Mutluluğun Sırrı(MUTLULUĞUN SAKLANDIGI ÜLKE: KALBİNİZ)

destina

Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ağu 2008
Mesajlar
206
Tepkime puanı
16
İnsanoğlu her zaman daha fazlasına ve daha iyisini istemeye ayarlanmıştır sanki. İstek nedir? İstek gerçekleşene kadar, belli bir süre zarfında heyecan veren bir duygudur. Mesela; lüks bir araba istersin, iyi bir kariyer, bir villa, yat, yakışıklı veya güzel bir eş! Her birini sırasıyla elde ettiğinizi düşünelim. Tüm bunları elde ettikten sonra anlamını yitirmezler mi! Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. Araba garajdadır, artık ona sahipsindir ve istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. Eşinin sürekli yanında (özlemeye dahi fırsatın olmuyor), para cebindeyse, onlara erişmek için katlandığın yoğun istek birdenbire yok oluverir. Yine boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek dilenci olursun. Bir istekten diğerine koşturursun, bu böyle devam eder. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini aramaya başlarsın. İsteklerin ve hırsın sonu gelmez. Asıl ihtiyacın olan şey nettir aslında: Mutluluk. İsteğin bu yönünü kavradığında hayatının dönüm noktasındasın demektir. Sürekli yolculuk hali iyi sonuç vermez. O halde mutluluk nerede ve nelerde, onunla nasıl buluşabileceğiz? Tüm bunları irdelersek belki birkaç ipucu yakalayabiliriz. İnsanın kendisine ihtiyaç duyulan tek mevkide, yani insanın kalbinde aramak gerekir mutluluğu. İnsanın içinde bir yerde oluşmalı ve bu mutluluk bütün nesnelerin varlığını, mutluluğun nedenlerini ve onu oluşturan tüm öğeleri içinde barındırmalıdır. Bu umudu duyumsamak gerekir, üstelik bu umut sayesinde aklımız ve bedenimizin bütün damar ve sinir sistemi bu arayışın lokomotifi görevini oluşturacaktır. Açıkçası mutluluk içimizdedir. Onu bulup dışarıya çıkarmak, haykırmasına izin vermek, bütün hayatımız boyunca bize hizmet etmesini, doğumumuzdan ölümümüze kadar bize eşlik etmesini sağlamak bizim elimizdedir. Umudumuzdur. Mutluluğun beynimizden ve kalbimizden gün ışığına çıkmasını sağlamak da yalnızca ve yalnızca bizim yapabileceğimiz bir şeydir. Üstelik de içimizdeki bu mutluluk yalnız ve yalnız bizim mülkümüzdedir, hiçbir dış etkene bağlı da değildir, hiçbir güç onu bizden alamaz, hiçbir kötü ruh onu bozamaz. Ve bizler bu mutluluğu kendimizle birlikte dünyanın her kıtasına taşırız. Bir başkası veya başkaları mutluluğu bize sunmaz. İnsanın ilk olarak kendisini tanıması ve de sorgulaması gerekir. Ben ne istiyorum, gerçekten neye ihtiyacım var, beni çıkarsız olarak ne huzurlu ve mutlu kılar. Tüm bu ve buna benzer soruları kendimize sormalı ve samimi cevaplar vermeliyiz. İnsanın kendini tanıması ve ilk olarak kendisine dürüst davranması çok önemlidir. Kendini tanıyan insan neye ihtiyacı olduğunu da bilir ve kendisine yalan söylemez. Mutluluğun kapısındaki en büyük engellerden biri de insanın içindeki yalandır. Çünkü yalanlar doğruyu ve gerçeği yakalamayı engeller. İlk olarak yalandan arındırmalıyız kendimizi. -ALINTI
 

gwenhwy

Kayıtlı Üye
Katılım
31 Mar 2009
Mesajlar
12
Tepkime puanı
1
Konum
ESKİŞEHİR
İş
EV HANIMI
Mutluluk o kadar uzak bir kelime ki benim için bu forumu da zaten onu ararken buldum ben bilmiyorum ama bu sitede beni anlayan birilerinin olduğu bir his var içimde konuşmak tartışmak kafama takılan bazı şeylerden kurtulmak için burdayım çünkü çevremde beni anlıycak kimse yok kocaman bir yalnızlık ve sürekli iç sıkıntıları artık bu sıkıntılar öyle bir hal aldı ki sanki içimde bir kaya parçası var nefes almamı engelliyor göğsümde ağrı hissediyorum ve bu benim her zamanki halim.Sizinle paylaşmak istediğim çok şey var ama nereye yazcağımı bulamadım:) bu yazıyı okuyunca içimden geçenleri de buraya döktüm işte yanlış yerse özür dilerim.
 

tahsin

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Nis 2009
Mesajlar
5
Tepkime puanı
0
aynı hisler bende de var arkadaşım bir türlü mutlu olmayı beceremiyorum ne ilaçlar ne doktorlar yada hayatımda yaptığım büyük değişiklikler
hiçbiri ama hiçbiri yardımcı olmuyor mutlu olmama şu dünyada bir mutlu olmayı becerebilsem çevremdeki insanlarda bende rahatlıcam:eek:fftopic:
 

oxser

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
26
Tepkime puanı
0
Konum
Bursa
Mrh arkadaşlar ben yeni üyeyim ama bi iki kelam edeyim
Bence herkezin sadece mutlulugu bir noktada barısı aşkta sevigide bulur bagzısı dogada huzur bulur bazısı güzelbi ortam yeter ama bunu arayıp durmayın zaten kendisi birgün karşımıza çıkar ben 2yıl boyunca hiç üzülmeden yaşadım hem isteklerim oldu ama mutluydum sebebini bilmiyordum neden nasıl böyle mutlu oldugumu ama kaybedince anladım mtluyken çok istedigim bişey vardı sahip degildim ama mutluydum şimdi o istedigim şeye sahibim ama o mutlulugu bulamıyorum ama biliyorum ilerde yine mutluluk bulcak beni

Saygılarımla...
 

mus musculus

Kayıtlı Üye
Katılım
28 Şub 2010
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
arkadaşlar mutluluk çok uzakta değil bence kendi içinizde aramanız işe yarayacaktır...
 

şehrizan

Kayıtlı Üye
Katılım
28 Şub 2010
Mesajlar
8
Tepkime puanı
0
arkadaşlar hergece içinizi kalben allaha dökun ve onun aşkını sevgısını isteyın ve sadece onun doslugunu sevgısını isteyın ve kabul oldugunda guneşin doguşu dantutun yaşadıgınız herşeyden sıkıntıdan bıle haz alcaksınız ben öle yaptım ve okadarsıkıntım var sankı en mutlu insan benmışimgıbı kalbımde buyuk bır sevgı var deneyın sizde.
 

alizeze

Kayıtlı Üye
Katılım
4 May 2009
Mesajlar
30
Tepkime puanı
0
mutsuzluğu yaratan kendimiziz... önce kendimizi sevip dünyayı, hayatı olduğu gibi kabullenmek gerek mutluluğu bulmak için bence.
 

embriyo

Elit Üye
Katılım
19 May 2010
Mesajlar
2,217
Tepkime puanı
887
Konum
Ankara
İş
Ressam
MUTLULUK GÖNÜLDEN VERMEKTİR


Vermekten hoşlanmıyorsan, sana verilmesini de engellersin.
Verilmekten hoşlanmıyorsan vermeyi de bilemezsin.
Ne vereyim, ne versinler diyorsan
Sadece alıyorsun.

Mutluluk içinde başlar, çünkü mutluluk içten, özden verebilme yetisini kazanmakla başlar.
İnsanların çoğu neden mutsuz, en azından mutlu değil?
Vermeden almayı ya da önce alıp sonra vermeyi düşündükleri için.
Bir gezgin, dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur.
Ertesi gün yolda bir adamla karşılaşır. Adam çok açtır.
Gezgin torbasındaki yiyeceği karşılaştığı bu kişiyle paylaştırır.
Ama erzak çantasını açarken adamın gözü çantadaki değerli taşa ilişir.
Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini ister.
Gezgin hiç duraksamadan değerli taşı adama uzatır.
Adam başına konan talih kuşundan memnun, aceleyle oradan uzaklaşır.
Artık kendisine ömür boyu maddi güvence sağlayacak değerli taşın sahibidir.
Bir kaç gün sonra gezgin, arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür.
Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır.
"Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm.
Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum.
Ama onu sana geri vermek senden daha değerli bir şey almak istiyorum.
Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum"

Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur.
Ama burada bile takılı kalan ne çok insan var.
Gerçek vermek, kişinin kendinden, özünden vermesidir.
Emerson'un dediği gibi:
"Yüzükler ve mücevherler armağan değildir.
Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür.
Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir."
Çocuklarına sevgi yerine, ayıramadıkları zaman yerine onları oyuncaklara boğan,
pahalı okullara gönderen, altlarına araba çeken anne babaları düşün.
Eşlerine ayıramadıkları zamanın, gösteremedikleri sevginin bedelini
armağanlarla telafi etmeye çalışan eşleri düşün.
Vermeyi bilmedikleri sevgiyi, maddi olanaklarla telafi edebileceklerini düşünenler,
sadece kendilerini aldatır, suçluluk duygusunu hafifletmeye çalışır.
Ama çocukların, eşlerin yüreklerindeki yarayı azdırmaktan,
öfkeyi büyütmekten başka bir işe yaramaz bu ucuz armağanlar.
Gerçek armağan olan sevgi ve ilginin yanında en pahalı mücevher bile ucuz kalır.
Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir.
Kendinin en iyisini vermeye bugün başla.
Sevdiklerine zamanını ver, dikkatini ver, ilgini ver, bilgini ver, pozitif bakış açını ver, onlara değer ver.
Yüreğindeki armağanları ver, sevgini, anlayışını, neşeni, şefkatini ver, affediciliğini ver.
Zihnindeki armağanları ver, rüyalarını, fikirlerini, yaratıcılığını, yeteneklerini sun dünyaya.
Yüreğini sunduğunda kendini iyi hissedersin, kendine olan güvenin artar,
en önemlisi kendine verdiğin sevgi ve değer artar.
Ne verirsen kendine veriyorsun aslında.

Şunu daima hatırla:

Kendine sakladığın, kaybetmekten korktuğun her ne ise onu kaybedersin.

Verdiklerin ise senindir...

Alıntı
 

bergüzar

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Ocak 2009
Mesajlar
17
Tepkime puanı
0
Her şeyi olduğu gibi kabullenmek daha iyisini arayıp çalışmak ona göre hedef çizgisi belirlemek lazım insan ehli doyumsuz olduğu için hep bi fazlasını isteriz önümüzdekiyle yetinmeyi bilmiyoruz şükretmeyi de bilmek gerekir çok zayıf olduğumuz için bu kavram gerçekten bizlere yönelik kırılgan , agresif , sinirlilik sevgisizliğe olan açlık ta başlıca sebepleri olabilir aradığımız acaba toplum içinde belirgin kişi haline gelip sevilmek gıpta ile bakılmak olabilir mi çünkü herkezin sevdiği bi dizi sevdiği bi şarkıcı v.s mutlaka vardır onların şan şöhret hayatları mutlaka insanları başka hayal alemin götürür ve başka ufuklar açar psikolojik olarak etkiler mutluluk olan kavramı daha çok zenginleştirerek var olan deyilde hep bi uzakta olan arzulanıp hale gelir o zaman var olan değerlerimiz nelerdir insan ta kendisidir öncelikle her şeyden önce kişi kendisini sevmesi kendisine saygı duymasıdır ne istediğini bilip ona göre mücadele etmesidir onun için ALLAHA sığınmak bol bol istiğfar getirip tövbe etmek ve dua etmemiz lazım bunlar bizi başarıya götürür ALLAH hepimizin dileğini kabul etsin .
 

DreamDuality

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
1,067
Tepkime puanı
150
Mutluluk- mutsuzluk kişinin algısının bir gölge oyunudur.
Önceki yaşadıklarımıza göre olayları sınıflandırırız.
Kişiye göre değişir.
Beni mutsuz eden;seni mutlu edebilir.
Seni mutsuz eden; beni mutlu edebilir.
Kötü bir olaydan ders çıkarıp bilgelikle yaklaşmak da;
o olay için yas tutmak da bir seçimdir.
 

vivalavida

Kayıtlı Üye
Katılım
21 Eyl 2010
Mesajlar
450
Tepkime puanı
132
Enteresandır düşünmediğim anlarda mutluyum.
Düşünce mutsuzluk mu getirir? Hayır, getirmez ama sürekli bulunduğun anı sorgulamak, huzurun bile varlığını sorgulamak mutluluğa gölge düşürür.

Hiçbir şey düşünmemek... Belki biraz delilik ya da saçmalık oluyor ama deneyin tadı bambaşka.:)
 

alierennet

Kayıtlı Üye
Katılım
8 Mar 2010
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Ben kendim için mutluluğun sırrını buldum galiba...Hayatınızda asla vazgeçemeyeceğiniz şeyleri, hiç sevmediğiniz hatta nefret ettiğiniz birine verebiliyorsanız ve ardından pişmanlık duymuyorsanız mutluluk budur. Ya da yanında bulunmaktan haz duymadığınız birinin yanına gidip uzun uzun sohbet edip, sonra da sohbet çok mükemmeldi, seni aslında çok seviyormuşum diyebiliyorsanız mutlusunuzdur.
Bir sineği, sineklikle vurup ezmek yerine, bulunduğu yere toz şeker taneciği döküp besleyebiliyorsan, mutlusundur. Mutlu olmam için sayısız nedenlerim var.

Ben mutluluğu buldum arkadaşlar. Darısı diğer mutsuzların başına......
 
Üst