Aslında anlaşmazlık şuradan çıkıyor gibi geldi.Kadın dargın, kadın acılı, sadece bir kaç fiziksel şiddetle bile sınırlı kalmayan şekilde. Tam yüzdeler verilemese de. Tarihe bakılınca kadın daha cefa çekmiş, dünyaya bakıldığında gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde hala kadının adı cılız. Bizim ülkemizde dahi durum böyle.Tecavüz kadına...(sadece fiziksel anlamda öyle olabilir diye bakmayalım, tacizinden tutun da manevi baskısına kadar, bu böyle) Cinayet kadına, aşk cinayeti namus cinayeti vs vs.Liseli iki aşık olur, kaç erkeğin ailesi, oğluna fiziksel ya da manevi şiddet gösterir, kaç kızın ailesi yasaklar zorbalıklar koyar?? Nikahsız birliktelikler yaşansın, erkeğe ne denir kadına ne denir? Öyle bir yelpaze ki kınamadan tutun da cinayete kadar alabildiğine gidiyor. Bir zamanlar çalıştırılmazdı ve hatta hala çalıştırılmayan, reşit olmadan evlendirilen ne kadar çok kesim var? Kız kısmı okumaz, kız kısmı sesli gülmez,kız kısmı şöyle giyinmez. Aman adımız çıkacak, sanki namus, ahlak, tüm onur, sade kadının boyun borcu gibi.Sonra evlenir söz laf vs. olmadan, soyadı değişir, hayatı değişir, kayın akrabalar kadına baskıyı bırakmaz. Sanki her hareketiyle, binlerce kere kontrol ve baskı altında gibidir.Yine gelelim, orta gelirin ağırlık olduğu memleketimizde, hem çalışır, hem anne olur, hem eş olur.Erkek eve gelip kumandasına yetişene kadar.Yemek, çocuk, bulaşık, yine ayrı bir ezilme ne çok gözlemlenmiştir. Çevre yelpazem geniş, zengin sayılır insanlardan, orta ve düşük gelir düzeyine kadar, hepsinin azçok sıkıntılarını biliyorum ve az bir şanslı kısım dışında tamamen objektif baksam da kadının hak ettiğini yakalayamadığını gözlemliyorum.Doğduğu andan, cinsiyet ayrımı yapan hatırı sayılı bir kesim hala var mı var arkadaşlar...Eskiye oranla, çok daha iyi mi evet elbette.. iyi ki de...Daha da değişecek mi bu durum, inancım öyle...Şimdi sevgili Chillout'un birikimine, yazdıklarına genel görüşlerine, genel anlamda katılsam da burada ayrıldığımız nokta bu oldu.Kadın hala adil muamele görmüyor.( eşit demiyorum eşit olmak mümkün değil ama adil hakkaniyeti bulan muameleden bahsediyorum) Yani karşı durulduğunda, kadının hala gördüğü layık olmadığı baskıyı savunduklarını da düşünmüyorum açıkçası ama öyle gibi yansıyabiliyor. Baktığı yeri görebiliyorum ancak olağanca şiddeti hala gören kesimler varken değil bence açıklamaları böyle yansıması da karşı kutuplaşmış gibi görünebilir. Hak verdiğim şu ; Kadını bu hale getiren sadece erkekler değildi.O dedikodularla, o kınamalarla, o erkek yanlısı olup, hem de kendi hem cinslerine manevi baskıyı yapan da kadın.O oğulları yetiştiren de kadın.Demek ki kadına haksızlık var ama bu haksızlığın kaynağı yine ortak, sadece erkeklerde değil.O lüzumsuz hakkı onlara veren de sadece erkekler değil.Yine kadına, zaten adil davranan erkeklerin, böyle serzenişlerde bulunması şöyle ki haklı tarafları.Sizi bizden, daha aşağıda görmezken, başkalarının, kadın erkek demeden, ortak yarattığı yanlışı, neden biz çekelim diye düşünmek de hakları çünkü biz bu yanlışa ortak olmayan iken, sürekli suçlama altında duruyor olmaktan da sıkıldık demeleri, doğal sonuç. Özetle ; kadın hala hak ettiği yerde değil, genel anlamda diyelim çünkü bunu aşmış ve gün geçtikçe de artan bir ciddi kesim var. Bu haksızlık hala var olan gerçekse de....Bunun suçlusunu ah erkekler diye, bütünü yargılamakta da bulmamalı diye düşünüyorum. Ortada bir adaletsizlik hala azıyla, çoğuyla varsa, bunu ortak yarattık. Kadın, erkek diye ayırmadan bakar ve herkes olması gerektiği gibi adil davranırsa, ortada sorun filan kalmayacaktır...