Ben size bir görüş söylemek istiyorum bu benim kendi görüşümdür. Ancak ben sizin ne tecrübe ettiklerinizi yaşadım, ne de çektiğiniz zorlukları gördüm. Bu sadece benim hissel ve okuduklarım doğrultusunda vardığım kanıdır. Başımıza dertler gelir. Bu dertler fiziki de olabilir, manevi de olabilir vveyahut sizin yaşadığınız gibi doğaüstü de olabilir. Bir hastalığa yakalanabiliriz ve hiçbir doktor buna çare bulamayabilir, keza aynı şekil doğaüstü bir vakaya maruz kalabiliriz, bunda da aynı şekil hiçbir hoca bize yardımcı olmayabilir. Mesela doktor ne yapar, kendi idrakince bilimsel çareler başvurur, ancak ilacı veya tedaviyi bulamazsa yapacak bir şey yoktur. Hoca da kendi idrakince, kendi dinince yöntemlere başvurur şayet onun da yöntemleri işe yaramaz ve başka bir yol, ritüel, dua bulamazsa onun nezdinde de yapacak bir şey yoktur. Bu ikisi birbirinden çok farklı görünsede çok benzer durumlardır. Umutsuz olmak veya karamsar olmak mı gerek hayır, elimizde sadece bir çare kalıyor. Her şeyi yaratan ve her şey hakkında söz sahibi olan yaratıcıya dönmemiz gerek. Hastalığı da veren, yaratan o dur. Musallat veya manevi rahatsızlığı da veren, yaratan o dur. Bunu istese hemen alabileceği gibi, bekletip de alabilir, almayadabilir. Biz bunun karşısında hiçbir şey yapamayız. Yaratıcı zalim midir, hayır sevgiyi ve iyiliği de yaratan o dur. Toplumlardaki vahşeti durdurmak için peygamberler de gönderen o dur. Demek ki size bu derdi verip acı çektirmek midir amacı, yoksa sizden bir şey mi istiyor, bekliyor. Sizin samimiyetinizi mi istiyor? Buna ihtiyacı mı vardır, hayır. Buna bizim ihtiyacımız vardır, ancak o şekilde anlayacak durumda değilizdir şu an. Yoksa yaratıcı kendi ihtiyacı olduğu için değil, bizim ihtiyacımız olduğu için bu durum mevcuttur. Hiçbir söz veya yöntem, hissettiğiniz anlık bir duygudan üstün değildir.