Manevi Çalışmada

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
MANEVİ ÇALIŞMADA KİŞİNİN KENDİSİNİ YARATAN’A KARŞI İLGA EDERKEN HİSSETTİĞİ AĞIRLIĞIN NEDENİ NEDİR? - ŞAMATİ 4

Kişi Yaratan için çalışmak isterken kendi “benliğini” ilga etmek istediğinde ve kişisel menfaatlerini düşünmek istemediğinde, hissettiği ağırlığın nedenini bilmeliyiz. Kişi sanki tüm dünya durmuş ve kendisi sanki bu dünyada yokmuş ve havada asılıymış hissine kapılır, ailesini ve dostlarını kendisini Yaratan’ın karşısında ilga etmek için geride bırakır.

Bunun basit bir nedeni vardır ve “inanç yetersizliği” denir. Yani kişi kendisini kimin karşısında ilga ediyor bilmemektedir, şöyle ki Yaratan’ın varlığını hissetmemektedir. Bu kişiye ağırlık hissi verir.

Ancak, kişi Yaratan’ın varlığını hissetmeye başlayınca, kişinin ruhu hemen ilga olmayı ve köküyle bütünleşmeyi ister, onun içine tıpkı bir mum ışığının meşalenin büyük ışığı altında dahil olduğu gibi, hiç bir düşünce ve akıl gerektirmeden.

Dolayısıyla görüyoruz ki kişinin temel çalışması sadece Yaratan’ın varlığının hissine gelebilmek, yani Yaratan’ın varlığını hissedebilmek ve “tüm dünyanın O’nun muhteşemliğiyle dolu olduğunu görmek.” Kişinin tüm çalışması budur, yani tüm kuvvetiyle yaptığı çalışma sadece bu koşula ulaşmak için ve başka hiç bir şey için değildir.

Kişi bir şeyin sahibi olacağı gibi bir yanılgı içerisine girmemelidir, zira kişinin sadece bir tek şeye ihtiyacı vardır, Yaratan’a inancı. Başka hiç bir şey düşünmemelidir ve yaptığı tüm çalışmanın ödülü sadece Yaratan’a inancı edinmek olmalıdır.

Küçük bir ışık yansımasıyla büyük bir ışık yansıması arasında bir fark olmadığını bilmeliyiz çünkü ışık’ta hiç bir değişim olmaz. Şöyle ki tüm değişim bereketi alan kabdadır, şöyle yazdığı gibi, “Ben Yaratanınız değişmem.” Dolayısıyla kişi eğer kablarını genişletebilirse, o denli aldığı ışığı arttırır.

Ancak soru kişinin kablarını ne ile genişleteceğidir? Bunun cevabı şudur, kişi Yaratan’ın kendisini yakınlaştırdığı dereceye kadar duyduğu minnet ve şükran, O’nu biraz hissetmesi ve önemini düşünmesi, yani Yaratan’la bir bağ oluşturulmasına fırsat verilmiştir.

Kişi kendisi için önemli gördüğü dereceye kadar, kendisine yansıyan ışık artar. Kişi bilmelidir ki, aslında Yaratan’la arasındaki bağın ne kadar önemli olduğunun gerçek değerini asla ölçemeyeceğidir çünkü gerçek değerini tayin edemez. Bunun yerine, kişi ne kadar kıymet verirse, o kadar hak kazanır ve önemini kavrar. Bu koşulda da bir güç vardır, zira kişi böylelikle daimi olarak üzerinde bir yansıma edinir.
alıntı
 
Üst