Homeros İlahileri

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Tepkime puanı
270
"Homeros İlahileri"

"ÖLÜMSÜZ TANRILARIN İŞLERİ"

homeros_ilahileri.jpg
yunan mitolojisinin birinci büyük kaynağı, Homeros'un İlyada ve Odysseia'sı. İkinci kaynağı, Hesiodos'un Tanrıların Doğuşu ile İşler ve Günler'idir Türkçeye en son kazandırılan ve anonim bir yapıt olan Homeros İlahileri. Bu şiirlerden yalnız otuz üçü günümüze kadar gelebilmiş. Çevirmen Ayşen Eti, bu ilahileri bize şöyle tanıtıyor: "Tanrıya saygı eyleminin tanımı, tanrının niteliklerinin sıralanması, tanrının yaptıklarını övücü bir dille betimleme, kült yerlerini anımsatma, ozanın ya da duacının kişisel coşkusu."

Demeter, Rhea ile Kronos'un kızı, Zeus'un kız kardeşidir. Zeus bu kız kardeşi ile yatar ve sonuçta Persephone adlı bir kız çocuğu dünyaya gelir. Persephone, yetişkin bir kız olduğunda, bir gün kırda çiçekler arasında, Okeanus'un kızlarıyla dans eder. Gerçekte, Yer-tanrı Gaia, genç kıza bir tuzak kurmak için ve Zeus'un isteği üzerine bu çiçekleri açtırmıştır. Çünkü Zeus'un kardeşi ve yeraltı dünyasının tanrısı Hades, bu genç kızı kaçırmayı tasarlar. Bir ara Persephone çiçek toplarken yer yarılır, Hades yerden çıkar, göz koyduğu yeğenini kaçırır. Genç kız, sesini duyurmak için bağırır.
"Dağların, tepeleri ve denizin derinlikleri çınlayıp yankılandı
Ölümsüz sesiyle ve sonunda tanrıça annesi duydu kızının sesini."
Yunan tanrıları arasında kız kaçırmak olağandır. Zeus de Fenike kralı Agenor'un kızı Europa'yı kaçırır.
Tanrıça Demeter kızının sesini duyar ama, nerede olduğunu bilmez. Kimse ona söylemez; çünkü Zeus böyle buyurmuştur. Bu arada yalnız Hekate ona yardımcı olmak ister; birlikte tanrı-güneş Helios'a giderler. Helios, gerçeği ona söyler; çünkü o hem bulunduğu yerden her olup biteni görür, hem Olympos tanrıları arasında yer almaz.
Haberi alan Demeter umutsuzluğa düşer, Zeus'a karşı bir şey yapamayacağını anlar ve tanrılar evi Olympos'tan ayrılır, yeryüzünde bir ülkeye -insanlar arasına gider. Gittiği yer, kral Keleos'un ülkesidir. Orada bir kuyu başına yakın yerde ve yaşlı bir kadın görünümüne bürünerek oturur. Kuyudan su almaya gelen kralın kızları onu görür ve yaşlı kadına kim olduğunu sorarlar.
Demeter, Girit adasında yaşadığını, orada korsanların kendisini kaçırdığını, sonra da onların ellerinden kurtulunca buraya geldiğini anlatır.
Sonuçta, Demeter kralın sarayına dadı olarak alınır; görevi kralın küçük çocuğunu yetiştirmektir.
Çocuğun eğitiminin içinde onu büyüden, büyülü bitkilerden korumak da vardır. İlk çağlarda büyü, diğer tanrısal inançların bir parçasıdır.
Tanrıça Demeter, çocuğu diğer insan yavruları gibi değil, bir tanrı çocuğu gibi büyütür; çocuk yiyip içmez, tanrıların yiyeceği olan ambrosia ile beslenir; hızla büyür, gelişir; anne-baba bunun nedenini anlamaz.
Tanrıça Demeter, çocuğun ateşe karşı bağışıklık kazanması ve ölümsüz olması için onu kendi eliyle ateşte tutmak ister, ama çocuğuna yapılanları gözleyen kraliçe, ne olup bittiğini anlamaz, telaşlanır, korkuya kapılır, dövünmeye başlar:
"Demophoon! Yavrum! Bu yabancı kadın, seni har har yanan bir ateşin içine gömüyor, ben yas tutayım ve korkunç kederlere düşeyim diye."
Anlaşılmadığını anlayan Demeter, o an çocuğu ateşin üzerinden çeker ve yere fırlatır; artık kendini gizlemez, kim olduğunu söyler.
Tanrıça burada çocuğa ölümsüzlük kazandırmaya çalışırken, bir büyücü gibi davranır; onun yazgısı değiştirmeye çalışır. Ama bu girişimi başarısız olur, çünkü görüldüğü an, tılsım bozulmuştur. Bunu kendisine karşı yapılmış bir saygısızlık sayar ve orada anısına bir tapınak kurulmasını buyurur.
Karşısında sıradan bir insan değil de, bir tanrıça olduğunu anlayan kraliçenin "O anda dizlerinin bağı çözüldü, dili tutuldu uzun zaman, çocuğunu da unuttu yerden kaldırmayı…"
Sabah olduğunda olayı krala anlatırlar; kral hemen tanrıça Demeter için bir tapınakla, bir sunak yaptırır.
Sunak yaptırmak ve tanrılara, tanrıçalara kurban kesmek, eski çağlarda genel bir inançtır. Bu inanç, çoktanrılı dinlerde olduğu kadar,Yahudilerde de geçerlidir, daha sonra Müslümanlar da aynı inancı almıştır.
Tanrıça Demeter bundan sonraki günlerini kızının özlemiyle geçirir. Kardeşi Zeus ile Hades'e bir şey yapamazken, ekili toprakları susuz bırakır, yeryüzünde kıtlık başlar. Böylece tanrıların işlediği bir suçu, insanlara çektirmeye başlar. Yunan tanrı ve tanrıçaları yeri geldikçe adildir; istedikleri zaman da insanlara çektirmesini bilirler.
Yeryüzünde olup bitenleri duyan baş tanrı Zeus, kız kardeşi Demeter'i Olympos'a çağırır, ama tanrıça diretir, kızının yüzünü görmeden oraya gitmeyeceğini bildirir. Bunun üzerine Persephone'yi yer yüzüne, annesinin yanına göndermesi için Zeus baba Hades'e haber salar. Hades sevgilisini bırakmadan önce ona bir nar tanesi yedirir. Böylece Perserphone'in yeniden yanına dönmesinin yolunu açar.
Burada bir kez daha, tanrıların işi büyücülüğe benzer. Tanrılar nasıl doğanın yasalarını ve insanın yazgısını değiştirirse, büyücüler de benzer işleri yaparlar. Büyücüler tanrıların yetki alanına el atıyor, onların işlerine karışıyor diye, kimi dinler büyücülüğü yasaklar. Oysa dünyada en eski ve en uzun süren inanç, büyüye olan inanç olduğu gibi, dinlere de kaynaklık etmiştir.
Zeus'un araya girmesiyle Persephone, Olympos'ta annesinin yanına döner, başından geçenleri ona anlatır. Hades'in kendisine bir nar tanesi yedirdiğini söyler. Sonuçta olay tatlıya bağlanır; Tanrıça'nın kızı yılın üçte birini yer altında, Hades'in yanında, zamanın geri kalanını ise, annesinin ve diğer tanrıların, tanrıçaların yanında geçirecektir.
Bu uzlaşmadan sonra Tanrıça Demeter'in kızgınlığı geçer. Rhea'nın araya girmesiyle yeniden dünyada bereketi geri getirir; topraklar yeşermeye başlar.
Persephone, Yunanlıların cehennem tanrıçası diye bilinir. Bu gün bizim için masal olanlar, kendi zamanında gerçek bir inançtı. Thales de, Platon da bu masallara inanıyordu.
Dün inanç ya da masal olanlar, bugün bizim için edebiyat değeri olan, hümanist kültürünün ürünü, insanlığın ortak değeridir.
Homeros İlahileri'nde dördüncü şiir Hermes'in nasıl doğduğunu anlatmakla başlıyor:
"Ey Musalar! Zeus ile Maia'nın oğlu Hermes'in şarkısına başlıyorum,
Kyllene'nin ve sürüleri bol Arkadia'nın efendisinin,
ölümsüzlerin kılavuzu tanrının şarkısına; güzel örgülü, utangaç nympha
Maia doğurdu Zeus ile aşkla sevişmesinden onu.
Demek ki Hermes, Zeus'un çapkınlığı sonucu dünyaya geliyor. Baş tanrı kiminle yattığını, eşi ve kız kardeşi Hera'dan gizlemek için, çocuk doğduktan sonra, anneyi bir yıldıza dönüştürür, gökyüzüne gönderir.
Hermes bir tanrı olmakla birlikte, insanlara yakın bir kimliğe sahiptir:
"Öyle bir oğlan doğurdu ki Maia, her işe eli yatkın, kurnaz,
hırsız, sığırtmaç, rüya taşıyıcısı,
gecenin casusu, kapıların bekçisi; Hemen
çıkarır açığa ölümsüz tanrıların işlerini."
Annesi Maia da onu şöyle tanımlar:
"Baban seni büyük bir bela olsun diye verdi
Zaten ölümlü insanlara, ve ölümsüz tanrılara"
Acaba tanrıların ve tanrıçaların da insanlar gibi bir yazgısı var mıdır? Bu yazgıyı kim saptar? Maia'nın bu sözlerinden, tanrıların da bir yazgısının olduğunu, bunu baş tanrı Zeus'un saptadığını anlıyoruz.

Homeros İlahileri, Türkçesi: Ayşen Eti Sina, Arkeoloji ve Sanat Yayınlarından nevermore kardeşimin özetlemiş olduğu tanıtım..

 

Ajan 47

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
537
Tepkime puanı
74
Mitolojik olaylara her zaman sempati duymuşumdur . Güzel olmuş bu teşekkürler .
 
Üst