Neden Kendimi Kötü Hissediyorum?

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
Acı bizleri ilerlememiz için iter. Kendimizi depresyonda da hissetsek, boş ve aklı karışık olarak ta hissetsek, tüm kötü hisler bizi bu hislerin nedenini ve amacını düşünmeye zorlar.

Bizim dünyamızda, sadece realitenin dış kabuğunu görürüz. Doğanın, toplumun, kişinin ya da tüm evrenin arkasında neyin gizli olduğunu görmemekte ve kontrol de edememekteyiz.

Tıpkı bir nakış el işinde olduğu gibi tüm resim ancak dikişlerin arkası çevrildiği zaman görünebilir. Buna benzer olarak, bizim realitemizde olayların nasıl ilişkilendiğini görmemekteyiz, sadece “birden bire bir şeyin bir nedenden dolayı olduğunu görüyoruz.”
Davranışlarımın sonuçlarını nasıl bilebilirim? Birden hayattan bir darbe alıyorum ve bunun nedenini ya da nereden geldiğini anlamıyorum. “Nerede hata yaptım?” “Bunu hak etmek için ne yaptım?” Ve hatta “Tüm başıma gelenlerin nedeni ne?”

Herkes kendi kafasına göre kendisinin ve başkalarının neden acı çektiğini yorumlayabilir. Ancak herkesin hem fikir olduğu bir nokta var ki acı kişiye nedenini sorgulatan ve düşündüren bir şey ve Kabala’da bu görüştedir.

Kabala ilmi tüm acıların tek bir nedeni olduğunu söyler, bize bunun nedenini sorgulatmak. Bu sorguları kullanarak nedenlerin gizli olduğu dünyevi var oluşumuzdan daha yüce bir var oluşa ulaşabiliriz, her acının nedeninin ifşa edildiği bir seviyeye.

Kabala ilmi bize bu fırsatı sunar- hayatın bir kaynağı olduğunu ortaya çıkarmamız ve kaynağımızla bütünleşmek için bir olanaktır. Kişi çektiği acıyı ve hayatının amacını sorguladıkça Kabala ilmine giderek yaklaşır.

Neden Manevi Bir Şeyler Arıyorum?

Neden günlük hayatımın verebileceği şeylerden daha fazla bir şey istiyorum? Kabala bu soruyu şu şekilde sorar: Maneviyata yönelik arzu kişinin içinde nasıl ortaya çıkar?

İnsanoğlu birçok hayat sürecinden geçerek gelişti: önce hayvanlara benzeyen koşulda gıda, seks, aile ve barınak ve sonra zenginlik, güç, itibar ve bilgi sahibi olma koşullarından geçerek gelişir.

Gelişimin ilk safhasında, yiyecek, aile, seks ve barınak kişinin tek arzularıdır. Tümüyle izole edilmiş bir insanın bile bu arzuları vardır ve bunları tatmin etmeye çalışır. Toplumun etkisiyle oluşan arzular bir sonraki safhada ortaya çıkar (zengin olma arzusu, güç ve itibar sahibi olmak vs).

Daha sonra, kişide bilgi edinme arzusu ortaya çıkar. Bilim dalları öğrenme arzumuz büyüdükçe gelişir, her şeyin nereden geldiğini öğrenmek ve köklerimizi keşfetmek arzusu. Ancak bilim arzusu hala bizim dünyamızın çerçevesinde işler.

Sadece bir sonraki safhada insan gerçek kaynağı öğrenme arzusuna ulaşır, kendi özünü ve kaynağını, hayatının amacını öğrenmek. “Nereden geliyorum?”, “Ben kimim?” “Ben neyim?” Bu sorular kişiyi rahatsız ve kafasını sürekli meşgul eder.

İnsanlar doğal olarak egoisttir. Tüm arzularımız kişisel memnunluk ve haz duymamız için hareket eder. Bize baskı yaparlar ve resmen her hareketimizi kontrol ederler. Bizim dünyamızda egoizmin son noktası bizim seviyemizin üzerinde bir bilgi edinmektir.

Arzularımızın kaynağı nedir ve nasıl ortaya çıkarlar? Arzuların kaynağı acı çekme hissidir. Bir arzudan başka bir arzuya geçebilmek ancak bir hazsızlıktan / tatsızlıktan dolayı olabilir. Eğer dengeli bir halde olsaydım o zaman her şey sakin ve bende sükunet içerisinde olurdum. Ancak yeni bir arzu ortaya çıkar ve kişi kendisini sanki bir şey eksikmiş gibi hisseder. Şimdi yeni bir his peşinde koşar ve bu arzuyu doldurmak ister. Ve bu böylece devam eder durur. Başka bir deyişle kişi her zaman yeni zevklerin peşinde koşar.

Bu gezegende doğduk, yaşıyoruz ve ölüyoruz ve ardı arkası gelmeyen arzularımızı tatmin etmeye çalışıyoruz. Ancak birçok hayattan sonra tek bir arzunun kaldığı koşula geliyoruz: kaynağımızı edinme arzusu, hayatımızın amacını edinmek. Bu tek ve mutlak arzu kişide uyandığı zaman, geriye kalan tüm arzuları gereksiz ve anlamsızmış gibi gelir. Kişi depresyona girer, ruhen ve hissen kendisini boş hisseder, sanki hiç bir şey kendisine mutluluk getiremezmiş gibi. Hayat anlamsız ve gerçekten mahrummuş gibi gelir kişiye. “Hayatımın amacı ne?” “Neden yaşıyorum?” İnsanları Kabala’ya bu sorular getirir.
alıntı
 
Üst