Seytanin Hakkinda Seytani Gercekler

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
SEYTANIN HAKKINDA SEYTANI GERCEKLER

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır. (Fatır Suresi, 6)


İnsanın En Büyük Düşmanı


Her kim olursanız olun sizin sonsuz bir azap çekmenizi isteyen, bütün varlığını buna adamış son derece tehlikeli bir düşmanınız var. İsmi, Şeytan. Bir başka deyişle, Allah tarafından lanetlenmiş ve O'nun huzurundan kovulmuş olan İblis ve onun takipçileri.
O en büyük düşmanınız. Bir efsane ya da bir masal değil, gerçeğin ta kendisi. İnsanlık tarihinin her aşamasında var oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekiyor.

Şeytanın kühlü ve yalayışı vardır. İnsana kühl sürdüğünde insanın gözleri ağırlaşır. İnsanı yaladığında dili kötü söyler. Şeytanın kaşığı ve sürmedanlığı vardır. Kaşığı yalan, sürmedanlığı zikir anında uykudur. Şeytan insanları; cimrilik, hiddet ve sarhoşlukla sapıttırır. Kişi zenginde olsa şeytan ona mallarını az gösterir, başkalarının malına göz diktirir, onu cimriliğe alıştırır. Kişi hiddetlenip, öfkeye kapılınca, şeytan onu çocuk oynatır gibi oynatır. Kişi Sarhoş olunca şeytan onu kolayca isyana çeker. Öfke anında şeytan insanın sırtını yere getirir. İnsana sonradan pişman olacağı şeyleri yaptırır.

Şeytan, İnsanı yenmek için; sakin olduğu zaman kalbine otururum. Kızdığı zaman uçup kafasına konarım der. Öfke şeytandandır, şeytanın silahıdır. Öfke anında insan euzu besmele çekerse, abdest alırsa öfkesi geçer. Şeytanın arzusu öfkelenmiş kişiye sonradan pişmanlık duyacağı sözü söyletmek, davranışta bulundurmaktır. Cemaat ve mescidden ayrılmayan kişi şeytandan uzak olur. Şeytan ölüm anında müslümana bir şey yapamadığında, onu imanından çeviremediğinde çok şiddetli ağlar.


şeytan insanı fakir olmakla korkutur. İnsana cimriliği ve sadaka vermemeyi telkin eder.

namaz vakti gelince iblis, şeytanları dağıtır ve namazlarında insanları meşgul etmelerini ister. şeytan gelir ve namaz vaktini geçirmesi için, insanı meşgul edecek yollara sevkeder. bu olmazsa namazını karıştırmaya çalışır ve dualarında eksik yapması için insanı meşgul eder.

İblis; insan kendini beğendiği zaman, amelini çok bulduğu zaman ve günahını unuttuğu zaman, insana galip gelir.

acele iş de şeytandandır. bir işe acele etmek ve acele kılınan namazda şeytanın vesvesesi sonucudur. şeytan; insan ve cinlerdende bazı kimseleri kullanarak diğer insanların üzerine yollar. bunlar fitne ve vesveselerle yanıltıp, kışkırttığı insanlardır. bunlara insan ve cin şeytanları denilir. İnsanın kalbinde, allah inancı sadece sözde kalmışsa veya allah’a inancı yoksa artık o insan şeytandan farksızdır. böyle bir insan şeytanın kuklası ve onun yardımcısı olma yoluna girmiştir. bu insanlar toplumda şeytanın vazifelerini görmeye ve insanları allah yolundan saptırmaya başlarlar. toplumda; fitne,fesatlık,zulum ve maddi hırs gibi kötülükler onların yardımlarıyla artar ve çoğalır.

İçki, kumar ve falcılık şeytanın pis işlerindendir. bu sayede şeytan(içki, kumar ve falcılıkla) insanlar arasındaki ilişkileri bozar ve kin, düşmanlık üretir.

faiz dinimizce haramdır. çalışmadan, emek harcanmadan kazanılan paranın hayrı olmayacağı gibi, faizle kazanç sağlayan kişinin kazancındada hayır ve bereket olmaz. çok kazanıyor gibi görünsede bir zaman sonra tüm kazancı ve elindekiler kaybolur gider. şeytan faizi insanlara hoş gösterir. değişik isimler altında faizi mübah göstermeye çalışır.

kişi evine girerken besmele ile girerse ve yemektede besmele çekerse; iblis yanındaki şeytanlara; size burada kalıp, gecelemek ve yiyip, içmek yokdur der.

kişi evine girerken besmele çeker, fakat yemek yerken çekmezse; iblis yanındaki şeytanlara; yemeğe kavuştunuz ama burada kalmanız ve gecelemeniz mümkün değildirder.
kişi eve girerken ve yemek yerken besmele çekmezse; iblis yanındaki şeytanlara ; yemeğede, burada kalıp, yatmayada yetiştinizder.

şeytanın yemesi ve içmesi konusunda; gerçekten yeme içme olur diyenlerin yanında, bunun koku ve koklayarak yaptığını rivayet edenlerde vardır. her iki durumda da sofradan bereket kalkacağı gibi, eksilmede olur.

şeytan insanın her yaptığına ve her ibadetine müdahelede bulunur. İman kalesi olan kalbi bozarsa, insana sahip olur ve insanı istediği gibi yönetir ve kullanır.

şeytan, insanı kandırmak için her yola başvurur.bunlardan bazısı; yalan söylemesi ve bolca yemin etmesidir. şeytanın insan üzerinde zorla yaptırım gücü yoktur. İnsanın şüphe içinde kalmasını sağlar.
şeytan riyakar dır. İnsanın; kendini beğenme, beğendirme, başkalarının güvenini ve rızasını kazanmak için iş yapma ile ibadetleri menfaate dayalı görüntü vermeye çalışmada şeytanın işidir.

şeytan edebiyat ve felsefe yapar. İnsanı küfür ve dalalet gibi yanlış yollara sürüklemek için edebi sözleri ve felsefe yorumlarını kullanır.
şeytan vesvese yoluyla verdiği umut ve telkinlerle günah ve kötülükleri süsleyip, insana güzel gösterir.
şeytan insanın düşmanı ve kötü bir arkadaşıdır. kafirlerinde dostudur.

İnkarcılar ve onlara yardım edenler,insanı saptırmaya yönelik çalışmalar yapanlar, şeytanın emeline hizmet edenler (böyleleri) şeytanın yardakcılarıdır.

şeytan kur’an dan uzak duranlarında dostudur. kur’an a uyan kurtulur, uymayan şaşırıp, hüsrana uğrar. kur’an insanlara doğruyu gösteren en iyi rehberdir. kur’an ı okumak, anlamak, anladığını yapmak ve yaşamak görevimizdir.

şeytana yaklaşan allah’dan uzaklaşır. şeytan insanı her yönden görür ve aldatmaya çalışır. İnsana zayıf olduğu yönden, noktadan yaklaşır ve buradan sokularak kandırmayı hedef alır. İnsan uyanık olur ve açık vermezse şeytan insana bir şey yapamaz.
şeytan zaaflarına düşkün olan kişileri, telkin ve vesveseleriyle kötülüğe sevkeder. İnsan günah ve haramdan uzak durursa şeytanın aldatmaları sonuçsuz kalır.

şeytan insanın vücuduna girer, damarlarına,beynine kalbine nüfuz eder. İnsanı saptırmaya ve hastalıklara sebep olur.
şeytan daha çok; kendini beğenen, kusursuz sanan kişilere, münafıklara, inkarcılara, dindarlarla alay edenlere, günaha girmede sakınca görmeyenlere, haram yiyen ve haram işleyenlere, şeytandan allah’a sığınmayanlara, şeytandan medet ve yardım umanlara, kahin, büyücü, medyum ve falcılara, yalan, iftira ve isyan halinde olanlara, allah’dan başka varlıklara tapanlara, allah’ı unutanlara, ihlas ve samimiyetten uzak, yoksun olanlara, allah ve resulüne düşman olanlara gelir. Onları bulundukları durumda kalmaları için iknaya çalışır.

ölünceye kadar bu kişilerin peşini bırakmaz. Onların allah’a yönelmelerini engellemeye çalışır.
şeytan ayrıca inanan ve iman sahibi dindar kişilerlede uğraşır. hatta inanç sahibi kişilere daha çok önem verir. çünkü diğerlerini aldatmak onun için kolaydır, onlar allah’ı unutmuşlardır. Onlarla istediği gibi oynar, istediği yöne sevkeder. fakat iman sahibi olanları dinden soğutmak ve şüphe içersinde bırakmak zordur. bunun için tüm gücüyle çalışır.


Onları saptırmak içinde çeşitli yollar dener. kimini şeyh yarışmasına, kimini peygamberlik iddiasına, kimini paraya pula, üne, kimini baş olmaya, kimini makam mevki sevdasına, kimini ibadette üstünlük yarışına, kimine diğer insanları hor gösterip, kendini büyük görmeye, kimini dünya sevdasına sevketmeye, dünyaya müptela etmeye, kimini dinden soğutup, nefret etmesini sağlamaya uğraşır.
şeytanın en çok korktuğu; euzu besmele ve arif insanların kalblerindeki marifet nurudur. İnsan arifler derecesine çıkıncaya kadar ( takva sahiplerinin allah’a sığınmaları gibi ) euzu besmele ile allah’a sığınmaları gerekir. o dereceye çıktıktan sonra kalbteki nur şeytanın tesirini ortadan kaldırır.

şeytanın aldatmasına kapılmamak ve tuzağına düşmemek içinde kelimei tevhit ve allah’ı anmak gerekir.
şeytan azaba sebeptir. İnsan la ilahe illallah derse ve allah’ın emir ve yasaklarına riayet ederse, şeytan onun yanına yaklaşamaz. kişi şeytandan uzak olabilmek için; takva üzere bulunmalı, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmalı ,euzu besmele ve kelimei tevhidden uzak olmamalıdır.

şeytan, kıyamet günü, firavun,karun ve haman la beraber ebedi cehennemde azap içinde kalacaktır.
adamın biri, iblisi gördüğünde; ne yapmam lağzımki senin gibi olayım der. şeytan şaşırır ve benim gibi olmak istiyorsan; namazı bırak, yalanda olsa, doğruda olsa her sözünde yemin et der.
şeytanla mücadele kalb ve imanla olur. kazanırsan; ebedi cennette kalmakla ve allah’ın c.c. cemali ile mükafatlandırılırsın. İnsan ölünceye kadar nefis ve şeytanla mücadele etmek durumundadır.
kalbe iki şey gelir. kalbe bir melek tarafından olup; daima iyiliği ve hakk ı kabul etmeyi ihtar eden düşünceler. diğeri şeytan tarafından olup; dima kötülüğü ve hakk ı yalanlamayı bildiren, iyilikten ve iyi işlerden men eden düşünceler gelir. şeytan insan kalbine sürekli vesvese verir.


kalbe gelen düşünceler 6 çeşittir.

1)akıldan gelen düşünceler

2)ruh dan gelen düşünceler

3)melekten gelen düşünceler

4)şeytandan gelen düşünceler

5)nefsden gelen düşünceler

6)yakıni gelen düşünceler ( bu düşünceler allah tarafından evliya içinde secilmiş kullarına gelir.) kari-koca arasini açmak şeytanin İşİdİr.

şeytanın en sevdiği ve en önem verdiği şey karı koca arasını açıp aile düzenini bozmaktır. fitnesi en büyük olan kişi, şeytana daha yakın olur. eşler arasında ayrılma sebebi günümüzde maddi imkansızlıklara dayandırılsa da bunun altında şeytanın vesvesesi vardır. eşler arasında ayrılma sebepleri sihir yüzünden birbirlerini kötü görmeleri, ahlaki yönden kötü görmeleri ve bağlanmaları şeklinde de olabilir. fakat her geçimsizlik, büyü ve sihirle olmayacağı gibi mutlaka şeytanın fitnesi ve vesvesesiyle meydana gelir. bağlanmak sihrin bir bölümüdür. bağlamayı yapan büyücü bunu şeytanın ve cinlerin yardımıyla yapar. bu çok çeşitli yöntemlerle olur. sihir ve büyü sebebi ile şeytan insana musallat olup, şeytan beyni etkiler. bu sayede inasanın beyin sinirlerinde karışıklığa yol açar. cinsel münasebet olmaz. diğer bir yöntem; cinler kadının cinsel organının işlevini önler, ilişki gerçekleşmez. kişi normalde kuvveti olduğu halde karısına yaklaştığında o imkanı bulamaz. yada karşısındakini çok çirkin görür, bunu eşleri ayırmak için görevlendirilen cin yapar. o eşler arasında çirkinlik ve nefret hislerini meydana getirir. çiftler arasındaki ilişkide bu sayede ortadan kalkar. bazen kadına yapılır, kadın kasılır ayakları açılmaz. bazende ilişki sırasında acı hissi duyar. eş acı çekmeye başlayınca ilişkiye girmekten kaçınır. çoğu zamanda uyku hasıl olur. kişi gözünü açamaz hale gelir. ya bir tarafta, yada iki taraftada isteksizlik ve umursamazlık başlar. İlişki akla gelecek en son şey olur. bazende eşler cinsel münasebetten birşey anlamazlar, hissetmezler bile. bu örnekleri çogaltmak mümkündür. o yüzden eşler sevgi ve saygıda birbirlerine karşı kusur etmemeli, itaatkar olmalı, ilgi ve alakayı kesmemelidir. aralarında çıkan sorunları konuşarak çözmeli, neden nasıl sorularını yöneltmeli ve çözümü birlikte aramalılardır. sorun tıbbi ise doktora, psikolojik ise psikoloğa veya konusunda uzman hekime, sihir ve büyüdense onuda bu konularda deneyimli kişilerden yardım almakla aralarındaki sorunları çözmelilerdir. başkasının ve başkalarının dedikoduları ve sözleriyle hareket etmek yerine, karşılıklı güvene dayalı bir aile kurup, işin aslını bilerek, öğrenerek davranılmalıdır. çünkü eşler arasında ayrılıkların bir kısmıda dedikodu ve filanca şunu dedi, şöyle söyledi tartışmalarıdır. bir diğer nedende şiddet ve geçimsizliktir. öfke; şeytanın insanlar üzerinde uyguladığı silahlardan biridir.
eşler arasındaki ilgisizlikte şeytandandır. şeytan, kişiyi başka yönlere sevkeder, ona meşgulüyet bulur. ön yargıda asla bulunulmamalıdır. bir soruna anlayışla yaklaşılmalı, gerçeği araştırılmalıdır.
sevgi ve saygıyı eşler her davranışlarında göstermeli, sözlerine dikkat etmeli ve hakaretten uzak durmalılardır. her ailede sorunlar olur. sorunlar taraflar yatıştıktan sonra, birdaha olmaması için aralarında konuşarak hal yoluna sokmalılardır.
eşler arasında ayrılma nedenlerinin biride; kişinin kendisini eşinden üstün görmesi ve kibirdendir. para,kültür,beceri vb. şeyler bakımından eşlerden biri kendini diğerinden üstün görerek ona kötü davranışlar sergiler ve bunu sürekli öne sürer. karşı tarafın hayatını çekilmez hale getirir. o yüzden eşler,kibirlenip aralarında üstünlük yarışına girmek yerine, bu durumu paylaşmalı ve birlikte faydalanmalıdırlar.

kari-koca arasindakİ sİhİrler 4 şekİlde olur.

1)eşler birbirlerini çok çirkin görürler,birbirlerinin yüzlerini dahi görmek istemezler. ayrıyken veya yanında değilken büyük bir hasretlik çekerler. biraraya geldiklerinde kedi-köpek gibi olurlar

2)muhabbet, sevgi saygı ortadan kalkar. en güzel sözler bile çiftlere kötü gelir. aralarında konuşma ve sohbet kalkar. İlgi ve alakaları başka şeylere yönelir. birbirlerinden haberleri yokmuş gibi davranırlar. televizyon,kitap vb. şeylere dalıp eşlerini unuturlar. birbirlerine karşı ilgisiz tavırlar sergilerler.

3)erkek bağlanır(bağlanmaktan maksat cinsel organın işlevini yerine getirememesidir.)

4)kadın bağlanır (tıbbi ve psikolojik rahatsızlıklar haricinde sihir ve büyü sonucu bağlı olması)

şeytanin düşmanlari:

1)çok sadaka veren müslüman

2)tövbesinde sabit kalan tövbekarlar

3)adil idareciler

4)dürüst ve doğru sözlü tütcarlar

5)nasihat eden müslüman

6)allah’dan korkan alimler

7)mütevazi zengin

8 )gece namazı kılan müminler

9)daima abdestli olan müminler

10)daima kur’an okuyan hafızlar

11)merhametli müminler

12)haramdan sakınan müminler

13)güzel huylu müminler

14)İnsanlara faydalı olan müminler şeytanin dostlari

1)namaza tembel olan ve ağır davrananlar

2)hile yapan, aldatan tüccarlar

3)zekata engel olan kişiler

4)yetim malı yiyenler

5)zina yapanlar

6)uzun emeli olan insanlar

7)şarkı söyleyen kadınlar

8 )zalim idareciler

9)kibirli zengin

10)İçki içen kişiler cİn kovma, yakma ve korunma hakkinda:

1)cin suresi; cinleri çağırmada ve kovmak için okunur

2)zilzal suresi; cinleri çağırmada, kovmada ve korunmada okunur.(zilzal suresi eştatel e kadar okunur ve 3defa tekrar edilir.)

3)saffat suresi; ilk 10 ayeti kovma ve korunma için okunur, bir bardak suya ilk 10 ayeti 7defa okunur, suya üflenir. bu su cin olan yere serpilirse cinler o yerden uzaklaşır.)

4)tarık suresi; cinlerden korunma ve kovmada okunur. cinler üzerinde çok etkilidir.

5)haşr suresinin 21,22,23,24.ayetleri cinler üzerinde etkilidir. ayrıca bu ayetler şifa içinde okunur.

6)ayetekl kürsi; cinler üzerinde çok etkilidir. korunma,kovma ve yakmada okunur. ayetel kürsi okunup hemen ardından hızlı bir şekilde sürekli ayetel kürsinin (vela yeuduhu hıfzuhuma vehüvel aliyyül azim) tekrar edilirse cinli ya kaçar yada yanar.

7)İhlas suresi, felak, nas, fatiha sureleri ve kafirun sureleri korunmak ve cinnileri uzaklaştırmak için okunur.

8)yasin suresi( ve cealne min beyni eydihim seddev ve min halfehum sedden feağşeynahüm fehum la yübsirun) ayeti cinleri kovmak, hapsetmek ve yakmak için okunur. gerçek ismi bilinen cinniyi yakmak için 7defa ayet okunarak cinninin ismi bir kağıda yazılarak daire içine alınır ve yarabbi zulm eden .....isimli cinniyi yak, helak et diye dua edilerek kağıt yakılır. bir bardak alınarak 3 defa ayet okunur ve bardağın ağzı ve dibi üflenerek el ile sıvazlanır. bu sayede cinni bardağa habsedilir ve bardağın üzeri kapatılırsa cinli çıkamaz.

9)cinniyi yakmak için 7 şer defa fatiha,İhlas,felak,nas, ayetel kürsi,tarık, haşr suresi 21,22,23,24. ayetleri,1 defa saffat suresi tamamı ve 7 defa ezan okunur. cinni musallat olan kişinin sağ kulağına bu ayet ve sureler okunursa, cinni ya yanar yada rahatsızlanıp kaçmak zorunda kalır.

10)fatiha suresi okunarak cinninin yüzüne tükürülürse cinninin yüzü yanar.

11)cinni olan mekanda yasin suresi okunursa o mekandan kafir cinler kaçar.

12)kuru haşhaş, çörek otu, üzerlik ve soğan, sarmısak kabukları yeşil bir beza sarılıp dikilerek euzu besmele ile ev veya işyerinin kapı eşiğine konulursa o yere cinler zarar veremediği gibi büyü ve sihir de tesir etmez. (cinnilerle uğraşan kişilerin ifadesidir. batıl olabilir.)

13)sirke cinler üzerinde etkilidir, sirkeyi sevmezler. hatta sirkenin cinlere zarar verdiğide söylenir. büyü için sürülen domuz ve ayı yağı olan yerler sirke ile silinir. daha sonrada deterjan ile o yer temizlenir. (cinnilerle uğraşan kişilerin ifadesidir.)

14)gül suyu, safran, misk, anber ve çeşitli tütsü otları ve kokuları ile gül dalı,elma dalı gibi benzeri şeylerde cinleri etkileme ve yönlendirmede kullanılır.

15)büyü için yazılan kağıtların akan suya bırakılması söylenir. bunun için bir dereye taşa bağlayarak bırakmalı yada derenin içinde bir taşın altına konularak yazıların silinmesi sağlanmalıdır. kesinlikle çöpe veya ateşe atılarak yakılmaması gerekir. bu şekilde yapılırsa büyü etkisini göstermeye devam eder.

16)büyü insanlar arasında ak büyü, kara büyü gibi çeşitli adlarla sınıflandırılarak iyi ve kötü yanlarının olduğu inancı aşılanmak istenir. büyünün iyisi ve kötüsü olmaz. büyü ile kişinin kendi iradesi bir şeytana veya cine teslim edilemez. büyü; kişinin ruh alemini ve sağlığını bozar. yapan ve yaptıran işlediği büyük küfür yüzünden allah’ın azabına hem dünyada, hemde ahirette uğrar. (bu konulara yüzeysel değindim. bilinçsiz ve korumasız bu yöntemleri denemek kişiye zarar verir. nasıl bir kediyi köşeye sıkıştırdığınızda, kurtulmak için üzerinize atılıp saldırırsa; cinde kurtulmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır. hem unutmayın bir insana zarar verildiğinde o kişinin ailesi veya akrabaları intikam almak isterlerse; bir cine zarar verildiğinde o cininde yakınları intikam almak isterler.)

17)İnsan unutmayacağı tek şey hayır ve şerrin allah dan geldiğidir. allah’ı unutan insan tüm bela ve musibetler ile saldırılara açık olur. allah inancı olan ve allah’ın yolundan ayrılmayan insana ne cin, ne şeytan, ne insan nede her hangi bir varlık zarar veremez. cin ve şeytan yada insan zulmüne maruz kalan kişi; önce allah’a sığınmalı, şifasını ve kurtuluşunu allah’dan istemelidir. İnsanı musibetlerden kurtuluşa erdiren şey takvanın yanı sıra namazdır. bilhassa sabah namazı ve ardından yapılan dua çok önemlidir. bunun yanı sıra insanlardan hayır duası almakta insanı ;kaza, bela ve musibetlerden korur. kurtuluş allah’a imanla mümkündür.İmanlı bir kalbe yaklaşan herşey yanar, kül olur. peygamber efendimiz’e sav.de büyü yapıldığında, allah felak ve nas surelerini indirdi. bu iki sureyi çok okuyan, namazda ve namaz sonunda okumaya devam eden her şeyin zulmünden kendini korumaya alır. önemli olan allah’a olan inanç tır. İnancını kaybeden herşeyini kaybeder. hacı, hoca birer vasıtadır. şifa verende,dert verende, derman verecek olanda allah dır. İnsanın doğumundan ölümüne kadar yanından bir an bile ayrılmayan iki büyük düşmanı vardır. bu düşmanlar şeytan ve nefis dir. bu düşmanlardan allah’a sığınarak kurtulabiliriz.

18)gece namazıda insanları kurtuluşa erdiren bir ibadettir. gece yarısından sonra yapılan dua ve ibadet çok önemlidir. allah katında büyük değeri vardır. şunu unutmayalım; insan kendi hasta olur, hastalık acısını kendi çeker, şifası da kendi elindedir. (tanıdığım biri inancın önemini anlatmak için başından gecen bir olayı anlatmıştı. eşi kalbinden rahatsızmış. doktorlar ameliyat olması gerektiğini, ameliyatında çok riskli olduğunu belirtmişler. o kişi ve eşi gercek inanç sahibi insanlardır. allah’a yaptıkları dua ve allah’a olan inançları sayesinde o hastalıktan kurtuldular. bana söylediklerine göre; hasta kişiyi rüyasında ameliyat etmişler ve sen artık şifana kavuştun demişler. bu olaydan sonra doktora gittiklerinde doktorda duruma inanamamış. çekilen filim ve yapılan tetkiklerde hastalık bulunamamış. bir sene ya yaşar ya yaşamaz denilen hasta şimdi torun daha doğrusu torunlar sahibi oldu. demekki allah’ın rızasını kazanan kullar hem dünyada hemde ahirette huzur bulmaktalar.) İnsanliğin düşmani şeytan ve hakkinda bİlİnmesİ gerekenler

ezz: şeytanın, kafirleri tahrik ederek, İslama ve müslümanlara karşı kötülük düşünmesini sağlaması ve bu düşüncelerini uygulamalarına zemin hazırlamasıdır. mesela; müslümanların canlarını, kutsallarını, mallarını, ırzlarını kendilerine mübah görmelerini sağlayarak, müslümanlara karşı her türlü vahşiliği, kötülüğü onlara hoş göstermek.

hemz: şeytanın, insanı saralı yaparak ona musallat olması halidir. bu şeytanın veya kötü cinni nin insanın bedenine girmesiyle kişide meydana gelen sara durumu olarakta açıklanabilir.

hudur: evde şeytanları ve kötü cinleri çeken, bereketi ve melekleri uzaklaştıran şeyleri yapmak. mesela; resim, heykel, içki gibi şeyleri bulundurmak; içki içmek, zina yapmak, kadınlı erkekli partiler düzenlemek, şeriat dışı davranışlarda bulunmak.

İstİhva: şeytanın insanı ayartmasıdır. bu da şeytanın, nefislerde heva ve arzulara yönelmesi ile olur.

İstİmta: İnsanın ve cinnilerin birbirlerinden yararlanması ve birbirlerini kullanmasıdır. bunu genelde büyücüler ve sihirle uğraşanlar yapar.

mess: cinninin, insanda hakimiyet ve egemenlik kurmasıdır. bu insanın bedenine girerek olur. mesela; cinninin kadının rahmine girerek onunla ilişkiye girmesi, insanın göğsüne, başına, midesine girerekorada yaşaması.

nefh: şeytanın, insanı gururlandırması, diğer varlıklara karşı insanın büyüklenmesi ve üstün görmesini sağlamasıdır.

nefs: İnsanda kötü duygular uyandıran, arzuları arttıran, pis ve kötü içerikli şiir, şarkı ve edebi sözlerdir. bunlar iyi duyguları ve hisleri ortadan kaldırır.

nezğ: şeytandan, insanı; şüpheye, inanç boşluğuna, fesada ve kötülüğe düşüren bir vesvese türüdür.

taİf: şeytanın, insan aklında kötü bir şeyin yapma düşüncesi oluşturması veya ibadet esnasında unutkanlık meydana getirmesidir.

tenezzül: şeytanın, insanlara dinlerini ve dini öğretilerini unutturarak; insanı küfre ve sapıklıklara yöneltmesidir.

vesvese: şeytanın, kötü cin ve insanların; boş şeyleri güzel ve sevimli göstermesi, kötülükleri ve günahları iyi göstermesi ve insanı şüpheye götürmesi biçiminde olur.

sara: sara 2 türlü olur.

1)vücut sıvılarının ve maddenin sebep olduğu sara

2)şeytan ve kötü cinnilerin insanda meydana getirdikleri sara İnsan beyni, elektrik benzeri bir enerjiden yaratılmış, güçlü bir manyetik alanı olan bir organdır. bu nedenle manyetik alan üreten bir faaliyet, bir başka manyetik alanı etkiler. elektriksel bir faaliyet içinde bulunan beyindeki sinir hücreleri, bu faaliyetleri sırasında bir manyetik alan oluştururlar. manyetik alan oluşturan bu hücrelere, manyetik alan üreten cinni veya şeytanların zuhur etmesiyle beyin etkilenir ve bu etkilenmenin boyutuna göre çeşitli sara (epilepsi) hastalıkları oluşur. kötü cinnilerin insanda meydana getirdiği bazı hastalıklar; durgunluk, cinsel iktidarsızlık, felç, sara, böbrek, beyin ve karaciğer hastalıkları dır

şeytanin peygamber efendİmİz (s.a.v.) İn sorularina verdİğİ cevaplar:

p: oturma arkadaşın kimdir?
ş: faiz yiyen
p: dostun kimdir?
ş: zina eden
p: yatak arkadaşın kimdir?
ş: sarhoş
p: misafirin kimdir?
ş. hırsız
p: elçin kimdir?
ş: sihirbaz
p: gözünün nuru nedir?
ş: karı boşamak (eşini boşayan)
p: sevgilin kimdir?
ş: cuma namazını terkedenler
p: kalbini kim kırar?
ş: allah yolunda cihada koşanlar
p: senin cismini ne eritir?
ş: tevbe edenler
p: ciğerini ne parçalar?
ş: gece ve gündüz allah’a yapılan istiğfar
p: yüzünü ne buruşturur?
ş: gizli verilen sadaka
p. gözlerini ne kör eder?
ş: gece namazı
p: başını ne eğdirir?
ş: cemaatle kılınan namaz
p: sana göre insanın en saadetlisi kimdir?
ş: namazı bilerek kasten bırakanlar
p: sana göre insanların en kötüsü kimdir?
ş: cimriler
p: seni işinden ne alıkoyar?
ş: ulema meclisleri
p: yemeğini nasıl yersin?
ş: sol elin parmak uçlarıyla
p: sam yeli estiğinde ve sıcaklar kavurduğu zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin?
ş: İnsanların tırnakları arasında
p: rabbinden neler talep ettin?
ş: 10 şey istedim

1)İnsanları ben göreyim ama onlar beni görmesin

2)İnsanların mallarına ve çocuklarına ortak etmesini ( besmelesiz kesilen hayvanın etinden, besmelesiz yenilen, haram ve faiz karışan yemekten yerim; allah’a sığınmayanın malına ortak olurum. cinsi münasebet sırasında allah’a sığınmayanın hanımıyla birleşirim. o birleşmeden olan çocuk; bize itaat eder, sözümüzü dinler.)

3)allah’dan bir ev istedim bana ev olarak hamamları verdi

4)allah’dan mescid istedim pazar yerlerini bana mescid yaptı

5)ezan istedim çalgıları verdi

6)yatak arkadaşı istedim sarhoşları verdi

7)yardımcılar istedim kaderiye mensuplarını verdi

8)kardeşler istedim mallarını boş yere israf edenleri verdi

9)okuma kitabı istedim şarkıları bana okuma kitabı yaptı

10)allah’dan insanın kan mecralarını bana yol yapmasını istedim. böylelikle onların arasında akıp gider, gezerim.

p: İnsanlar arasında en çok sevmediğin kimdir?
ş: sensin ya muhammed (s.a.v.)
p: benden sonra en çok sevmediğin kimdir?
ş. sevinç ve saadet içinde varlığını allah yolunda veren genç
p: sonra kimi sevmezsin?
ş: sabırlı ve şüpheli şeylerden kaçınan alimi
p: sonra ?
ş: temizlik işinde yıkadığı şeyleri 3 defa yıkamaya devam edeni
p: sonra?
ş: İhtiyacını kimseye anlatmayan, halinden şikayet etmeyen sabırlı fakiri
p: sonra?
ş: şükreden zengini
p: ümmetim namaza kalkınca senin halin ne olur?
ş: beni sıtma tutar, titrerim. çünkü kul allah için secde edince bir derece yükselir
p: oruç tuttukları zaman nasıl olursun?
ş: Onlar iftar edinceye kadar bağlanırım
p: hac yaptıkları zaman nasıl olursun?
ş: çıldırırım
p: kuran okudukları zaman nasıl olursun?
ş: ateşte eriyen kurşun gibi eririm
p. sadaka verdikleri zaman halin nasıl olur?
ş: halim pek yaman olur. sadaka veren sanki testere ile beni ikiye böler.
p: sadaka verilince neden testere ile ikiye bölünürsün?
ş: sadakada 4 mükafat vardır.

1)allah sadaka verenin malına bereket verir

2)sadaka vereni halkına sevdirir

3)sadakayı cehennemle arasında perde yapar

4)allah, belayı ve sıkıntıyı sadaka verenden kaldırır

p: sana göre ihlas sahibi olan kullar kimlerdir?
ş: malı, parayı sevmeyen, övünmekten, medhedilmekten hoşlanmayan kişi ihlas sahibidir. hemen ondan kaçarım.
malı, parayı seven kişi allah için bir ihlasa sahip değildir. bir kul; malı ve övünmeyi sevdiği süre, kalbide dünyaya arzulu kaldığı müddetce bana en çok itaat edendir. mal sevgisi ve baş olma sevgisi en büyük günahlardandır.

şeytan anlatmaya devam etti:

yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen benim. her kim yalan söylerse; benim dostumdur. yalan yere yemin ederse benim sevgilimdir. yalan yere yemin gönlümün eylencesidir. gıybet ve koğuculuk benim meyvelerim ve şenliğimdir. kim talak üzere yemin ederse günahkardır. hakikat belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. meydana getirecekleri çocukları da zina çocukları olur.
her ne zaman insan namaza kalkarsa ona vesvese veririm. Onu namaz kılmaktan alıkoyarım. bunu yapamazsam vaktinin dışında namaz kılmasını sağlarım. namaz içinde sağa sola baktırırım. acele ve çabuk çabuk namaz kılmasını emrederim. cemaat içinde namaz kılarken ona bir gem takarım. başını imamdan önce secdeden ve rükudan kaldırırım. İmamdan öncede secde ve rüku yaptırırım.
namaz içinde parmaklarını çıtlatmasını isterim. böylece beni tesbih edenlerden olur. namaz içinde burnuna üflerim ve esnemeye başlar. elini ağzına kapatmazsa içine küçük şeytanlar girer. dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. böylelikle bize itaat eder ve sözümüzü dinler.
sonra miskinlere, zavallı ve çaresizlere giderim. Onlara namazı bırakmalarını emrederim. Onlara, namaz size göre değil, o afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseleredir, derim.
sonra hastalara giderim. namaz kılmayı bırak, iyi olduğun zaman çokca kılarsın derim. böylece o namazını bırakır. o hasta namazını terkederek ölürse allah’ın huzuruna vardığında; allah’ı öfkeli bulur

ESKI MELEK YENI SEYTAN LUCIFER

Bir Melegin Düsüsü

Lucifer ismi "Işık veren" anlamına gelir. Venüs'ün en parlak yıldızıdır. Mitolojide, Tanrıça Aurora (Dawn) ve Tanrı Ceyx'in oğludur.

Birçok kişinin düşündüğünün aksine, Satan ve Lucifer tamamen farklı meleklerdir. Lucifer'in cennetten atilma sebebi tamamen megolamanlığına ve kişisel sebeplerine bağlıdır. Lucifer, "Satan değil" , ilk günahkar olan melektir.
... " Nasıl Cennet'ten düşersin, ah Lucifer, sabahın oğlu! Bütün milletleri arkasına alan sen, nasıl birden yere inersin! " ...
Bu görüşe göre bu pasaj o zamanda Babylon'ı yöneten kral tarafından Lucifer'e yazıldı. Diğer taraftan Samael'e yazılmış olma ihtimali de var. Ama konu şu ki Lucifer olduğu Seraphim Archangel pozisyonundan atılarak cennetten düştü. Samael ise terketmeyi kendi seçti, " düşmedi ".

" Şeytan " sıfatı Cennet'in düşen yıldızı olarak görülen Lucifer'e verilmişti ama artık Satan ile Lucifer yer değiştiriyor hatta çoğu zaman birbirleriyle karıştırılıyorlar.

Lucifer harika bir komutan, prens ve bir yöneticiydi. Düştükten sonra bile gücünün birazına sahip olduğu söylenir. Lucifer Tanrı'nın karşıtı mıydı? Hayır, böyle birşey olamaz çünkü Tanrı Lucifer'in yaratıcısıdır. Ama Lucifer Archangel Michael'(Mikail)in karşıtıydı.
alıntı


 

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Beğeni
251
Her şey bir alegoridir, benzetmedir. Yok elmayı verdi yemeleri için yok adem'in önünde eğilmedi falan. Elma bilgiyi simgeliyor. İnsanlara bilgiyi veriyor ve gözlerinin açılmasını sağlıyor. Tabii bu durum her şeyin lay lay lom olmasını isteyen güçler tarafından uygun görülmüyor. Ve kendisi lanetleniyor. ama insanların kendi yarattıkları bir varlık olan şeytan, yine insanoğlunun kendi ürünü olan ve görece daha üstün olan yaratık tarafından lanetleniyor. Yazıyı bulan ve korkularını, düşüncelerini kayda ilk geçiren toplumların diğer toplumlara da kitaplar, yazıtlar yoluyla geçirdikleri bir hurafeler metninin kahramanı. İnsanoğlunun oyuncağı. Kara koyunumuz. Kara keçimiz.
Allah' ın katakulliye getirdiği iki yaratıktan biri. Diğeri de insandır. Şöyle ki: Allah kutsal kitabında bize diyor ki bizi bu dünyada sınamak ve öbür dünyada ödüllendirmek yahut cezalandırmak için yarattı. Yani herşey en başından belliydi. Yani sınav gereği insanı birilerinin kötülüğe sevkedeceği de belliydi. Ama allah şeytan' a doğrudan "senin görevin insanları kötülüğe sevketmek" demedi de adem' e secde edilmesi tezgahını tertipledi. Adem'e secde etmeyen şeytan suçlu pozisyonuna düştü. Öte yandan adem ve havva' ya söylenen onların sınanacağı değil, cennette yaşıyacaklarıydı. Allah onları cennetten kovmak ve sınavı ortaya koyabilmek için de yasak elma tezgahını tertipledi. Böylece hem insanı ve şeytanı birbirine düşürmüş, hem bu yüzden ikisini de suçlu ilan etmiş oldu. Pekiyi neden onları suçlu durumuna düşürdü? çünkü sadece onları yaratmış olmanın kendisini otoriter kılmadığı apaçık ortadaydı. Onların üzerinde otorite iddia edebilmesi için kendisinin haklı olması, kendisinin haklılık iddia edebilmesi için ise bir şekilde onların suçlu bulunmaları gerekiyordu. Allah' ın gerçek dünyada "egemen güçler"e denk düştüğünü ifade edersek, çevirdiği katakullilerin nedeni de açıkça görülebilir.
,
Yezidîler “seytan ile tanri esitti. tanri seytani kiskandi ve kutsal özelliklerini elinden aldi” diyorlar ve seytanı tutuyorlar. İnsanlarin her türlü kötülügü seytana mal ettiklerini, asil kötünün insan oldugunu savunuyorlar.
Modern satanizm ise, 1966 yilinda Rosemary’nin Bebeği isimli kitap ve film baslangic noktasi oldu. Şeytan tarafindan gebe birakilan ve Deccal’i doguran kadini anlatan filmin yapimcisi bir yil sonra öldürülecekti. Bu filmde ‘karabüyü danismani’ rolündeki Kafkas kökenli Anton La Vey (1930) ise, sonradan seytan kilisesini kurdu ve basrahip oldu.
Şeytanın kutsal kitabinda la vey şunları söylüyor: “Şeytanin cagidir bu; Şeytan dünyayi yönetiyor.”
Tanrı önce tamamen itaatkar bir varlık yaratıyor (içlerinden birisi itaat etmiyor, buna daha sonra değinicez). Daha sonra insanlığı yaratıyo ve onlardan da itaat etmesini istiyor. olasılıkları inceleyelim. Melekler de itaat etmekte özgür varlıklardır, ama onlar yüce bilgelikleri sayesinde içlerinden birisi dışında bozulmaya uğramamışlardır yada şeytan aslında bir melek değildir. Bu o kadar da önemli değildir. tanrının bütün bunların oluşumundaki amacı nedir? Eğer tamamen itaat eden bir soy istediyse, herşeyin sonunu olmadan önce görebilen sonsuz güçteki yüce tanrı şeytanın ona karşı geleceğini, insanları kötü yola sokacağını görememişmidir? Ya da en baştaki amacı insanları sınamak için kötülüğe, ve insanlar kötü yola sokan bir meleğe ihtiyacı vardır. Belki de Şeytan, sadece tanrının ondan istediği, insanları kötü yola sokmaya çalışma -ki bu olay tanrının, nefsine hakim olanları ayırmasına yardım edecektir-. Görevini tamamlıyordu. Yani bu durumda şeytan tanrının en pis işini yapan, kesinlikle yoldan çıkmamış bir melektir.
Her iki durum da kuran-ı kerim ile çakışıyor. Eğer gerçekten şeytanın nasıl davranacağını göremediyse gücü, Yada şeytanın aslında sadece kendisine verilen görevi yerine getirmekle yükümlü bir melek olması ise kuran-ı kerim'de bir yalan yada hatanın olduğunu gösterir. Tabii ki bundan başka senaryolarda kurulabilir, bunlar şu an aklıma gelen sadece ikisi. Bu da dünyanın ne kadar fazla olanak sunduğunu gösteriyor. İsterseniz bu ikisinden birine; isterseniz aslında bütün büyük dinlerin, şu anda inanılmayan birsürü eski dinin biraz geliştirilmiş versiyonu olduğuna ve birgün yıkılacağına ve yerine daha gerçekçi bir din geleceğine; yada gerçeği, insanlığın şu anki zekası ve bilgisiyle gerçeği kavrayamayacağına ve beklemeye (şu an benim durumumu en iyi bu açıklıyor) inanabilirsiniz.
Şeytanı kızıl tenli, kafasında iki boynuzu olan, uzun kuyruklu, belden aşağısı keçiye benzer kıllı bir yaratık olarak resmetmek saçmalıktır, palavradır ve yanlış anlaşılmadır...
İşte size diablo'nun imajının tarihi:
hiristiyanlık öncesi Avrupada Roma imparatorluğunun dışında kalan halklar(bkz: Ggermenler), onlar gibi çok tanrılı dine taparlardı. Bu dinde pan adında bir bereket tanrısı vardı ve bu tanrının imajı iri yarı, belden aşağısı keçiye benzer, sakallı ve boynuzlu, elinde çiftçilerin saman yığınlarını kaldırmak için kullandığıı çatallardan olan bir yaratık idi. Resimlerde çiftçiler onu bir çemberin ortasına alır ve etrafında dans ederek ona şükranlarını belirtirlerdi. Aradan yüzyılllar geçti, avrupada hiristiyanlık yayaıldı, eski dinler unutuldu, ta ki 14-15. yüzyıllarda savaşlar, salgın hastalıklar ve kıtlıklardan kırılan avrupada kilise bunların sebebini şeytan ve onun kulları olan cadılar olarak ilan edene dek(bkz: cadı avı). Bunları resmetmek için ise kafirlik döneminden kalma tanrı ve putları örnek aldılar, bunlardan en çok bilinenleri arasında olan pan da böylece çiftçilerin şükredip taptığı bir bereket tanrsı olmaktan kara tahtında oturup insanların başına felaket ve acı yağdıran bir iblise dönüştü. Aradan yüzyıllar geçti, çağlar değişti ve 20.yy ın popüler kültürü şeytanı bu saçma imajla insanların karşısına bir reyting malzemesi olarak çıkardı.
Eğer hiristiyanlık dönemin felaketlerinin (bkz: veba)(bkz: yüzyıl savaşları) sorumlusunu şeytan olarak göstermese idi şeytan bugün kötülüğün simgesi olmak yerine insanların öğrenip ibret alması gereken kovulmuş bir melek olarak görülürdü. Eski Yunan uygarlıklarına, Aztek uygarlığına veya doğu dinlerine bakarsanız ölüm ve yoketme tanrılarının bile adından saygı ile bahsedildiği görülür. İlahi dinlerde ise bu melek bir yanlış anlaşılmaya kurban gitti.
Bu durumda şeytana tapmak da ortaçağ kilisesinin bu yanlışından doğan bir kavram olabilir, nitekim ortaçağda ortaya çıkan bu kavram popüler çağda yayılmış ve taraftar bulmuştur.
Bu durumda şeytana tapmak da bir yanlışlıktan kaynaklanır ve yanlışlıktır...
Şeytan , insanlari kotu yola cektigi , gunaha tesvik ettigine inanilir. Bu yuzden cogunlukla tipleme olarak ( insan kiliginda ) yakisikli yada guzel karakterler kullanilmistir. Oldukca sogukkanli ve sinsi bakar , fazla konusmazlar yalniz etkileyicidirler.
Şeytan keci olarak sembolize edilir. Pentagram yildizinin icine bir keci basini tam oturtabilirsiniz. Ters yildizin ust taraftaki iki cikintisi boynuzlardir. Yanlardakiler ise kulaklar.
Şeytan , karanliklar lordudur. kotulugun efendisidir, cehennem in asil sahibidir.
Aslen eski ibranicede bas-atan kelimesinden turemistir. Bas-atan dusman demektir. Zamanla asima ugrayarak , yada cesitli kulturler tarafindan benimsenerek saydan ve en sonda seytan haline almistir .
Kimi dinlerde hz.Adem in bahcivan olduguna inanilirdi , cennet bahcesinin bahcivani o idi , Adem ve Havva portlerindede oldugu gibi buradada Şeytan , yilan formundadir ve Adem i yasak elmayi yemesi icin tesvik eder ( bastan cikarir ) . İlk kotuluk , butun diger kotuluklerin anasidir ve digerlerine gebe birakir.
Şeytan in kimi zamanlar insanlari kandirmak icin insan formunda gezdigi soylenir. Kimi zaman kiz arkadasiniz ona burunur yada tam tersi , veyahut en cok guvendiginiz insanlar . Onlarda sizi bu sekilde yoldan cikarir ve kandirirlar. Bilincinizde yada inancinizda dogru , ahlakli olduguna inandiginiz bir seyi size seytan yaptiriyor , sizi yoldan cikariyor olabilir.
Şeytan in allah katindan kovulma sebebi malumdur , burada itaat etmesi buyruldugunda , kimi inanislara gore seytanin su cumleyi soyledigi varsayilir :
- Non Serviam ! ( latinceden ingilizce karsiligi " i will not serve " , turkcesi ise " itaat etmem" dir. )
Din inanislarina gore , Şeytan a eslik eden , onun yaninda olan insanlar sonunda onunla ayni kaderi paylasacaklardir. Şeytan bu insanlari da kendi dustugu dipsiz kuyuya cekmek istemektedir. bu diger taraftan tanri ya besledigi kinden de ileri gelmektedir.
Şeytani tam anlami ile temsil eden belli basli karakter ozellikleri vardir , bunlara "yedi gunah"
( kibir,acgozluluk,ihanet,yalan,itaatsizlik vb. ) denilir. Şeytanin en onemli ve keskin ozelligi tabiiki oldukca kibirli olmasidir. İslam dinene gore de kibir en buyuk gunahlar arasindadir.,
Her ne kadar aksi söylense de, insan ruhunun yegane kurtarıcısı. Zira insanlar yaşamaya devam etmek için genel olarak üç tanımı kabul etmek zorundadırlar.
Birincisi, kişinin kendi varlığına inanabilmesi ve kendini kabul edebilmesi için yarattığı "ben" inancıdır. Bu daha sonra egonun oluşmasına da vesile olacaktır elbet.
İkincisi, yalnız olmadığını hissetmesi ve ödülleri hayal edebilmesi için tanrıdır. Yanlız değildir çünkü tanrı kendisiyle beraber başkalarını yaratmıştır. Hiçbiri olmadığında da başka yaratıkları ve tanrının kendisi yanında bulunur, insanın. Ödülleri düşünür insan, çünkü bir hayat amacı olduğunu düşünmek ister. Bunu başardığında da tanrı onu ödüllendirecektir.
Üçüncüsü ise, tahmin edebileceğiniz üzere Şeytandır. Bu nacizane kişilik, temelde insana hayatta karşılaşacağı engeller ve kötülükler olacağını anlatır. Kimi zaman bu kötülüğü kendi kendine bile yapmış olabilir insan. Ancak şeytan inancı sayesinde affedebilir kendini. Kendi savaşını vermeye başlar böylece şeytana karşı. Aslında şeytan her yerdedir, insana karşı çıkan herşeyde; kimi zaman kendi duygularında hatta.
Kişi düşünmeye başladığı andan itibaren ilk referans noktası olarak kendini alır ve bir "ben" inancını orada yaratmış olur zaten. İkinci ve üçüncü inançlar kişinin isteğine göre engellenebilir. Ancak ikinci inancın yok sayılması kolaydır, evet bir boşluk yaratır bir sıkıntı oluşturur belki ama boşluk fikri, sonlulukteması pek de öyle çekilmez değildir. Ancak kişi kendi içinde bir zıt güç, bir şeytan yaratmadıysa işte o zaman gerçekten ruhunu şeytana satmış demektir kendi elinde bir şey kalmamıştır. Yola devam etmek için gereklidir şeytan, kendini kanıtlamak için; haliylen ruhu korumak için de. Ve sanılanın aksine şeytan fikri tanrısız da var olabilir. ha bunu farkedemeyenler için söyleyelim, bu hissiyata şeytan demek zorunda diiliz zaten, ama budur şeytanın insan dünyasında asıl temsil ettiği şey.


Edit: Bunu açıklamamın sebebi bulunduğumuz yerde inanç özgürlüğü var diye umuyorum..
 

asagnak

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Mar 2009
Mesajlar
368
Beğeni
5
Konum
evde
İş
iÅŸÅŸiz
Her şey bir alegoridir, benzetmedir. Yok elmayı verdi yemeleri için yok adem'in önünde eğilmedi falan. Elma bilgiyi simgeliyor. İnsanlara bilgiyi veriyor ve gözlerinin açılmasını sağlıyor. Tabii bu durum her şeyin lay lay lom olmasını isteyen güçler tarafından uygun görülmüyor. Ve kendisi lanetleniyor. ama insanların kendi yarattıkları bir varlık olan şeytan, yine insanoğlunun kendi ürünü olan ve görece daha üstün olan yaratık tarafından lanetleniyor. Yazıyı bulan ve korkularını, düşüncelerini kayda ilk geçiren toplumların diğer toplumlara da kitaplar, yazıtlar yoluyla geçirdikleri bir hurafeler metninin kahramanı. İnsanoğlunun oyuncağı. Kara koyunumuz. Kara keçimiz.
Allah' ın katakulliye getirdiği iki yaratıktan biri. Diğeri de insandır. Şöyle ki: Allah kutsal kitabında bize diyor ki bizi bu dünyada sınamak ve öbür dünyada ödüllendirmek yahut cezalandırmak için yarattı. Yani herşey en başından belliydi. Yani sınav gereği insanı birilerinin kötülüğe sevkedeceği de belliydi. Ama allah şeytan' a doğrudan "senin görevin insanları kötülüğe sevketmek" demedi de adem' e secde edilmesi tezgahını tertipledi. Adem'e secde etmeyen şeytan suçlu pozisyonuna düştü. Öte yandan adem ve havva' ya söylenen onların sınanacağı değil, cennette yaşıyacaklarıydı. Allah onları cennetten kovmak ve sınavı ortaya koyabilmek için de yasak elma tezgahını tertipledi. Böylece hem insanı ve şeytanı birbirine düşürmüş, hem bu yüzden ikisini de suçlu ilan etmiş oldu. Pekiyi neden onları suçlu durumuna düşürdü? çünkü sadece onları yaratmış olmanın kendisini otoriter kılmadığı apaçık ortadaydı. Onların üzerinde otorite iddia edebilmesi için kendisinin haklı olması, kendisinin haklılık iddia edebilmesi için ise bir şekilde onların suçlu bulunmaları gerekiyordu. Allah' ın gerçek dünyada "egemen güçler"e denk düştüğünü ifade edersek, çevirdiği katakullilerin nedeni de açıkça görülebilir.
,
Yezidîler “seytan ile tanri esitti. tanri seytani kiskandi ve kutsal özelliklerini elinden aldi” diyorlar ve seytanı tutuyorlar. İnsanlarin her türlü kötülügü seytana mal ettiklerini, asil kötünün insan oldugunu savunuyorlar.
Modern satanizm ise, 1966 yilinda Rosemary’nin Bebeği isimli kitap ve film baslangic noktasi oldu. Şeytan tarafindan gebe birakilan ve Deccal’i doguran kadini anlatan filmin yapimcisi bir yil sonra öldürülecekti. Bu filmde ‘karabüyü danismani’ rolündeki Kafkas kökenli Anton La Vey (1930) ise, sonradan seytan kilisesini kurdu ve basrahip oldu.
Şeytanın kutsal kitabinda la vey şunları söylüyor: “Şeytanin cagidir bu; Şeytan dünyayi yönetiyor.”
Tanrı önce tamamen itaatkar bir varlık yaratıyor (içlerinden birisi itaat etmiyor, buna daha sonra değinicez). Daha sonra insanlığı yaratıyo ve onlardan da itaat etmesini istiyor. olasılıkları inceleyelim. Melekler de itaat etmekte özgür varlıklardır, ama onlar yüce bilgelikleri sayesinde içlerinden birisi dışında bozulmaya uğramamışlardır yada şeytan aslında bir melek değildir. Bu o kadar da önemli değildir. tanrının bütün bunların oluşumundaki amacı nedir? Eğer tamamen itaat eden bir soy istediyse, herşeyin sonunu olmadan önce görebilen sonsuz güçteki yüce tanrı şeytanın ona karşı geleceğini, insanları kötü yola sokacağını görememişmidir? Ya da en baştaki amacı insanları sınamak için kötülüğe, ve insanlar kötü yola sokan bir meleğe ihtiyacı vardır. Belki de Şeytan, sadece tanrının ondan istediği, insanları kötü yola sokmaya çalışma -ki bu olay tanrının, nefsine hakim olanları ayırmasına yardım edecektir-. Görevini tamamlıyordu. Yani bu durumda şeytan tanrının en pis işini yapan, kesinlikle yoldan çıkmamış bir melektir.
Her iki durum da kuran-ı kerim ile çakışıyor. Eğer gerçekten şeytanın nasıl davranacağını göremediyse gücü, Yada şeytanın aslında sadece kendisine verilen görevi yerine getirmekle yükümlü bir melek olması ise kuran-ı kerim'de bir yalan yada hatanın olduğunu gösterir. Tabii ki bundan başka senaryolarda kurulabilir, bunlar şu an aklıma gelen sadece ikisi. Bu da dünyanın ne kadar fazla olanak sunduğunu gösteriyor. İsterseniz bu ikisinden birine; isterseniz aslında bütün büyük dinlerin, şu anda inanılmayan birsürü eski dinin biraz geliştirilmiş versiyonu olduğuna ve birgün yıkılacağına ve yerine daha gerçekçi bir din geleceğine; yada gerçeği, insanlığın şu anki zekası ve bilgisiyle gerçeği kavrayamayacağına ve beklemeye (şu an benim durumumu en iyi bu açıklıyor) inanabilirsiniz.
Şeytanı kızıl tenli, kafasında iki boynuzu olan, uzun kuyruklu, belden aşağısı keçiye benzer kıllı bir yaratık olarak resmetmek saçmalıktır, palavradır ve yanlış anlaşılmadır...
İşte size diablo'nun imajının tarihi:
hiristiyanlık öncesi Avrupada Roma imparatorluğunun dışında kalan halklar(bkz: Ggermenler), onlar gibi çok tanrılı dine taparlardı. Bu dinde pan adında bir bereket tanrısı vardı ve bu tanrının imajı iri yarı, belden aşağısı keçiye benzer, sakallı ve boynuzlu, elinde çiftçilerin saman yığınlarını kaldırmak için kullandığıı çatallardan olan bir yaratık idi. Resimlerde çiftçiler onu bir çemberin ortasına alır ve etrafında dans ederek ona şükranlarını belirtirlerdi. Aradan yüzyılllar geçti, avrupada hiristiyanlık yayaıldı, eski dinler unutuldu, ta ki 14-15. yüzyıllarda savaşlar, salgın hastalıklar ve kıtlıklardan kırılan avrupada kilise bunların sebebini şeytan ve onun kulları olan cadılar olarak ilan edene dek(bkz: cadı avı). Bunları resmetmek için ise kafirlik döneminden kalma tanrı ve putları örnek aldılar, bunlardan en çok bilinenleri arasında olan pan da böylece çiftçilerin şükredip taptığı bir bereket tanrsı olmaktan kara tahtında oturup insanların başına felaket ve acı yağdıran bir iblise dönüştü. Aradan yüzyıllar geçti, çağlar değişti ve 20.yy ın popüler kültürü şeytanı bu saçma imajla insanların karşısına bir reyting malzemesi olarak çıkardı.
Eğer hiristiyanlık dönemin felaketlerinin (bkz: veba)(bkz: yüzyıl savaşları) sorumlusunu şeytan olarak göstermese idi şeytan bugün kötülüğün simgesi olmak yerine insanların öğrenip ibret alması gereken kovulmuş bir melek olarak görülürdü. Eski Yunan uygarlıklarına, Aztek uygarlığına veya doğu dinlerine bakarsanız ölüm ve yoketme tanrılarının bile adından saygı ile bahsedildiği görülür. İlahi dinlerde ise bu melek bir yanlış anlaşılmaya kurban gitti.
Bu durumda şeytana tapmak da ortaçağ kilisesinin bu yanlışından doğan bir kavram olabilir, nitekim ortaçağda ortaya çıkan bu kavram popüler çağda yayılmış ve taraftar bulmuştur.
Bu durumda şeytana tapmak da bir yanlışlıktan kaynaklanır ve yanlışlıktır...
Şeytan , insanlari kotu yola cektigi , gunaha tesvik ettigine inanilir. Bu yuzden cogunlukla tipleme olarak ( insan kiliginda ) yakisikli yada guzel karakterler kullanilmistir. Oldukca sogukkanli ve sinsi bakar , fazla konusmazlar yalniz etkileyicidirler.
Şeytan keci olarak sembolize edilir. Pentagram yildizinin icine bir keci basini tam oturtabilirsiniz. Ters yildizin ust taraftaki iki cikintisi boynuzlardir. Yanlardakiler ise kulaklar.
Şeytan , karanliklar lordudur. kotulugun efendisidir, cehennem in asil sahibidir.
Aslen eski ibranicede bas-atan kelimesinden turemistir. Bas-atan dusman demektir. Zamanla asima ugrayarak , yada cesitli kulturler tarafindan benimsenerek saydan ve en sonda seytan haline almistir .
Kimi dinlerde hz.Adem in bahcivan olduguna inanilirdi , cennet bahcesinin bahcivani o idi , Adem ve Havva portlerindede oldugu gibi buradada Şeytan , yilan formundadir ve Adem i yasak elmayi yemesi icin tesvik eder ( bastan cikarir ) . İlk kotuluk , butun diger kotuluklerin anasidir ve digerlerine gebe birakir.
Şeytan in kimi zamanlar insanlari kandirmak icin insan formunda gezdigi soylenir. Kimi zaman kiz arkadasiniz ona burunur yada tam tersi , veyahut en cok guvendiginiz insanlar . Onlarda sizi bu sekilde yoldan cikarir ve kandirirlar. Bilincinizde yada inancinizda dogru , ahlakli olduguna inandiginiz bir seyi size seytan yaptiriyor , sizi yoldan cikariyor olabilir.
Şeytan in allah katindan kovulma sebebi malumdur , burada itaat etmesi buyruldugunda , kimi inanislara gore seytanin su cumleyi soyledigi varsayilir :
- Non Serviam ! ( latinceden ingilizce karsiligi " i will not serve " , turkcesi ise " itaat etmem" dir. )
Din inanislarina gore , Şeytan a eslik eden , onun yaninda olan insanlar sonunda onunla ayni kaderi paylasacaklardir. Şeytan bu insanlari da kendi dustugu dipsiz kuyuya cekmek istemektedir. bu diger taraftan tanri ya besledigi kinden de ileri gelmektedir.
Şeytani tam anlami ile temsil eden belli basli karakter ozellikleri vardir , bunlara "yedi gunah"
( kibir,acgozluluk,ihanet,yalan,itaatsizlik vb. ) denilir. Şeytanin en onemli ve keskin ozelligi tabiiki oldukca kibirli olmasidir. İslam dinene gore de kibir en buyuk gunahlar arasindadir.,
Her ne kadar aksi söylense de, insan ruhunun yegane kurtarıcısı. Zira insanlar yaşamaya devam etmek için genel olarak üç tanımı kabul etmek zorundadırlar.
Birincisi, kişinin kendi varlığına inanabilmesi ve kendini kabul edebilmesi için yarattığı "ben" inancıdır. Bu daha sonra egonun oluşmasına da vesile olacaktır elbet.
İkincisi, yalnız olmadığını hissetmesi ve ödülleri hayal edebilmesi için tanrıdır. Yanlız değildir çünkü tanrı kendisiyle beraber başkalarını yaratmıştır. Hiçbiri olmadığında da başka yaratıkları ve tanrının kendisi yanında bulunur, insanın. Ödülleri düşünür insan, çünkü bir hayat amacı olduğunu düşünmek ister. Bunu başardığında da tanrı onu ödüllendirecektir.
Üçüncüsü ise, tahmin edebileceğiniz üzere Şeytandır. Bu nacizane kişilik, temelde insana hayatta karşılaşacağı engeller ve kötülükler olacağını anlatır. Kimi zaman bu kötülüğü kendi kendine bile yapmış olabilir insan. Ancak şeytan inancı sayesinde affedebilir kendini. Kendi savaşını vermeye başlar böylece şeytana karşı. Aslında şeytan her yerdedir, insana karşı çıkan herşeyde; kimi zaman kendi duygularında hatta.
Kişi düşünmeye başladığı andan itibaren ilk referans noktası olarak kendini alır ve bir "ben" inancını orada yaratmış olur zaten. İkinci ve üçüncü inançlar kişinin isteğine göre engellenebilir. Ancak ikinci inancın yok sayılması kolaydır, evet bir boşluk yaratır bir sıkıntı oluşturur belki ama boşluk fikri, sonlulukteması pek de öyle çekilmez değildir. Ancak kişi kendi içinde bir zıt güç, bir şeytan yaratmadıysa işte o zaman gerçekten ruhunu şeytana satmış demektir kendi elinde bir şey kalmamıştır. Yola devam etmek için gereklidir şeytan, kendini kanıtlamak için; haliylen ruhu korumak için de. Ve sanılanın aksine şeytan fikri tanrısız da var olabilir. ha bunu farkedemeyenler için söyleyelim, bu hissiyata şeytan demek zorunda diiliz zaten, ama budur şeytanın insan dünyasında asıl temsil ettiği şey.


Edit: Bunu açıklamamın sebebi bulunduğumuz yerde inanç özgürlüğü var diye umuyorum..
Kesinlikle böyle düşünüyorum .
 

asagnak

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Mar 2009
Mesajlar
368
Beğeni
5
Konum
evde
İş
iÅŸÅŸiz
15)Büyü için yazılan kağıtların akan suya bırakılması söylenir. Bunun için bir dereye taşa bağlayarak bırakmalı yada derenin içinde bir taşın altına konularak yazıların silinmesi sağlanmalıdır. kesinlikle çöpe veya ateşe atılarak yakılmaması gerekir. bu şekilde yapılırsa büyü etkisini göstermeye devam eder. Bu konu tartışılmalı bence ateşemi atılmalı yoksa suya mı?
 

mecra

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Ara 2008
Mesajlar
482
Beğeni
37
Bence şeytan insanın kendi nefsidir imanı sağlam olana şeytan zaten bir şey yapamaz insan nefsini terbiye ederse şeytandan da uzaklaşmış olur;)
 

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Beğeni
251
15)Büyü için yazılan kağıtların akan suya bırakılması söylenir. Bunun için bir dereye taşa bağlayarak bırakmalı yada derenin içinde bir taşın altına konularak yazıların silinmesi sağlanmalıdır. kesinlikle çöpe veya ateşe atılarak yakılmaması gerekir. bu şekilde yapılırsa büyü etkisini göstermeye devam eder. Bu konu tartışılmalı bence ateşemi atılmalı yoksa suya mı?

Benim kulaktan duyduğum ateşe atılması gerekir di diye ama bence ateş üzerinde yakıldıktan sonra küllerini suya atmaktır..
 

Pocahontas

Kayıtlı Üye
Katılım
16 May 2009
Mesajlar
102
Beğeni
7
Elbette burda düşünce ve inanç özgürlüğü var Logii. tabii saygı çerçevesini aşmadığı müddetce.
Mantık olarak düşüncelerinize katıldığımı belirtmek isterim (Adem ile Havva'dan, elma konusuna, Tanrı'nın cezalandırmasından, insanları sınava tabii tutmasına ve burada ortaya çıkan kötü karakter şeytan olgusuna, benzetmelere vs.)
ama birde bunların tam aksine bir Şeytan profili vardır ki o da Ruhani Satanizm de geçendir. Bu konu apayrı bir konudur.
Ne semavi dinlerde anlatılan gibidir ne de Laveyan Satanizm'in de geçen gibidir. Madem ki konumuz Şeytan Hakkında Şeytani Gerçekler birde ordan ele almak lazım. Forumda daha önce paylaşıldığı için link veriyorum.

http://www.gizlimabet.com/showthread.php?t=3687
http://www.gizlimabet.com/showthread.php?t=9935

iyi forumlar.
 

MAHŞER1

Kayıtlı Üye
Katılım
12 Haz 2009
Mesajlar
15
Beğeni
1
Verilen yazı paylaşımları için herkeze teşekkür ederim. Mükemel bir yazı dizi'si olmuş.
Fakat "İnsanın En Büyük Düşmanı" kendisidir.
 

Ajan 47

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
535
Beğeni
67
Güzel paylaşım , konuyu aktardığın için teşekkürler .
 

Ajan 47

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
535
Beğeni
67
15)Büyü için yazılan kağıtların akan suya bırakılması söylenir. Bunun için bir dereye taşa bağlayarak bırakmalı yada derenin içinde bir taşın altına konularak yazıların silinmesi sağlanmalıdır. kesinlikle çöpe veya ateşe atılarak yakılmaması gerekir. bu şekilde yapılırsa büyü etkisini göstermeye devam eder. Bu konu tartışılmalı bence ateşemi atılmalı yoksa suya mı?
Peki ya bu büyü su ile karıştığında karşılığını buluyorsa , o zaman yakmak gerekmez mi ?
 

rab

Banlı Kullanıcı
Katılım
14 Ocak 2010
Mesajlar
4
Beğeni
0
herkese teşekkür ederim bilgilerini paylaştığı için.
 

osho

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ara 2008
Mesajlar
105
Beğeni
20
Konum
İstanbul
İş
müzisyen/öğrenci
Sayın Logii;

Kur'an'daki sembolik ifadeler üzerine yaptığınız açılımlara ve Şeytan hakkındaki bazı yorumlara katılmamış olsam dahi karşıt görüş olarak çok sağlam bir açıklamayla sunduğunuz fikirlere saygı duyuyorum.
Ben Kur'an'daki anlatımı dehşet verici manada zekice buluyorum.Bu kitap Antik Yunan'a inmiş olsaydı sanırım çok daha farklı bir anlatım şekli olurdu.Ama indiği arap dünyası son derece somut algılayışa sahip bir millet.Bu yüzden ödül-ceza yöntemi,korkulacak bir Tanrı profili yaratmak doğru bir yöntemdir diye düşünüyorum.
Şeytan 'a gelince,bugünkü manada evet herşeyi şeytana yükleyerek kendimiz bir şeytan profili yaratmış olabiliriz.Ancak Şeytan insan düşüncesinin yarattığı birşey değildir.Kafasında boynuzlarla resmedilmesi ise boş bir anlatım değildir.Çok eskiye dayanan bir resmediliştir.Şeytan'ı bir enerji olarak da kabul etmek mümkün,bizim fizik dünyamızda ise enerjinin maddeleşerek bir fiziksel yapıya bürünmesi mümkündür.Bu resimler de büyük ihtimal Şeytan'ın çeşitli fiziksel yapılarda tezahür etmesi sonucu görülen ve anlatılanlar ışığında çizilmiştir.Ayrıca geçmişte somut belgeriyle bildiğimiz şeytan vak'aları vardır.Bunun ne tür bir varlık olduğunu bilmesek de bizim insani terimlerimizin karşılığı olan "şeytan" budur.

Şeytan'ın Tanrı'ya itaatsizlik edip etmeyeceğini bilmesiyle ilgili birşeyler de söylemek istiyorum.Daha doğrusu Tanrı'nın herşeyi bilip bilmemesiyle ilgili birşeyler.Bu sıralar benim de aklımı kurcalayan bir konuydu ama Quantum mekaniği ile ilgili okuduğum şeyler doğrultusunda kendi yorumumu da katarak bir doğru çıkardım kendime.Bana göre Tanrı,sistemi yaratıyor,bir olay için birden çok olasılığı yaratıyor ve sistemi işleyişine bırakıyor ve özel durumlar haricinde kendi yarattığı sisteme müdahalede bulunmuyor.Bu benim düşüncem ve etrafta gördüğüm olmuş ve olan birçok şeyi düşündüğümde herşey bu düşüncemi doğruluyor.

Saygılar
 

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Beğeni
251
Ancak Şeytan insan düşüncesinin yarattığı birşey değildir.Kafasında boynuzlarla resmedilmesi ise boş bir anlatım değildir.Çok eskiye dayanan bir resmediliştir.
Yorumunuz için teşekkürler sn. osho fakat size bir kaç tez sunacağım bu konu ile ilgili..

Şaytan boyutundan inerek fizik aleme müdahele edermi ? Şaytanın işi gücü yokmu her bir insana yaklaşsın fizik alemde oyunlar oynasın ? Çok komik bir terminolojiye dayanan faktor.

Bu kadar enteresan soruyu kim sorar ? Şaşırmayın tabi ki bu soruyu soranlar bile vardır.

Öyle ki hangi çılgınlıkla bilmiyorum ama , günümüzde insanlar ilginç fikirlerle Şaytanı çoçuklara ve bir birlerine enteresan şekilde anlatmaktadırlar. Bazı ailelerde şöyle sohbetler olur çoçuklara karşı.

Evladım çabuk uyu yoksa Şaytan gelip ayağından çekecek seni...
Evladım çabuk yemeğini ye yoksa Şaytan gelip yemeğini yiyecek...
Evladım akşam uyumadan önce tuvalaete uğra sora uyu yoksa Şaytan seni azdırarak yerine çiş yapmanı sağlıcak..

Ve daha daha neler .... Oysa ki ben bu cümleleri çoçukluğumda duymuştum ailem tarafından. Ve şöyle bi düşünce içerisindeydim. Acaba Koskocaman Şaytanın işi gücü yokmu gelip benimle oyunlar oynuyor. Herşeyi burakmış gelmiş çiş yapmamı sağlıyor , yemeğimi yiyor hatta uyumamam için ayağımdan çekiyor. Hatta tuvalette Şaytanların olduğunu söyleyen insanlar var. Allahın rakibi olan bir varlığın böyle küçük oyunlarla ne işi var. Bu kadar saçma şeyler söylendikce , bu saçmalıkları söyleyen insan anlamalıdır ki o masalı anlattığı insanın içinde kuşku tohumları atıyordur. Çünki aklı başında olan her bir insan bu saçmalığa inanmıcaktır ve kendiliğinde araştırma yapıcaktır. Ve birgün muhakkak ona anlatılanın masal olduğunu anlıcaktır.
------------------------------------------------------------------

'' Şimdide Şaytanın Tavsirinden bahsedelim biraz.

Şaytan genelde boynuzlu kuyruklu ve kırmızı renkli elinde mızrağı olan bir varlık olarak gösteriliyordur birçok semavi dinlerde. Peki eğer boynuzlu varlık kötülüğü simgeliyorsa neden Aztekler şuanki Allahı (semavi dinlerin tanrısı) neden boynuzlu tasvir etmişlerdi ?

Peki neden mısırda , romada , yunanlılarda Şaytan boynuzsuz olarak tasvir ediliyordu ?

Ve hatta neden ilk inançlarda boynuzlu tanrılar varken ona tapanlar onun boynuzu olduğu için onu kötülük simgesine çevirmemişlerdi ?

Tabi ki bu semavi dinlerin Diğer dinleri ironik göstermek için yaptığı başarısız çalışmalardır.

vsvs...

Thoth kardeşimin hazırlamış oldugu bir tezi sizinle paylaştım.. Ve bunlara eklenebilecek bir sürü şey var aslında.. Neyse yazı umarım açıklayıcı olmuştur.

Saygılar
 

osho

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ara 2008
Mesajlar
105
Beğeni
20
Konum
İstanbul
İş
müzisyen/öğrenci
Bazı eski duvar yazıtlarında Tanrı ve Şeytan birlikte boynuzlu olarak betimlenmiş bulunmakta.Bu sizin de daha önce sizin de söylediğiniz üzere bu toplumlarda Tanrı ile Şeytan'ın eşit görülmesiyle bağlantılıdır belki.Mitoloji bilgimin zayıf olmasıyla birlikte Azteklerin şu anki Allah'ı değil tanrılarından birisini boynuzlu göstermişlerdir sanırım ve onlarda tüylü yılan denilen başka bir tanrı daha vardır mesela.Aztek Tanrıları içinde kötü tanrılar da vardır mesela belki de bahsettiğimiz resmedilişler bu Tanrılara aittir.Eğer değilse boynuzun mitolojik ya da ezoterik bir anlamı olması ve simge olması çok muhtemeldir.Emin değilim bu konuda.

Tanrı'nın resmedilişine gelince.Evet biz insanlar olarak kendimizi Tanrı'nın yarattığı en üst varlıklar görüyoruz ve bu saçmalığa da kendimizi inandırıyoruz.İşte bizim bu kadar büyük bir varlık olmayışımızın nedeni de burda; Tanrı'nın resmedilemeyecek birşey olduğunu bile kabul edemiyoruz.Tanrı'yı tanımla,çiz demek;aşkı tanımla,çiz demekle aynıdır.Soyut birşeyi nasıl çizemezsin bu da aynıdır.Hiçbir şey bizim kavramlarımıza göre olmak zorunda değil.Tanrı zaten bizim kavramlarımızla anlatılabilecek birşey ise ve bizim yeteneğimizle çizilebilecek birşeyse emin olun o kadar büyük değildir.Örneğin ben Tanrı'nın bazen bu sistemin adı olabileceğini düşünüyorum.Ama bu diyaloğa girersek bir yerde tıkanırım,bu bilgimin eksikliğimden veya düşüncemin yanlışlığından kaynaklanmaz.İnsanın bilinç düzeyi bunu algılamaya yeterli değildir bundandır.

Saygılar
 

tevafuk12

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Eki 2009
Mesajlar
14
Beğeni
1
İsanın kendi içindeki şeytandan dışardaki şeytana fırsat kalmıyor. Evvela kendi içindeki Şeytanı(nefsi) kontrol altına alacak insan
vesselam
 

Midnite

Kayıtlı Üye
Katılım
22 Ocak 2010
Mesajlar
41
Beğeni
1
Yorumunuz için teşekkürler sn. osho fakat size bir kaç tez sunacağım bu konu ile ilgili..

Şaytan boyutundan inerek fizik aleme müdahele edermi ? Şaytanın işi gücü yokmu her bir insana yaklaşsın fizik alemde oyunlar oynasın ? Çok komik bir terminolojiye dayanan faktor.

Bu kadar enteresan soruyu kim sorar ? Şaşırmayın tabi ki bu soruyu soranlar bile vardır.

Öyle ki hangi çılgınlıkla bilmiyorum ama , günümüzde insanlar ilginç fikirlerle Şaytanı çoçuklara ve bir birlerine enteresan şekilde anlatmaktadırlar. Bazı ailelerde şöyle sohbetler olur çoçuklara karşı.

Evladım çabuk uyu yoksa Şaytan gelip ayağından çekecek seni...
Evladım çabuk yemeğini ye yoksa Şaytan gelip yemeğini yiyecek...
Evladım akşam uyumadan önce tuvalaete uğra sora uyu yoksa Şaytan seni azdırarak yerine çiş yapmanı sağlıcak..

Ve daha daha neler .... Oysa ki ben bu cümleleri çoçukluğumda duymuştum ailem tarafından. Ve şöyle bi düşünce içerisindeydim. Acaba Koskocaman Şaytanın işi gücü yokmu gelip benimle oyunlar oynuyor. Herşeyi burakmış gelmiş çiş yapmamı sağlıyor , yemeğimi yiyor hatta uyumamam için ayağımdan çekiyor. Hatta tuvalette Şaytanların olduğunu söyleyen insanlar var. Allahın rakibi olan bir varlığın böyle küçük oyunlarla ne işi var. Bu kadar saçma şeyler söylendikce , bu saçmalıkları söyleyen insan anlamalıdır ki o masalı anlattığı insanın içinde kuşku tohumları atıyordur. Çünki aklı başında olan her bir insan bu saçmalığa inanmıcaktır ve kendiliğinde araştırma yapıcaktır. Ve birgün muhakkak ona anlatılanın masal olduğunu anlıcaktır.
------------------------------------------------------------------

'' Şimdide Şaytanın Tavsirinden bahsedelim biraz.

Şaytan genelde boynuzlu kuyruklu ve kırmızı renkli elinde mızrağı olan bir varlık olarak gösteriliyordur birçok semavi dinlerde. Peki eğer boynuzlu varlık kötülüğü simgeliyorsa neden Aztekler şuanki Allahı (semavi dinlerin tanrısı) neden boynuzlu tasvir etmişlerdi ?

Peki neden mısırda , romada , yunanlılarda Şaytan boynuzsuz olarak tasvir ediliyordu ?

Ve hatta neden ilk inançlarda boynuzlu tanrılar varken ona tapanlar onun boynuzu olduğu için onu kötülük simgesine çevirmemişlerdi ?

Tabi ki bu semavi dinlerin Diğer dinleri ironik göstermek için yaptığı başarısız çalışmalardır.

vsvs...

Thoth kardeşimin hazırlamış oldugu bir tezi sizinle paylaştım.. Ve bunlara eklenebilecek bir sürü şey var aslında.. Neyse yazı umarım açıklayıcı olmuştur.

Saygılar
neden boynuzlu olduğunu anlatan şöyle bir tez varki ilk dönem hristiyanları kendileri için sapkın olan pagan,druidizm daki tanrıların özelliklerini bu dinlere karşı kolay kışkırtılabilsinler diye halka şeytan gibi göstermiş (bkz. kranous (boynuzlu orman tanrısı) ) olması , bilmiyorum orda burda şeytanın ayak izlerini buluyorlar birde bir sürü fotograf galarisi çıkıyor ortaya demek ki şeytan yürümeyi seviyormuş burdan bunu mu anlamalıyız?
 

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Beğeni
251
Şeytan'ın ayak izleri... Çok mu Şeytan gördünüz ki, ayak izlerini tartışıyoruz..
 
Üst