirme gücüne sahiptir.

Yani :

"Bugün şansım yine çok kötü gidecek" düşüncesi sırlı bir gözlem başlatır. Gözlem, istem dışı bir şuur başlatır. Veee o gün herşey hiç olmadığı kadar yolunda gider. Bir peri sürekli asa sallayarak arkasını toparlamış gibi..


Bunun tersi de olur. Garanti sandığın şeyler bir bir elinde patlar. Burada yine tersine bir gözlemci devreye girer ve akışı bozar.

Bunu herkes deneyimler. Çok basit bir bilgelik toslamasıdır bu. Çağrı gibi bir şeydir. Herkesin başına gelen, ama çok az kişinin farkına vararak arka planında işleyen bir mekanizmanın saklı olduğunu anladığı bjr gizemdir.

Peki bu durumun sırrına ulaşıp, gözlemci olarak her defasında doğru konumda kalabilmenin yolu nedir?

Bütün mesele burada çözülüyor (ya da daha çok düğümleniyor)
 
Arabesk ya da drama queen'lik yapmak peşinde değilim. Hatta tam aksine insanların bana acımasına izin vermedim, vakur biriyim ama şu koca gerçekliği de kabul ediyorum. Ben şanssız, yazısız, kadersiz, doğduüu günden beri hiçbir yere ait olamamış, hissettirilememiş, görülmemiş bir ötekiyim. İş yok, para yok, aile yok, ev yok, ben ve çocuklarım arkadaşlarımın evlerinde kalıyoruz şu an. Hayatta tek varlığım kimsem olan çocuklarımla da yollarımın ayrılmasını istemiyorum ama bu ne zaman nereye kadar bu şekilde gider bilmiyorum. Anne babam hayattayken de öldükten sonra da evlendiğimde de boşandığımda da bir eve ait olmadım ben, bir evim olmadı. Şu hayatta en çok özendiğim şey insanların başlarını sokacaüı bir evlerinin olması, düzenlerini sürdüemeleriydi. Bunların hepsi bana doğduğum günden beri haram. Ben hiçbir ritüel ile hiçbir olumlamayla, frekansla vs bu kaderin yönünü kıramam. Bunu kabul ettim zaten. Ben şanssız bir insanım ve çocuklarım da şanssızlığıma ortak oldular. Bası insanlar hep 'öteki' dir, ötekiliği iliklerime kadar deneyimledim.
Benim de öyle.. kimse istememiş bana kitlenmiş bir hayat sanki..
Hayatta tek tutunduğum dal doğa ve hayvanlardı, onları da yaktılar.
İnşallah kalanlar kurtulur Allahın izniyle.
 
Ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Tam öldüm dersin ama bir bakmışsın ki yeniden doğmuşsun. Dayanmaya çalışın, her ne olursa olsun. Bitti demeyin.

Benim de öyle.. kimse istememiş bana kitlenmiş bir hayat sanki..
Hayatta tek tutunduğum dal doğa ve hayvanlardı, onları da yaktılar.
İnşallah kalanlar kurtulur Allahın izniyle.
@Rhea Hikayemiz daha bitmedi ki....Romanlarda okursun ya hani bazen sonuna gelmeden bilemezsin,filmlerde de gerek hayatta da öyle....Herşeyi dört dörtlük olanınn da öyle sürmüyor ,kendini çok kötü bir hayatta olduğunu düşünenin de öyle gitmiyor....Sinan Canan'ı biliyor musun?Her zaman diyor ki:''Bu da geçer ya Hu''sözünü hatırlayın....Bir şeye ne ok üzül ne çok sevin,herşey geçici...Ama tabii ki bizim gibi insanlar duygularımızı çok derinlikli ,dibine kadar hissettiimizden ;en azından ben öyleyim..ç.ok da sevinirim bazen de üzülürüm...Hepsini kabul ediyorum....Çünkü bu duygular da bize verilerek dünyaya geldik...Mizah duygumuzu kaybetmeyelim ve değiştirebileceğimiz şeyler için aba gösterip değiştiremeyeceklerimizi de kabul etmeye çalışalım derim...Dediğim gibi her gün beni güldüren bir şeyler okumaya ya da izlemeye çalışıyorum...Ne işe yarıyor dersen ;bazen modum yükseliyor bazen bakış açımı yumuşatabiliyorum...

Doğadaki canlar ise geçen sene olan olaylarla birlikte gerçekten hayvanların başına gelmeyen kalmadı....Bu konuda dua etmekten başak bir şey yapamıyoruz....İnşallah kurtulurlar...
 
Gözlemci gözlemlediği şeyi değiştirme gücüne sahiptir.

Yani :

"Bugün şansım yine çok kötü gidecek" düşüncesi sırlı bir gözlem başlatır. Gözlem, istem dışı bir şuur başlatır. Veee o gün herşey hiç olmadığı kadar yolunda gider. Bir peri sürekli asa sallayarak arkasını toparlamış gibi..


Bunun tersi de olur. Garanti sandığın şeyler bir bir elinde patlar. Burada yine tersine bir gözlemci devreye girer ve akışı bozar.

Bunu herkes deneyimler. Çok basit bir bilgelik toslamasıdır bu. Çağrı gibi bir şeydir. Herkesin başına gelen, ama çok az kişinin farkına vararak arka planında işleyen bir mekanizmanın saklı olduğunu anladığı bjr gizemdir.

Peki bu durumun sırrına ulaşıp, gözlemci olarak her defasında doğru konumda kalabilmenin yolu nedir?

Bütün mesele burada çözülüyor (ya da daha çok düğümleniyor)
Mesele aslında nötr kalabilmektedir belki...Bunu da ben söylemiyorum...Mustafa Karnas kitapları okurdum eskiden....Çok değerli bir yazar ve bana göre çok da kıymeti bilinmemiş...''Fark etmez ''Olsa da olur olmasa da olur''gibi bazı hikayeleri var...Diğer yazarlardan çok farklı,bir araştırsanız bu ''gözlem''ve ''gözlemci''kavramlarına tam da sizin gibi yaklaşıyor...
 
@Rhea Hikayemiz daha bitmedi ki....Romanlarda okursun ya hani bazen sonuna gelmeden bilemezsin,filmlerde de gerek hayatta da öyle....Herşeyi dört dörtlük olanınn da öyle sürmüyor ,kendini çok kötü bir hayatta olduğunu düşünenin de öyle gitmiyor....Sinan Canan'ı biliyor musun?Her zaman diyor ki:''Bu da geçer ya Hu''sözünü hatırlayın....Bir şeye ne ok üzül ne çok sevin,herşey geçici...Ama tabii ki bizim gibi insanlar duygularımızı çok derinlikli ,dibine kadar hissettiimizden ;en azından ben öyleyim..ç.ok da sevinirim bazen de üzülürüm...Hepsini kabul ediyorum....Çünkü bu duygular da bize verilerek dünyaya geldik...Mizah duygumuzu kaybetmeyelim ve değiştirebileceğimiz şeyler için aba gösterip değiştiremeyeceklerimizi de kabul etmeye çalışalım derim...Dediğim gibi her gün beni güldüren bir şeyler okumaya ya da izlemeye çalışıyorum...Ne işe yarıyor dersen ;bazen modum yükseliyor bazen bakış açımı yumuşatabiliyorum...

Doğadaki canlar ise geçen sene olan olaylarla birlikte gerçekten hayvanların başına gelmeyen kalmadı....Bu konuda dua etmekten başak bir şey yapamıyoruz....İnşallah kurtulurlar...
Sadece kendimizde ilgili olan talihsiz olaylarda tamam ama masum, günahsız hayvanlara yapılanları zulümleri kaldıramıyoruz artık. Duyarlı insanları isyan noktasına getirdiler. Şeytanlarından bulsunlar belalarını tez vakitte.
Umarım bundan sonra insanlar bencillik yapmayı bırakır, sarı öküzü verince gerisi geliyor, o ateş bana nasılsa ulaşmaz diyenleri de yakıyor, yaşadık gördük. Ankara Mamakta çıkan yangında yangnı görenler mal mal pencereden bakmakla yetinmiş müdahale olmayınca yayılmış. Tabi sonuç evleri de hasar görmüş.
 
Sadece kendimizde ilgili olan talihsiz olaylarda tamam ama masum, günahsız hayvanlara yapılanları zulümleri kaldıramıyoruz artık. Duyarlı insanları isyan noktasına getirdiler. Şeytanlarından bulsunlar belalarını tez vakitte.
Umarım bundan sonra insanlar bencillik yapmayı bırakır, sarı öküzü verince gerisi geliyor, o ateş bana nasılsa ulaşmaz diyenleri de yakıyor, yaşadık gördük. Ankara Mamakta çıkan yangında yangnı görenler mal mal pencereden bakmakla yetinmiş müdahale olmayınca yayılmış. Tabi sonuç evleri de hasar görmüş.
Evet masum hayvanlar,ormanlar....Yapılanlar kimsenin yanına kalmasın ,kalmayacak da...Her şeyin bir bedeli var...Herşeyi kontrol edemiyoruz maalesef...Ben haberleri bile izleyemiyorum uzun zamandır...Gerçekten bazı duygularla baş edebilmek için ilgisizlikten değil...
 
Ülkenin ve hayvanların şansını yükseltelim.. egregoru mu zayıf düştü kara büyü mü yapıldı nedir.. Edirne, Muğla, Balıkesir, Aydın ve daha niceleri.. Bu kadar insanın enerjisi yetmiyor mu koruma altına almaya..
 
Ülkenin ve hayvanların şansını yükseltelim.. egregoru mu zayıf düştü kara büyü mü yapıldı nedir.. Edirne, Muğla, Balıkesir, Aydın ve daha niceleri.. Bu kadar insanın enerjisi yetmiyor mu koruma altına almaya..
Bu kadar toplu bir koruma ya da zayıflatma durumu olabiliyor mu?Bir bilgim olsa ben de yorum yapacağım ama bunu bilmiyorum...
 
Bu kadar toplu bir koruma ya da zayıflatma durumu olabiliyor mu?Bir bilgim olsa ben de yorum yapacağım ama bunu bilmiyorum...
Ben de bilmiyorum vardır tahminimce.
Şu ara sosyal medyada Türk uyanmalı şeklinde paylaşımlar görüyorum. Ölü geyik bulunmuş ve felaketler olacakmış. Doğaya hayvanlara yapılan zulüm Arşı titretmis.
Sanırım üçüncü dünya savaşı başladı. Kötü günler geride kaldı daha kötüleri geliyor.
 
Belirsizliklerin özgürlüğünü yaşamaktan korkan insanlar şansa (ya da şanssızlığa) inanırlar.

Çünkü belirsizlik (her şeye gebe olabilme) aslında quantum bilincindir.
Şans veya şanssızlık ise zihninde sadık kaldığın dualiten. Madem dualitede kalmaya ısrar ediyorsun, hiç olmazsa şansa odaklan. Çünkü bunun diğer olasılıktan hiç bir farkı yok.
 
Belirsizliklerin özgürlüğünü yaşamaktan korkan insanlar şansa (ya da şanssızlığa) inanırlar.

Çünkü belirsizlik (her şeye gebe olabilme) aslında quantum bilincindir.
Şans veya şanssızlık ise zihninde sadık kaldığın dualiten. Madem dualitede kalmaya ısrar ediyorsun, hiç olmazsa şansa odaklan. Çünkü bunun diğer olasılıktan hiç bir farkı yok.
''Belirsizliği Kucaklayabilmek''diye bir metin okumuştum sosyal medyada....Bunu yapabilsek zaten hayatı da dolu dolu yaşama özgürlüğümüz olacak....Sonuçlara o kadar bağımlıyız ki,(daha doğrusu kendi adıma konuşayım )aklımız iste istemez an'dan kayıyor...Ama asıl konu bu zaten:Belirsizliğe çok az insan katlanabiliyor...Belirsizliğin de tadına varabilsek ,kendimizi biraz akışa kaptırabilsek sürprizlerle karşılaşma ihtimalimiz artıyor...Kuantum alanı düşünce de ,madem öyle bir olasılık var ;''Şans'a''odaklanmak daha mantıklı geliyor...
 
''Belirsizliği Kucaklayabilmek''diye bir metin okumuştum sosyal medyada....


Belirsizliği kucaklamak biraz da Mevlana'nın Rıza makanına ulaşmak gibi. Ne olursan ol gel diyor ya hani..

Buna Matrix'te de bir cepheden değiniliyor. Neo ilk filmde duygularını çok fazla belli ediyor. Filmin başında kaygısız ama dik kafalı, işler kötüye giderken panikleme, keşfi açıldıkça hayret etme, dövüşmeyi öğrendikten sonra da kahraman tavrı ile öne çıkıyor. Bu onun hala dualite duyguları ile geriye dönük olarak uyumlu bir şekilde geliştiğini gösteriyor.

Ama sonraki filmlerde dualiteyi aşarak, duygusal karşıtlıkları arkasında bıraktığını yani daha bütüncül bir bakış açısına yükseldiğini görüyoruz. Profesyonelliğin konforunu yaşıyor.
 
Ama sonraki filmlerde dualiteyi aşarak, duygusal karşıtlıkları arkasında bıraktığını yani daha bütüncül bir bakış açısına yükseldiğini görüyoruz. Profesyonelliğin konforunu yaşıyor
Bazı duygulara,isteklere ya da belki zamana fazla anlam yüklemezsek az da olsa yaklaşabiliriz bu profesyonelliğe...Uygulamak önemli ama bazı insanlar zaten farkında olmadan yapıyorlar....Sezgisel olarak ya da idrak açııklığından olabilir...Bu kavramlardan haberi olmayan ama matrix'ten çıkmayı başarmış kişiler de vardır...İşte bazı bilgilere vakıf olmak önemli değil aslında bunu uygulamaya ne kadar geçirebildiğimiz önemli...
 
Hayatta şansımızın çok iyi gittiği durumlar da illa ki olmuştur.

Bence şansımızın çok yaver gittiği durumları düşünüp bulmak ve onlardan kendimize bir şükran destesi yapmak gerekir.

Çünkü ayet açık : şükrederseniz arttırırım. Yani odak noktan her neyse, zihnin de beyninin geri kalan nöro networkunu de ona göre çaprazlamaya devam eder.


Şanssızlık bir çeşit ihmal bile olabilir. Çünkü şükran hislerini işletmek bilinçli bir çaba ile yapılır. İbadet gibi emek ister. Ama yokluk bilinci ile gelen "olmazlar" emek istemez. Hazır tüketim toxic zevkler olarak zihnimize spam gibi girerler.



Yani şanslı doğmadıysak bile, kendimize zamanla şanslı bir nöro aktivite oluşturmak imkansız değil, hatta elzemdir. Çünkü bilinç illa bir noktada bilinç altındaki rölantiye düşecek ve o zaman da ilk olarak kendine en yoğun duygu kaliplarindan birini seçerek duyguya özel düşsel senaryolar üretmeye başlayacaktır. En yoğun duyguların ise genellikle travmalar olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. ve biz de kendini o hazır düşünce kalıplarını deneyimlerken bulacağızdır. Yeni yapıyı bir an önce inşa etmek gerekirken eski yapıyı saglamlaştirircasına kullanmaya devam ettiğimizi çoğu zaman anlayamayacağız bile.


Şanslı olmak temelden beslenmeyi sever. Bu temel bilinç altında saklıdır. Temeldeki duygumuz ne kadar şanslı olduğumuzu bize kendi kendine fisildamiyorsa demek de biz bir döner sermaye başlatmamışızdır. Döner sermaye olmadı mı insan yorulur. Özellikle de ileri yaşlarda kendi kendini otomatik pilotta beslemeye devam eden bir bilinç kalıbı olustirulmadı ise, yaşama sevinci hızla düşer. Çünkü insan 3B'de yorulur. Tükenir. Bu tukenmisligin ilacı, kendi kendini sana hatırlatan bir bilinç altı inşa etmektir.
 
Son düzenleme:
Yani şanslı doğmadıysan bile, kendine zamanla şanslı bir nöro aktivite oluşturman imkansız değil, hatta elzemdir. Çünkü bilinç illa bir noktada rölantiye düşecek ve o zaman ilk olarak hazır duygu kaliplarindan birini seçerek duyguya özel düşsel senaryolar üretmeye başlayacak. ve Sen kendini o hazır düşünce kalıplarını deneyimlerken bulacaksın.
''Varlık''bilinci çok önemli çünkü bu bilinç çözüm yollarına da daha kolay odaklanmamızı sağlar....''Yokluk''bilincinde ise bütün yollar kapalı gibi görünür...Emek verebilmek için bile ''varlık''bilincinde olmamız önemli...
 
Geri
Üst