Retro gözünü mü seyirtti? Ben değil, öteki. Ben olsam gözüne sokardım. Yani en azından mor ışıkta. Görmezden gelmede de çok kötüsün ama.
Sana bir sır vereyim mi ? Doğum haritam Retro gezegen dolu. Satürn, Uranüs, Plüton, Merkür ve Neptün
Yani herkesin amannnn yine mi Retro dediği anlarda ben ; şükürler olsun nefes alıyorum demeye başlıyorum.
Ve bunu keşfetmem tam 39 yılımı aldığı için de ayrı bir gururluyum
#haritanıkeşfetmekteElnoraolma
2 tohum var. Biri çürük biri diri. Biri gübre olacak. Biri çınar ağacı olacak. 2 tohum var. İkisi de birbirinden farksız.
Biz hepimiz bu tohumlar gibiyiz. Suyla temas edene kadar tanrı hepimize eşit davranacak. Tanrının adaleti suyu ve nemi bize ulaştırmasındadır. Su ve nem ulaşmayan tohumlara başlangıçta Yine de eşit muamele edilmesi adettendir.
Tanrı gübre olan tohuma da ağaç olan tohuma da eşit davranır. Tohum, Gübre olduktan sonra ona gübre gibi davranır, ağaç olduktan sonra da ağaç gibi davranır. Gübreye ağaç muamelesi yapmaz, ağaca da gübre muamelesi yapmaz. Gübre da bundan razı olur ağaç ta.
Ama iş insana geldiginde gübre insan kendine ağaç muamelesi ister

sorun tanrıda değil, insandadır. İnsan tanrıyı teknik olarak ta yenemez, pratik olarak ta, teorik olarak ta. Tanrıya yenik düşer. Zamana yenik düşeceğini bilen ama zamana meydan okuyan tek canlı insandır.
Öyleyse ekildiğin toprağın önemi kalmıyor ? Madem önemli olan tohum ve su.. Oysa bir Çınar kazık kök yapabilmek için derin toprağa ihtiyaç duyar.
Hadi toprağı geçtim. Sen mutlu ol diye önermenden devam ediyorum.
Tanrının adaleti suyu ulaştırmak diyorsun ( demek ki ivme, itici güç Tanrıdan) fakat çürüyen tohumun, çürüme evresinin fazla sudan kaynaklandığını atlıyorsun.
Hadi bunu da geçtik. Sen, mutlu olmaya devam et.
Gübre insan, ağaç muamelesi ister diyorsun. Gözün ağacın heybeti ile büyülenmiş, gübreden üstün olduğunu düşünüyorsun. Gübre insan, fazlasını da istese hakkıdır. Çünkü toprağın altı, üstünden daha değerlidir.
Ve önemli bir şeyi atlıyorsun.
İnsanın derdi Tanrı ile değil ; zaten Tanrısını arıyor.
İnsanın derdi, diğer insanların Tanrı kavramı ile.
Beş parmağın beşi de kendi Tanrısını yaratmış. Beş ayrı bireysel Tanrı yaratmış. Bu beş bireysel Tanrı, beş öğreti yaymış.
Bütün olan bölünmüş, parçalanmış. Her parça doğru benim demiş.
Sonra Elnora insanlara sormuş. Onlara Tanrılarını anlattırmış ama kendisi hiç anlatmamış. Çünkü kimse sormamış.
Yargılamak, zannetmek dinlemekten kolaymış ne de olsa.. Zaten sorsalarda anlatmazmış.