Söylediğimiz kelimelerle kendimize çektiklerimiz?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Ori
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Ori

🌙
Moderator
Söylenerek kendimize çektiğimiz konular veya olaylar negatif ise daha mı hızlı gerçekleşir? Yoksa olumlu ve olumsuz eşit olarak mı başımıza gelir?
 
Söylenerek kendimize çektiğimiz konular veya olaylar negatif ise daha mı hızlı gerçekleşir? Yoksa olumlu ve olumsuz eşit olarak mı başımıza gelir?
Kuvvetine göre. Bazen korkumuz sevgimizden daha büyük olabiliyor. O zaman neden negatif an geldi de, iyi düşündüğüm geride kaldı diye merak ediyoruz... Daha hızlı olan yarışta öne geçiyor. Biz de istatistik algımıza göre gerçekleşenleri tekrar tekrar onaylayarak kuvvetlendiriyoruz
 
Söylemeye bırakın düşündüğümüzü bile çekiyoruz.
Düşünmeden önce iyi düşün, ne düşünmen gerektiğini.
Aslında hayat, onun hakkında ne düşündüğümüzde ibaret. Varlık ve sevgi içinde yaşayan, fakat negatif düşünmeye eğilimli insan yine mutsuz olur. Ve eğer ya da geç olumsuzlukları kendisine ve de ailesine bile çekebilir.

Yapmak gereken şey çok basit. En küçük şeylere sevinmeyi öğrenmek ve şükretmek.

Bir de hayatımızda hep pozitif olayların olmayacağı kabullenmek.
 
Söylemeye bırakın düşündüğümüzü bile çekiyoruz.

Negatif düşünmeye başlamadan öncesinde bile negatifi çekiyoruz.
Pozitif olan için mücadele etmeye ara verdiğimiz anda, beyin rölantiye düştüğü anda, işleri biraz boşladığımız anda negatif enerjileri hemen hissetmeye başlıyoruz. O hisler düşüncelere dönüştüğü anda da mecburen kulak veriyoruz. Çünkü koruma içgüdüsü devreye girdiği anda bir güvenlik meselesi haline geliyor ve iyice emin olmak istiyoruz. Bunun takibinde de evladıma araba mı çarptı diye ikide bir telefonla arayıp rahatsız ediyoruz..

İşler kötü düşüncelerin bir anda gelmesi ise bozulmuyor aslında, bütünün hayrına kolektife katkıda bulunmayı boşlayınca bozulmaya başlıyor işler.

Vesvese iş işten geçtikten sonra geliyor.
 
Şöyle bir çıkarımda bulunmak yerinde olur sanırım, primitif dürtülerimiz olumlu durumlarda dahi bir olumsuzluktan korunma ve tehdit algısını aktif tutma üzerine evrilmiştir. Yani negatif olmasa dahi korunma güdüsü çok baskın olduğu için zihin durum değerlendirmesi yaparken seçici davranıyor diğer yandan korkuyu, kaygıyı besleyen hormonlar huzuru besleyenlere nispeten çok daha baskın. Daha farklı bir yanına bakarsak işin metafizik bir aleme dahil yanlarımız vesveseyle mücadele etmekle meşgul, sürekli kaygıyı tetikleyen ve bundan beslenen varlıkların tacizleriyle mücadele içerisindeyiz. Kaygı tetiklendikçe obsesif bir şekilde negatif düşünceye çekiliyoruz ve kendimize çekiyoruz. Her halükarda ben karmik denge mevzusunun enkarne de olsak tek ömürle de sınansak bir denge beklentisiyle eğilimleri yönettiğini düşünüyorum. Tek bir nüve çok çeşitli bağlamlarda negatif ya da pozitif değerlendirilebilir. Yaratılmış olanın evrensel bir bilinç ağı oluşturduğunu ve bu ağın nevrotik, gerilimden beslenen bir yapısı olduğunu düşünüyorum, var olan her şey tetikte buna rağmen huzur arzumuz kümülatif bir kutup oluşturuyor ve nötr bir konuma yerleştirmeye çalışıyor bizi.
 
Geri
Üst