Kendi mütevazı fikrimi paylaşmak istiyorum, katılmak zorunda değilsiniz.
Öncelikle büyüyü yaparken “haklı” olmanızın veya mağdurun bunu “hak etmiş” olmasının bir önemi yok çünkü neyin hakk neyin batıl olduğunu sadece Allah bilir. Biz ise onun aciz kullarıyız. Adaleti sağlamak Allah’a mahsustur, insanoğlu ise Adalet sağladığını sanır. Haklı olduğunu iddia edip bir kişiye ilahi ceza kesmeye kalktığında kalbin simsiyah bir kömür haline gelir ve küfürde ısrarcı olursan Allah kalbini ebediyen mühürleyip seni kör eder. Çarpılmak dediğimiz şey budur.
Büyü sadece Mümin olmayan insanlara tesir eder, veya etmiş gibi gözükür. nefsin büyünün işe yaradığını sanıp kendini tanrılaştırdıkça ve azdıkça yaşayacağın azap katlanarak artar. En sonunda üstüne çok büyük bir karmik yük alırsın ve helak olursun. Çarpılmak/helak olmak ağzının yüzünün kayması değildir. Helak olduğunda gözlerin kulakların ve kalbin ebediyen mühürlenir, ayrıca bu basiretsizlik sülalene sıçrayıp tüm neslini yüzyıllarca lanetleyebilir.
Büyü hiçbir zaman ebediyen işe yarama