Şimdi benim anladığım, sizin söyledikleriniz şuna çıkıyor: Evrende nedensellik vardır. İnsan da nedensel bir varlıktır. Bu yüzden özgür irade yoktur. Eğer irade yoksa, kişi yaptıklarından sorumlu değildir. Peki öyleyse kader varsa, bu “Allah affeder” anlayışını problemli yapmaz mı? Çünkü kimse aslında seçmemiştir; her şey kaderin sonucudur.
Ama insan sadece nedensel değildir. Bir de ruhu bulunur. Aynı zamanda nefis dürtüseldir ama insanda akıl da bulunur. Aklın sorgulamadan, nefsin kader olarak sığındığı “Ben suçsuzum, kaderim böyle.” anlayışı bence felsefi bir savunma mekanizmasından kaynaklanıyor. Allah ruhumuzu, irademizi, nefsimizi yarattı; akıl verdi, düşünme yetisine sahibiz. Sizin dediğinize göre akıl gerekli değildir; dürtüsel yaşayıp öylece cennete gidebiliriz. Determinizm yaklaşımına göre her şey yaşanmışlıklarla seçilir.
Eğer herkes zorunlu olarak davranıyorsa, bir katil ile bir hayırsever arasında fark nedir? Zorunlu olan bir eylem ahlaken nasıl yargılanır? Bunun sadece toplum düzeni için olduğunu savunmanız gerekir bu durumda. Nefis nedensel olabilir ancak insan dürtüsünü fark edebiliyor, dürtüsüne karşı koyabiliyor, iç çatışma yaşayabiliyor. Eğer tamamen nedensel olsaydı, çatışma değil otomatiklik olurdu. Neden insan iç mücadele yaşar? Hakikat arayışından, vicdani sorgulamadan, özgür iradesinin varlığının (nedensellik bağı kuramadığı yerlerde kullanarak) farkına varmış olmasından.
İnsan ruh ve bedenden yaratılmıştır. İnsanı ruhtan bağımsız, dürtüsel, hazsal bir varlık olarak sadece bedene indirgeyemezsiniz. İnsan; akıl, vicdan, özgür irade ve onu dünyada her daim bir sınav içinde tutan nefsin toplamıdır. Siz diyorsunuz ki akıl da, vicdan da, özgür irade de yoktur; çünkü nefis kaderseldir ve bunlardan üstündür. Nefis, yaşanmışlıklarla dürtüsellik ve nedensellik bağlamında kendini çok geliştirmiş olabilir ama yenilmez değildir. Doğruyu bulmada önce vicdan, sonra akıl, en son eylem olarak özgür irade varken bana pek mantıklı gelmedi açıkçası.
Kaldı ki nefis ölümlü iken ruh ebedidir ve nefse şahitlik yapan ruhtur. Dünya bir sınav alanıysa, nefis bu sınavdaki zayıf noktamızdır; bunu ne kadar geliştirirsek çıkışımız o kadar güçlü ve acısız olur. Ayrıca hakikate yaklaşmamız daha kolay olur. Determinizmle yaklaşırsak zaten hakikati arama amacımız olmamalı; kader deyip öleceğimiz günü bekleyip hazlarımızın peşinden sürüklenmek yeterli olurdu. Sanırım hayvandan da pek bir farkımız kalmazdı bu durumda.
Şuna inanıyorum: Ruh ilahi olandır, akıldan da nefisten de üstündür. İrade aklın seçim fonksiyonudur. Nefis ise bedenin kendisidir, dürtüsel olandır. Ruhumuzun kurtuluşu için nefsimizi yenmemiz gerekir; bunun için de akıl ve özgür iradeyi kullanmayı bilmek önemlidir.
Nefis güçlendikçe irade zayıflar; ama nefis zayıfladıkça, işte o zaman hakikat yolunda irade güçlenir. Bence dünyadaki sınavımızın kilit noktası da tam budur.