Ölüm sonrası gerçekten var mı?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan aris
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Ölümden sonra ne olacağını kimsenin bildiğine inanmıyorum çok farklı tezler var ruh serbest kalıyor üst kata çıkıyor sonrası belirsizlik benim tahminim yeniden dirilmedi başka bir evrende başka bir dünyada
 
Insan beyni bir Hesap makinesidir, Bir hesap makinesi 12 hanelidir. Siz 13. haneli bir islem icin carpma yaparsaniz hesap makinesi E verir. Error verir yani. Ama bu durum, sayilarin ve hesaplama kapasitesinin sonsuza kadar uzanabilecek bir imkan dahilinde olacagini kavramaya engel degildir.

Insan baslangic ve son bilinci ile yaratilmistir. Bunun dusina cikarsa Hesap makinesi Error verir. Ancak Error verdigi hallerinin bir blokaj veya put oldugunu farketmesi onun kapasitesini genisletecektir. Kapasite ise kolay kontrol edilebilecek bir servet degildir. Birbirine zit haller ve durumlari tek bir hukumdar ancak iktidari altinda tutabilir. O da inanc yasasi ve tek yaraticiyi bulmaktir, Yoksa kapasitedeki olgular birbirini kirar ve insan 12 haneli bir hesap makinesi olarak kalir. HErseyi de 12 haneli zanneder.
 
Buraya gelmeden önce de öldük.

Ölmek : üst vitese geçmen için debriyajda boşa çıkman gibi bișey. Debriyajın gözünden bakarsan seni tutunduğun vites gerçekliğinden koparmak için var kısmen. Ama motor mühendisinin gözünden bakarsan 4. vitesi yakalaman için bir an için de olsa 3. Vitesten tamamen kurtulman, serbest kalman gerekir. Debriyaj (Azrail) bu amaca hizmet eder.
 
aslında bu tartışlır ama madem yok diyosunuz o zman kuranda yazılanlarda doğru değil anlamına gelmez mi? sonuçta kuran-ı kerimde cennet-cehennemin olduğu yazılıyor...ve bu kitap Allah tarafından gönderildiğine göre olmaması mümkün mü sizce?
Kuran’da bir ayette bunların olma olasılığı milyonda birdir allah isterse başka bir alem/ ahiret/ düzen de yaratır gibi bir cümle varmış. Yani diyor ki ölünce cennet cehenneme gitmeniz şimdilik bir ihtimal olan düzen ama böyle bir düzen belki olmayabilir! Bu doğruysa kuran bile kendini garantilemiyor yani :D gelecek kendini şimdiki zamandan yaratan bir yer. Yani gelecek diye bir şey şu anda yok. Kaderimizdeki belli kesişmeler ise binlerce olasılığın çakışması. Geleceği gören medyumlar da bu olasılığı görüyorlar zaten genelde. Tepeden ovaya bakan birbirine doğru giden iki treni gören kişi medyum. Trenlerin karşılaşacağını söyler , siz ise trenin içindeki makinistsiniz. Karşıdan gelen treni görmüyorsunuz. Evet büyük bir olasılık tenler karşılaşacak ama öyle olmayada bilir.. çok küçük bir olasılık da olsa trenlerden biri durabilir ya da bozulabilir diğeri raydan çıkıp devrilir ve iki tren birbirini asla görmez. Gelecek de aynen böyledir tamamen şimdinin olasılığı ile şekillenir ve hiç bir şey bu sebeple kesin değildir. Ölüm ve sonrası yaşam da aynen böyledir çünkü daha ahiret zamanı gelmedi. Kuran’da olacağı yazıyor ama kuran bile bir ihtimal allah bunu yapmayabilir diyor. Böyle bir düzende sadece anı yaşamak lazım bence.. gelecekte ben olacağını asla bilemeyiz çünkü. Ölümden sonraki yaşam da buna dahil
 
Dünyaya milyarlarca insan gelip gitti.
Ve milyarlarca insan, halâ doğup yaşayıp ölmeye devam ediyor..
Yaratıcıya yada kutsal kitaplara peygamberlere inanmayan bir insan bile, mantıksal açıdan bakarsa derki;
Ulan bu kadar insan gelip gidiyor Milyonlarcası ne zulümlere ne adaletsizliklere uğruyor, öldürülüyor, tecavüz ediliyor, organları satılıyor, kafası kesiliyor, açlıktan ölüyor yada eşini çocuğunu korurken öldürülüyor veya çocuklar bebekler yakılarak tecavüz edilerek öldürülüyor...
Bunun bir sonucu olmalı !?
Bir karşılığı... Birşey olmalı...
Ağaç oksijen üretir, insan oksijenle nefes alır, hayvan ormanda yaşar, balık denizlerde yaşayabiliyorken insan denizde nefes alamaz..
Yani anlatmak istediğim mesele, bu kadar düzenin ve planlı olarak kurulmuş bir dünyanın gelişi güzel bir sonu olamaz.. OLMAMALI !
 
Ölümden sonraki hayata ikna olmadan önce evvela bu dünyadaki biyolojik yaşam fonksiyonlarını bir kenara bırakarak, kendin üzerindeki Şahadet (gözlemci) bilincini uyandırmış olman lazım.

Gerçek anlamda canlı olduğumuzun farkındalığını gozlemleyen bir üst bilincimizi hiç farkettik mi? Yok. Giriş seviyesi bir canlılık etkisi altında yaşıyoruz. Yeme, içme, barınma, üreme. Bu kadar.

İnsanlar daha bu dünyadaki hayatlarının farkında değiller. Ölmekten herkes korkar. Bu korkuyla yaşayamayacağı için de bir avuntu arar. Çünkü yeme, içme, üreme ihtiyaçlarını asıl car edilme amacı olarak belirlenmiştir. Bunun sürekliliğini sağlamaya çalışır. Ötesi ile ilgilenmez.


Çünkü canlı olduğunu farkedemeyen insan daha doğmamıştır bile. Daha doğmadan ölmekten korkmaya başlar. Hayvanlara özgü bir savaş ya da kaç modu ile hayatta kalmaya çalışır.


Ölümsüzlük hapı çıksa, hemen gider alır ve ölüm korkusunu yenerek artık sorgulamayı da bırakır insan.

Giriş seviyesi canlılık belirtisi gösteren insan Allahın matrix'te özel yarattığı bir program üzerinden kontrol edilen bir bot yazilimdan ibarettir. Ölümden korkması bile gerçek değildir. Sadece fazla risk almadan hayatını kontrol altında tutması için gereken bir yazılım dolayısı ile korkar. Korktukca da matrixe daha sıkı sarılır.


Herkes sorgulamaz. Bazı insanlar matrixe dışarıdan girerken, bazıları matrixin kendi ürünlerdir.
 
Son düzenleme:
Bunu kimse bilemez arkadaslar, var diyenlerde ya salliyor yada baskalarindan duyduklarina yada bastan sona okuyup arastirmadiklari dinlere dayanarak konusuyorlar.olunce hiclik olmasi buyuk bir olasilik ,aslinda cok kotu degil, en azaindan cehennemden iyidir.zaten dogmadan oncede bir hictik milyarlarca yil .zamandada evrendede bir nokta bile degiliz.acizligimizi kabul etmemiz gerekiyor.taki bilim olumsuzlugu bulana kadar.yinede bir son olacak bir yerde.bence okuyun turkcesini butun dinlerin.sumerler paganizm kuran tevrat incil.eger kafaniza yatarsa buradaki yazanlar size normal geliyorsa inanin ve keyfinizi bozmayin.hayal kurmak guzel.lakin evrenin sonsuzlugunu dusununce bir yerlerde bir guc olabilecegini dusunuyorum.cok ufak bir noktadan bigbang ile bu evrenin olustugunuda an itibariyle anlayabilmis degilim ve inanamiyorum.bilim adamlari bunun ispatlandigini souleseler bile bir yerlerde bir bit yenigi var.arastirmaya devam.tanriyla aramada kimseyi koymaya niyetim yok.
Cennet inanışı ilk Helenistik dönemde m.ö 3.yy’larda falan çıkmıştır. O zamana kadar insanlar ölenleri hep Hades’e gittiğini sanıyordu. İyi insan da olsan kötü insanda da olsan gideceğin yer yerin altındaki kapkaranlık dünyaydı. Helenistik dönemde Elizyum denilen biri yer olduğu ve iyi insanların ölünce oraya gittiğine inanılmayan başlandı.( Elysium) antik yunan’da Böyle ama büyük ihtimal Yunanlılar da bu inanışı Doğudan aldılar. Ben kendi şahsi fikrim olarak ölüm sonrası hayata inanmıyorum. En azından kendimiz olarak devam etmeyeceğiz belki içimizdeki en ‘öz’ yani bizi biz yapan o benzersiz çekirdek ölmeyip başka bir enerji olarak yoluna devam ediyordur ama bu dünyadaki bizi biz yapan bedenimiz, karakterimiz, bizi şekillendiren çevresel faktörler, anılarımız, genetik kodlarımız hiç biri kalmıyor çünkü hepsi beyin nöronları ile ilgili ve beyin sen fiziksel bir şey, çürüyüp gidiyor. Cennet ve cehenneme zaten inanmıyorum ama çok fedakar, iyi ve insanlıpa hizmet etmiş bazı ruhlar belki ölmüyor, başka kozmik frekanslarda yoluna başka şekilde devam ediyordur... nasıl ki bu dünyaya doğarak yoktan geldiysek öldükten sonra da başka bir boyuta gitmemiz gayet olası ama bunu bizim şu anki sınırlı dünya aklımızda algılanamaz pek mümkün değil. Zaten kutsal kitapalrda yazan cennet ve cehennem tasvirleri de hep sembolik...
 
Sesi radyo mu üretir?
Ölümden sonra radyo yok evet.
Testi kırılınca içindeki su kaybolmaz der Mevlana. Form değiştirir. Tıpkı sesin radyo ile var olmadığı gibi..

Madde form değiştirdiğinde aynı dalgayı yakalayamaz ve frekans bozulumu alıcı üzerinden gerçekleşir. Haliyle bilgi hala evrendedir fakat madde biçimde bildiğimiz gibi algılayamayız. Bilinç deneyimi değiştiğinde ; gözümle görmeden biliyorum diyebileceğimiz bir farkındalıktan bahsetsek bile enerji, madde ile rezone olamayacağı için ölüm ötesi hakkında kanıt sunamayız.

Çünkü radyo senin bedenin, duyulara indirgediğin form da evrensel bilgidir. Fizik boyutta dönüştürerek açığa çıkardığın dalga, madde ortadan kalktıktan sonra ne olur, bilinmez. Ölümden sonrası kocaman bir kara delik.
 
Çünkü radyo senin bedenin, duyulara indirgediğin form da evrensel bilgidir. Fizik boyutta dönüştürerek açığa çıkardığın dalga, madde ortadan kalktıktan sonra ne olur, bilinmez.

Evet.
Radyo bedenin. Dinlemeyi tercih ettiğin yayınlar ise zamanla hafızan, bilinç altın, ait olduğun ve bile isteye talep ettiğin gerçeklik anlamına gelir. Böylece yayının kesildiği zamanlarda, ezberlerin de meyillerin üzerinden boşluklarını doldurmana izin verilir. Hiç kimse sana zorla arabesk dinletmiyor halbuki. Ama arabesk dinledikçe de herşeyin kötü ve umutsuz olduğunu iddia etmeye başlıyorsun.

Ayet : Bugun (kıyam günü) görüş gücünüz keskindir der. Yani öldükten sonraki idrak levelimiz bir anda yükseltiliyor. Bu yüksek idrak üzerinden kabul gerçekleşiyor ayete göre.

Benim kanaatimce, bu dünyadaki görümüz kilim dokumaya benziyor. Devasa bir kilim. Yani görüş gücümüz ve perspektifimiz genellikle ipliklere, lokal desenlere, el becerilerine vs odaklı. Ama öldükten sonra dokuduğumuz halımızı tepeden blok halinde tek karede görüyoruz. Amellerimizden çıkan desenler ve fraktalleri daha bütüncül bir düzlemde görebilme melekesi veriliyor bize ve çok kötü bir iş çıkardığımızı yine kendi yüksek görümüz ile kendimize itiraf etmek zorunda kalıyoruz. Bilişsel farkındalığımız öyle bir yükseltiliyor, kaynak ile karşılıklı olarak öyle net bir standars ortaya konuyor ki artık egonun ve çarpıtmaya dayalı kibrimizin hiç bir manevra alanı da kalmıyor.
 
Son düzenleme:
Radyo bedenin. Dinlemeyi tercih ettiğin yayınlar ise zamanla hafızan, bilinç altın, ait olduğun ve bile isteye talep ettiğin gerçeklik anlamına gelir. Böylece yayının kesildiği zamanlarda, ezberlerin de meyillerin üzerinden boşluklarını doldurmana izin verilir. Hiç kimse sana zorla arabesk dinletmiyor halbuki. Ama arabesk dinledikçe de herşeyin kötü ve umutsuz olduğunu iddia etmeye başlıyorsun.
Bahsettiğin durum ; bozulum. Fizik bedende bunları deneyimliyorsun, ölüm ötesinde değil. Enerji hala orada olduğu için yayın hiçbir zaman kesilmiyor, ya radyo bozuluyor ya da radyonun miadı doluyor (bedensel ölüm).

Ayet : Bugun (kıyam günü) görüş gücünüz keskindir der. Yani öldükten sonraki idrak levelimiz bir anda yükseltiliyor. Bu yüksek idrak üzerinden kabul gerçekleşiyor ayete göre.
Çünkü senin kıyam, hasat gibi kelimelerden çıkarımın bedensel ölüm. Oysa kıyam bir serbest kalış biçimidir. Algıdan, düşünceden, gözün perdeli görüşünden.. Eski çağlardan beri kadınların elbise altına giydiği korseyi bilirsin. O korse bedeni öyle bir sıkar ki insana en ağır gelen eti bile özgürlük gibi görünür. Korseyi çıkardığı anda nefes alır. Hala tutsaktır oysa ama bir katmanı üstünden atmış ve rahatlamıştır. İşte kıyam, kişinin örtülerinden sıyrılmasıdır. Yahya'nın başını alan Salome'nin dansına göz at lütfen.
 
Geri
Üst