Sohbet Muhabbet

Bulgar göçmenlerine özgü değil o.


Bir insan bir insanın enerjisini sevmiyorsa, taşıyamıyorsa veya kaldıramıyorsa ilk başta o kişinin özgün tarafını hedef alır.



Mesela memleketi ile ayrışıyorsa memleketini hedef alır.
Aynı memlekette yaşıyorlarsa kasabasını hedef alır.
Aynı kasabada yaşıyorlarsa köyünü hedef alır.
Aynı köyde yaşıyorlarsa atasını hedef alır. Felancaların Remzisinin suçu artık o soydan gelmiş olmasıdır. 😀

Ama Remzi'yi ülke dışına çıkar, Bulgar Remzi olur 🤣🤣 Bulgaristandan geldi diye suçlu olur.
Ben en son köy ayrımında olayı bıraktım.Memleketin telafuzu sonrasında köy mahalle olarak yerin tespiti...Seksen bir il var hepsini öğreneceğime zamanı başka bir yere aktarırım.
 
Retro gözünü mü seyirtti? Ben değil, öteki. Ben olsam gözüne sokardım. Yani en azından mor ışıkta. Görmezden gelmede de çok kötüsün ama.
Sana bir sır vereyim mi ? Doğum haritam Retro gezegen dolu. Satürn, Uranüs, Plüton, Merkür ve Neptün
Yani herkesin amannnn yine mi Retro dediği anlarda ben ; şükürler olsun nefes alıyorum demeye başlıyorum.
Ve bunu keşfetmem tam 39 yılımı aldığı için de ayrı bir gururluyum :D #haritanıkeşfetmekteElnoraolma

2 tohum var. Biri çürük biri diri. Biri gübre olacak. Biri çınar ağacı olacak. 2 tohum var. İkisi de birbirinden farksız.

Biz hepimiz bu tohumlar gibiyiz. Suyla temas edene kadar tanrı hepimize eşit davranacak. Tanrının adaleti suyu ve nemi bize ulaştırmasındadır. Su ve nem ulaşmayan tohumlara başlangıçta Yine de eşit muamele edilmesi adettendir.

Tanrı gübre olan tohuma da ağaç olan tohuma da eşit davranır. Tohum, Gübre olduktan sonra ona gübre gibi davranır, ağaç olduktan sonra da ağaç gibi davranır. Gübreye ağaç muamelesi yapmaz, ağaca da gübre muamelesi yapmaz. Gübre da bundan razı olur ağaç ta.


Ama iş insana geldiginde gübre insan kendine ağaç muamelesi ister 😀 sorun tanrıda değil, insandadır. İnsan tanrıyı teknik olarak ta yenemez, pratik olarak ta, teorik olarak ta. Tanrıya yenik düşer. Zamana yenik düşeceğini bilen ama zamana meydan okuyan tek canlı insandır.
Öyleyse ekildiğin toprağın önemi kalmıyor ? Madem önemli olan tohum ve su.. Oysa bir Çınar kazık kök yapabilmek için derin toprağa ihtiyaç duyar.
Hadi toprağı geçtim. Sen mutlu ol diye önermenden devam ediyorum.

Tanrının adaleti suyu ulaştırmak diyorsun ( demek ki ivme, itici güç Tanrıdan) fakat çürüyen tohumun, çürüme evresinin fazla sudan kaynaklandığını atlıyorsun.
Hadi bunu da geçtik. Sen, mutlu olmaya devam et.

Gübre insan, ağaç muamelesi ister diyorsun. Gözün ağacın heybeti ile büyülenmiş, gübreden üstün olduğunu düşünüyorsun. Gübre insan, fazlasını da istese hakkıdır. Çünkü toprağın altı, üstünden daha değerlidir.

Ve önemli bir şeyi atlıyorsun.
İnsanın derdi Tanrı ile değil ; zaten Tanrısını arıyor.
İnsanın derdi, diğer insanların Tanrı kavramı ile.

Beş parmağın beşi de kendi Tanrısını yaratmış. Beş ayrı bireysel Tanrı yaratmış. Bu beş bireysel Tanrı, beş öğreti yaymış.
Bütün olan bölünmüş, parçalanmış. Her parça doğru benim demiş.

Sonra Elnora insanlara sormuş. Onlara Tanrılarını anlattırmış ama kendisi hiç anlatmamış. Çünkü kimse sormamış.
Yargılamak, zannetmek dinlemekten kolaymış ne de olsa.. Zaten sorsalarda anlatmazmış.
 
"Her iki kamışta bir sulaktan su içti, biri bomboş kaval oldu öbürü şekerle doldu"
Bu mesajları okurken Youtube'dan Münir Derman hocanın bu sözünü duydum. İlgili olduğu için de paylaşmak istedim.

Sonra Elnora insanlara sormuş. Onlara Tanrılarını anlattırmış ama kendisi hiç anlatmamış. Çünkü kimse sormamış.
Yargılamak, zannetmek dinlemekten kolaymış ne de olsa.. Zaten sorsalarda anlatmazmış.

Benim tanrımla sizin tanrınız aynıdır, ancak biz kullarına söylediği sırlar farklıdır. Bana ne kadar merhametli, affedeci olduğunu söyledi. Size de belki ne kadar ulaşılabilir, sınırsız, tanımsız olduğunu söylemiştir. Ama ben burda Allah'ın bana söylediğini söylesem anlamayacak, kabullenmeyecek insanlar olacaktır. Siz de aynı şekilde söyleseniz, karşı çıkan olabilecektir, çünkü Allah onlara bize söyleneni söylemediği için bilmiyorlar. Burda kendimizi yüceltmek gibi bir şey söylemiyorum, bize söylemediğini de başka kullarını söylemiştir biz bilmiyoruzdur. Allah her kuluna kendinde olan farklı sırları söyler.
 
Ve önemli bir şeyi atlıyorsun.
İnsanın derdi Tanrı ile değil ; zaten Tanrısını arıyor.
İnsanın derdi, diğer insanların Tanrı kavramı ile.



Beş parmağın beşi de kendi Tanrısını yaratmış. Beş ayrı bireysel Tanrı yaratmış.


Olabilir. Daha iyi tanrı tarifini bulana kadar elindeki tanri ile idare etmen lazım. Bu senin sadakatini gösterir.


Ateist bir adam boşluğa düşüyor. Sonra tanrı var diyor. Deist oluyor. Tanrı var diyor ama vasıflarını bilmediği o tanrı ona yetmiyor. Sonra daha iyi hissetmek için budizme yöneliyor, bir müddet sonra da Hristiyan oluyor ve Isa'nın öğretileri ile tanrıya yaklaşarak rahatlıyor. Bir süre sonra o da yetmiyor ve farklı dinleri araştırırken İslama da şans veriyor. Kafasındaki tüm sorulara Kuranda bir şekilde değinilmiş olduğunu görünce de müslüman oluyor.


Demem o ki dinler tabi ki farklı farklı olabilir. Ama aramaya, sormaya, merak etmeye devam edenler bir şekilde klasik ekollerin bağlayıcılına Karşı daha tarafsız kalabiliyorlar. Çok derinden saygı duyuyorum bu insanların hayat hikayelerine.
 
Geri
Üst