Sorularla kafa dağıtalım.. :)

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Ori
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Her dönemin(40 senelik period varsayalım) belli bir kanısı var.Dünya da genel olarak yapılan son eylemler ölçüt oluyor.Kötülük bile olsa dünya çapında yaygınsa kabul ediliyor.
Irak ta bir video çekilmiş.Bu video da kız yaşadığı zulmü anlatmış.Sonradan video nun kurgu olduğu ortaya çıkmış.Sanıyorum amerikan elçisinin kızıymış.Buna benzer videolar paylaşımlar yapıldı.Dümdüz yalan söylüyorsunuz diyince herkes yapıyor cevabı alınıyor.
Çünkü normalleştiriliyor. Coşkuyu doğru hertz aralığında verirsen herkes potansiyel Hezarfen Çelebi olur.
 
Madem böyle bir başlık var bir soruda ben sorayım ;
Tanrı yada her neye inanıyorsanız...
Yaratıcı, Aynı şartlarda ve aynı kaderi yaşayacak şekilde Sizi yaratmadan önce,
Size sormuş olsaydı;
Yani bu şekilde dünyaya gelmek istiyor musun ve bir bedene bürünüp aynı şartlarda bu hayatı yaşamak istiyor musun ?
Herşeye rağmen iyisiyle kötüsüyle...
Ya da hiç var olmayacaksınız.
Hangisini seçerdiniz ?
Ben yüksek ihtimal hiç var olmamayı 😁
 
Başka zamana ait olma ve buraya ait olmama hissiyatının aslında geninizde bulunan güçlü bir iz olduğunu düşünüyor musunuz?
Hayır. Bence saçma bir fikir. Eski çağların özlemini duymak... bilemedim ya anlatamadım bir türlü. Ruhsal? Pek karşılamıyor gibi. Ama aynı zamanda analitik/rasyonel sebepler de var. Bence genlerle bir alakası yok.
 
Madem böyle bir başlık var bir soruda ben sorayım ;
Tanrı yada her neye inanıyorsanız...
Yaratıcı, Aynı şartlarda ve aynı kaderi yaşayacak şekilde Sizi yaratmadan önce,
Size sormuş olsaydı;
Yani bu şekilde dünyaya gelmek istiyor musun ve bir bedene bürünüp aynı şartlarda bu hayatı yaşamak istiyor musun ?
Herşeye rağmen iyisiyle kötüsüyle...
Ya da hiç var olmayacaksınız.
Hangisini seçerdiniz ?
Ben yüksek ihtimal hiç var olmamayı 😁
Ben reenkarnasyona inanıyorum. Tek bir hayatım kötü diye (ya da bir çok hayatım kötü diye), hem o hayatımın içindeki ve diğer hayatımdaki güzelliklerden ve zevklerden vazgeçecek değilim. Ayrıca hiç var olmasaydım sıkıcı olurdu :)
 
Madem böyle bir başlık var bir soruda ben sorayım ;
Tanrı yada her neye inanıyorsanız...
Yaratıcı, Aynı şartlarda ve aynı kaderi yaşayacak şekilde Sizi yaratmadan önce,
Size sormuş olsaydı;
Yani bu şekilde dünyaya gelmek istiyor musun ve bir bedene bürünüp aynı şartlarda bu hayatı yaşamak istiyor musun ?
Herşeye rağmen iyisiyle kötüsüyle...
Ya da hiç var olmayacaksınız.
Hangisini seçerdiniz ?
Ben yüksek ihtimal hiç var olmamayı 😁
Ben de, kesinlikle, son kararım :ROFLMAO:
 
Madem böyle bir başlık var bir soruda ben sorayım ;
Tanrı yada her neye inanıyorsanız...
Yaratıcı, Aynı şartlarda ve aynı kaderi yaşayacak şekilde Sizi yaratmadan önce,
Size sormuş olsaydı;
Yani bu şekilde dünyaya gelmek istiyor musun ve bir bedene bürünüp aynı şartlarda bu hayatı yaşamak istiyor musun ?
Herşeye rağmen iyisiyle kötüsüyle...
Ya da hiç var olmayacaksınız.
Hangisini seçerdiniz ?
Ben yüksek ihtimal hiç var olmamayı 😁
Belki öldükten sonra da iyi ki var olmuşum diyeceksiniz. Daha erken bir yargıya varmayın 😄
 
Sizce neden bedenli yaratıldık? Bana bir tür kısıtlama gibi geliyor sanki ruhu hapsediyor.
Ölüm ötesi deneyimlerde ruhun sıkışmışlık duygusundan kurtulduğu yuvaya dönmek tabiri var enkarne uyumlanma buraya olduk ama dünyayı sevmeyince sizin gibi kısıtlanmış hissediyoruz dünya öğrenip deneyimleneceğimiz bir yer hersey geçici sevmeye çalışalım.
 
Başka zamana ait olma ve buraya ait olmama hissiyatının aslında geninizde bulunan güçlü bir iz olduğunu düşünüyor musunuz?
Akış bilgisi alanlar genelde bu kanıda. Galaktik uzantıların Dna ile aktif edildiğini ve ait olamama halinin misyonla alakası olduğunu düşünüyorlar. Doğru olabilir mi ? Benim açımdan her şey mümkün. Sonuçta insan da mümkün dünyaların bir uzantısı. Zaten bu bilgiye imkansız gözüyle bakarsak Walk-in ruhları da reddetmiş oluruz. Yani konuşabildiğimiz her şey şahsımca olasıdır, mümkündür.
 
Sizce hayalgücümüz neden var?
dünya ve düzeninin çok sınırlı olması sebebiyle.. dünya büyük bir hapishane.. ve aslında dünya düzeni de ancak hayal gücüyle erişebileceğimiz gerçekliklere mani olmak için bu gücü köreltmek üzerine kurulu.. sistemler.. sağlık sistemi, eğitim sistemi, adalet sistemi.. şifa biziz, ilim bilincimiz, hakkaniyet kalbimiz.. insan kutsal bir varlık.. buna yakışır yaşayan herkesin bir gün muvaffak olacağına inanıyorum..
 
Sizce neden bedenli yaratıldık? Bana bir tür kısıtlama gibi geliyor sanki ruhu hapsediyor.
bence bedenli yaratılmadık.. dünyaya geldikten sonra bedene hapsedildik.. ruhumuz bedenimizin gözcüsü olabilir.. bu kadar korkunç bir dünyada kendimizi ne kadar muhafaza edebildik, bilincimizi ne kadar iyi kullanabildik..

soru: büyü; dinlerden bağımsız olarak; sizce doğaya, yaradana, insana yakışır bir konu mu?
 
Akış bilgisi alanlar genelde bu kanıda. Galaktik uzantıların Dna ile aktif edildiğini ve ait olamama halinin misyonla alakası olduğunu düşünüyorlar. Doğru olabilir mi ? Benim açımdan her şey mümkün. Sonuçta insan da mümkün dünyaların bir uzantısı. Zaten bu bilgiye imkansız gözüyle bakarsak Walk-in ruhları da reddetmiş oluruz. Yani konuşabildiğimiz her şey şahsımca olasıdır, mümkündür.
Everett'in çoklu Dünyalar yorumu'nda her kuantum kararı yeni bir evren yaratır. Fakat kuantum'da gözlemci etkisi doğrudan devreye girdiğinde yeni evren bir anda hiç olmamış gibi yok olur. Bu da bizi simülasyon teorisine davet ediyor. Bir üst evredeki bilgisayar programıyız ve DNA'larımız da bir anten gibi çalışarak evrenin kaynak kodlarının bir kısmının kendi gözlemci etkimizde çalıştığı izlenimi verir. Bu walk-in ruhları ile de uyumludur çünkü avatar değişimi, hesap transferi ya da mod yükleme gibi işlevlere benzer. Ait olamama da yüklendiğimiz avatarın uyumsuzluk hatası (glitch) olabilir. DNA kodları ile birleştirildiğinde bir tür çapraz evren rezonansı yaşanabilir. Yani kendimizi bu dünyada değil de başka bir dünyada yaşıyorken bulmalıydık, ama bir hata sonucu buraya yüklendik. Aynı ağacın yanlışlıkla farklı bir dalına konmak gibi. Bu da son olarak enerjinin tamamen yok olmamasına geliyor. Yani düşündüğümüz her olasılık başka bir sonsuz evren yaratıyor olabilir. Orada da o şekilde devam ediyordur. Yani her şey hem oluyor hem de olmuyor. Burada bizi durduran tek şey insani limitler. Sınırı aşacak ve ötesini görecek olmanın şartlarını bilmiyoruz. Bu da insan bilincinin olası kuantum durumlarının bir parçası veya altkümesi değil, bu olasılıkların kesişim noktası olabileceği ihtimalini akıllara getiriyor. Yani render edilebilen her dünyaya açılan bir kapıyız. İşin içine frekansları da katmak isterdim ama bu günlük yazma kotam doldu. Beynim karışık yazma ustası olduğundan okuduğunuzu anlamayacağınızı varsayıyorum. Sorusu olan sorabilir, daha açıklayıcı olmaya çalışırım. (Yine soruyu aldım nerelere götürdüm)
 
Ruhumuz buradan cıkamayacak dıye endıse edıyorum.
sevgili ori hala endişeli misin bu konuda bilmiyorum.. ancak şundan eminin ruhumuz dünyaya ait değil.. ruhumuz dünyaya nefsi ile karşılaşmaya geldi.. nefsimize ne kadar galip çıkarsak (nefs: beden) zaten bir nevi cehennemi yaşayacağız dünyada.. bu dünyada cehennemi yaşayanların cennete ve hatta tanrıya kavuşacağından eminim.. dünyada cenneti yaşayanların ise ( buna beynimizi kullanmayıp bütüne neyin faydalı neyin faydalı olmadığı konusunda fikir yürütmemek ve o bilinci ziyan etmek de dahil) cehennemi göreceğinden de eminim..
 
  • Beğendim
Tepkiler: Ori
Everett'in çoklu Dünyalar yorumu'nda her kuantum kararı yeni bir evren yaratır. Fakat kuantum'da gözlemci etkisi doğrudan devreye girdiğinde yeni evren bir anda hiç olmamış gibi yok olur. Bu da bizi simülasyon teorisine davet ediyor. Bir üst evredeki bilgisayar programıyız ve DNA'larımız da bir anten gibi çalışarak evrenin kaynak kodlarının bir kısmının kendi gözlemci etkimizde çalıştığı izlenimi verir. Bu walk-in ruhları ile de uyumludur çünkü avatar değişimi, hesap transferi ya da mod yükleme gibi işlevlere benzer. Ait olamama da yüklendiğimiz avatarın uyumsuzluk hatası (glitch) olabilir. DNA kodları ile birleştirildiğinde bir tür çapraz evren rezonansı yaşanabilir. Yani kendimizi bu dünyada değil de başka bir dünyada yaşıyorken bulmalıydık, ama bir hata sonucu buraya yüklendik. Aynı ağacın yanlışlıkla farklı bir dalına konmak gibi. Bu da son olarak enerjinin tamamen yok olmamasına geliyor. Yani düşündüğümüz her olasılık başka bir sonsuz evren yaratıyor olabilir. Orada da o şekilde devam ediyordur. Yani her şey hem oluyor hem de olmuyor. Burada bizi durduran tek şey insani limitler. Sınırı aşacak ve ötesini görecek olmanın şartlarını bilmiyoruz. Bu da insan bilincinin olası kuantum durumlarının bir parçası veya altkümesi değil, bu olasılıkların kesişim noktası olabileceği ihtimalini akıllara getiriyor. Yani render edilebilen her dünyaya açılan bir kapıyız. İşin içine frekansları da katmak isterdim ama bu günlük yazma kotam doldu. Beynim karışık yazma ustası olduğundan okuduğunuzu anlamayacağınızı varsayıyorum. Sorusu olan sorabilir, daha açıklayıcı olmaya çalışırım. (Yine soruyu aldım nerelere götürdüm)
Bence asıl mesele, bilincin hangi gerçekliği işleyeceğini seçmesi. Gözlemci etkisinde enteresan bir durum var. Gözleyen kişi sadece duruma müdahale etmiyor bizzat sonucu belirliyor. Kaderi değiştirmek gibi.. Bu haliyle insan bilinci, pasif bir kullanıcı olmaktansa, gerçekliği şekillendiren ve hatta ona kader - yön belirleyen konumuna evriliyor.

Ait olamama kavramında ise bilincin içerisinde bulunduğu realite ile frekansı uyuşmuyor. Yani sistem çalışıyor ama dalga boyları uyuşmuyor :D Belki de bu yüzden zihin, fizik dünyayı algılayamıyor. Ve hatta diğer olasılık varyasyonları sezgisel olarak hızlıca yakalıyor ; bknz Dejavu. İşte karar ağacının kolları birbirine sürtündüğü zaman, bir diğer olasılığın hatta olasılık dalgasının bize ulaşan rüzgarıyla tek bir cümle dilimize dökülüyor : Ben, bunu daha önce yaşadım. Demek ki her ihtimal gerçekten yaşanabilir.. An ihtimalinde bile olsa..

Birkaç yıl içerisinde, bilincin evren içerisinde doğmadığını ; tüm evrenin bilincin içerisinde var olduğunu konuşacağımız bulgular ile karşılaşacağımıza inanıyorum. Merakla da bekliyorum.
 
Bence asıl mesele, bilincin hangi gerçekliği işleyeceğini seçmesi. Gözlemci etkisinde enteresan bir durum var. Gözleyen kişi sadece duruma müdahale etmiyor bizzat sonucu belirliyor. Kaderi değiştirmek gibi.. Bu haliyle insan bilinci, pasif bir kullanıcı olmaktansa, gerçekliği şekillendiren ve hatta ona kader - yön belirleyen konumuna evriliyor.
Ait olamama kavramında ise bilincin içerisinde bulunduğu realite ile frekansı uyuşmuyor. Yani sistem çalışıyor ama dalga boyları uyuşmuyor :D
Teslanın frekans araştırmaları tam da bu konuda söylediğim yazıyla uyuşuyor. Ama o biraz uzun bir konu. Kısaca hangi gerçekliği işleyeceğimiz biraz da doğru frekansı bulmamızda saklı. Doğru ağaçtaki yanlış daldayız. (herkes değil) Her halimiz evrene farklı frekanslar yayıyor. Duygu durumumuz, davranışlarımız şekillenirken aslında kendi gerçekliğimizi yazıyoruz. Fakat bunu herkesin ortak bilincinde değil, kendimize ait kişisel modülümüzde yapıyoruz. Bu yüzden de hepimiz aynı ağa bağlıyken diğerlerini yapılandırmıyor. Frekanslar yanlış dünyada doğru amacı, uyumu bulmamız için bir üst programla iletişime geçtiğimiz araç oluyor. Doğru frekansı bulduğumuzda da bu dünya bizim dünyamız haline geliyor. Onun üzerine kendi kodlarımızı yazma şansı buluyoruz. Tabii zaman kavramı burada yapay bir ifade. Onu bile algılama şeklimiz frekansımıza göre (duygu durumları mesela) değişiyor. Asıl bilmemiz gereken bu yeteneği nasıl kullanabildiğimiz. Ve neden bazen farklı zamanlarda veya düzlemlerde bunu gözlemleme şansı bulduğumuz. (kendi kendine değişen durumlar, üst bilinç durumu ve farklılıkları algılama gibi)
 
Doğru frekansı bulduğumuzda da bu dünya bizim dünyamız haline geliyor. Onun üzerine kendi kodlarımızı yazma şansı buluyoruz.
Bu tabir insanın otomatik pilottan çıkıp, kendisini gözlemlemesi ile mümkün. Odak noktanı alışkanlıklarından çekersen ve 3. bir göz gibi kendini gözlemlersen doğru kodu, doğru boşluğa yazabilirsin. Neticede frekansın hem yaydığın hem de çektiğin enerji ile ilgilidir.
 
Bu tabir insanın otomatik pilottan çıkıp, kendisini gözlemlemesi ile mümkün. Odak noktanı alışkanlıklarından çekersen ve 3. bir göz gibi kendini gözlemlersen doğru kodu, doğru boşluğa yazabilirsin. Neticede frekansın hem yaydığın hem de çektiğin enerji ile ilgilidir.
Gözlemci olmak, enerji, ses, frekansın nasıl çalıştığını çözmek ve kontrol etmek. Gözlemlemeden müdahale etmek zor dediğin gibi. Önce kendini bilmek lazım ☺️
 
Geri
Üst