Alkarısı

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Tepkime puanı
132
Alkarısı veya Albastı özellikle lohusa dönemini yaşayan annelerin korkulu rüyası olan, çeşitli varyantları bütün Asya'ya ve bu arada Türk kültürünün çeşitli boylarına yayılmış bir inanıştır. Türk boylarında, alkarısı, albastı, al albıs, albıs, almış gibi isimlerle anılır. Efsanenin temeli Türklerin İslamiyet'ten önceki inanç sistemleri olan Şamanizm'e dayandırılabilir. Yakut larda, Kırgız larda, Kazaklarda, Özbeklerde, Kazan Tatarları nda, Gökoğuzlar da ve Anadolu Türklerinde lohusayı al karısından korumak için değişik çarelere baş vurulur.

Kırgız-Kazak inanışına göre iki türlü albastı vardır. Bunlardan Kara Albastı ciddi ve ağırbaşlı bir ruhtur. Sarı Albastı ise doğum yapan kadının ve çocuğunun ciğerini söküp suya atar. Hoca'nın veya Baksı'nın (Şaman'ın) okumasıyla giderler. Dış görünümü sarışın bir kadın suretindedir. Bazen keçi veya tilki suretlerine de girer. Baksı veya Ocaklı adamlar albastıyı yakaladıkları zaman, "Ey albastı, zalim! Koy ciğerini yerine! Zavallının canını iade et! Sözümü tutmazsan, bana hürmet etmezsen, gözlerini çıkarırım" şeklindeki efsun u söylerler.

Alkarısı lohusalara ve atlara musallat olan korkunç bir yaratıktır. Dış görünümü genelde albastı gibi cezbedici değildir. Uzun boylu, uzun parmaklı ve uzun tırnaklıdır. Çok çirkin ve iğrenç bir suratı vardır. Bedeni yağlı, uzun ve siyah saçlıdır. Saçları, aynı zamanda darmadağınıktır ve kocaman bir başa sahiptir. Dişleri at dişi gibi iri ve seyrek, ayakları ise terstir. Lohusaların ve yeni doğan çocukların ciğerlerini yiyerek beslenirler. Daha çok kırmızı elbise giyerler; su başında ve ağaçlık yerlerde yaşarlar.

Alkarısının varlığına inanılan her yerde, korunmak için de değişik çarelere başvurulmuştur. Kars'ta, özellikle geceleri, lohusa hanımı yalnız bırakmazlar, geceleri ışığı sürekli yakarlar, hasta yalnız kaldığı zamanlarda ise, ağzına sakız vererek onun uyumasına engel olurlar. Elazığ'da lohusanın başucuna su, süpürge ve Kuran konur, yakasına iğne türü bir şey takılır ve yanında sürekli bir erkek (eşi veya yakın akrabalarından bir erkek) bekler. Elazığ'ın bazı bölgelerinde ise kadının başına soğan, demir çubuk ve Kuran konur. Andolu'nun birçok bölgesinde lohusanın başına beyaz yaşmak ve kırmızı tül bağlarlar. Kırmızı altın takarlar ve hastaya kırmızı şeker hediye ederler. Çünkü, alkarısının kırmızı rengi hiç savmediğine inanılır. Manisa'nın Karacaoğlanlı köyünde, kapının ağzına kazma kürek konulmaktadır. Bir şişin üzerine, elma, portakal, üzerlik, çörek otu ve mavi boncuk, kırmızı bir kordelayla bağlanıp, lohusanın başına bırakılır. Çukurova bölgesinde de benzer tedbirler alınır. Çocuğun veya lohusanın yastığının altına soğan, ayna, tarak, ekmek, bıçak, hamayli koyarlar, yüzünü kırmızı bir örtü ile kapatıp, yatağına da bir iğne takarlar. Ayrıcı lohusanın bulunduğu yerdeki bütün suların ağzını kapatırlar. Çünkü, al karısı, bazen de kuş şeklinde gelip, suya boncuk atar ve o esnada çocuk ölür.

Bu tedbirler alınmadığı takdirde, alkarısının lohusanın yanına gelerek, onu rahatsız edeceğine inanılır. Bu durum bölgelere göre, hibilik (Malatya), kekoz (Elazığ), pispatik, karakura, kuşboğması vs. gibi isimlerle anılır. Alkarısı lohusanın yanına değişik suretlerle gelebilmektedir. Bazen yakın bir akrabanın kılığında, bazen çirkin bir kadın görünümünde, bazen de kedi, köpek, keçi, kelle, vs. gibi şekillerde görünür. Alkarısı daha kapıdan içeriye girer girmez lohusanın üzerine bir ağırlık çöker. Hasta o anda aniden kalkıp dua okursa alkarısı kaçar. Ama, hiçbir şey yapmazsa, bağırmak istediği halde bağıramaz, ve alkarısına yenik düşerse de, ya ölür ya da büyük bir hastalığa maruz kalır.

Lohusalara musallat olan alkarılarının yanısıra, erkeklere, genç kızlara ve atlara gelen alkarıları da vardır. Çukurova'daki inançlara göre, kim şalvar ını veya siyah renkteki herhangi bir kıyafetini yastığının altına koyup yatarsa onu albasar. Çünkü alkarısı siyahı sever. Genç kızlara musallat olan alkarısına "albıs" adı verilir. Albıs evlenmemiş bir kızdan türemiştir. Kıskançlığı sebebiyle, genç kızların yanına giderek onların hastalanmasına sebep olur. Alkarısı aynı zamanda ahıra giderek, atı yorar ve yelelerini örerek kaybolur. Hayvanın asabileşmesine sebep olur. Bekar erkeklere dadanan alkarısı ise, sarışın ve güzel bir kadın simasındadır. Erkekleri kendine cezbettikten sonra, ciğerlerini sökerek öldürür ve ciğerlerini derede yıkayıp yer.

Halk inancına göre, lohusanın veya bebeğin ciğerini yemeye gelen alkarısı, bir takım hilelerle yakalanıp, göğsüne bir iğne saplanırsa, tekrar eski yerine dönemez, o aileye hizmet eder. İnsan şeklini alan alkarısı, göğsündeki iğnenin çıkarılması için sürekli yalvarır. Çünkü bu iğneyi kendisi çıkaramaz ve çıkaramadığı için de kendi taifesinin yanına dönemez. Kendini evin hizmetine adayan iğneli alkarısı çok güzel ve hızlı ev işi yapar. Evin bereketi gün geçtikçe artar. Bu anlatıya göre, hizmet ettiği eve ekmek yapmaya başlayan bir alkarısı su getirmek için kuyu başına gitmiştir. Orada oynayan çocuklardan birini göğsündeki iğneyi çıkarması için kandırır. Çocuk iğneyi çıkarınca, kadın yedi yıl hizmet ettiği eve doğru, "Evinizde hiç su bulunmasın; paranızın sayısını hiç bilmeyesiniz ve eviniz yaz kış odunsuz ekmeksiz olmasın" der. Çocuklara da suya atlayacağını, eğer suyun üzeri kan olursa, yakınlarının kendisini öldürmüş olabileceğini söyler. Alkarısı suya atlayınca, suyun üzeri kanla dolar. Kendi taifesi alkarısını öldürmüştür. O günden sonra da, bu ailenin evine hiç su bulunmaz, paralarının sayısını bir türlü öğrenemezler ve yaz kış odunları hiç eksik olmaz.

Elazığ'da anlatılan bir efsanede İsmail Ağa adında bir kişi uzaktan gördüğü ateşe doğru ilerler. Oraya varıdığında, bir alkarısının ciğer pişirerek çocuklarına yedirdiğini görür. Çocukları doymadıklarını belirtince, alkarısı, "Yarın da, İsmail Ağa'nın gelini doğum yapacak, oraya gidip, o üçüncü lokmasını alırken, kıl şeklinde ağzına girip ciğerini alarak size getiririm" der. Gerçekten de, ertesi gün, İsmail Ağa'nın gelini doğum yapar. İsmail Ağa, bunun yanında bekleyip, gelini yemek yerken, üçüncü lokmayı gelinin elinden alıp, yanında getirdiği ayran tuluğunun içerisine atar. Tuluk şişmeye başlar. Sonra, tuluğun içerisindeki kıl, alkarısı şeklini alınca bunun göğsüne iğne saplayıp, evlerinde çalıştırmaya başlarlar. Alkarısı 12 yıl bu aileye hizmek eder, ancak hep söylenenlerin tersini yapar. Sonra onların sülalesine dokunmayacağına söz vererek, kendi taifesine dönmek için bir suya atlar. Fakat periler taifesi bunu kabul etmeyerek öldürürler. Köylüler daha sonra bu alkarısının kanlı cesedini gölde bulurlar.

Alkarısı bazen de bir kuş şekline girerek lohusanın yanına gelir. Buna "kuşboğması" adı verilir. Kuşa da "alkuşu" denir. Alkuşu lohusanın yanındaki bebeğe basarak onu öldürür. Bu eve girerken ağzı açık bir su kabı arar, varsa bunun içerisine bir boncuk atar ve o sırada etrafa bir ışık saçılır. Kuş, bu ışıktan faydalanarak bebeği öldürür. Suya atılan boncuğu, birisi görüp de eline alırsa, kuş kaçamaz ve oradakiler tarafından yakalanır

Çukurova'da anlatılan bir efsanede lohusanın bulunduğu odaya alkuşu gelip de oradaki bir su kalıbına boncuk atınca, bunu, orada bulunan bir adam hemen alır. Boncuk alınınca alkuşu bir kadın şeklinde göze görünür ve boncuğu geri almak için yalvarmaya başlar. Adam bir daha ailesine ve sülalesine dokunmaması şartıyla boncuğu geri verir. Yine bazı bölgelerde, sebep belirtilmeksizin, lohusanın yanında ağzı açık bir su kabının bulundurulmasının iyi olmayacağı söylenir.

Albasması erkeklerde daha farklıdır. Bunlar, daha çok, gece uyurken bir sesle uyanırlar. Gaipten gelen bu ses, bunları çok uzaklara, tehlikeli yerlere götürerek orada bırakır. Bazen de kedi, köpek, sırtlan, eşek gibi hayvan şekillerine girerler. Elazığ'da bu yaratığa, "Kapos", Bingöl'de, "Harparik", Malatya'da "Kibilik veya Hıbilik", Diyarbakır'da ise "Kepoz" adları verilir. Çukurova bölgesinde ise, bu durum "Kırkbasması" adı ile bilinmektedir ve genelde erkekler yastıklarının altına şalvar koydukları vakit olur. Adam gece üzerinde büyük bir ağırlık hisseder, gözlerini açtığında yanında kısa kısa boyları olan kırk adam görür. Bunlar onu götürmek için uğraşır. Kimi kolundan çeker, kimi bacağımdan, kimisi üzerine çıkıp, onu boğmaya çalışır. Adam yardım istemek için seslenmeye kalkışsa kimse duymaz. Dua okursa biraz kendine gelir, ama gözlerimi kapadığında yine aynı kırk adamla yine karşılaşır. Yatağını değiştirip başka bir odaya giderse, kırk adam da arkasından gelir. Şalvarını yastığının altına koyduğu için kırk basmış denir.

Genç kızları da albastığını belirtmiştik. Bu durum özellikle sevmediği bir kişiyle nişanlanan genç kızların başına gelir. Albastı geceleri sevmediği nişanlısının suretinde genç kızın yanında görünür. Genç kıza bir ağırlık çöker, bağırmak ister ama hiç sesi çıkmaz, elleriyle hiçbiryeri kavrayamaz. Adam olduğundan daha iridir, öyle ki upuzun kolları vardır, her bir tırnağı 25-30 cm. boyundadır. Adam kızı parçalayarak öldürmek ister. Neticede, bu kız nişanlısından ayrılır, fakat albasması hemen sona ermez. Albastı kızı zorla götürmek ister. Kız, uyandığında, kendisini çok yorgun ve halsiz hisseder.

Halk inancına göre, periler de bazen insanlara aşık olur. Böyle durumlarda, aşık oldukları kızın başkasıyla evlenmesine razı olmayıp, bunu yanlarına almak isterler.

alıntı

 

aysari

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Eki 2008
Mesajlar
248
Tepkime puanı
12
İş
öğrenci
ben çukurovada yaşıyorum ve burda alkarısı çok ciddiye alınır ben bunu eskiden pek bilmiyordum ve önemsememiştim.bir komşumuz doğum yaptığında herkes telaşla kırmızı tülbent aramaya girişti ..tülbent bulma görevini annem bana verdi..ben sadece pembe bir tülbent bulabildim "şey anne pembe olmaz mı yaa?" dediğmde ise annem" hayııır kırmızı olacaaak "diye bağırdı çok tırstım :D acaba bu adet sadece çukurovada mı var yoksa başka illerde de var mı?
 

dmkol

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Kas 2008
Mesajlar
4,907
Tepkime puanı
500
İş
Web Master
Hayır bu güneydoğu anadoluda da var.Fakat isim farklı.Pir'abok veya Pirabuk olarak biliniyor.Lohusa ciğeri yedikleri,bebeklere dokunarak nefessiz bırakıp öldürdükleri söylenir.Çok vahşi bir yazı oldu ama öyle denir.Ama bu varlıkların hepsi böyle değil denir.Hatta yakaldığınızda metal birşeyle hapsedebileceğiniz ve hizmet altına alabileceğiniz söylenir.Ben bunların biraz uydurma olduğunu düşünürdüm.Ama çok fazla duyunca vardır elbet bir tutar yanı dedim.
 

yazboz

Kayıtlı Üye
Katılım
22 Ağu 2008
Mesajlar
119
Tepkime puanı
5
Yaş
2019
ben ızmırde oturuyorum ablam dogum yaptıgında boyle bır olay basına gelmıs
bunun etkısını hala uzerınde tasıyor 40 ı cıkana kadar bebegın camasırları yıkanmıssa gunes batmadan toplanır derler ablam unutmus ve gece dısarı cıkmıs toplamak ıcın camasırları lohusa halıyle ve ugramıslar ıcerı dondugunde yıgenımı tutup yataktan asagı atmaya calısırlarken gormus urpermıs tabı ve hala arada bır o varlıkları gordufgunu soyluyor hıssedıyormus tabı bunun albasması mı yoksa ugramamı oldugunu bılmıyorum amam boyle bır olay ı bızzat yasadı ablam
 

mavilim

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Kas 2008
Mesajlar
79
Tepkime puanı
5
bizdede doğum yapan lohusa kadın ikindiden sonra dışarı çıkmaz.kapı arkasına süpürge koyarlar.bebek yalnız bırakılmaz
okuyunca ürktüm allah kimsenin başına vermesin.
 

awra

Banlı Kullanıcı
Katılım
21 Kas 2008
Mesajlar
150
Tepkime puanı
0
ben de duydum sivaslı bir komşumuz bizzat yaşamış.. anlatmayım korkuyom valla kıs..
 

aysari

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Eki 2008
Mesajlar
248
Tepkime puanı
12
İş
öğrenci
ben ızmırde oturuyorum ablam dogum yaptıgında boyle bır olay basına gelmıs
bunun etkısını hala uzerınde tasıyor 40 ı cıkana kadar bebegın camasırları yıkanmıssa gunes batmadan toplanır derler ablam unutmus ve gece dısarı cıkmıs toplamak ıcın camasırları lohusa halıyle ve ugramıslar ıcerı dondugunde yıgenımı tutup yataktan asagı atmaya calısırlarken gormus urpermıs tabı ve hala arada bır o varlıkları gordufgunu soyluyor hıssedıyormus tabı bunun albasması mı yoksa ugramamı oldugunu bılmıyorum amam boyle bır olay ı bızzat yasadı ablam

bebek çamaşırlarını karanlıktan sonra dışarda bırakmıyorlar çünkü alkarısı görür evde bir bebek olduğunu anlar diye...bende öyle duydum..
 

awra

Banlı Kullanıcı
Katılım
21 Kas 2008
Mesajlar
150
Tepkime puanı
0
eskiden el yüz yıkama yerleri salonda olurmuş... ordaki su deliğinden saçları kapkara çok güzel bir kadın gelmiş... kendisi hala titriyor anlatırken.....kaç yaşına gelmiş..
 

dido06

Banlı Kullanıcı
Katılım
23 Kas 2008
Mesajlar
133
Tepkime puanı
1
benım annem yasamıs kardesım dogdugunda tabı ben hatrlamıyorm babam gece gelırdı ozamnlar ıs nedenyle 1 2 de felan annem bıgun uyurken lohusa tabı cama vuruldugunu 3 kere 3 kerede babazmın sesıyle annemı cagırmıslar annem kalmıs camı acmıs bısey görems ardan 10 sanıye sonra kapının önunde yıne babamın cagırdıgını duymus ama kapıyı acmamıs sadace ses gelıyomus ozamn hemen aklına gelmıs ve ıyıkı dısarı cıkmamıs babam gelıp sordugda onun olmadıgını anlmıs bazende baskasınınsesıyle bebekten uzaklasması ıcın yapıolar ıyıkı annem alkarısı ve lohuslkta bunların olcagı aklına gelmıs:eek:
 

aswang

Kayıtlı Üye
Katılım
12 Şub 2010
Mesajlar
176
Tepkime puanı
10
Bende duymuştum.Aynen Chillout' un söylediği gibi biliyorum bende.Güneydoğu'da Pirapuk olarak biliniyor. Bu albastı denen varlık çccuklarını doyurmak için bebeklerin ve lohusaların ciğerlerini almaya çalışırmış.
Aslında düşününce, eğer gerçekten böyle bir varlık varsa, bırak çocuk yapmaya evlenmem bile :cowboy:
 

Amphitrite

Banlı Kullanıcı
Katılım
28 Şub 2010
Mesajlar
350
Tepkime puanı
41
Yeni doğan bir bebeğin yastığının altına makas konulduğunu görmüştüm. Alkarısı inancı sebebiyle midir?
 

aswang

Kayıtlı Üye
Katılım
12 Şub 2010
Mesajlar
176
Tepkime puanı
10
Yeni doğan bir bebeğin yastığının altına makas konulduğunu görmüştüm. Alkarısı inancı sebebiyle midir?

Tam olarak Alkarısı mı bilmiyorum ama nazardan, kötü varlıklardan, cinlerden korumak için olduğuna inanılır.
 

Amphitrite

Banlı Kullanıcı
Katılım
28 Şub 2010
Mesajlar
350
Tepkime puanı
41
Tam olarak Alkarısı mı bilmiyorum ama nazardan, kötü varlıklardan, cinlerden korumak için olduğuna inanılır.
Bende öyle biliyorum. Alkarısı inancı ile bağlantılı olup olmadığını merak ettim de. Teşekkür ederim ilgilendiğiniz için.
 

aswang

Kayıtlı Üye
Katılım
12 Şub 2010
Mesajlar
176
Tepkime puanı
10
Bende öyle biliyorum. Alkarısı inancı ile bağlantılı olup olmadığını merak ettim de. Teşekkür ederim ilgilendiğiniz için.

Böyle inanışlar bilgisizlikten hep bağlantılı oluyor.Bir olaydan emin olduğumuz zaman, diğer bütün olaylara ona bağlıyoruz.Muhtemelen bağlantılı yani.
Rica ederim :)
 

aşk1

Banlı Kullanıcı
Katılım
31 May 2010
Mesajlar
853
Tepkime puanı
17
Alkarısı - Türk, Anadolu ve Altay halk inancında lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır. Efsanenin temeli Şamanizm'e kadar uzanır. İnanışa göre lohusaların ve yeni doğmuş çocukların ciğerleriyle beslenir.

Alkarısından korunmak için çeşitli çarelerin olduğuna inanılır. Lohusa kadını yalnız bırakmamak, ışıkları sürekli yakmak, başucuna Kuran koymak, yüzünü kırmızı örtüyle örtmek bunlardan bazılarıdır. Albastıya neden olduğuna inanılır. Albıs adlı yaratık ile de alakalıdır.

Aynı zamanda Lilith'e karşılık gelmektedir. Lilith'in Adem'in ilk karısı olduğuna ve onunla aynı anda yaratıldığı için Adem'e tabi olmayı reddettiğine ve bu yüzden lanetlendiğine inanılır.​
 

mehmet970

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Tem 2011
Mesajlar
172
Tepkime puanı
9
Yalnız kalıncamı rahatsız ediyor Alkarısı ? Yani eşimin yanında ben olursam rahatsız etmez mi ? İlerde tabii nasip olurda evlenirsem :)
Ama çok dehşet bir olay ya tırstım okuyunca :(
 

makul

Kayıtlı Üye
Katılım
11 Nis 2013
Mesajlar
25
Tepkime puanı
1
İş
Izgaracı
Bizim burada,kapı önüne erkek kundura'sı konur ve bebek ve lohusa dönemi'n deki kadın'ın yanın da bi erkek kalır.Sanırım bu al karı'sı nın erkek'ler den korktuğunu gösteriyor.
 

cigdemy

Kayıtlı Üye
Katılım
5 Nis 2013
Mesajlar
21
Tepkime puanı
0
Ben Elazığlıyım. Rahmetli babannem ben küçükken anlatmıştı bir kere. Aynı olay bizim büyük büyük dedelerden birisinin başına gelmiş ve alkarısı bizim sülaleye 7 kuşak uğramayacağına söz vermiş. Öyle söylemişti babannem, belki de anlatılan efsanenin değişik bir şeklidir. Anadolu ve Türk kültürüne ait bir inanış, daha çok hikayeler dinlemiştim çocukken, artık dinleyemeyeceğim ve sanırım yaşlanınca çocuklarıma ve torunlarıma anlatamayacağım.
 
Üst