Uç Kutsal Din Kitabinin Sumer-Akkad Yazin Kaynaklari 5

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,413
Tepkime puanı
2,400
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Sumer-Sami kutsal 'yaratilis' anlatimlarinda,'et' , 'kan','yiyecek','içecek', 'ates','su','tuz','meyve','kurban' gibi kavramlar merkezi konulari olustururlar.Bu durumda ilahiyatçi veya tanritanimaz bilim adamlarimizin, dinin kaynaklarina iliskin çalismalarda,«ruhani» alani çikis noktasi alma adetini gozden geçirmeleri yararli olmaz mi?



Eski Ahit’te Tanrinin, ilk andan itibaren,insanlara 'kan içmeyi' ,su ya da bu yiyecegi yemeyi yasaklamakla çok ilgili bulunmasi,kutsal dinlerde ‘yeme-içme’ konusunun neden onem tasidigina egilmeyi gerektirmez mi?



Sumer-Sami aktarimlarina dayanan uç kutsal din yazininda , 'yiyecek-içecek' konusu kutsal davranislarin,rituellerin,tanri yasaklarinin temel konusu olmaya devam etmistir.Ornegin Tanri,bir baska biçimde yaratmasi mumkun degilmis gibi,yaratilis sirasinda Adem'i uyutur;kaburgasindan bir parçayi çikarip alir, Havva'yi bu kan ve et parçasindan var eder.Adem de Havva'ya, «benim kanim , benim etim» diye ad verir.Tanrinin ‘ol’ diyerek bir anlik edim yerine,kan-et-kemikle iliskili bu operasyonel yaratilis anlatiminda eski toplumun insan kurbani,et,kan ile ilgisinin bulundugunu ileri surmek pek mi aykiridir?



Kutsal anlatima gore,Adem ile Havva yaratilip da cennete konulduklarinda,Tanri'nin yaptigi ilk is,onlara «meyve» yasagi bildirimini yuksek sesle ilan etmek olmustu. Bu anlatim tarzinda ,Tanri ile bire-bir konusan Adem-Havva, bahçede gizlenen Adem'in yerini 'neredesin?' diye sorarak ogrenen bir tanri gibi noktalar uzerinde dolasmak asil konuyu gormeyi engellememelidir.(1)



Sumer-Sami topluluklarin tarihsel gelisme zeminine oturtarak surdurdugumuz incelemeler,bize bu anlatim tarzlarinin,birey 'adi' olmayan Adem ve Havva tanimlari etrafindaki iki toplum birimin bir rituel halindeki ittifak orneklerine dayandigini gostermekteydi.Bu anlatimlarda yer alan, «çiplaklik», «gozlerin açilmasi», «yilan ile konusma»,o donemin rituel biçimleri ve o doneme ait kavram içerikleriyle ilgiliydiler.



'Insanin yaratilisina' iliskin anlatimlarda ilk anlardan itibaren karsimiza çikan bu yiyecek-içecek yasagini ilk 'yasak bilinci' veya ilk 'kural kavrami' gibi,konunun dogrudan ozunu ifade etmeyen genel degerlendirmeler çevresine oturtarak açiklayamayiz.Burada ,dogrudan dogruya,'yiyecek' ve 'içecek'in kendisine iliskin bir kural duzeni anlatimi bulunuyordu.



Adem ile Havva'nin,daha sonra birbirini oldurecek olan dusman 'kuçuk' ve 'buyuk' ogullari,yine anlatima gore, ortada daha henuz 4 kisilik bir 'aile' var iken,hemen mesleki bir arayisa yonelmislerdi.Bir ogul kendine

'çiftçi'ligi oteki ogul ise 'çobanligi' seçmisti.Bununla da kalmamislar,’meslek’lerinden elde ettikleri urunlerinin ilk agzini derhal Tanriya sunmaya baslamislardi.



Bu anlatim tarzlari ve kullandiklari kavramlarin gerisinde, ,eski toplumda , çoban ve çiftçi toplum birimler arasinda gerçeklesen ittifaki;bu ittifakin evlilik ile karsilikli urun degisimi,mubadelesini buluruz.Orada, eski mubadele, kural ve sonuçlari içinde ele alinmalidir.



Tufan olmus,butun dunya sel-sulara karismis,ortalikta 'canli' olarak,tanriya buyuk sadakat besleyen Nuh ile yakin çevresi ile,Nuh'un,aktarima gore,toparlayip « gemi »ye bindirdigi birer çift hayvan ile kus kalmisti.Gelgelelim, boyle bir « Tufan » sona erer ermez, Nuh'un yaptigi ilk is,Tufan'dan kurtulup canli kalsinlar diye gemiye soktugu hayvanlari bogazlayip tanriya kurban etmek olmustu! Eski toplum,elinde bulunup bulunmadigina bakmadan,karsit toplum birimine,kendi toplum aidi bireylere,kendi tanrisina,karsit tanrilara durmadan kurban,sunu sunar!Kaniyla yunar,topraga akitir,yakar,iç organlarini,yagini,budunu,iskembesini ozenle ayirir,farkli tanrilara farkli hayvan kurbanlari

sunar...Eski toplum,eski din,kurbansiz,sunusuz,zekatsiz yasayamaz!



Nuh'un,'soylari yasasin' diye gemiye aldigi hayvanlari,onlar daha uremeye bile firsat bulamamis olmalari gereken bir anda,'Gemi'nin kondugu 'dag'in basindaki sunakta bogazlamasi, kizginligina yol açmak surda dursun,Tanriyi memnun da etmistir ustelik.(2)



Tufanin ardindan,Tanri, Nuh ile 'anlasma'sini yapar! Bu 'anlasma' sirasinda Tanrinin tek bir kosulu vardi:Artik 'insan kani içilmemeli','insan eti yenilmemeli'ydi.



Tanrinin 'iman' uzerine Nuh’a ve evlatlarina ruhani açiklamalar yapmasini bos yere bekleriz!Anlatima gore butun 'dunya'da,'insan,hayvan ve surungenleri' yok edecek kadar gaddar tanri,zaten bir avuç kalmis Nuh ile 'ailesi'ne ,israrla,'insan kani içmeme' ve 'insan eti yememe’ sartlari dayatip durmaktadir.







Tanri ile bireyin 'kalbi' arasinda bulundugu varsayilan 'ruhani' inanç iliskisinde,kan ve etin,'kutsal kazan'in,'ibrik','kupa','buhurdanlik'in, 'ates(mum) yakma ve sondurme' gibi olgularin nasil bir yeri olabilir? Boylesine açik baglantilari ilahiyatçilarimiz duymak bile istemezler!



Oysa Tanrilar,yarattiklari ilk varliklarin yeme-içme isleri ve yasaklariyla bu denli ugrasmis,siddet kullanmis,dil dokmusler ise,butun bunlar nedensiz degildi.



Hiç kuskusuz,eski kayitlarda,«içmek » ve « yemek » kavramlarini,bireyin gundelik dogal edim konusu olarak degil,kutsal uygulama ve inanç parçasi olarak buluyoruz. Sumer-Akkad toplumlarindan Hititlere degin,yazili belge,çizim ve kazit bulgularinda , «içmek» ve « yemek » kavramlari,araçlari ve bunlarin kullanim tarzlari dinsel, kutsal bir edim haliyle bulunmaktadir.Sumer-Sami kutsal kurallarina dayaniyor olmasi gereken Musa yasalarinda,sunaga yaklasmak,sunuyu sunmak,atesi yakmak,sunudan yemek,kutsal kazana dokunmak,bunlarla ilgilenmek tamamen farkli duzeyde kutsal sahislarin odevleri olarak duzenlenmisti.



‘Yemek’ ve ‘içme’nin kutsal karakterini ve anlamini,hiristiyanligin kutsal sofra gelenegini ifade eden son aksam ziyafetinde butun safligiyla goruruz.Isa, « goge uçmadan » onceki aksam havarilerine verdigi ziyafette,onlara sarap dagitmis,

«için, bu benim kanimdir » demisti.

Ekmek vermis

«yiyin, bu benim etimdir » demisti.

Bu kutsal toren, kendinden,3500-4000 yil onceki Sumer-Sami atalarinin yamyamlik doneminden,kan içicilik ve insan eti yiyicilikten vazgeçme surecinde olusturduklari kultur duzeyine ait sembolizmi yinelemekten baska bir degildir aslinda. eski toplum geçen sure zarfinda,yamyamligi,’ekmek’e,kan içicilik uygulamasi ‘içki’ içme gelenegine donusturmus durumdaydi.(3)



Sumer-Akkad yazin kaynaklari ilk kutsiyet kavramlari ile yiyecek-içecek ve cinsel iliski duzeni arasindaki baglari yeterince gosteriyor.Bir uygarlik kategorisi olarak sekillenen ilk kutsiyet kavramlarinin,insanin en dogal guduleri olan yiyecek-içecek ve cinsel iliski alanlarinda,eski barbar kurallari asma sirasinda olusturulan bir sembolizm olarak sekillenmesi anlasilabilir.Bu sembolizm,uygarligin safagi doneminde,artik nerede ise,gerçeklesmis durumda olmalidir ki,erken Sumer-Sami topluluklarinin anlatimi sirasinda karsilastigimiz, «Yer’den Gok’un,Gok’ten Yer’in» birbirinden ayristirilmasi islemi bir rituel konusu olarak ele aliyor;«yer ile gok » yani Sumer ve Sami topluluklar arasindaki iliski duzeni,ittifak,tapinaklarda «kutsal ekmek yenmesi» ile saglaniyordu.



Eski tanrilarin kutsal sofralari,bir anlasma,ittifak ifadesiydi.Iki toplum birim arasindaki anlasmanin araci olan «yasam suyu» ve «yasam ekmegi» kavramlarini erken Sumer-Sami topluluk kayitlarindan itibaren taniyoruz.



Orada bir topluluk için «yasam yiyecegi ve içecegi» olan olgular, ittifakin oteki tamamlayicisi bakimindan «olum yiyecegi ve olum içecegi» olarak degerlendiriliyordu.Bu durumda,’yasam yiyecegi’,ayni zamanda ‘olum yiyecegi’;yasam içecegi,ayni zamanda olum icecegi idi. Eski toplumda,iyi ve kotu,helal ve haram,yasam ve olum,iki toplum birim arasinda zit ozellik tasir.

Bu yandaki 'yasam yiyecegi, içecegi' karsi yanda 'olum yiyecegi,içecegi' halini aliyor ise,oyle anlasiliyor ki,taraflar kendilerine ait insan kurbanlara dokunmuyor,bunu karsi tarafa sunuyorlardi.Igugu’lerin,kendilerinden birisi kurban edildiginde kurbana ‘tukurmeleri’ (4),bu durumu anlatiyor olmalidir.



Biri 'su' ,oteki 'ates' ile ilgili olan Ea-Enki ve Anu arasindaki iliskide ‘yasam –olum içecek-yiyecek’ iliskisini tam olarak goruyoruz.Bu anlatimda,Eridu'nun Enki-EA toplulugu için « olum yiyecek ve içecegi », Anu/Enlil toplulugu için «yasam yiyecek ve içecegi » olarak kavraniliyordu.Adapa anlatimina iliskin Tel Harmal'da ele geçen bir versiyonda bu açikca ifade edilmektedir:



«Eridu'nun evladi»,«EA'nin oglu» olarak da tanimlanan Adapa ,«insan soyundan»di.Enki-Ea tarafindan varedilmis,yani eski kavramlarla, onun 'adi' EA tarafindan verilmisti.Eridu'daki odevi,ekmekçi, firinci, kazanci, yemek pisiricilikti.Kisaca mutfak sorumlulugu diyebilecegimiz bu kutsal goreve iliskin kalintilari, Eski Ahit'in Musa donemi ve Ehl-i Beyt orgutlenmesinde buluyoruz.(5) 'yiyecek'le ilgili bu kutsal gorev,'kutsal kazan'la da çok yakin baglara sahip olmalidir.Rituellerde kazan basinda bulunma odevi,erken Sumer anlatimlarinda,sonradan bize 'cadi' ve 'cadi kazani' olarak ulasacak olan bir Tanriça odevi idi.Kadin ve erkek sofra ayirimi olarak da taniyacagimiz ayrisma içinde bu odev,giderek,erkeklere dogru evrilmis gorunuyor.



Adapa,bir gun «balik avi»nda iken,'kayigi' «guney ruzgari» tarafindan devrilir.Boylece Adapa,o sirada «bir ayna gibi olan» «deniz»e dalar.Bunun uzerine Adapa, «Guney ruzgarinin kanatlarini» kirar.Bu arada Anu(Samas) farketmistir ki,bir haftadir(='7 gun') «guney ruzgari» esmiyor.Bunun sorumlusunun Adapa oldugu ortaya çikar.Ates,Gunes,Gok tanrisi Anu onu bulundugu yere çagirir.Adapa Anu'nun yanina gitmeden once babasi tanri Ea-Enki ona ,Anu'ya oldugu kadar Dumuzi ve Giszida'nin tutumlarina da dikkat etmesi gerektigini anlatip;

‘ölüm ekmeği ikram ederlerse yeme,

ölüm suyu ikram ederlerse içme!’

diye uyarir.



Adapa,«Gok'un esigine»,Anu'nun kapisina gelip Dumuzi ile Giszidum'la karsilastiginda,bu iki tanri veya tanrisal varligi tanimistir.Dumuzi ve Giszidum,ona,neden yas giysileri giymis olduklarini sorarlar.Adapa onlara

«Ulke'nin,(yeryuzunun?,topragin,Eridu'nu n?) iki tanrisini kaybettik,

Bunun için yas elbiseleri giydim» der.



Isimlerini anmasi,bu iki tanriyi (veya tanrisal varligi) mutlu kilmistir.Dumuzi ve Kiszidum,Adapa’ya bir «giyecek» ve «(zeytin?) yag(i)» verirler. Yagla yaglanir, giyecegi de giyer,



Sag ve sol'daki melekler,ikizler,Anu tapinaginin girisinin iki yaninda bulunan iki aslan sembolu olarak da taniyacagimiz Dumuzi(= Tammuz,Adonis,Adam) ve Kiszidum(=Ningiszida)( 6 aylik devrelerde bir olunce oteki dirilen yaz-kis,ikiz..lerdir de) Adapa'yi alip Anu'nun huzuruna çikarirlar.



Anu,Adapa'ya,

« guney ruzgarinin kanatlarini niye kirdin? »

diye sorar.Adapa basindan geçenleri oldugu gibi anlatir.



Anu,EA'nin korudugu Adapa'nin bu içtenligi karsisinda,onu yuceltmek ister.Ona « yasam yiyecegi » ile « yasam içecegi » sunar.Fakat Adapa,Ea'nin uyarilarina bagli kalarak bunlari yemeyi ve içmeyi reddeder.Cunku,Ea,Anu'nun 'yasam yiyecegi' dedigine 'olum yiyecegi'; 'yasam içecegi' dedigine de 'olum içecegi' demisti ve Adapa’nin bunlari içmesi ve yemesini yasaklamisti. Bu durumda Adapa sadece yaglanmis olmayi ve yeni giyecekleri sirtina geçirmeyi yeterli bulur.Fakat Adapa boylece,olumsuzler arasina ulasma sansini da yitirmistir artik.(E.Dhorme.Les Religion de Babylonie et d'assyrie. Pages 16,46,309-310 etc) (6)





« Yasam yiyecegi » ve « yasam içecegi » kavramlarina Inanna'nin « yer altina inme » rituel anlatiminda da buluyoruz.



Inanna « gokyuzunu » birakip, « yeryuzunu » birakip « yeraltina » inmeyi aklina koyunca,temsilcisi,sozcusu Ninsubur'u yanina çagirip soyle demisti:



« Kutsal Inanna Ninsubur'a dedi ki

-Ey benim devamli dayanagim

Bilgece fikir verenim

Tapinagimin yoneticisi Saggal

Yanimda savasanim

Iniyorum Kur'a,cehenneme

Donemezsem eger

indigim Kur'dan(cehennemden) geriye



Uygun sozlu vezirim

Dogru sozlu savascim

Agita basla benim için yikintida(?harabede)

Davul çal benim için meydanda

Tapinaklarin etrafinda don-dolas benim için

Indir gozlerini

Dudaklarini kapat

dov dizlerini benim için

Kotu elbiseler giy benim için
(? Yirt elbiselerini benim için)



[(Inanna,bundan sonra Ninsubur'a, sirasiyla Enlil'in Ekur'una (E-kur=Ulke Evi=Tapinak); Ur'da Ekisnugal'a,baba Nanna tanrinin evine giderek kendisini kurtarmalari için yardim dilenmesini soylemektedir.Eger onlar yardim etmezlerse,Eridu'ya Enki-Ea'ya basvurmalidir.)]



«Eridu'da Enki tapinagina girince

Agla, yalvar Enki onunde,

Deki ,

«Ey Enki baba

Kizini yeraltinda birakma»


Bilgeligin tanrisi Enki

Tanir o 'yasam yiyecegi'ni

'Yasam içecegi'ni tanir

Bilir yasamin sirrini o


[(Inanna,butun kutsal kurallar , kutsal giysi ve takilariyla indigi cehennemde,7 kapinin her birisinin onunde bazi kurallar ve kutsal giysileri çikarilir,en sonunda çirilçiplak kalir.Inanna’nin indigi ‘yeralti’,islamin ust uste 7 kapili cehennem taniminin Sumer-Sami erken biçimidir)]



«Oturdu tahtina Tanriça Ereskigal
Hukum verdi hakkinda

7 yargiç Annunaki

Baktilar ona olum gozleriyle

Suçlayip bagirdilar ona

Kadin(Inanna) dondu cesede

Cesedi asildi bir çiviye»



[(Sozcu Ninsubur,3 gun 3 gece geçipte Inanna gelmeyince,Tanriça'nin direktifi dogrultusunda basladi,Baba Enlil'i,Baba Nanna'yi dolasmaya.

Onlardan gerekli yardimi alamayinca bu kez baba Enki'nin tapinagina geldi.)]



«Girdi Eridu'da Enki'nin tapinagina

Aglayip yalvardi Enki onunde

-Ey Enki baba

birakma kizini yeraltinda

parlak(?altin,gumus?) madenini tozlara bulatma

Lapis lazuli (mavi) taslarini kirdirtma

Simsir agacini(?asa'sini) kestirtme!»



[(Enki,Ninsubur'un bu haberine uzulur.)]



«Enki baba dedi ki

Ninsubur'a

-Ne oldu kizima?

Uzuldum..

Inanna'ya ne oldu?

Uzuldum..

Gogun kutsal fahisesine ne oldu?

Uzuldum..»



[(Enki baba kizi Inanna'ya yardim etmeyi istemektedir)]



«(Enki baba)

kir çikardi tirnaklarindan

Yapti Kurgarra'yi

Kirmizi tirnaklarindan çikartti kiri

Yapti Galaturra'yi

«Yasam yiyecegi»ni verdi Kurgarra'ya

Galaturra'ya «yasam içecegi»ni verdi

Enki baba dedi ki,

Galaturra ve Kurgarra'ya

(....)

(Yer alti tanrilari) size nehir suyu verecekler

almayin

Tarlanin tahilini verecekler

almayin

Isteyin (Ereskigal)den

Civiye asili (cesedi) Inanna'yi

Dokun uzerine «yasam yiyecegi»ni

Serpin uzerine «yasam suyu»nu

Canlanir boylece Inanna»



[(Gallaturru ve Kurgarru,Enki'nin emirleri dogrultusunda hareket ederler ve çiviye asili cesedin uzerine «yasam ekmegi»ni ve «yasam suyunu» dokerek Inanna'yi canlandirirlar.(7)



safakacmaz@yahoo.com

<!--[if !vml]--><!--[endif]-->*19. Yüzyılda BEKTAŞÎLİK .Dr. A. Yılmaz Soyyer. AKADEMİ KİTABEVİ, İZMİR • 2005



<!--[if !vml]--><!--[endif]-->1)Kutsal anlatim kavramlarinin,bir çok halde,gunumuzdeki içerikle ele alinamayacagini açiklamistim.Bu bakimdan farkli olgulari anlatan kavramlari,Eski Ahit veya Kuran'da yer alan degisik içerikle kullaninca ortaya çikan 'çelisme','mantiksizlik' gibi noktalar etrafinda dolasan bir sorgulama metodu beni hiç ilgilendirmiyor.Bunu yapan hayli insan var.

Kutsal anlatim kavramlari, eski tarihsel donemin rituel biçim ve kavramlarina bagli ele alinmadan ve bi çok halde baska içerik degerlerine sahip olduklari anlasilmadan,cennet'te Adem'in tanridan «saklanabilmesi»,Adem ile Havva'nin «gozleri henus açilmamisken» bahçede nasil geziniyor, « yasak meyveyi » nasil buluyor,Yilan'la nasil konusabiliyor,yasak meyveyi yer iseler tanri gibi olacaklarini nasil bildikleri gibi açiklama gerektiren noktalar açiklanamaz.
--------------------
varsa , buna karsilik,arkeolog,din ve dilbilimcilerimizin de,insanbilim kurallarina bagli kaldiklarinda kazanacaklari çok sey vardir.



Diyelim ki,bir mezarligin, yerlesim alaninin surlari içinde mi,yoksa bu surlarin disinda mi kurulu oldugu konusunu, mimari nedenlere,yerlesim alani kosullarina baglayarak açiklayan bir arkeologun yorumlarina pek guven duymaz isek,haksiz sayilamayiz.



Bunun gibi,Sumer,Sami,Hurri,Hitit,Assur kayitlarinda yer alan kavramlarin tercume ve yorumlarinda,eski toplumun isleyis yapisi,dini iliskileri hesaba katilmaz ise, dogru sonuçlara ulasmak pek mumkun olmaz.



Bu konuda onumuzde uygun bir ornek bulunuyor.Bu ornek ,Sumer kayitlarinda «yasam ekmegi»,«yasam içecegi» olarak rastladigimiz dini kavramlarla iliskilidir.



Isa,goge çekilme hazirligi yaptigi sirada,12 havarisini toplamis, onlara « kendi eti yerine » « kutsanmis ekmegi »,«kendi kani yerine » ise « kutsanmis sarabi » dagittigi bir sofra ayini yapmisti.



Hiristiyanlikta «kutsal sofra » ve «vaftiz » gibi en onemli iki kurumun dayandigi gelenegi biliyoruz artik.Incelemelerimiz içerisinde, su-ates vaftizlerinin ve « kutsal ekmek », « kutsal içki » kavramlarinin kokenlerinin Sumer-Sami donemlerine degin uzaniyor oldugunu gormeye baslamis durumdayiz.



Sumer-Sami donemi ile hiristiyanlik arasindaki zincirde,Hitit'lerde karsilastigimiz « ekmek yiyin,su için » kalip sozcukleri,ara boslugu kapatan bir olgu olarak ortaya çikiyor.Ilk hiristiyanligin Hitit ve Assur etki alanindaki topraklarda sekillenmis olmasi, bu alanlara yonelmeyi gerektiriyordu zaten.



Hitit dilinin çozumunu borçlu oldugumuz bay B.Hrozny,çabasina baslangiç noktasi olarak, içerigini henuz bilmeden,«Ninda-an ezzateni watarra ekutteni» cumlesini almisti. Bu anahtar cumleyi,çalismasi içinde,

«ekmegi yiyeceksiniz,suyu içeceksiniz»

biçiminde tercume etmisti.Hitit dili bu iki temel kavramin kesfi uzerinden ilerleyerek çozumlenebilmistir.





Gorunuse bakilirsa ,garip bir cumledir bu. Ekmek elbette yenilir,su elbette içilirdi.Fakat,isin daha garip yonu,bu kalipsal cumlenin Hitit yazininda tekrarlaniyor olmasiydi.Bununla birlikte,eski toplumun yapisi ve dini isleyisinin temellerinin yeterince bilincinde olmayan uzmanlarimiz,bu kalipsal cumlenin yazitlarda neden yineleniyor oldugunu kendilerine sorma geregi hissetmise pek benzemezler.En azindan ben,okuduklarim arasinda,bu cumlenin yinelenisine dikkat çeken,bunun anlamini bulmaya çalisan bir yaziya rastlamadim.



Hitit dilbilimcileri ve genel olarak hititologlarimiz bu kalip cumlenin dogal bir yeme içme eylemi ozelligine sahip oldugunu dusunmeye devam etmise benziyorlar.Degerli çabalari daima anilacak olan bay Akurgal’in da bu dar kavrayis alanin disina çikamamis oldugunu goruyoruz.Bay Akurgal’in Hattusili'nin unlu vasiyet çeviri metnine baktigimizda,bu kalipsal cumlenin,orada da dogal ‘yeme,içme’ biçimli bir edim gibi kavranilmis oldugunu,bu yaklasim tarzinin tercume ifadelerine de yansitildigi gorulmektedir.



MO. 1660-1630 lara tarihlenen Hitit Tabarnasi,buyuk kiral Hattusili’nin unlu vasiyetinde en az bes kez yinelenenen «ekmek yiyin,su için» kalipsal cumlesi,gerçekte bir rituel direktifi idi.





Tanrilara,dine,genel olarak toresel kurallara bagli kalma çagrisini ifade eden tipik bir dini cumle olmaliydi. «Ekmek yiyin,su için» veya «ekmek yiyip,su içelim » demek,Islamdaki biçimiyle «tanrinin ipine sarilmak»,dine,tanrisal yasalara bagli kalin-kalalim’ anlami tasiyor olmaliydi.



Cumlenin bu ozelligi,aslinda hem yazitlarda açikti,hem de Hitit dini inançlarinin bin, binbesyuz yil kadar sonraki biçimi olan Isaci hiristiyanligin «kutsal ekmek ve kutsal sarap»tan olusal kutsal tanrisal sofrasinda devam eden bir gelenegi anlatiyordu.



Bay Akurgal'in tercumesine gore,Hattusili vasiyetnamesinin bazi ilgili bolumleri soyledir:



« Boylece (sen Mursili,ben) babanin sozlerini tut,

babanin sozlerini tuttugun surece

ekmek yiyip su içeceksin.

Olgun adam oldugun zaman ise

gunde iki uç kez ye,kendine iyi bak.

....

Sizler(soylular toplulugu) benim en yuksek gorevlilerimsiniz!

Ve benim,sizler de kiralin sozlerini tutunuz.

Siz yalniz ekmek yiyip su içeceksiniz.

Boylece Hattusa ayakta kalacak

Ulkemde de huzur ve baris içinde olacak.

....

Sizler,benim, Büyük Kral Labarna 'nin, sozlerini tutunuz.

Tuttugunuz sürece Hattusa kenti ayakta kalacak ve siz ülkenizi

basariya ulastzracaksiniz.

Yalniz ekmek yiyip su içeceksiniz.

Sozlerimi tutmazsaniz, ülkeniz yabancilarin eline geçer.

Ancak sizler tanrilara da saygidan geri kalmayiniz:

Onlarin ekmek payi onlarin sarap payi;

onlarin çorbalari(?) onlarin yemekleri sofraya konmalidir;

ve sen Mursili bunu ne savsaklamalisin ne de unutmalisin.

Ama savsaklarsan felaket yine gelir,eskisi gibi.

Boyle olsun (amen). " *



Vasiyette goruldugu gibi,'ekmek yemek' ve «su içmek',dini bir ozellik ifadesi olarak,tanrilara tapinma ve ulkenin huzur konusu ile bag içinde ifade edilmektedir.Eger,tablet ifadeleri,bu temel vargidan yola çikilarak yeniden yorumlanirsa,oyle saniyorum ki,vasiyetin anlami daha belirgin ozellikler tasiyabilecektir.(1)



Isaciligin « kutsanmis ekmek ve sarap » ritueli Hitit Hurri,Assur topraklarinda suren ,asil olarak Semitik ates-gunes-gok kult alanlarinda ortaya çikmis « kutsal ekmek-içki » den gelen bir uygulamaya dayaniyordu.(2)

Arastiricilarimiz,tarihsel verileri insanbilim kurallarini daha derinlemesine kullanarak degerlendirebilmis olsalardi, Hattusili vasiyetinde sozu edilen ‘ekmek yiyin,su için’ kavraminin « karninizi doyurun », « kendinize bakin » anlamina gelemeyecegini belki gorebilecekler ve bu tur bulgular,dini olgularin kavranmasinda
bizleri daha ileri bir noktaya tasimis olabilecekti.
--------------------
uzmanlarimizin,nedense,Hitit kayitlarina,Hattusili’nin sozlerine inanmama gibi bir saplantilari vardir.Mesela Hattusili,’benim oglum’ diye birisini gosterirse ;uzmanlarimiz agiz birligi etmiscesine, ’olsa olsa yegeni’,'kizkardesinin oglu' diye deger biçerler.

Mesela Hattusili,kizinin dogurdugu erkek çocuk Mursili'yi

« Bakin buraya,Mursili simdi benim oglum » diye tanitirsa ;uzmanlarimiz ona,’olsa olsa torunu’ diye deger biçerler.



Uzmanlarimiz ,burada belki,karisini « kizkardesi » akrabalik kavramiyla da niteleyen bir Hattusili bulabilecegimizi;eski donem toplumlarinin bir baska tur akrabalik iliski ve kavramlarina sahip olabileceklerini dusunmezler.



Eger bir Hitit kirali ile kiraliçesi birbirine ‘kiz kardesim’,’erkek kardesim’ de demis ise,kutuk kayitlarina girerek bunlarin ‘olsa olsa uvey kardes kari-koca’ olabilecegini açiklamak için adeta çirpinirlar !



Benzer tarihsel çagdaki Abraham’in karisina ‘kizkardesim’ demis olmasinin,eski Yunan,eski Sumer-Sami tanri ve tanriçalarinin,Dumuzi ile Inanna’nin,daima birbirlerinin « kiz ve erkek kardes kari-kocalari » olmalarinin Hititlerdeki bu akrabalik duzeni ve kavramlariyla bir ilgisi bulunup bulunmadigina dikkat bile etmezler.Boylece,garip biçimde genellikle ‘yegen’lerin vb. kiral oldugu bir Hitit tarih anlatimina

ulasmis oluruz.




Toplum bilimcinin gorevi,oturdugu yerde Hitit kayitlarini,Hattusili’nin sozlerini bozmak degil,kayitlarda yer alan kavramlarin içerigini tanimaya çalismak olmalidir.



2)




Gökten inmiş olan diri ekmek Ben`im. Bu ekmekten yiyen sonsuza dek yaşayacak. Dünyanın yaşamı uğruna vereceğim ekmek de benim bedenimdir.”(Yuhanna 6:51)





Tanrı`ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih`in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih`in bedenine paydaş olmuyor muyuz?(1. Korintliler 10:16)





Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. “Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın” dedi. (Markos 14:22,Matta 26:26,Luka 22:19)
 
Üst