Kitap Alıntıları

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Rhea
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
"Züleyha oturduǧu yerden doǧruldu usulca.Dedi,siz ellerinizi doǧradınız ,ben yüreǧimi doǧradım.Bir kez görd ünüz siz ,ben yıllardır bu güzellikle sınanmaktayım."

Yûsuf ile Züleyha/Nazan Bekiroǧlu
 
"Her insan, içinde farklı kişiliklerin tohumlarını taşır; bunlar, başka başka insanlara ait, henüz filizlenmemiş potansiyel çekirdekler gibidir. İnsan yaşamı, sadece içerinden birini geliştirir ve o, baskın kişilik haline gelir. Ancak diğerleri de hâlâ içimizde varlıklarını sürdürür. Olgunlaşmamış, eksik, henüz tam biçim kazanmamış olsalar da yine de oldukça somut ve gerçektirler. Baskın kişilik, herhangi bir nedenle zayıfladığında, içimizdeki diğer kişilikler seslerini duyurmaya başlar. Delilik, kötü güçlerin eline düşme durumu, içsel parçalanmışlık işte buradan kaynaklanır. Aynı şekilde, aşk da buradan doğar, çünkü bazen, hayatımızda rastlantısal olarak karşılaştığımız insanlar, şaşırtıcı biçimde bize benzer; içimizde taşıdığımız o tohumlara akraba olan kişilerdir. Bu insanları tanımak ve onları kendi yörüngemize çekme arzusu, işte aşk denilen şeyin ta kendisidir."

Kitap’ın Yolcuları - Olga Tokarczuk
 
""Ama diğer bir anlamda, daha katı olarak umutsuzluk "ölümcül hastalık"tır. Çünkü daha açık bir anlatımla bu hastalıktan ölünmesinden ve bu hastalığın bedensel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, tersine, can çekişmede olduğu gibi ölümle savaşmasına rağmen kişinin gene de ölememesinden kaynaklanır. Bundan dolayı ölesiye hasta olmak, ölememektir; ama burada yaşam, umudu yok etmektedir ve umutsuzluk son umudun eksikliğidir, ölümün eksikliğidir. Ölüm en büyük tehlike olduğu sürece, yaşamdan bir şeyler beklenir ama diğer tehlikenin sonsuzluğu keşfedildiği zaman, ölüm için umut beslenir. Ve ölüm umut olduğu sürece tehlike büyüdüğü zaman, umutsuzluk ölememenin neden olduğu umutsuzluktur.""

Ölümül Hastalık Umutsuzluk - Soren Kierkegaard
 
Tıpkı Hristiyanların ve Müslümanların Tanrı'nın tanımı üzerinde anlaşamayıp mezheplere bölünmeleri gibi, Hümanizm de insanlığın ne olduğu konusunda 3 rakip mezhebe bölünmüştür.

Liberal hümanizm : İnsanlık bireyseldir ve her bir Homo Sapiens'te bulunur. ( Her bireyin iç bütünlüğü ve özgürlüğü korunur )
Sosyalist hümanizm : İnsanlık kolektiftir ve Homo Sapiens türünün tamamında bulunur. ( Türün eşitliği korunur )
Evrimsel Hümanizm : İnsanlık değişebilen bir türdür. İnsanlık bozularak alt insana dönüşebilir veya evrim geçirerek üst insan haline gelebilir. ( İnsanlığın bozularak alt insana dönüşmesini önler ve üst insana doğru evrimleşmesine destek verir )

Sapiens ♠️ Yuval Noah Harari
 
"Çoğu şizofrenin kendi uhrevi mutluluk dönemleri olur; ama (meskalin alan kişiden farklı olarak) gündelik deneyimin güven verici yavanlığına dönüp dönemeyeceklerini ve ne zaman döneceklerini bilmemeleri, cennetin bile gözlerine dehşetli görünmesine neden olur. Ne sebeple olursa olsun dehşete kapılan kişi için cennet cehenneme, mutluluk korkuya, Berrak Işık aydınlanmışlık diyarının nefret dolu pırıltısına dönüşür."

"Çeşitli cehennem anlatılarında betimlenen cezaların birçoğunun baskı ve sıkışıklıkla ilgili cezalar olduğunu belirtmek gerek. Dante'nin günahkarları çamura gömülür, ağaç gövdelerine kapatılır, buz kütleleri içerisinde dondurulur, taşlar altında ezilir. Cehennem, psikolojik yönden gerçektir. Şizofrenler ve uygun olmayan koşullar altında meskalin ya da liserjik asit kullananlar cehennem acılarının birçoğunu deneyimler."

Algı Kapılar / Cennet ve Cehennem - Aldous Huxley
 
''Günün birinde, diye düşündü Winston, aniden hissettiği kesin bir inançla, Syme buharlaştırılacak. Fazla zeki, her şeyi açıkça görüyor ve söylüyor. Parti böyle insanları sevmez. Bir gün ortadan kaybolacak. Yüzünden belli oluyor.''
1984, George Orwell
 
"Saldırganlar beş solcu genci nasıl yok edeceklerini tartıştılar. Haluk Kırcı, "Ben iple boğarım," dedi. Bu teklife arkadaşları bile şaşırdı: "Sahi yapabilir misin?"
Haluk Kırcı, "Denerim," dedikten sonra içeri gidip telden yapılmış bir askı getirdi. Osman Nuri Uzunlar'ı sürükleyerek mutfağa götürdü. Telle boğazını sıktı. Ancak telle
boğamayacağını anlayınca gidip banyodan bir havlu aldı. 20 yaşındaki Uzunlar'ın yüzüne havluyu bastırdı...
Dakikalar geçti, Osman Nuri Uzunlar havlunun altında can çekişiyordu...
Üniversite öğrencisi Uzunlar'ın öldürülmesi epey zaman aldı! Bunun üzerine Haluk Kırcı ülkücü arkadaşlarına dönüp, "Bu böyle olmayacak, siz evden çıkın, ben hepsinin kafasına sıkıp çıkarım," dedi.
Eskişehir yolunda kullandığı silahını ülküdaşı Kürşat Poyrazla değiştirip, ondan mermi dolu 14'lü tabancayı aldı.
Ercüment Gedikli, Kürşat Poyraz, Mahmut Korkmaz dışarı çıktılar. Ercüment Gedikli gözcülük yapan Ömer Özcan ve Duran Demirkıran'a "görevlerinin" bittiğini bildirdi. Sonra Çatlı ile otomobilde bekleyen Kürşat Poyraz ve Mahmut Korkmaz'la birlikte 15'inci sokaktan hızla uzaklaştılar.
Evin içi...
Haluk Kırcı otomobilin sesini duyar duymaz silahını elleri arkadan bağlanmış yerde yatan dört gencin üzerine boşalttı...
Serdar Alten'ın mide ve bağırsaklarım üç kurşun;
Hürcan Gürses'in kalp ve böbreğini üç kurşun;
Efraim Ezginin başını dört kurşun
Latif Can'ın akciğerini iki kurşun parçaladı...
Tabancasındaki kurşunlan bitiren, "İdi Amin" lakaplı Haluk Kırcı evden koşarak uzaklaştı.
56 numaralı apartmanın tam karşısında olman polis memuru Tuncay Özkul silah seslerini duyarak balkona çıktı. İnce uzun boylu bir şahsın hızla karşı apartmandan koşarak çıktığını gördü. Ev arkadaşı komiser Seyfî Eroğlu'nu uyandırdı. Silahlarını alıp karşı apartmana girdiler, 2 numaralı daireden imdat sesi geliyordu. Kapıyı kırıp içen girdiler.
Manzara karşısında dehşete kapıldılar.
Dört genç kanlar içindeydi, bir diğerinin başında ise havlu vardı...
Gençlerden biri, Serdar Alten ölmemişti."

Reis: Gladio'nun Türk Tetikçisi - Soner Yalçın (Bahçeli evler katliamı bölümünden bir kesit...)
 
Geri
Üst