verdiğiniz kararların sizden önce verildiğini biliyor muydunuz?

siyahlı

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Kas 2010
Mesajlar
172
Beğeni
19
Konum
ankara
İş
öğrenci
Ben de bu konuda okuduklarımdan net bir fikir olusturmus değilim.

Deniyor ki cüzi irade diye birşey yok. Herşey evvelden kararlaştırılmış.
Sen nefsine hakim olup, seçim yaparak günahlardan kaçmayı tercih ederek yaşadığını sanıyorsun, ama bu zaten senin için takdir edilmiş olan.

Bir de deniyor ki, insan yaptıklarıyla , kendi elleriyle geleceğini hazırlar.Allah kullarına zulüm etmez.

Bu iki görüsü de destekleyen durumlar, ayetler vs. var. İslami terimler kullandım, Allah'a( yaratıcı güce) inanmayarak konuya nasıl bakılır bilemiyorum.
Var mıdır aydınlatacak.
Bu konuda aydınlatmak adına değil zira bunu tam olarak bilemeyiz yani ölçülecek tartılacak somut deliller yok takdir edersin ki ama kendi fikirlerimi paylaşayım. Kesinlikle insan iradesine ve gücüne inanıyorum bu da şuradan geliyor ki insanların tercih hakkı olmasaydı yaratılmış olmak ve yaşıyor olmak dinsel açıdan da anlamsız olurdu. Bu çok bariz belli olan bir şey zira tüm bu kitaplar ve tüm yapabildiklerimiz istediklerimiz bahsettiğimiz güçlerimiz veya keramet sahibi olanların ''isteyip'' de yaptığı durumlar bunu anlamamıza örnek. Gelelim kader kavramına ben bu noktada kader kavramını insanlığın tam olarak anlayabildiğini düşünmüyorum bu sebepten yoruma açık olmakla birlikte bunu anlatmaya çalışan ayetler de yoruma açık bi şekilde bırakılmıştır ve kader üstünde durulması gereken bi kavramdır ancak bize anlatılmaya çalışılan kader çok daha başka bi tanım diye düşünüyorum. şimdilik konuyu dağıtmadan ve çok da analiz ve çözümlemelere girmeden basitçe bunları söyleyebilirim.
 

haçepsut

Kayıtlı Üye
Katılım
21 Mar 2011
Mesajlar
12
Beğeni
3
Konum
istanbul
Bu konuda gerçeğe ulaşmak çok zor.Ancak Peygamberimizin bir hadisi var, çok dikkatimi çekmişti.Hatırladığım kadarıyla aktarayım.Diyor ki yanında bulunanlara," Sizden hiçbiriniz amelleriye(yaptıklarıyla, ibadetleriyle) cennete giremez."Sen de mi Ya Rasulallah? diye soruyorlar, "Evet bende ne varki Allahın rahmeti beni kuşatmıştır" diye yanıtlıyor. Hatta orada bulunanlar o halde ne yapsak boş, ibadet etmeyelim o zaman diyorlar. Peygamberimiz itiraz ediyor ve hiç bir şeyden vazgeçmeyin diyor.
Bu durum bende, insanın ölümden sonraki hayatının, önceden zaten belli olduğu gibi bir izlenim yarattı.Bilemiyorum yanlış mı yorumladım.
 

siyahlı

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Kas 2010
Mesajlar
172
Beğeni
19
Konum
ankara
İş
öğrenci
Bu konuda gerçeğe ulaşmak çok zor.Ancak Peygamberimizin bir hadisi var, çok dikkatimi çekmişti.Hatırladığım kadarıyla aktarayım.Diyor ki yanında bulunanlara," Sizden hiçbiriniz amelleriye(yaptıklarıyla, ibadetleriyle) cennete giremez."Sen de mi Ya Rasulallah? diye soruyorlar, "Evet bende ne varki Allahın rahmeti beni kuşatmıştır" diye yanıtlıyor. Hatta orada bulunanlar o halde ne yapsak boş, ibadet etmeyelim o zaman diyorlar. Peygamberimiz itiraz ediyor ve hiç bir şeyden vazgeçmeyin diyor.
Bu durum bende, insanın ölümden sonraki hayatının, önceden zaten belli olduğu gibi bir izlenim yarattı.Bilemiyorum yanlış mı yorumladım.
Açıkcası böyle bir ayetin varlığı beni şaşırttı. Yaptıklarımızla cennete gidemiyorsak soranların sorduğu sorudan başka akla bişey gelmiyor. Ayeti sorgulama olayına gidebilirim. Oda şöyle bir noktaya dayandırıyor olayı Allah'ın rahmeti bazı insanlar üzerinde bu açıdan eksiğiz ayrıca yaptıklarımız cennet için hiç bir zaman yeterli olmıycaksa yapılan şeyler anlamsız. Anlamlı olması için vazgeçmemek gerekiyorsa neden vazgeçmeyelim zaten sonuç açık. Yani öncelikle bu saydığım durumlar tartışılmalı.
 

dansoz

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Ara 2011
Mesajlar
13
Beğeni
2
Hasepçut'un referansı ayet değil hadis.

Ancak şöyle bir ayet var .
“Allah’ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur…” (Yunus Suresi, 100)

Benzeri ayetler de var.

Düşünebildiğim tek cevap Allah'ın çok affedici olması. Affetmekle ilgili birden fazla esma var. Günahları örten, tamamiyle unutturan, genel olarak affeden.(hangileri tam olarak hatırlamıyorum) Kuran'da da o kadar çok geçiyor ki.

Bu konu tasavvuf bölümünde olsa daha iyiymiş galiba.
 

CLOUD

Kayıtlı Üye
Katılım
14 Ocak 2017
Mesajlar
55
Beğeni
149
BENJAMİN LİBET DENEYİ ÇERÇEVESİNDE NÖROLOJİK VE NÖROTEOLOJİK AÇIDAN KESB (KASB) TEORİSİ NAZARİYESİ

Nöroteoloji, davranışı nöral (sinirsel) temelde inceleyip açıklamaya çalışan bilim dalıdır. Bu, özellikle dindarlığın nörolojik temelleri ve evrimsel hakkında bilgi sunar. Büyük tartışma konularından biri olan kesb nazariyesi , Nöroteolojik açıdan Benjamin Libet deneyiyle değerlendirilmektedir. Deney sonuçları yayınlandığında o güne kadar felsefe ve bilim dünyasında tartışılagelen insanın irade özgürlüğü meselesine yeni bir tartışma zemini hazırlamıştır. Kelam ilminde de Eş'ârî'nin kesb anlayışı (insanın irade özgürlüğü) ciddi tartışmalara neden olmuş. Bu bağlamda Eş'ârî'nin kesb anlayışı Benjamin Libet deneyi ile uygun olmayan noktalar göze çarpmaktadır. Bunun temel amaçlarından biri de fizik-metafizik bağlamında bilimsel verilerle bir teoloji kurmak ve tartışmaya açmaktır. Din ve bilim arasındaki ilişki, tarihsel süreçte olduğu gibi tartışılmaya devam etmektedir. Hıristiyan Avrupa'da yaşanan tartışmaların İslam dünyasını etkilediği bir durumdur.

Peki niyetimizden yaklaşık 330 ms öncesinde beyinde hareketlenmeyi ortaya çıkaran şey nedir? Bizim bilinçli bir şekilde “özgür” irademizle sergilediğimiz parmak oynatmak gibi bir hareketin öncesinde, beyinde ortaya çıkan dalgalanmayı ortaya çıkaran şey “ruh” mu, Tanrı mı, yoksa beynin bilinçdışı gizemlerinden biri midir? Ruh veya Tanrı gibi tinsel açıklamaları bir kenara koyup materyalist bir açıyla bakarsak beynimizin içinde bizi yönlendiren “başka bir kontrol mekanizması” mı var?
 

yare-i yarim

Moderator
Katılım
10 Ocak 2013
Mesajlar
2,229
Beğeni
787
İş
Sanatsal tablolar oluşturmak/Mutfak eşyaları dalında ticaret
Ben kararımı doğmadan önce verdım ısımlı kıtap aklıma geldı.Kıtabın ön sözunden bır bölum "
Doğmadan önce plânlamış olduğumuz bir hayatı yaşıyoruz.
· İyisiyle-kötüsüyle yaşadığımız her şey, bu plân doğrultusunda gerçekleşiyor.
· Bu plânın adı: “Hayat Kontratı”.
· Hayat Kontratı’nın hazırlanmasına biz de katılıyoruz ve onay veriyoruz.
· Dünyaya doğmamızın amacı, olgunlaşmak.
· Hayatın her bir ânı ve yaşadığımız bütün olaylar ağ gibi birbiriyle bağlı ve örülü.
· Dünyadaki hayatımızda yaşayacağımız bütün olayları ve vereceğimiz kararları önceden belirledik.
· Bu dünya hayatında ise, vermiş olduğumuz bu kararları neden vermiş olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. "
 

CLOUD

Kayıtlı Üye
Katılım
14 Ocak 2017
Mesajlar
55
Beğeni
149
Ben kararımı doğmadan önce verdım ısımlı kıtap aklıma geldı.Kıtabın ön sözunden bır bölum "
Doğmadan önce plânlamış olduğumuz bir hayatı yaşıyoruz.
· İyisiyle-kötüsüyle yaşadığımız her şey, bu plân doğrultusunda gerçekleşiyor.
· Bu plânın adı: “Hayat Kontratı”.
· Hayat Kontratı’nın hazırlanmasına biz de katılıyoruz ve onay veriyoruz.
· Dünyaya doğmamızın amacı, olgunlaşmak.
· Hayatın her bir ânı ve yaşadığımız bütün olaylar ağ gibi birbiriyle bağlı ve örülü.
· Dünyadaki hayatımızda yaşayacağımız bütün olayları ve vereceğimiz kararları önceden belirledik.
· Bu dünya hayatında ise, vermiş olduğumuz bu kararları neden vermiş olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. "

Reenkarnasyonun ve herbir enkarnenin temelinde yatanda ruhu saflaştırmak ya da varlıksal amacına ulaştırmaktır. Hatta reenkarnasyonu kabul etmeyen dinsel öğretilere baktığımızda özü, dua/ niyet/ zikir/ belirlenen dinsel kurallara uyum vb. ile yine nefsi terbiye edip bulunduğu plan içinde saflaştırıp mana alemi olarak nitelendirilen plan için ruhu varlıksal amacına götürmek.
Doğan her insanın seçim şansı vardır, kadercilikte de. Örneğin kişi erdemli doğmaz, bu kişinin seçimine bırakılmıştır. Varış noktasının belli olduğunu varsayarsak yinede o yola giderken, o yol üzerindeki yaşanacak deneyimleri etkileyebilecek ve dışarıya bağlı ve onlarında kendi yollarındaki dış etmenlere bağlı zilyon tane olasılık vardır ve zilyon tane varyasyon oluşturur, önemli olan da o yollardan tecrübe olarak ceplerimize ne koyduğumuz, hangi dersleri aldığımız.
 
Üst