Maddi varoluş ve Manevi var oluş

  • Konbuyu başlatan Üye silindi 57044
  • Başlangıç tarihi
Ü

Üye silindi 57044

Atzmuto(yaradan'ın asla bilinemeyecek olan özü)'daki Shini Tzura'dan sonra karanlık bir enerji doğdu. Eril bir enerji doğdu. Onun hakkında şöyle söylenir; gerçekten orada yaradan, tüm kendi hazlarıyla ve ihtişamıyla mutluydu. Var olan herşey, benim görkemim içindir demişti. Daha sonra bir Shini Tzura daha gerçekleştirdi ve böylece Ein sof dünyası yaratıldı.

Ein sof dünyası nazik, kibar, sevgisel ve sonsuz bir ihsan etme malzemesinden oluştu. Böylece yaradan, kendi kendisinden çıkmış oldu. Daha sonra Ein sof dünyasıında bir Shini tzura daha gerçekleşti. Böylece 4 saf abya(atsilut,beria,yetzira,asiyya) dünyası aydınlığın şoreş(kök)'inden doğdu.. İhsan etmek ile ilgili, sevgi ile ilgili, anne ile ilgili kuvvetler doğdu..

Aynı şekilde atzmuto'daki ilk shini tzura'dan kaynaklanan eril-karanlık enerjide, ein sof'daki shini tzura'dan sonra karanlığın şoreş'inden doğmuş oldu. Böylece 4 saf olmayan abya(atsilut,beria,yetzira,asiyya) dünyasıda yaratılmış oldu. Arzu doğmuş oldu. Aydınlık, haz ve ışıktır. Karanlık ise arzudur.

Bütün maddi varoluş 4 saf olmayan abya dünyasından uzanıp gelir. Bütün evren ve doğa oradan gelir. Tadını çıkarma arzusundan ibaretlerdir. Bütün maddi doğa haz alma arzusudur. Cansız seviye, varlığını müdafa etme arzusu duyar. Bitkiler durağan seviyeden, su'dan ve güneş'ten alıp güneşe doğru açarlar. Hayvanlar, hem güneşten hemde sudan alan bitkileri yer, bazı hayvanlarda bitkileri yiyen hayvanları yer. Böylece onlarda hem bitkisel seviyeden hemde cansız seviyeden beslenmiş olurlar. İnsanlar ise; doğanın en üstünde olduğu için, hem cansız, hem bitkisel, hemde hayvansal seviyeden beslenirler. Hiç şüphe yokki insanlar besin zincirinin en üstündedir. Fakat nihayetinde onlarda, 4 saf olmayan abya dünyasından beslendiği için, ölüme mahkum olurlar. Doğar doğmaz ölüme mahkum olurlar.

Gerçekten insan, doğar doğmaz ölüme ve çürümeye mahkumdur. Çünkü kendisi için haz alma arzusu ona doğumundan itibaren eşlik eder. Onu hiç bırakmayan bir melek gibidir. Dahada kötüsü insan şöyle düşünür; tüm dünyanın onun için olduğunu ve ona hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Onun sebebi şudur; atzmuto'daki shini tzura'dan sonra var olan güç; var olan herşey benim görkemim ve ihtişamım için demişti. İnsanında kökü yaradan olduğu için, oda öyle düşündü. Var olan herşey benim görkemim ve ihtişamım içindir diye düşündü. Çünkü kökü yaradandır. Yaradanda öyle düşünmüştü çünkü.

O yüzden egoizmin ve kötü eğilimin köküde yaradan'dır aslında.. Dinlerde söylendiği gibi şeytan veyahut başka herhangi bir güç değildir. Bütün egoizmin sebebi odur. Yalnızca yaradan vardır. Yaradan dışında hiç bir güç yoktur. ''La ilahe illallah'' mantrası bile biraz derin düşünürseniz onu ima ediyor aslında.

Ein sof'un şoreş'inden 4 saf abya(atsilut,beria,yetzira,asiyya) dünyası uzanıp geldi. Yaratılışın konusu bu dünyalardır. 4 saf olmayan Abya dünyalarından, maddi doğa tezahür etti. Midat ha din tezahür etti. Sert yargılar tezahür etti. Yukarıdaki eril olduğu için, aşağıdaki doğal olarak dişil(nukve) olmuş oldu. Uzak doğudada puruşa(üst doğa) ve prakriti(alt-maddi doğa) olarak geçer bu kuvvetler. Fakat aşağıdaki midat ha rahamim(merhamet) koşuluna geçerse; yukarıdaki nazik anne olur. Binah olur. Aşağıdaki ise nukve(dişi)'den zer anpin(eril) olur. Böylece 4 saf abya dünyaları sistemine bağlanmış olur.

Aksi taktirde midat ha din koşulunda kalır. Sert doğa kanunları hükmünde kalır. Her yediği içtiği, yaptığı her hareket, ölüm meleğinin ağzına bir damla zehir saçmasına benzer. Taki tamamen yaşlanıp, ölüp çürüyene ve ölüm meleğinin ağzına son zehir damlasını damlatmasına kadar...Şeriat yasalarıda denir onun için. Öyleki 40 yaşındaki adam içinde, 4 yaşındaki çocuk içinde kanun aynıdır. İkisinide su boğar, ateş yakar. 4.kattan aşağı atarsan yer çekimi çalışır. bu çocuk bilmiyor, onu kayırıyım demez. İşte bunlar sert doğa kanunlarıdır. Midat ha din'dir. bunların hepsi saf olmayan abya(atsilut,beria,yetzira,asiyya) dünyalarından uzanarak gelir. Bgahavad Gita'da onlar için, tanrının marjinal enerjileridir denir. Maddi doğa kanunları için öyle söylenir. Oda yaradandan ama onlar yaradanın marjinal enerjileridir. Zaten hepimiz yaradanın marjinal enerjileriyiz. Maddi doğaya tabi olduğumuz için, maddi doğanın-yani alma arzusunun üzerinde olmadığımız için hepimiz yaradanın kullandığı güçleriz. Meleğiz bir açıdan. Hepimiz melek gibi adam ve kadınlarız..

Manevi varoluş ise ihsan etme kanununa göre çalışır. Hazzı kendim için değil, yaradan için veyahut benim dışımdaki herhangi birisi için almaya başladığım zaman saf abya dünyalarını deneyimlerim ve gerçek yaşamı edinirim. Gerçek hayatta odur zaten. Aksi taktirde ölüyoruz. Ölüme mahkumuz. Doğar doğmaz ölüme mahkumuz. Fakat doğamızı değiştirirsek; midat ha din koşulundan, midat ha rahamim koşuluna geçersek belki gerçek yaşamı tadabiliriz. Aksi taktirde öleceğiz. hiç kimse ölümü inkar edemez..
 
Üst