Hiç yorma kendini, Hakan Günday oku. 1 dakikan bile boşa gitmemiş olur
**
Andık, alıntılayım..
Sözlerimin sonunu duymadığın zaman.
Cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
Değiştiriyorum son kelimelerimi.
Değiştiriyorum sonumu.
Kendimi ölümsüz olarak görüyorum. Mekan ve zamandan kopalı yıllar oluyor. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim.
Benim adım Kaygusuz Abdal.
Tanrı'dan vazgeçtim. Ölmekten vazgeçtim. Çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. Ölmek istemiyorum, çünkü Tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. Ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz..
Platon'un Mağara İstiaresi'ne karşılık, ben de Kuyu İstiaresi'ni yazdım : Doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. Ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım.
Ve sordum, Tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu. Eskiden poker oynardım. Şimdi de, Tanrı’nın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. Hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle.
Geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. Bugünü ise uyuyarak geçirdim.
Benim adım Houdini.
Dünyayı bir oyuncağa çevirdim. Ayak basmadığım yer kalmadı. Kalan varsa, onları da amuda kalkar geçerim! Duvarlara, bedenime resimler çizdim. Bir gün öyle gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı.
Benim adım Hitler.
Kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım.. Şimdiyse ağlıyorum. Hepimiz için. Çünkü hiçbiri işe yaramadı..
Kinyas ve Kayra