İslami/semitik majide animizm?

leo_

Kayıtlı Üye
Arkadaşlar selamlar.
Cehaletimi mazur görün, islami maji hakkında bilgi sahibi değilim. Sorum islami veya semitik herhangi bir maji pratik edenlere yönelik.
Pagan bakış açısında majide ilerlemek için animizmi yeterince iyi anlamaya ve özümsemeye çalışırız. Semitik dinlerde animistik bir bakış açısı yok fakat müslüman majisyen bir tanıdığımız semitik majinin dindeki inanışla her zaman paralel olmadığı gibi bir şey söyledi. Dine inanan sıradan insanlar animistik konseptleri anlayamayacağı için dinde doğrudan yoktur ama gizli ilimlerde vardır gibi bir söylemi vardı. Ben sıradan insanların gayet de animist olabileceğine inanıyorum, tarih boyunca da böyleydi. "İlkel" denilen antik dönem insanları bile pagan ve animistti. Onun anlattığı sekilde olduğunu sanmıyorum ve bu biraz da üstten bakan bir bakış açısı gibi geldi. Bir de örneğin islamda Allah'ın can vermediği, ruh üflemediği varlıkların ruhu vardır diyebilir miyiz? Müslümanlar "cansız" nesnelerin ruh sahibi olması belirtisi göstermesini başka varlıkların orayı mesken tutmuş olması olarak yorumluyor diye biliyorum. Yanlışsam düzeltin. Buradaki majisyenlerin ne düşündüğünü de merak ettim. İslami ya da semitik majisyenlerin animizme bakış açısı nedir?
 
Arkadaşlar selamlar.
Cehaletimi mazur görün, islami maji hakkında bilgi sahibi değilim. Sorum islami veya semitik herhangi bir maji pratik edenlere yönelik.
Pagan bakış açısında majide ilerlemek için animizmi yeterince iyi anlamaya ve özümsemeye çalışırız. Semitik dinlerde animistik bir bakış açısı yok fakat müslüman majisyen bir tanıdığımız semitik majinin dindeki inanışla her zaman paralel olmadığı gibi bir şey söyledi. Dine inanan sıradan insanlar animistik konseptleri anlayamayacağı için dinde doğrudan yoktur ama gizli ilimlerde vardır gibi bir söylemi vardı. Ben sıradan insanların gayet de animist olabileceğine inanıyorum, tarih boyunca da böyleydi. "İlkel" denilen antik dönem insanları bile pagan ve animistti. Onun anlattığı sekilde olduğunu sanmıyorum ve bu biraz da üstten bakan bir bakış açısı gibi geldi. Bir de örneğin islamda Allah'ın can vermediği, ruh üflemediği varlıkların ruhu vardır diyebilir miyiz? Müslümanlar "cansız" nesnelerin ruh sahibi olması belirtisi göstermesini başka varlıkların orayı mesken tutmuş olması olarak yorumluyor diye biliyorum. Yanlışsam düzeltin. Buradaki majisyenlerin ne düşündüğünü de merak ettim. İslami ya da semitik majisyenlerin animizme bakış açısı nedir?
Semitik kavram olarak dinde karşıtlaşma demek anti semitik karşı mezhebi dini yargılama semavi din diye adlandırılan bu kavramınız ilginç geldi dinlerde animizm metaha ruh yükleme put’çuluk diye eleştirel bakılmış ama bence onlar galaktik varlıklardı onlar kilden ne gördüklerini çamura aktarmışlar bugün kü antik bilgilerde gözlemlediğim somut art madde ye döküp tapmışlar mucizeleri beklemişler hala soyut insan beyninde farklı varlıklar yaratma tezahürleri işlemleri var semitik maji ilk defa duydum semitik mezhep karşıtı jargon bildiğim bu formda servitör konusu açılmış kast ettiğiniz bumudur?
 
Cansız gördüğümüz çoğu şey zamanı gelince konuşacak duruma gelecek veya durdukları yerde biz fark etmeden konuşuyorlar...İnanış meselesi olduğundan somut bir olgu mevcut değil.Bu böyle diyebiliriz ama kanıtı yok.Temel olarak şeytanın olduğuna kanıt yok.Tartışılan bir şey değil haliyle olmayan bir şeyle savaşamazsın.
 
Semitik kavram olarak dinde karşıtlaşma demek anti semitik karşı mezhebi dini yargılama semavi din diye adlandırılan bu kavramınız ilginç geldi dinlerde animizm metaha ruh yükleme put’çuluk diye eleştirel bakılmış ama bence onlar galaktik varlıklardı onlar kilden ne gördüklerini çamura aktarmışlar bugün kü antik bilgilerde gözlemlediğim somut art madde ye döküp tapmışlar mucizeleri beklemişler hala soyut insan beyninde farklı varlıklar yaratma tezahürleri işlemleri var semitik maji ilk defa duydum semitik mezhep karşıtı jargon bildiğim bu formda servitör konusu açılmış kast ettiğiniz bumudur?
Semitik maji derken semitik dinlerin majisini kast etmiştim. Mesela islami maji, hristiyan majisi, yahudi majisi vb. gibi. Bunlar tek tanrılı ve birbirine çok benzeyen dinler zaten ve animizme bakış açıları da aynı
 
Bir de örneğin islamda Allah'ın can vermediği, ruh üflemediği varlıkların ruhu vardır diyebilir miyiz? Müslümanlar "cansız" nesnelerin ruh sahibi olması belirtisi göstermesini başka varlıkların orayı mesken tutmuş olması olarak yorumluyor diye biliyorum.
Semavi dinlerin ruh kavramına bakışı biraz sığ olduğu için, cansız nesnelerin ruhsuz olduğu gibi bir ibare çıkıyor, haklı olarak. Dinlerin açıklarından biri de bu durum aslında. Melekler ile ilgili ruhani varlıklar tamlaması kullanılıyor örneğin, bedensiz ama ruhani öz taşıyan anlamında. İnsan için ruh üfleme tabiri var.

Fakat diğer her şey (canlı - cansız) ruh kavramı yerine bilinç ile açıklanıyor. Dünyada bulunan her şey beni tesbih eder diyor ayette (kısaca)
Yarattığım her şey beni idrak edecek bilince sahip demek ile eşdeğer. Yaratılmış her şeyde idrak varsa Ruh nedir ? Ne içindir ?
Haliyle bin bir soru işareti ile bırakıyor kişiyi.. Dediği gibi, dinlerin ruh kavramı fazla sığ. Oysa Ruh kavramı kendi özelinde, okyanustan bile derin.

Semavi dinlerdeki bu ayrıştırıcı ruh anlatımın sebebini ; insanın kendisini yüceltmek için kullandığını düşünüyorum.

**

Bektaşilikteki Can kavramı örneğin.. Yukarıda anlatımını yaptığım her şeyden üstündür. Bu yüzden ruh yerine Can kavramını benimsiyorum. Çünkü burada bahsi geçen can, canlı-cansız ayrımından doğan bir can değildir. Evrende var olan her şeyin Tanrı tecellisi olduğu inancıdır. Cansız ve ruhsuz hiçbir şey yoktur.

Elementlerde, taşta toprakta bulunan Can, insandaki kadar kutsaldır. İnsandan tek farkı, elementin canı uyku halindedir. Ne zaman ki nebatat oluşur, işte o zaman uyanmaya başlar yani hareket kazanır. Hayvandaki can, duygulara sahiptir. İnsanda ki can ise en üst mertebedir.

Tabi burada şu ayrımı da yapalım.. İnsan derken, her insan değil. İnsanı Kamil olan. Dünya realitesinde insan doğan ama ilk seviyede (taş, toprak) kalan yani canı uykuda olan (bknz düz insan) bireyler de var, bitki kategorisinde olan bireylerde. Umarım hiyerarşinin ne anlama geldiği anlatabilmişimdir.

Örneğin bir bahçede yürüyorsunuz.. Bektaşi geleneğinde, yere sert basma / toprağın canını incitme derler. Cem geleneğinde eşik öpülür. Çünkü o eşik, o mekanın canıdır. Orayı ayakta tutan yapıdır gibi..

Çok uzattım ve yine dağınık yazdım :) ama en kısa anlatımı böyle yapabilirdim.
 
Semavi dinlerin ruh kavramına bakışı biraz sığ olduğu için, cansız nesnelerin ruhsuz olduğu gibi bir ibare çıkıyor, haklı olarak. Dinlerin açıklarından biri de bu durum aslında. Melekler ile ilgili ruhani varlıklar tamlaması kullanılıyor örneğin, bedensiz ama ruhani öz taşıyan anlamında. İnsan için ruh üfleme tabiri var.

Fakat diğer her şey (canlı - cansız) ruh kavramı yerine bilinç ile açıklanıyor. Dünyada bulunan her şey beni tesbih eder diyor ayette (kısaca)
Yarattığım her şey beni idrak edecek bilince sahip demek ile eşdeğer. Yaratılmış her şeyde idrak varsa Ruh nedir ? Ne içindir ?
Haliyle bin bir soru işareti ile bırakıyor kişiyi.. Dediği gibi, dinlerin ruh kavramı fazla sığ. Oysa Ruh kavramı kendi özelinde, okyanustan bile derin.

Semavi dinlerdeki bu ayrıştırıcı ruh anlatımın sebebini ; insanın kendisini yüceltmek için kullandığını düşünüyorum.

**

Bektaşilikteki Can kavramı örneğin.. Yukarıda anlatımını yaptığım her şeyden üstündür. Bu yüzden ruh yerine Can kavramını benimsiyorum. Çünkü burada bahsi geçen can, canlı-cansız ayrımından doğan bir can değildir. Evrende var olan her şeyin Tanrı tecellisi olduğu inancıdır. Cansız ve ruhsuz hiçbir şey yoktur.

Elementlerde, taşta toprakta bulunan Can, insandaki kadar kutsaldır. İnsandan tek farkı, elementin canı uyku halindedir. Ne zaman ki nebatat oluşur, işte o zaman uyanmaya başlar yani hareket kazanır. Hayvandaki can, duygulara sahiptir. İnsanda ki can ise en üst mertebedir.

Tabi burada şu ayrımı da yapalım.. İnsan derken, her insan değil. İnsanı Kamil olan. Dünya realitesinde insan doğan ama ilk seviyede (taş, toprak) kalan yani canı uykuda olan (bknz düz insan) bireyler de var, bitki kategorisinde olan bireylerde. Umarım hiyerarşinin ne anlama geldiği anlatabilmişimdir.

Örneğin bir bahçede yürüyorsunuz.. Bektaşi geleneğinde, yere sert basma / toprağın canını incitme derler. Cem geleneğinde eşik öpülür. Çünkü o eşik, o mekanın canıdır. Orayı ayakta tutan yapıdır gibi..

Çok uzattım ve yine dağınık yazdım :) ama en kısa anlatımı böyle yapabilirdim.
Haha padişah fermanı gibi olmuş sanki 👻
Yaratılan her şeyin enerji alani var bu ruh mu bilemeyiz zira ruh bilgisi Allah katında.
Tahminimce her şey canlı cansiz yaradılış amacına hizmet etmek istiyor. Yani bir kase içinde yemek yenilmesini ister, birinin kafasına fırlatılmak değil.
 
Semavi dinlerin ruh kavramına bakışı biraz sığ olduğu için, cansız nesnelerin ruhsuz olduğu gibi bir ibare çıkıyor, haklı olarak. Dinlerin açıklarından biri de bu durum aslında. Melekler ile ilgili ruhani varlıklar tamlaması kullanılıyor örneğin, bedensiz ama ruhani öz taşıyan anlamında. İnsan için ruh üfleme tabiri var.

Fakat diğer her şey (canlı - cansız) ruh kavramı yerine bilinç ile açıklanıyor. Dünyada bulunan her şey beni tesbih eder diyor ayette (kısaca)
Yarattığım her şey beni idrak edecek bilince sahip demek ile eşdeğer. Yaratılmış her şeyde idrak varsa Ruh nedir ? Ne içindir ?
Haliyle bin bir soru işareti ile bırakıyor kişiyi.. Dediği gibi, dinlerin ruh kavramı fazla sığ. Oysa Ruh kavramı kendi özelinde, okyanustan bile derin.

Semavi dinlerdeki bu ayrıştırıcı ruh anlatımın sebebini ; insanın kendisini yüceltmek için kullandığını düşünüyorum.

**

Bektaşilikteki Can kavramı örneğin.. Yukarıda anlatımını yaptığım her şeyden üstündür. Bu yüzden ruh yerine Can kavramını benimsiyorum. Çünkü burada bahsi geçen can, canlı-cansız ayrımından doğan bir can değildir. Evrende var olan her şeyin Tanrı tecellisi olduğu inancıdır. Cansız ve ruhsuz hiçbir şey yoktur.

Elementlerde, taşta toprakta bulunan Can, insandaki kadar kutsaldır. İnsandan tek farkı, elementin canı uyku halindedir. Ne zaman ki nebatat oluşur, işte o zaman uyanmaya başlar yani hareket kazanır. Hayvandaki can, duygulara sahiptir. İnsanda ki can ise en üst mertebedir.

Tabi burada şu ayrımı da yapalım.. İnsan derken, her insan değil. İnsanı Kamil olan. Dünya realitesinde insan doğan ama ilk seviyede (taş, toprak) kalan yani canı uykuda olan (bknz düz insan) bireyler de var, bitki kategorisinde olan bireylerde. Umarım hiyerarşinin ne anlama geldiği anlatabilmişimdir.

Örneğin bir bahçede yürüyorsunuz.. Bektaşi geleneğinde, yere sert basma / toprağın canını incitme derler. Cem geleneğinde eşik öpülür. Çünkü o eşik, o mekanın canıdır. Orayı ayakta tutan yapıdır gibi..

Çok uzattım ve yine dağınık yazdım :) ama en kısa anlatımı böyle yapabilirdim.
Çok güzel anlatmışsınız gerçekten bilgilendim. Forumda bu konularla ilgili daha çok yazı yazarsınız umarım, severek okurum.😍 Semavi dinlerdeki ruh kavramı bana da sığ geliyor. Bektaşilikte, alevilikte ve tasavvufta daha geniş kapsamlı bir yorumlama var ama genel olarak dinin yüzyıllardır süregelen geleneğinde bir sığlık var. Yine de insanların dini ne olursa olsun algısını geliştirme çabasını taktir ediyorum.
 
Bektaşilikte, alevilikte ve tasavvufta daha geniş kapsamlı bir yorumlama var
Çünkü duruş olarak monoteist olsa da kendi içinde ayrıma gidiyor. Vücud kavramı ve Şuhud kavramı gibi.. Panenteizm'e de çok benzer bir yapı : Dalgalar okyanusun içindedir ama okyanus dalgalardan çok daha fazlasıdır. Bir evren var. Bu evren Tanrının içinde ama Tanrı bu evrenden daha büyük. Tasavvufta benzer bir şey söylüyor ; Allah her şey de tecelli eder hem de her şeyin ötesindedir, diyor.

Bu haliyle düşününce zihin başlangıçta tıkanabiliyor. Anlamaktan ziyade imajine etmekte zorlanabiliyor fakat zamanla, anlatılmak istenen biraz daha anlaşılır bir biçime evrilebiliyor. Böylelikle Tanrı içindeki evrenin cansız kabul edilmesi hali de ortadan kalkmış oluyor.

Yaratılan her şeyin enerji alani var bu ruh mu bilemeyiz zira ruh bilgisi Allah katında.
Allah'ın bir katı olduğunu düşünmüyorum. Ruh bilgisine sahip olunabilir mi ? Neden olmasın..
Sadece materyalist bir zihinle ya da bedensel bir deneyimle bilemeyiz. Dünyevi bilginin dışına çıkmamız gerekir.
Kase fırlatarak zor yani :)
 
Çünkü duruş olarak monoteist olsa da kendi içinde ayrıma gidiyor. Vücud kavramı ve Şuhud kavramı gibi.. Panenteizm'e de çok benzer bir yapı : Dalgalar okyanusun içindedir ama okyanus dalgalardan çok daha fazlasıdır. Bir evren var. Bu evren Tanrının içinde ama Tanrı bu evrenden daha büyük. Tasavvufta benzer bir şey söylüyor ; Allah her şey de tecelli eder hem de her şeyin ötesindedir, diyor.

Bu haliyle düşününce zihin başlangıçta tıkanabiliyor. Anlamaktan ziyade imajine etmekte zorlanabiliyor fakat zamanla, anlatılmak istenen biraz daha anlaşılır bir biçime evrilebiliyor. Böylelikle Tanrı içindeki evrenin cansız kabul edilmesi hali de ortadan kalkmış oluyor.


Allah'ın bir katı olduğunu düşünmüyorum. Ruh bilgisine sahip olunabilir mi ? Neden olmasın..
Sadece materyalist bir zihinle ya da bedensel bir deneyimle bilemeyiz. Dünyevi bilginin dışına çıkmamız gerekir.
Kase fırlatarak zor yani :)
İsra Suresi 85. ayet..
Ruhtan çok az bilgi verildiği belirtiliyor.
 
Geri
Üst