Osi şifa uyumlaması mayıs ayı yarışması

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,463
Tepkime puanı
2,626
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Mayıs ayında yapılacak 1. Osi şifa uyumlaması için 6 kişinin seçileceği yarışma.

İstediğiniz gibi yazabilirsiniz. kaç saysa olduğunun ve içinde neler olacağının kararı tamamen size aittir.

soru: Çocuklarımızı parapsikolojinin bilgilerine göre yetiştirebilir miyiz, yetiştirsek neler yapabiliriz.

Kolay gelsin.
 

hazeynahmet

Kayıtlı Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
192
Tepkime puanı
3
Yetistirebiliriz ve yeistiriyoruz da ornegin cinali kitaplari ve derslerde cizilen cinali figuru cinlerin ve parapsikolojinin oldugunu gosterir, daha da fazla ogretmek istiyorsak sihirli annem dizisini yeniden dizayn edip yayinlayabiliriz, basrol ve senarist olarak da Urum olabilir, sizin tecrubelerinizden faydalanabiliriz. Ancak ifriti felan ogretmemek gerekir cunku denerler veya unutmazlar hayatlari kararabilir ve buna benzer cizgi film calismalari , birlikte astral seyahat egitimleri verilebilir...
 

La-edri

Kayıtlı Üye
Katılım
21 Haz 2010
Mesajlar
2,196
Tepkime puanı
501
Bu iyi bir fikir degil, ben kendi cocuklugumdan biliyorum hic hos seyler degil, ve eger yasadiklarim annemin egitimi ile alakali olmus olsa idi onu asla aff etmezdim.
Güzel faydali seyler olabilir fakat olumsuz birsey olma ihtimali bile cok korkunc ve benim icin uzak durmaya yeterli bir sebeb.

Cocuk yasda parapisikolojik tecrübeler edinmis birisi olarak,tavsiye etmem kesinlikle.

Anne ve baba bir seyi kendisi icin begendi diye cocugunada asilamasina karsiyim ben bu din yada futbol olsa dahi, cocuklar kendi renklerinde kendi karekterleri gelisiminde nasilsa kendi hayatlarina yön verirler ve bir bilim /ilim dali ile ilgilenmek istiyorlarsa onlar bunu secebilmeli belirli bir olgunluga geldiklerinde.

Bana göre zaten bir insanin dogasinda yani fitratinda ne varsa o aciga cikar zamanla, ve bu tip insanlarin cocukarininda buna benzer haller yasama ihtimallerinin olduguna tanik oldum bu durumlar baska, ama bir cocuk normal ise onu anormal hallere sevk etmek ona zulum olabilir.

Parapisikoloji cok genis bir yelpaze siz genel aldiginiz icin bende genel cevab verdim, bir cocuk kaldiramayacagi seylere maruz kaldiginda ve buna biz sebeb olmussak bana göre bunun affi ve telafesi yok.Bu zaten tecavüze giriyor.
 

CnrN

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Ara 2013
Mesajlar
6
Tepkime puanı
0
Yaş
32
Bu konuda doğuştan yeteneği olanlar olduğu gözden kaçırılmamalı. Bilinçli yönlendirilme ve eğitim ile yaşanabilecek dezenformasyonun da önüne geçilmiş olurdu. Ama toplumu, bilginin temelini vermeden buna yönlendirmek bana kalırsa hata olur.
 

tNitrotoluen

Banlı Kullanıcı
Katılım
18 Tem 2013
Mesajlar
277
Tepkime puanı
3
Çocukluk döneminde de olsa bireye hayatı ile ilgili her konuda seçim hakkı sunulmalı. Bence ilk başta basit ve bilgi düzeyinde objektif bir şekilde öğretilip, karar verebilecek yaşa ulaştığında da kendisi gerçekten bu konuda ilerlermeye yatkınsa ve de istiyorsa ancak o şekilde ilerlemeli.
 

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,463
Tepkime puanı
2,626
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Tabi ki yetiştirilebilir ve yetiştirilmelidir. Eğer küçük çocukları parapsikolojinin bilgileriyle yetiştirirsek,hiç yoktan parapsikolojinin temelini bile öğretirsek bu o çocuğun gelişimine çok büyük fayda sağlayacak. Çünkü ileri ki zamanlarda artık çocuk parapsikolojinin varlığı bilecek ve onun varlığını yok saymayacak ve tereddüte düşmeyecek,beyninin büyük tarafına perde çekmeyecek.

Direk çocuklara parapsikolojiyi öğretemeyiz zaten o yüzden temelini,parapsikolojinin ne olduğu,alanlarının ne olduğunu öğretmeliyiz ve gerçek olduğunu öğretmeliyiz.Ve çocuk ileride parapsikoloji ile ilgilenmek isterse hayata 1 adım hatta 3-4 adım önde başlayacak. Çünkü parapsikoloji ile ilgilenmek isteyen,ilgilenmeye başlayan her kişide inanç sorunu oluyor yani parapsikoloji gerçekten var mı ?, bu tür yetenekler gerçekten var mı ? gibi sorular oluşuyor kafalarında ve tereddüte düşüyorlar bundan dolayı da parapsikoloji de ilerleyemiyorlar. Bu inanç sorunu hayatlarına da yansıyor ve yaşadıkları kötü olayları yenebileceklerine de inanmıyorlar. Bu yüzden çocuğu parapsikolojinin bilgilerine göre yetiştirmek sadece parapsikoloji alanında fayda sağlamayacak, normal hayatında da fayda sağlayacak çünkü çocuk bir kere inanmayı öğrenmiş olacak, parapsikoloji gibi imkansız bir şeye nasıl inandıysa hayatındaki zorlukları da yenebileceğine inanacak ve parapsikolojiyi hayatında bu olumsuzlukları yenmek için kullanabilecek.

Dediğim gibi biz çocuğa sadece parapsikolojinin ne olduğuyla ilgili bilgileri, temel bilgileri, alanlarını ve onun varlığını öğretebiliriz zorla kendi ilgilendiğimiz parapsikoloji alanını öğretemeyiz bu zorla çocuğun beynine set koymak gibi olur. Çünkü çocuğu küçüklükten başlayıp sadece parapsikolojinin bir alanına çekiyoruz ve beyni yavaş yavaş diğer alanlara perde çekiyor ve köreliyor. O yüzden çocuğa seçme hakkı bırakacak şekilde öğretmeliyiz.
Parapsikoloji ile yetişen çocuklar farkındalık olarak da bir adım önce başlarlar. Çünkü çocuk olağan şeyler dışında olağanüstü diye anlatılan şeylerinde varlığını öğrenmeye başlıyor.

Yazımı genel olarak özetlersem: Yetiştirmeliyiz ama yetiştirirken parapsikolojinin bilgilerini genel olaral öğretmeliyiz,parapsikolojiyi genel olarak öğretmeliyiz. Sadece parapsikolojinin tek bir alanını öğretmemeliyiz,çocuğun beynine set çekmemeliyiz.
 

AJA

Elit Üye
Katılım
15 Haz 2010
Mesajlar
3,096
Tepkime puanı
531
Çocuk parapsikoloji eğitimi alıp büyüyeceği için ona bir zararı dokunacağını düşünmüyorum..Coçuk bir hamurdur ve nasıl şekillendirirseniz öyle büyür gelişir.Zararı olacağını düşünmüyorum,aksine parapsikoloji madde ve özellikle ''manevi'' güce dayalı olduğu için çok daha mutlu ve faydalı gelişmeler yaratabilirler hatta devrimlere imza atabilirler..
Neler yapabileceğimize gelince eğitim için muhakkak alanlar yada okullar şart..Ailenin kendinde bulunan bir yeteneği var ise şifacı giib bu çocuğa küçükten öğretilebilir ve faydalı olması sağlanabillir..İlim ve bilim adına yüksek varlıklarla ortak çalışmaalr sonucu müthiş şeyler yapılabilir malesef parapsikolojinin bir çok dalı öcü gibi grünüyor ülkemizde yada sihirbazcılık gibi..Keşke daha bilinçli olunabilse.Mesela Türkiye de astroloji egitimi alıp diplomalı bir astrolog bile olamıyorsunuz.Yurt dışında bu mümkün.
10 kişiden birine parapsikoloji dediğinizde bunun 7 si ne olduğunu bilmiyor maleesef..
Evet çocuklarımızın iyi bir eğitim alabileceği kurumlar olsaydı eğitilebilirlerdi.Farkındalıkları önde insanlar olurlardı ilk olarak.Madde ye değil maneviyata eğilimli güzel insanlar yetişirdi..
 

Mithra

Kayıtlı Üye
Katılım
30 Ocak 2013
Mesajlar
393
Tepkime puanı
130
Çocuklar doğarken zihinleri saf ve temizdir kimse doğarken bombacı değildi yada hırsız bunlar sonradan meydana gelmektedir.Çocukken önyargınız yoktu bardağı kırar ve gülümsersiniz.Yetiştirme tarzınızada bağlı onları anlayarakmı yoksa körü körüne sadece parapsikolojimi eğitecekmisiniz.Bundan 300 yıl önce bilimadamları Matematik problemleri bir cismin yerden kalkışa geçerek a noktası ile b noktası arasındaki uzaklığındaki en doruk noktası neresi diye problemler uğraşmaktaydı ama bu problemi şu an kendimiz bilimadamı olmadanda çözebilmekteyiz bilginin bir çocuğa aktarılırken ne şekilde aktarıldığı önemli.
Aldous huxley
Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu;herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.
önyargılar yoksa daha kolay, çocukların hayal güçleri işin içideyken sosyal-etik-din girmediği için başarı oranı daha yüksek olacaktır.
Yetiştirirsek neler yapabiliriz?
Kanıtı olmayan cinayetlere imza atarsınız, insanların düşünceleri okursunuz, Birisine istediğinizi yaptırırsınız, amele olarak kullanırsınız yada şifa dağıtırsınız, olumlu düşünmeye sevk edersiniz, dünyayı güzelleştirirsiniz sınır yok iyi veya kötü karar sizin.
 

ahya

Kayıtlı Üye
Katılım
11 Eyl 2011
Mesajlar
145
Tepkime puanı
10
Konum
Münih
Merhaba,
her cocugun dogustan verilen yetenegine inaniyorum, bu illede Parapiskoloji olmasi gerekmez benim icin.
Önemli olan bu yetenegi kesfedebilmek ve cocugun yetenegine göre yönlendirmek.

Benim kizim (4) mesela dillere yatkin, Türkce ve Almanca´yi cok iyi bir sekilde konusuyor ve Türkce´yi daha iyi
kunusabilmesi icin Türkce ortam yaratiyorum. Gördügüm kadariyla baska dilleride ögrenmek icin hevesli ve merakli:)

Su aralar Melekleri, Fee´ler hakkinda sorular soruyor, cinler ve seytanlar hakkinda birseyler anlatmiyorum, kormasin diye.

En önmelisi su an bana göre insan sevgisi ve hayvan sevgisi ögrenmesi.

Dini icerikli kitaplar var ama dört yasinda cocuk fazla birsey anlamaz sanirim.

Dört yasinda cocuklar icin Parapiskoloji kitabi simdiye kadar görmedim.

Su siralar yaptigim pratikler Elif, Ba yi ögreniyoruz
Sevgiyle
 

Demir.D

Banlı Kullanıcı
Katılım
22 Ağu 2010
Mesajlar
675
Tepkime puanı
1
Ortada cok özel bir durum yoksa bence yetiştirilmemeli;

Çocuk önce içinde bulunduğu madde boyutunu anlamalıdır. Buda cocuk zihniyle olabilecek birşey değildir. Belirli bir olgunluğa erişmesi gerekir.

Bir insana atomun yapısı anlatmadan elektronları anlatamazsınız. İyi forumlar.
 

kapliyagos

Kayıtlı Üye
Katılım
11 Nis 2011
Mesajlar
141
Tepkime puanı
11
Yaş
44
Konum
BURSA
çocukların algıları, normal yetişkin insanların algılarından çok farklı olduğundan dolayı parapsikolojik olaylara bakış açılarıda tehlikeli sonuçlar doğurabilir. fakat bazı insanlar çocukluktan başlayarak parapsikolojik deneyimler yaşarlar bilinçsiz olarak. sonuç olarak yetiştiremeyiz en küçük hata çocukta derin yaralar açar.
 

asterix

Kayıtlı Üye
Katılım
29 Mar 2013
Mesajlar
725
Tepkime puanı
81
Çocukların gerçeklik duygusu bizden farklıdır,onlar yaşa ve özelliklerine göre yarı gerçek yarı hayal dünyasında yaşarlar ,bu demektirki onların imajinasyon yetenekleri ve zihinsel esneklikleri,hayal güçleri yetişkinlerden çok üsütündür,bu durum aslında parapsiklojik çalışmalrın temelini oluşturur,çocuklar içinde bulunduğumuz boyutaa ve ötesinde yaşarlar biz yetişkinler kaybettiğimiz bu yeteneği tekrar bulmaya çalışıyoruz aslında.Çocukların bu parapsikoljik hazırlılığı onalrı kolayca bu kanala yönlendirmemizi ve eğitmemizi sağlayabilir ancak bizi burda bekleyen bir tehlike vrdır :çocujkar geldikleri nu dünyaya ait olan 3. noyut gerçeklik duygusunu tam olşturmadan ötesine uzanmaya çalışırlarsa bir karmaşa ve uyum sorunu yaşayabilirler,çocuklara parapsikoljik ilkeler verilmelidir ama dikkatli olunmlaıdır,sağlam bir akıl yürütme ve mantıklılık zeminini oluşturulduktan sonra,evrensel bazı temel kavramlar yerleştirildikten sonra bu ilkler dolaylı yolla aktarılmalıdır,hatta bu kavramların aktarılması bence bir gerekliliktir.Ben küçükken hep erenlerin ermişlerin evliyaların menkıbeleri anlatılırdı mucizelerinden bahseediliridi,sonraki zamnalrda okuduğum kiatapalr madde ötesi dünyaya ait inanaçalrımın,algılarımın zeminini oluşturdu,çocuklar tüm yaşamın beş duyudan ibaret olmadığını gözle görünmeyen ve gerçek olan bir dünyaynın varlığı dengeli bir biçimde anlatılmalı diye düşünüyorum.
 

exotic

Banlı Kullanıcı
Katılım
31 Eki 2013
Mesajlar
438
Tepkime puanı
2
Yaş
25
Konum
bi güzelin kalbindeyim
İş
Öğrenci [Sürünüyoz bea :D]
Dinle parapsişik konuların (yalan da olsa ) çeliştiği hususlar mevcut.Bu anlamda ikisini birden aktarmamız doğru olmaz tabi, ama yaşına uygun olarak bilgileri verilecek zamanı iyi belirler ve bu mantıkla hareket edersek, hem kafası karışmadan hayatın gerçeklerini öğrenmiş olur, hem de ruhsal anlamda ilerlemeye ve kendini geliştirmeye erken başlamış olur.. Yani mümkün.
 

berula

Kayıtlı Üye
Katılım
13 Eyl 2011
Mesajlar
76
Tepkime puanı
5
Çocuk 5 duyu organlarıyla tanıyabileceği somut kavramlar ve doğayla henüz tanışma aşamasındayken ona soyut kavramlarla bambaşka pencereler açmaya çalışırsak psikolojik olarak ikisini uyumlandıramayabilir. Çünkü çocuk dünyaya geldiği ilk yıllarda dokunma-koklama-duyma-görme-tatma duyularını kullanarak dünyada gördüğü varlıklara anlamlar yükler ve bu pencereden bakar. Kendi tanıma araçlarıyla anlamlandıramayacağı her şey ise onda psikolojik çatışmalara neden olacaktır.

Henüz ölümü tanımlayamayan çocuğa ölüm sonrası yaşamı anlatmanız ne kadar anlamlıdır ya da insan denilen varlığın neye benzediğini yeni öğrenmiş çocuğa bu dünyada yalnız olmadığımızı korkutmadan nasıl anlatabilirsiniz. Dünyada yalnız olmadığımızı anlattığınız çocuğun kendine şu soruyu sorması da kaçınılmazdır “Var mıyım Yok muyum?”. Peki bu soru çocuğu psikolojik bir bölünmeye götürmez mi?

Fakat her ne olursa olsun asla diye bir şey yoktur konuya parapsikolojinin neresinden baktığınıza bağlıdır. Çocuğun mental gelişiminin sağlıklı olarak tamamlanmasını beklemeden duyularıyla algılayamayacağı konulara girişin hatalı olduğunu düşünüyorum. Mental gelişim sağlıklı şekilde tamamlandığında ise parapsikoloji dallarından günlük yaşamda en sık rastlayıp kullanabileceği şekilde kolay kavranabilir olanlarından –rüya ve düşünce gücü gibi- başlanıp açıklanmaya çalışılmalı. Çocuğun algısı ve ilgisi çerçevesinde ona yeni kapılar açıp bilgi olarak beslenebilir ya da yine algısı ve ilgisi yetersizse üzerine gidilmeden bireysel ilgi alanlarına yönlendirilmesi gerektiğinin sağlıklı olabileceğini düşünüyorum.
 

bendekiben

Elit Üye
Katılım
10 Eki 2011
Mesajlar
1,218
Tepkime puanı
192
Konum
Ankara
Artık okullarda 4.sınıftan itibaren din eğitimi verilmeye başlandı.Bununla beraber bilinmezliğe açılan bir kapıya giriş yapan çocuk kafasında bir sürü soru işareti ile doluyor ve yaratıcının nasıl, olduğunu nerde, olduğunu neden göremediğimizi ve bununla beraber bir çok soru ile çıkıyor karşımıza.Bu bilgiler verilirken çocuğun yaşı göz önüne alınmalı algılayabileceğinden karışık bilgiler verilmemeli ben tecrübelerimden yola çıkarak 5 yaşındaki bir çocuğun ölüm nedir sorusunda bile çelişki yaşayıp onun korkmamasını ve bunu kabullenmesinde itina gösterip zorlanırken parapsikolojik bir olay ile karşılaşmamış kafasında birşey belirmemiş bir çocuğa bu gibi bilgilerin anlatılması o çocuktaki ciddi kavram karmaşasını düşünemiyorum bile.Fakat çocuk eğer böyle bir deneyim geçirmiş ve cevaplanması gereken sorularla karşımıza çıkmışsa ona bunu anlayabileceği bir dilde aktarmak zorunludur.Aksi halde kendisi anlamlandırmaya çalışıp korkacağı düşüncelere sahip olabilir.
 

Mahrusa

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Nis 2014
Mesajlar
101
Tepkime puanı
23
Öncelikle bu parapsikolojiden ne anladığımıza bağlı. Günümüz yetişkinlerinin bile çoğunun anlayamadıği temellendiremediği konular bütünü parapsikoloji. Tabi ispatlanmış tarafları da var.
Bir çocuk düşündüğümüzde bizden cok daha yatkındır bu konulara tabi egomuz bunu kabullenmemize engel o ayrı konu ve arkadasların da bahsettiği gibi bunları okula engel konular görür coğunluk önce somut anlaşılmalıdır gorüsü yaygın fakat bir çocuk zannettiğimiz gibi bu konuların cahili değil ve önünde köstek olmamalıyız ve elbette parapsikoloji üstüne yoğunlasıp çocugu çagın gerisinde ve eğitimsiz bırakalım da demiyorum
Bir çocuktan çok sey ögrenilebilir, onlara göre kediler pembedir yeşildie en basitinden. Ama anında uyarırız hayır o beyaz kedi vs. Her şeyi daha iyi bildiğimize inanırız. Oysa bırakalım kendi gözleriyle görsünler dünyayı. Zaten büyüyünce onca sorumluluk yüklenecekler küçükken en azından kendilerine büyüdüklerinde de kullanacakları bir sığınak oluşturmalarına izin verelim.
Rüyalarda yaşar minikler o gece görülen düs en yakın arkadasa anlatılmalıdır. Köşe başlarında hayallerini paylaşırlar gerçek mi değil mi ne önemi var onlara göre gerçektir yürekte olan. Kendimden misal bana göre cadılar vardı, olmadığına inandıramazdınız. Ama kimse de bana demedi ki kızım evet haklısın olabilir. Kisacası yetişkinler bir şeylerin üstünü örtmemeli hem daha çekici hem daha korkunç bir hâl alıyor.
Yeteri kadar bilgi lazım yetiştirmek için inanmak lazım temellere dayandırmak lazım. Sen inanmadığın ve beceremediğin bir şey için bir çocuğu teşvik edemezsin. Ki yeteneğinde olsa herkes kalıp gibi birbirinin aynı değil ki aynı ölçüt eğitim uygulansın.
Evet dediğim gibi mahallede okulda mistisizmden konuşulur. Bizim mahalledeki şu kişi şeyleri görüyor (o gece uyu uyuyabilirsen) biliyor musun ? Bazıları kuşları anladığını söyler ve diğerlerini hayretler içinde bırakır. Bunları okurken siz de inanmadınız belki ama şahit olmadığım şey değil ki bu. Evet kuşlarla anlaşılabiliyormuş başka bir insanın hissi de anlaşılabiliyormus böylelikle ben anlayamıyorum ve bu içimde uktedir. Başkalarını böyle özellikli gördükçe bir çocuğun kendisini eksik hissetmesi ve olan yeteneğini dahi fark edememesi muhtemeldir. (Somut eğitim sen bir şeyler yapabiliyorsun seklinde destekler). O yüzden diyelim ki bir çocuğa parapsikoloji çerçevesinde diyelim ki bir şeyler öğretmeye çalıştık ve yapamadı yaşadıği hayal kırıklığı canınızı yakmaz mı? Çocuklar yapamazlar demiyorum her çocuğun farklı bir alanda yapabileceği bir şey vardır. Önce onları dinlemek ve gözlemlemek gerek hiçbir konuda hele ki bu konuda yarışa da sokmamalı.
Ben zannetmiyorum ki bomboş cismani dünyaya fırlatıldık elbette içimizde cevherler var yazık ki ışıklarıyla aydınlandıklarımızın varlıklarını hissedemiyoruz. Bir çocuğu yetiştirmek istiyorsak bu konularda , özellikle bu tarz kitaplara falan ihtiyaç yok. Sadece çocuklarda olan özellikleri törpülemeyelim. Bırakın ilgisini çekenle ilgilensin. Çocuğum bu yaşta neler dünüyorsun demeyelim. Sınırlamayalım birlikte hayal kuralımonun hayali atıyla uçalım. Yegâne amacımız temele sen özelsin bilgisini yerleştirmek. Ona özel olduğunu hissettirelim. Yureğindeki sevgiyi kaybeymesin buna izin vermeyelim. Sevgisiz bir kalpten nasıl bir yetenek çıkabilir? Kendi kisiliğini kendi oluşturmazsa kendi sınırlarını ve yeteneklerini kavrayamazsa, sürekli kendini kıyaslayan, doyumsuz, mutsuz bireyler çıkar ortaya. O yüzden ebeveynler özgür bırakmalı ama sevgisiz değil.
Böylelikle çocuk kendi yolunu bulacaktır. Yeteneklerinden korkmayacak, farklı olduğunu bilecek ben özelim duygusuyla kendini asla kıyaslamayacaktır. Böyle bir birey kolay etki altında kalmaz enerjinin nerden geldiğini nasıl harcaması gerektiğini bilir. Bize bu yaşımızda ulaşılmaz gelenlerin anahtarını bugün böyle yetiştirilmiş bireyler taşıyor. Eğer böyle bir eğitimden bahsediyorsak bu sevgiden ilgiden ve eleştirmeden dinlemekten geçer. Sevgi her kapıyı açar. Sevgiyle insanların yüreğine dokunan bir çocuk için telepati pek de matah bir şey değildir. Farkında olmadan yapar bunu ve farkındalık geliştirdikçe anlar, geliştirir. Özel olduğunu hissetmesi için telepat ya da durugörür olmaya ihtiyacı yoktur. O doğuştan özeldir bu ona başta ailesi tarafından hissettirilmiştir. Özel oluşunu yeteneklerine bağlamaz yeteneklerini bilir ve amaçları doğrultusunda başvuracağı bir kitap gibi bilinçli kullanır.
Parapsikolojik yeteneklere sahip olmak için adeta yırtınan insanlar ve hiç çaba sarfetmeden yeteneklerini fark edenler. Aradaki farka sevgi diyoruz işte.
Sevgiyle..
 

AJA

Elit Üye
Katılım
15 Haz 2010
Mesajlar
3,096
Tepkime puanı
531
Yukarıda ki yazıma bir şeyler daha ekleyip öncelikle psişik çocukların hakkında bir kac bilgi aktarmak istiyorum dolayısıyla bu bilgilerin altında çocuğu parapsikolojinn hangi dalında eğitilebileceği ya da nasıl eğitildiğine inebiliriz.
Carol Parrish-Harra, Ph.D. bir szü ile başlayalım;

"Yeni Çocuklar"a etiket yapıştırarak ne yaptığımızı düşünelim. İnanıyorum ki bu, beşinci topluluğumuzun hazırlanıyor olduğu yeni alt ırk. Aile ağacı-yani eski ağacın üzerindeki yeni gelişmeye tekabül ediyor."

insan türünün uzun zamandır tahmin edilen evrimdeki "Kuantum Sıçrayışı" gerçekleşiyor. Çocuklar "farklı" doğuyorlar; çocuklar "değişiyorlar" ya son derece etkileyici bir olaydan dolayı, ya da ölüme yakın veya bunun gibi bir deneyimlemenin etkisini en iyi şekilde açıklayan bir "güç yumruğu" ile çarpışmaktan dolayı meydana geliyor.


Yeni çocuklar fenomeni sadece alışılmadık davranışlara ve mor ve indigo hakimiyetli auralara (çevrelerindeki elektromanyetik alanlar) sahip olanları değil, aynı zamanda "kök ırklar" konseptini (insanırkı gen havuzunun temel kök soyu), ve tüm insan ırkına tür olarak neler olmakta olduğunu da kapsamakta. Bu konu hakkında çok fazla ses çıkıyor ve düşünülecek çok şey var. Örneğin:


Lee Carroll ve Jan Tober, popüler kitapları "İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldi"de, yeni çocukların mor auraları olduğundan ötürü İndigo olduklarını belirtmişlerdi (ezoterik hadislerdeki "Altıncı Kök Irk"). Yeni gençlerin yüksek derecede sezgili ve yaratıcı, kendinden emin, güçlü, bağımsız, hızlı ve keskin zekaları varken nasıl teknik olarak uyduklarını yazmışlardı. Kitaplarındaki çoğu bilgi medyum aracılığı ile kanallıklardan ve bir kaç profesyonel ve ebeveynden gelmektedir.


Diğer bir zat ise Drunvalo Melchizedek'tir. Diane Cooper'ın "Yeni Düşün Çocukları" hakkındaki röportajında, şu anda üç tür çocuğun doğmakta olduğunu açıkladı: Çin'deki süper psişikler, İndigo çocuklar, ve AIDS ile doğanlar. Çinli gençleri "inancın ötesindeki psişikler" olarak tanımlıyor. Bu çocukların, ne tür ya da ne kadar zorlukta olursa olsun, onlara verilen tüm testleri %100 başarı ile yaptıklarını söylüyor. Bu, onların üzülen ebeveynlerini şaşırttı, "Her şeyi bilen bir çocuğum var. Ne yapmalıyım?". Bu çocukların Rusya ve Birleşmiş Milletler'de de ortaya çıkmakta olduğunu ve bu süper psişiklerin İndigolara benzediklerini rapor etti. (Paul Dong, Çinli çocuklar hakkında kitap yazmıştır;


"Çin'in Süper Psişikleri")





AIDS'e ve ölümcül hastalıklara karşı bağışıklı çocuklar


Drunvalo'yu en çok şaşırtan AIDS'li çocuklardır. "10 ya da 11 sene önce Amerika'da AIDS ile doğan bir bebek vardı. Onu doğumda test ettiler ve 6. ayda AIDS pozitif çıktı. Bir sene sonra test edildi ve yine pozitifti. 6 yaşına gelene kadar bir daha test edilmedi, ve yapılan bu test gösterdi ki artık AIDS değildi! Aslında AIDS ya da HIV olduğuna dair en ufak bir bulgu yoktu." diyor Drunvalo. Kaliforniya/ Los Angeles Üniversitesi'nde yapılan araştırmalara göre bu çocuk gibi diğer gençler de 24 aktif kodon (m-RNA ipliği üzerinde, amino asidi oluşturan üç birleşmiş nükleotid) yapısına sahiptiler. Geneldeki 20 aktif kodondan farklı olarak bu 24 aktif kodona sahip çocuklar bu hastalığa karşı önemli bir direnç gösterdiler. Her şeye arşı bağışıklıkları var gibi görünüyorlardı. Drunvalo'ya göre bu DNA gelişimi, "hastalığın sonu"nu müjdelemekte.





James Twyman ise kitabı "Sevgi Temsilcisi"nde, Bulgaristan'da tanıştığı ilginç bir çocukla tanışma hikayesini ve ardından bu çocuğun göstermiş olduğu psişik güçleri paylaşıyor. Maddenin şeklini değiştirebildiğini, insanların düşüncelerini okuyabildiğini ve saf niyetle görünüşlerini başka birer cisme dönüştürebildiğini gözlemliyor. Bulgaristan'ı ziyaretinden dört ay sonra, ve tanıştığı bu çocuk ve onun gibilerle yaptığı çalışmalar sonucunda, bu çocukların bilinçlerini açarak, nerede olursa olsun onları telepatik olarak duyabilmeye başlıyor; ve çocukların, onda ve diğer herkeste mevcut olduğunu söyledikleri potansiyel yetenekleri ifşa etmeye başlıyor. Bulgaristan'dan sonra Bosna ve savaştan yara almış diğer bölgeleri de ziyaret etmesi onun "Psişik Çocuklar"la tanışmasına neden oluyor. O dönemden beri Oregon'daki bir bölgede, "Aziz Topluluk" üyeleri için geniş kapsamlı tedaviler uyguluyor.


Bu noktada aklımıza gelen soru şu sanıyorum: Söylenilenlerin ne kadarı doğru ya da ne kadarı kurgu? Öyle ki, günümüzde bu konularla ilgili yüzlerce makale ile karşılaşabilirsiniz; bunları toparlamak gerekirse, işte birkaç ilginç bulgu: Savaş bölgesi olan ülkelerdeki psişik yetenekli çocuklar


Yaklaşık yüzyıldan bu yana psikolojik çevrede biliniyor ki zarar gören, stres altında olan, ya da bu tarz travmalara maruz kalmış çocuklar psişik oluyorlar. Bunlar arasında raporlananlar: beden dışı deneyimler, telepati, maddeyi düşüncelerle etkileme, geleceği bilme, melekler ya da devalarla iletişim kurma ve onları görebilme. Kriz dönemerinde, çocukların doğal sezgileri otomatik olarak yaşamını devam ettirme mekanizmasına yöneliyor. Şöyle ki bilinç, kendisine bir çeşit kalkan oluşturuyor ve psişik güçler bu kalkan görvini görüyor.





Psişik olarak bilinen çocuklar şimdilerde çok fazla-inanılanın bile ötesinde


Bu iddiaların çoğu doğru. Psişik çocuklar için kurulan pek çok okul dünya genelinde yayılıyor; bununla birlikte konferans, makale ve dergilere de rastlamak mümkün. Ve şu bir gerçek ki, şu anda dünyaya gelen tüm varlıklar, "özel" olarak nitelendirilen bu çocukların özelliklerine sahip. Buna ek olarak ise; dünyamız değiştikçe (daha az oksijen, azalan manyetizm, artan fırtınalar...) her yaştan varlığın, kendini korumak ve adapte olmak amacı ile psişik olarak uyanacağını söyleyebiliriz. Araştırmalar gösteriyor ki, Çin'deki süper psişik çocuklar ergenlik çağından sonra kahinlik, telepati ve madde üzeri güçlerini kaybediyorlar. Bundan şu sonuç çıkıyor: Psişik yetenekler zihin, hormonal denge ve çevreden etkileniyor. Bu yetenekler gerçek, ve 'süper güç' olarak lanse edilmekten, ya da dinsel yargı ve ayıplamadan çok, daha geniş bir kabullenmeyi hak ediyor. Peki bu yargılamaların sonucunda neler oluyor? İşte bu durumu derinlemesine incelemek gerçekten travmatik sonuçlara götürebilir bizi; zira psikolojik olarak baskı altında olan çocuk, çevresinden aldığı tepkiler karşısında savunmasız kalıyor ve intihara kadar gidebiliyor.

Yukarıda ki genel bakış psişik çocukların ne kadarda zorlandığı aynı zamanda.
Şamanların çocukları 4 yaşından itibaren nasıl yetiştirdiklerine değineceğim biraz da.Şamanizm nerdeyse parapsikolojinin tüm dallarını kapsıyor..Aastral seyahat telepati maji ve levitasyon gibi..Çocukların ergenliğe geçişi sırasında eğitmeye başlarlar ve onlara göre şaman olmamanın sonucunda ya hastalanarak yada delirerek ölündüğünü söylerler.
Cin, peri, dev görme, baş dönmeleri, bayılmalar, gelecekten haber verme yeteneği gibi özellikler gösteren Şaman olacak kişiler Şaman olana dek ruhsal ve bedensel acılar içinde kıvranırlar. Çoğu zaman yemeden içmeden kesilirler, insanlar arasına katılmazlar. Sinirli ve streslidirler. Evlerinden ormanlara ve kırlara kaçarak, karlar üstünde yatarlar. Tek başlarına yaşadıklan yerlerde ruhlarla ve cinlerle konuşurlar.
Psişik güçleri de atalarından aldıklarına inanırlar..
Genç Şaman, değişik ayinlere ait bilgileri oymağın tecrübeli ihtiyari arından ve kudretli bir Şaman’dan ders alarak öğrenir. Ondan sonra, çeşitli ayinleri nasıl yapacağını, okunacak dua ve efsunian öğrenerek görünmez kuvvetlerle ilişki kurar.


Yakutlar’da yaşlı Şaman, genç şamanı yüksek bir dağın başına götürerek ona şaman elbisesi giydirir. Eline bir davul ile atkı sanlı bir söğüt dalı verilir. Adayın sağında 9 erkek, solunda 9 kız çocuk yer alır. Şaman adayını yetiştiren hoca da merasim elbisesini giymiş olarak adayın arkasında durur ve bazı dualar okur. Genç şaman okunan yemin duasını tekrarlayarak yoksullara, düşkünlere yardım edeceğine, yüksek dağların zirvelerinde yaşayan ruhlara saygı gösterip hizmet edeceğine söz verir.




Çocukları parapsikolojinin dallarına ait bilgilere göre yetirebileceğimiz önemli bir dalda numerolojiye göre yetiştirmek.İsim -yaşam ve kader analizleriyle beraber çocuğun yaşam kalitesi ve başarı hatta sağlık oranı da bilinçli düzeyde yükseltilebilir.Hatta ismini değiştir kaderin değşsin gibi iddalı sözler bile söylenmiştir uzmanlar tarafından.İsminizin ses titreşimleri harflerin dizilişleri ve rakkamlar hayatınızda büyük rol oynadığı belirtiliyor..Bilmem belki de doğacak çocuğun tarihi ve adı bilinçli olarak konulduğun da güzel yaşamlara ve toplumlara imza atılabilir..Numeroloji eğitimi çocuğa öğretilebilir.Bu sayede kişisel yaşam görevi üzerinde daha fazla bilgili çcocuklar yetişebilir ki bu parapsikolojinin diğer dallarından biraz daha kolay göründü bana.Doğuştan yeteneği olan çocuklar dışında elbette..
Numeroloji zamanla spritüel bir öğreti olarak ortaya çıkmıştır.Bu öğreti hem astroloji de hem de diğer gelecek habarcisi sistemlerde kullanılıyor örneğin tarot gibi.Sayıların anlamını konu alan eski bilgelik maya uygarlığı,Mısırlılar Sümerliler ve Yunanlılar tarafından çok kullanılırmış.
Şimdilik benden bu kadar umuyorum topladığım az da olsa bu bilgiler faydalı olmuştur.

Başka bir güm şamanların ''şaman olma'' ritüelleriyle ilgili paylaşımda bulunacağım..İlginç bilgilere rastladım araştırırken.

İyi forumlar :)
 

canmert196

Kayıtlı Üye
Katılım
5 Haz 2011
Mesajlar
976
Tepkime puanı
44
Bende yetıstırılebılcegını dusunuyorum.Parapsikolojık dedıgımız sey aslında gercegın ta kendısıdır evrenın yapıtasıdır parapsıkolojı gorunenle degıl gorununen altındakıyle ılgılenır eger bır cocuga sız gorunenenı degıl onun altındakını kavramayı ogretırsenız onun cok daha hızlı olgunlasmasını saglamıs olursunuz ayrıca bende bı sıte sayesınde parapsıkolojıyı ogrendım kavradım benımsedım eskıden korktugum seylerden bu sıte sayesın hıc korkmaz hale geldım herseyın daha ıyı farkına vardım evrenın ısleyısını evrenın kendı ıcın nası kocaman carklardan olustugunu ve bu carklara mudahalelerde evrenın nası tepkı olusturabılcegını cok daha ıyı kavradım.
 

@Y$e

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Haz 2009
Mesajlar
109
Tepkime puanı
14
Konum
İzmir
Bir çocuğun yapamayacağına inandığı hiçbir şey yoktur. Çocuklar cesurdur ve bizim aksimize gözlerine dünyevi perdeler çekilmemiştir. Onların enerjisi bizim enerjimizden çok daha saftır ve enerjilerinin önüne koydukları setleri yoktur. Onlar bu kadar saf ve dünyadaki her kötülükten habersiz oldukları için onları istediğimiz şekilde eğitmek de yine çok kolaydır. Onlar su gibidirler; berraktırlar, saftırlar ve bizim onları koyduğumuz kalıba göre şekil alırlar. Bu yüzden ailelere çocuklarını eğitmekte çok büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü her aile çocuklarını mükemmel şekilde yetiştirmez. Eğer öfkeli ve kibirli bir şekilde büyütülürse bir çocuk büyüyünce kaynayan su olur hem kendisini yakar hem de kendisine dokunan herkesi. Eğer ilgisizlikle ve bencil bir yaklaşımla büyütülürse bir çocuk o zaman buz olur. Hem kendisi hissiz olur hem de ona dokunan herkesi hissizleştirir. Ama ilgiyle, sevgiyle ve paylaşımcı bir şekilde büyütülürse çocuk bir çağlayan olur. Hem gücünün önüne kimse geçemez hem gücü sonsuz olur hem de kendisine dokunan, kendisini gören herkesi kendisine hayran bırakır; herkesi etkiler. Peki çocukları eğitmek ve gelecekteki yaşamlarını böylesine değiştirmek bu kadar kolaysa çocukları parapsikoloji ile eğitmenin etkileri nasıl olur?

Kelime anlamıyla para+psikoloji kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır ve buradaki para "ruh" anlamına gelmektedir ve psikoloji kelimesiyle birleşmesiyle beraber bugün sözlük anlamıyla kısaca ruh bilimi olarak bilinmektedir. Parapsikoloji insanların geçen yıllarla beraber kendi enerjisinin önüne koyduğu engelleri kaldırmayı ve insanların içindeki potansiyeli ortaya çıkarmayı hedefleyen bir ilimdir. Telepati, telestezi ve daha bir çok alt dalına çalışmaya başlamak istersek; yapacağımız ilk şey kendimize koyduğumuz "sınır perde"sini kaldırmaya başlamak böylece geçmiş zamanın bize unutturduğu "sır perdesi"ni aralamaya başlamak olacaktır.

Bizim çocukları parapsikoloji ile eğitmemiz onların bizim kendimize yaptığımız gibi kendilerine sır perdesi koymalarını engelleyecek; hiç değilse perdenin kalınlığını azaltacaktır. Böyle olunca çocuklarımız ilerde kendilerine engel koymamış bireyler olarak pek çok konuda bizim ilerlediğimizden hızlı yol kat edecekler; zaman kaybetmeyeceklerdir. Örneğin; bir çocuğun hayal gücüne sınır koymayıp, onun başından itibaren imajinasyon yeteneğini arttırmaya çalışırsak çocuk başta basit imgeleri zihninde canlandırırken zamanla daha komplike olan imgeleri canlandırmaya başlayacaktır. Ve biz onların zihnine perde koymadığımız için bu süreç şuan bizim çalışmaya başlamamızı göz önüne alırsak çok daha kısa bir sürede gerçekleşecektir. Tabiki onların imajinasyon yeteneklerini arttırmak gibi yeteneklerini arttırmaya çalışırken baskıcı olmamalıyız. Her şey dozunda olmalı, dayatmacı olmamalı.

Peki bu eğitimi nasıl vermeliyiz?

Bunu bir oyun haline dönüştürebiliriz. Çünkü çocuklar oyun oynamaya bayılırlar ve zaten onları karşımıza oturtup şuan bizim okuduğumuz ve uyguladığımız komplike şeyleri anlatmaya çalışmamız onları sıkmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Çocuğa çocuğun anlayabileceği şekilde yaklaşmamız münasip olacaktır. Bunun bir oyun haline gelmesi bir süre sonra biz istemesek bile onların bu oyunu oynamamızı istemelerini sağlayacaktır. Bu oyunu nasıl oynayacağımız ya da neye göre kuracağımız tamamen bize kalmış. Örnek vermek gerekirse çocuğumuzun önüne basit cisimlerden karmaşık cisimlere doğru ilerleyen sıralamalarda nesneler bırakalım. Ardından mesela bir kalemi eline verip bunu incelemesini isteyelim sonra çocuğun gözlerini kapattıralım ve aklında kalemi nasıl canlandırdığını söyletelim. Önce nesneyi elinde tutmasına izin verelim ki dokunduğu yüzey nesnenin gözünde canlanmasına yardımcı olsun. Bir süre sonra artık ilerlediğine inandığımızda nesneyi elinden alalım böylece imaje etme yeteneği iyice artsın. Bu dediğim gibi kalemle başlayıp süslü bir bibloya kadar devam edebilir. Önemli olan sıranın basitten karmasığa doğru gitmesidir.

Son olarak tekrar söylemek gerekirse burada önemli olan bunu çocuğa dayatmamak ve onu sıkmamak; onların algılarının ve temyiz kudretlerinin üstündeki bilgilerle kafalarını doldurmamak. Önemli olan temel bilgileri vermek ve daha önemlisi onların anlayabileceği biçimde vermek. Karşımızdakinin çocuk olduğunu unutmamalıyız. Yoksa onların kafasını boş ve anlamadıkları şeylerle doldururuz ki bu durumda onlara hiç bu eğitimi vermek daha iyi olacaktır.
 

dexter

Elit Üye
Katılım
6 Eyl 2012
Mesajlar
473
Tepkime puanı
27
Konum
Spain
Parapsikoloji ile ilgili günümüz de bilmeyenlere bahsettiğimizde, bizlere deli gözüyle bakarlar. Neden? Bilmedikleri için, öğretilmediği ve öğrenmedikleri için. Masallar, kitaplar ya da televizyon serilerindeki anlatılanlar belli bir aşamada anlatılmıyor, bunlar sadece keyifli zaman geçirmek için verilen sabit ve basite indirgenmiş şeyler. İki burun sallamakla istediğinin olması vs. gibi basitmişcesine gösterilen şeylerin çocuklara bu şekilde izletilmesiyle, çocuğun kafasında oluşan tek düşünce “bunu bende yaparım” oluyor ve hatırlarsanız bir çocuk kendini “pokemon” çizgidizisinde ki bir hayali karakter sanarak kendini balkondan atmıştı. Ve düştüğünde çok şükür bir zarar gelmemişti, fakat çocuk bunu da olağanüstü görüp kendini iyice o karakter olduğuna inandırmıştı.


Eğitim bu şekilde toplu izletilen okutulan hayali şeylerle olmamalı. Birebir anlatılarak ve daha çok uygulanarak yapılmalıdır. Ancak bu şekilde doğru bilgiyi, mantık süzgecinden geçirerek karşı tarafa verebiliriz.


Evet çocuklara öğreteceğimizden çok, onlardan öğreneceğimiz daha çok bilgi vardır. Fakat bizler onlardan öğrenirken bizlerinde onlara vermemiz gerekenler vardır. Bu bilgi alışverişi karşılıklı olmalıdır ki ortaya konulan bilgiler birbirinin karması haline dönüşerek büyüleyici bir hal almalıdır.


Benim düşüncem, çocuklara parapsikoloji eğitimi verdiğimiz gibi onlardan da bizim eğitim almamızdır. :) Bu ilişkinin karşılıklı olmasından yanayım. Yani çocuğun balkondan atlayıpta çizgidizilerdeki gibi uçabilmesine inanması mantığını bir kenara bırakıp onu parapsikoloji alanında daha yararlı bilgilerle donatıp bir yandan da ondan ve onun hayalgücünden bilgileri alarak parapsikoloji ile birleştirip bilgiyi onun anlayabileceği şekilde verebilmek önemlidir.


Usta-çırak ilişkisi de değil. Usta- usta ya da çırak-çırak ilişkisi olmalıdır.


Yöntemlerin uygulamalı olmasından yanayım. Örneğin, birlikte doğanın içinde meditasyonlar yaparak, gerek bizim yöntemimizle gerek onun yöntemiyle gerekse iki yöntemi birbirine harmanlayarak uygulamalar yapmak gerekir.


Ve en önemlisi de sevgi ve hoşgörüyü o çocuğa aşılayabilmektir. Ya da çocuktaki o güzellikleri kendimize aşılayabilmektir. :) Bazen sadece tek bir çiçeği, dalından koparmadan onun güzelliğini izlemek bile yeterli kalacaktır. Çiçeğin dalından kopmaması gerektiğini öğrenecek olması bile, içinde bir çok şeyi ömür boyu canlı tutmasını sağlayacak ufak bir temeldir. Bu dünya da bizden başka da canlıların varlığını bilmek ve onlara da saygı duyabilmek için önemli bir temel olacaktır.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst