Hayatımızı mahveden kötü insanlar

Kristina Zakharova

Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Mesajlar
16
Tepkime puanı
21
Herkese merhaba,

Çok uzun bir süredir bu ailenin parçasıyım. Hayatımın en kötü günlerini geçirdiğim bu dönemde ailem olarak gördüğüm yere çevirdim yine kafamı. Hepinizin düşünceleri benim için çok değerli, yardımcı olursanız çok sevinirim.

Hayatım boyunca asla sıradan biri olmadım, bu hayatta yapmak istediklerim, önemli ideallerim var ve senelerdir kendimi bunlara adamış şekilde çalışıp çabalıyorum. Bu zamana kadar kaç kez hakkım yendi, kaç kez uykusuz geceler geçirdim size anlatamam arkadaşlar. Ona rağmen pes etmedim, herşeyi bir sınav olarak gördüm ve kötülük yapanların bu hayatta bir yerde karşılığını bulacağına inandım hep.

Duygusal ilişkiler bu kadar büyük hedeflerin arasında hiçbir zaman ilk önceliğim olmadı. Fakat güzel olmanın resmen lanetini yaşayan insanlardan biriyim. Ben gram hayatıma sokmasam, yaklaştırmasam dahi kader her zaman karşıma bu güzellikten faydalanmak isteyenleri çıkardı. Ben izin vermesem dahi zorla dahil oldular hayatıma. Aşk acısını, duygusal ilişkilerin basitliğini küçümseyen bir insan olarak, karşıma öyle biri çıktı ki hayatımda ilk defa güvendim bu insana. Aylarca en güvendiğim, en sevdiğim insan oldu. Hayatının en kötü günlerinde hep destek oldum ona. İlk defa güneş farklı parladı benim için bu hayatta, gerçekten birini sevdiğimi hissettim çünkü. Bunca büyük idealin, sorumluluğun arasında resmen dönüm noktası gibi oldu onunla tanışmak. Tanışma şeklimizden dolayı bunun kadersel bir şey olduğuna da inandım.

Fakat tanrının bana bahşettiği en büyük hediye akıllı bir insan olmak. Bazı şüphelerimin, içgüdülerimin peşinden gittim ve delicesine sevdiğim bu kişinin geçmişte bir sürü kadınla birlikte olmuş, onların özel bilgilerini ifşa eden, hayatını kadınları aşağılamaya odaklanmış bir topluluğun parçası olduğunu, hatta onların öncülerinden biri olduğunu öğrendim. Ayrı kaldığımız dönemlerde kendinden çok yaşlı kadınlar dahil olmak üzere bir sürü kadınla bir şeyler yaşayıp, bunları söz konusu grupta "rapor" halinde paylaşan bir kişi kendisi. Grubun yaptığı herşey tamamen suç. Resmen kadınların hayatını mahvetmek üzerine çalışıyorlar. Kendimle alakalı yazılan yazıları da okuduğumda, bu hayatın sonuna geldiğime inandım. Yıllarca en büyük korkum, bu tarz biriyle karşılaşıp hayatıma böyle birini almaktı. Her zaman çok seçici oldum, buz kütlesi gibi oldum hayatım boyunca. Sırf karşıma böyle iğrenç insanlar çıkar diye erteledim gençliğimi yaşamayı. Benim kadar seçici bir insanın başına böylesine bir şey gelmesi kabul edilemez geliyor hala. Nasıl olabileceğini aklım almıyor. Canım yanıyor, içten içe kavruluyorum arkadaşlar. Mideme ağrılar giriyor düşündükçe.

Hayatın derinliğiyle, çocukluğunuzdan beri sırtınıza yüklenen sorumluluklarla uğraşıyorsunuz. Bir gün biri çıkıp, gençliğinizde yaşayamadığınız ne varsa birkaç ay içinde seriyor önünüze. Dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz bir anda. Tanrı bu mutluluğu bana çok mu gördü? Neden arkadaşlar neden, neden böyle biriyle karşılaştım ben?

Kimsenin yüzüne bakmak dahi istemiyorum, kimseye güvenemiyorum. Tek kelimeyle hayatım bitti. Bundan sonra herhangi bir insanoğluna nasıl güveneceğim? Sakınan göze çöp batarmış derler ya kesinlikle doğru. Hayatı boyunca karşısına kim çıktıysa onunla bir şeyler yaşamış arkadaşlarımın hiçbiri benim yaşadığım gibi bir durum yaşamadı. Neden ben?

Hukukçuyum, mental olarak da güçlü bir kadınım. Belki de kader bilerek çıkardı bu insanı karşıma, binlerce kadının arasından bu kişinin gerçek yüzünü görüp öğrenebilen, bu topluluk halinde bilgi edinebilen, içlerine kadar girebilen tek kişi ben oldum. Gerekli yerleri konuyla ilgili bilgilendirdim, ama resmi yollarla yapılabilecek hiçbir şey yok. Bu durum daha da çok sıkıyor canımı. Öğrendiklerim, eriştiklerim hayatımı çekilmez hale getirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Tek kelimeyle bir işkence.

Ben hayatım boyunca bunun izini taşırken, bunu yapan insan hayatına devam edecek. Üstelik hayatı o kadar yolunda gidiyor ki. Ben bu ilahı sistemi, düzeni anlayamıyorum. Adamın yaptığı bunca kötülükten sonra bırakın işlerin rast gitmemesini, yaşadığı her kötü şeyin ardından işleri öyle farklı bir noktaya geliyor ki adam bir anda yükseliyor. Aşırı derecede şanslı, karşısına da hep çok iyi insanlar çıkıyor. Tek kelimeyle hayatını yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Başka insanların hayatına böyle bir etkide bulunan bir insanın şansı nasıl bu kadar yüksek olabilir? Karma diye bir şey yok mu bu hayatta?

Bu insanlar neden hakettiklerini almıyor? Nasıl oluyor da hep hayatları yolunda gidebiliyor arkadaşlar? Nasıl olabiliyor bu lütfen fikir verin.
 

Ori

Elit Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,629
Tepkime puanı
1,376
Yaşadığınız duruma üzüldüm. İnsanlarıda böylesine şeytani yönler var. Bir kadın tanıyordum. Erkeklerle sevgili olarak onları dolandırıyordu. Kesinlikle bunu büyük bir ustalıkla yapıyordu ki onları dolandırdığını kimse ispatlayamıyordu. Profosyonel oyunculara taş çıkarırdı. En son dolandırdığı 3 adam birbirlerini bulup ona karşı hakkını arıyordu. Sonra ne oldu bilmiyorum. Size denk gelen kişiyse buna benzer bir kafa ama farklı alanlarda çıkar sağlama peşinde belliki. Bu tip insanlar hayatın her yerinde var. Bir hukukçu olarak bunu gayet iyi biliyorsunuzdur. Ve insan akıllı bile olsa bu hayatı boyunca hata yapmayacağı anlamına gelmiyor. Kendinizi kesinlikle suçlamayın. Sizin duygularınız bir insanı kabul etmiş. Bu tamamen normal bir durum ama tercihinizi haberiniz olmadan yanlış kişiye kullanmışsınız. Sizin suçunuz var mı? Tabiki var ama çok az. Çünkü ideallerinize koşarken duygusal bağ kuracak kıvama gelmişsiniz. Bu sizin hatanız ama dediğim gibi yaşananların yanında çok çok küçük kaldığına eminim. Yaşadıklarınızın cenebesini ruhsal olarak elbet çekeceksiniz ama umarım daha büyük yanlışlar olmamıştır. Çünkü yaraların derinliği yaşanmışlıklara göre değişebilir. Yapmanız gereken klasik zırvalıkları sayacak olursam, ayağa kalkmak, devam etmek, umursamamaya çalışmak vs... Herkesin travmaları olabilir. Önemli kısa zamanda bunların yaşandığını kabul edip devam edebilmek. Aklınızdan zorla atmaya çalışmayın yorulursunuz, tükenirsiniz. Bırakın sizinle gelsin ama görmemeyi seçtiğiniz zamana kadar veya bunların olduğu yaşandığı alışana kadar. Dediğim gibi herkesin travmaları var. Üstesinden geldiğinizde hayatınız eski akışına yakın bir şekilde devam edecektir. Zaten zamanla etkisini yitireceğini düşünüyorum. İş hayatınızın yoğunluğuna göre çok kısa da sürebilir. Bir arkadaş tavsiyesi olsun, neden ben demeyi bırakın. Herkes aynı şeyi söylüyor. Şunu da eklemek isterim ki, burası ortadoğu nefes alan veya nefes almayan her şey üzerinden fantezi kuranların olduğu topraklar. Güzel, çirkin dinlemezler. Dikkatli olun.
 

bauwerax

Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ocak 2009
Mesajlar
31
Tepkime puanı
10
Konum
İstanbul
İş
Hayal Taciri
Selam, tüm yazınızı okudum ve sonrasında şiddetli bir yorum yapma isteğim geldi ama sonra vazgeçtim.(yanlış anlaşılmamak üzere)
Normalde yorum yapmıyorum ama şöyle bir şey paylaşmak istiyorum, bu paylaşacağım şey bence herkes için geçerli olmalı.(görüşümce)

Hayatta aldığımız kararlar ve hayatımıza soktuğumuz insanlardan biz(ben) sorumluyuz.Mutluluğuda biz isteriz, mutsuzluğuda biz isteriz.
Bu durumun farklı versiyonlarını erkeklerde yaşamakta oldular,yaşadılar keza hanımefendiler ise yaşadılar.

Hayatınızı bilmiyorum ama eminim ki iyisi ile kötüsüyle yaşayan birisinizdir.
Bazı yaşanılan olaylarımız bize birer iyisi ile kötüsüyle tecrübe katmaktadır.Önemli olan yaşadığımız tecrübeyle daha profesyonel bir şekilde isteklerimizin dahilinde geleceğe umutla bakarak hayatımızı yaşayabilmek.

Kimseye güvenmek istememek kendinize yaptığınız bir bencillik olur, insan ilişkilerinizi sessizce etkiler, farketmezsiniz.
Tabikide herkese güvenmemeliyiz ancak bu güven faktörünü de insanlara denge içersinde tutmakta bizim elimizde çünkü düşünebilen, özgür iradeyle seçim yapabilme hakkına sahibiz.


Hayattaki her insan adlandırdığınız çirkinliklerde olmayacaktır, sizin hayallerinizdeki iyilerde oradadırlar, sizi bekliyorlardır veya siz onları bekliyorsunuzdur.

Bu tür olayla hayatınızı ve insanlara bakış açınızı 360 derece değiştirmeye değmez, hayat kısa ama çok güzel.Tecrübenizi değerlendirin ve insanlara daha farklı yaklaşın ama dengeyide ihmal etmeyin.Yeri geldiğinde iniş daima olacaktır hayatınızın bir köşesinde ve aynı zamanda çıkış olacaktır.Bunun bilincinde olup, motivasyonunuzu toplayıp, devam yaşamaya, mutlu olmaya çalışmaya veya mutsuz olmaya çalışmaya.

Çünkü şükretmeniz gereken daha bir çok değerler mevcuttur hayatımızda, bazen bu değerlerin hiçbirimizin aklınından ucundan bile geçmez, insanız çünkü.Bence değerlerinizin ve sahip olduğunuz ve sahip olamadığınızda yaşama isteğinizin azalacağı değerleri düşünerekten daha dikkatli ve denge şeklinde hayatınızı şekillendirin ve her insana kötü tecrübenizle insanlarınızın kendi içinzdeki duygulara iyi gelecek bir şekilde seçin.

Sevgilerle kalın.
 

Corpor

Kayıtlı Üye
Katılım
30 Eyl 2017
Mesajlar
46
Tepkime puanı
53
Yorumum tamamen geneldir.

Aşkın tarifini yapabilmek için yaşamak gerekiyor mu sizce? Düşünüyorum çoğu zaman en son ne zaman aşık oldum, kime oldum ve amacım neydi… İnsanların ortak görüşü; “aşk dediğin şey ilk görüşte olur.” neyinden etkilendin önce kendine bir sor ya da hiç konuşabildin mi? Tamam fiziksel açıdan etkilendin diyelim peki kaç defa konuştun yüz yüze adam akıllı, hangi konulardan konuştunuz ya da hangi konuları tartıştınız… Tipik Türk erkeğinin her zaman yaptığı şey gerçek karakterlerini göstermezler niye peki? Olumsuz gözükmekten hoşlanmaz hiçbir Türk erkeği peki neden? İlişkinin üçüncü ya da dördüncü yılında tipik sorular başlar “Neden eskisi gibi değilsin?” nedeni çok basit açık ve ortada gerçek yüzünü yeni gösteriyor… Tamam tavladın ağabeycim hatunu elinde ne geçti?

Gelelim aşkın tarifine; karşısında bir üşüme alıyorsa vücudunu, telefonda konuşurken bile sesinde titreme varsa kalbinde anlamsız bir heyecan, cümlelerin çoğunlukla devrikse, aklından tek geçen el ele tutuşmak ve yağmur altında ıslanmaksa o zaman sen ölmüşsün demektir. (Bir sürü örnek verebiliriz aslında ama benim aklımda yaşattığım tek hayalimdir uygulamaktan da çekinmedim.)

Gelelim yanlış tarife; kalp ritminde hızlanma varsa ama konuştukça rahatlıyorsan, cümlelerin düzeliyorsa, konuşurken gözünün içine bakabiliyorsan, sana göre komik olupta karşı tarafa komik gelmeyen espriler yapabiliyorsan senin ipin çekilmiş demektir.

Gelelim yanlış tarif ikiye; bu tarif tam çakkallar için; cümleleri düzgünse, vücut dilini kullanmaktan zevk alıyorsa, ses tonu kısıksa, çevresine sempatik gözlerle bakabiliyorsa amaç aşık olabilmek değildir resmen elde etmektir…
 

Talahu

Kayıtlı Üye
Katılım
30 Tem 2018
Mesajlar
135
Tepkime puanı
164
Herkese merhaba,

Çok uzun bir süredir bu ailenin parçasıyım. Hayatımın en kötü günlerini geçirdiğim bu dönemde ailem olarak gördüğüm yere çevirdim yine kafamı. Hepinizin düşünceleri benim için çok değerli, yardımcı olursanız çok sevinirim.

Hayatım boyunca asla sıradan biri olmadım, bu hayatta yapmak istediklerim, önemli ideallerim var ve senelerdir kendimi bunlara adamış şekilde çalışıp çabalıyorum. Bu zamana kadar kaç kez hakkım yendi, kaç kez uykusuz geceler geçirdim size anlatamam arkadaşlar. Ona rağmen pes etmedim, herşeyi bir sınav olarak gördüm ve kötülük yapanların bu hayatta bir yerde karşılığını bulacağına inandım hep.

Duygusal ilişkiler bu kadar büyük hedeflerin arasında hiçbir zaman ilk önceliğim olmadı. Fakat güzel olmanın resmen lanetini yaşayan insanlardan biriyim. Ben gram hayatıma sokmasam, yaklaştırmasam dahi kader her zaman karşıma bu güzellikten faydalanmak isteyenleri çıkardı. Ben izin vermesem dahi zorla dahil oldular hayatıma. Aşk acısını, duygusal ilişkilerin basitliğini küçümseyen bir insan olarak, karşıma öyle biri çıktı ki hayatımda ilk defa güvendim bu insana. Aylarca en güvendiğim, en sevdiğim insan oldu. Hayatının en kötü günlerinde hep destek oldum ona. İlk defa güneş farklı parladı benim için bu hayatta, gerçekten birini sevdiğimi hissettim çünkü. Bunca büyük idealin, sorumluluğun arasında resmen dönüm noktası gibi oldu onunla tanışmak. Tanışma şeklimizden dolayı bunun kadersel bir şey olduğuna da inandım.

Fakat tanrının bana bahşettiği en büyük hediye akıllı bir insan olmak. Bazı şüphelerimin, içgüdülerimin peşinden gittim ve delicesine sevdiğim bu kişinin geçmişte bir sürü kadınla birlikte olmuş, onların özel bilgilerini ifşa eden, hayatını kadınları aşağılamaya odaklanmış bir topluluğun parçası olduğunu, hatta onların öncülerinden biri olduğunu öğrendim. Ayrı kaldığımız dönemlerde kendinden çok yaşlı kadınlar dahil olmak üzere bir sürü kadınla bir şeyler yaşayıp, bunları söz konusu grupta "rapor" halinde paylaşan bir kişi kendisi. Grubun yaptığı herşey tamamen suç. Resmen kadınların hayatını mahvetmek üzerine çalışıyorlar. Kendimle alakalı yazılan yazıları da okuduğumda, bu hayatın sonuna geldiğime inandım. Yıllarca en büyük korkum, bu tarz biriyle karşılaşıp hayatıma böyle birini almaktı. Her zaman çok seçici oldum, buz kütlesi gibi oldum hayatım boyunca. Sırf karşıma böyle iğrenç insanlar çıkar diye erteledim gençliğimi yaşamayı. Benim kadar seçici bir insanın başına böylesine bir şey gelmesi kabul edilemez geliyor hala. Nasıl olabileceğini aklım almıyor. Canım yanıyor, içten içe kavruluyorum arkadaşlar. Mideme ağrılar giriyor düşündükçe.

Hayatın derinliğiyle, çocukluğunuzdan beri sırtınıza yüklenen sorumluluklarla uğraşıyorsunuz. Bir gün biri çıkıp, gençliğinizde yaşayamadığınız ne varsa birkaç ay içinde seriyor önünüze. Dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz bir anda. Tanrı bu mutluluğu bana çok mu gördü? Neden arkadaşlar neden, neden böyle biriyle karşılaştım ben?

Kimsenin yüzüne bakmak dahi istemiyorum, kimseye güvenemiyorum. Tek kelimeyle hayatım bitti. Bundan sonra herhangi bir insanoğluna nasıl güveneceğim? Sakınan göze çöp batarmış derler ya kesinlikle doğru. Hayatı boyunca karşısına kim çıktıysa onunla bir şeyler yaşamış arkadaşlarımın hiçbiri benim yaşadığım gibi bir durum yaşamadı. Neden ben?

Hukukçuyum, mental olarak da güçlü bir kadınım. Belki de kader bilerek çıkardı bu insanı karşıma, binlerce kadının arasından bu kişinin gerçek yüzünü görüp öğrenebilen, bu topluluk halinde bilgi edinebilen, içlerine kadar girebilen tek kişi ben oldum. Gerekli yerleri konuyla ilgili bilgilendirdim, ama resmi yollarla yapılabilecek hiçbir şey yok. Bu durum daha da çok sıkıyor canımı. Öğrendiklerim, eriştiklerim hayatımı çekilmez hale getirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Tek kelimeyle bir işkence.

Ben hayatım boyunca bunun izini taşırken, bunu yapan insan hayatına devam edecek. Üstelik hayatı o kadar yolunda gidiyor ki. Ben bu ilahı sistemi, düzeni anlayamıyorum. Adamın yaptığı bunca kötülükten sonra bırakın işlerin rast gitmemesini, yaşadığı her kötü şeyin ardından işleri öyle farklı bir noktaya geliyor ki adam bir anda yükseliyor. Aşırı derecede şanslı, karşısına da hep çok iyi insanlar çıkıyor. Tek kelimeyle hayatını yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Başka insanların hayatına böyle bir etkide bulunan bir insanın şansı nasıl bu kadar yüksek olabilir? Karma diye bir şey yok mu bu hayatta?

Bu insanlar neden hakettiklerini almıyor? Nasıl oluyor da hep hayatları yolunda gidebiliyor arkadaşlar? Nasıl olabiliyor bu lütfen fikir verin.
Bu güzel ve yeterince detaylı bir alt zihin çalışması örneği. İstenmeyen düşünce ve duyguların temelini genellikle alt benlikler oluşturur. Alt benliklerin asıl halini fark ederek geliştirilecek olan yeni farkındalık çeşitlerinden en bilineni ''ego ölümü'' olarak tarif edilir.
Acı, drama ve diğer istenmeyen içerikler tamamen ego ve alt benliklerinize aittir ve gerçek sizle hiçbir alakası yoktur. Alt benlikler, çeşitli parazit varlıkların yardımıyla ''vesvese'' diye tabir edilen içeriklerden yardım alarak sizi sahte bir alt benlik olduğunuza ikna eder ve fark etmezseniz ömrünüz boyunca tamamen bu sahte benlik ile yani rol yaparak yaşayabilirsiniz. Genel ilahi sistemler, ruhsal gelişimlerin basit bir aşaması olarak, size yapışmış bir parazit gibi düşünebileceğiniz ego ve diğer alt benliklerinizi sizden sıyırmak için tetikleyici olaylar ve durumlar gönderir. Burada amaç gerçek kişiliğinize zarar vermek değil, en zarif yoluyla yavaş yavaş bu parazitleri sizden sıyırmaktır. Bu konuyu en basit şekilde anlatan kişilerden biri ''Eckhart Tolle'' ve bu kişinin ego, anda olmak ve gereksiz ihtiyaçlardan arınmak gibi temaları bulunan videoları dinlemeniz başlangıç için yeterince faydalı olabilir.
 

cathrine

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
267
Tepkime puanı
202
@Kristina Zakharova Bir kadın olarak yaşadıklarınız ağır deneyimler ama hiç bir yaşanılan ya da geçmişteki ''kötü''hatıralar sizden daha değerli değildir.Herkesin zor deneyimleri var ve emin olun bu soruları bir çok insan soruyor:''İlahi adalet var mı?''sorusu bir zamanlar benim de kalbimde yankılanıp dururdu...Siz şimdilik gördüklerinize inanıyorsunuz ve kötülük yapanların şansının yaver gittiğini düşünüyorsunuz...Madalyonun diğer yanı öyle değil işte...Kariyer,aşk,para,aile...alanlarında bu şahıs size işlerinin çok yolunda olduğu izlenimini veriyorsa ya da gerçekse bile bütün bunları dünyasal anlamda biz ''şans''olarak nitelendiriyoruz...Bütün insanların ''şanslı ''olarak adlandırdığı genel geçer şartlarla oluşturulmuş o görüntüye aldanarak baştan yanlış yapıyoruz...Şanslı diye kabul edilen bütün koşullara sahip olunması mutlu olunduğu anlamına gelmiyor ki güzel arkadaşım!İlahi adalet öyle tecelli etmez...O kişinin içinde ne kıyametler koptuğunu ya da nasıl bir ruhsal boşlukta yaşadığını biliyor muyuz?Zaten çok mutlu olsa bu şekilde hiçbir insana psikolojik eziyet edemez,kötülük yapamaz...Karanlık tarafını bu kadar yansıtamaz...Hiç bir şey senin varlığından değerli değil...Kendinize odaklanıp ruhunuzu iyileştirmeniz lazım değil mi?Bizi kaygılandıran aslında toplum tarafından bize uygulanan baskılar yüzünden hissetmek zorunda olduğumuzu sandığımız duygular:''Utanmak,rezil olmak,suçlanmak''.Bazı deneyimler yaşadığımızda otomatikman ruhumuz bu düşük frekanslı hislere odaklanır...Aslında hiç bir gerçekliği yok...Bu olaydan sizin ve hepimizin öğrenmesi gereken ;insanlara(kadın-erkek)tanımak için biraz zaman vermemiz gerektiği,söylenen sözlerden çok davranışlara dikkat etmemiz gerektiği...Bunun dışında her zaman her şeyi kontrol edemeyiz...Siz kendi saf duygularınızdan eminseniz gerisini çok düşünmemeniz gerekiyor...Yaşadığınız güzel duyguları göz ardı etmeyin...Karşıdaki kişi de ne yaşadıysa tam olarak bilemeyiz...Ama onun da bütün duyguları yalan değildir...Hiç kimse tamamen iyi ya da kötü değildir...Size kendimce tavsiyem:Yaşadıklarınızı ve sonrasında ne hissettiğinizi bir deftere yazıp sonra da atmanız...Yazmak öyle güzel bir şifa ki anlatamam,eğer bunu yapmak istemezseniz biriyle paylaşmanız,ki bunu bizlerle paylaşarak büyük bir adım atmışsınız zaten...Ağlamak geliyorsa ağlayın,bastırmayın,acı paylaştıkça ,anlattıkça ve yazıp da içinizden attığınızda azalır,ifade edilmiş duygular önemini kaybeder,küçülür...Acıdan korkmadan yaşarsanız daha çabuk atlatırsınız...Bunların yanında kafa dağıtan etkinlikleri,an'da kalmanızı sağlayan aktiviteleri de ihmal etmeyin:Okuyun,film izleyin,spor yapın,güzel müzikler dinleyin,sevdiğiniz bir hayvan besleyin,çiçek yetiştirin,boyama yapın...En iyi bildiğim yolları saydım...Yaşanan her şeyin bir faydası,hayrı vardır..Cevapları belki şimdi bulamazsanız ama zamanla öyle işaretler alırsınız ki her şey aydınlığa kavuşur...Ben kendi çapımda bildiklerimi önerdim,sevgiler...
 

cathrine

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
267
Tepkime puanı
202
Kitap tavsiyeleri:Tanrılar Okulu,Amak-ı Hayal,Osho'nun kitapları,%100 Düşünce Gücü,Akra'da Bulunan El Yazmaları/Paulo Coelho,Echart Tolle'nin kitapları,Carlos Castenada'nın kitapları,Eddi Anter/İnkar.Bu kitaplar kişisel gelişim alanında okunabilecekler....Belki yardımcı olur...En azından pozitif duygular hissettiren kitaplar okuyunca kendimizi iyi hissediyoruz...Belki içinde okudukların da vardır...Senin de önerilerin olursa hepimiz faydalanırız:)
 

Diana3

Kayıtlı Üye
Katılım
27 May 2017
Mesajlar
12
Tepkime puanı
14
Herkese merhaba,

Çok uzun bir süredir bu ailenin parçasıyım. Hayatımın en kötü günlerini geçirdiğim bu dönemde ailem olarak gördüğüm yere çevirdim yine kafamı. Hepinizin düşünceleri benim için çok değerli, yardımcı olursanız çok sevinirim.

Hayatım boyunca asla sıradan biri olmadım, bu hayatta yapmak istediklerim, önemli ideallerim var ve senelerdir kendimi bunlara adamış şekilde çalışıp çabalıyorum. Bu zamana kadar kaç kez hakkım yendi, kaç kez uykusuz geceler geçirdim size anlatamam arkadaşlar. Ona rağmen pes etmedim, herşeyi bir sınav olarak gördüm ve kötülük yapanların bu hayatta bir yerde karşılığını bulacağına inandım hep.

Duygusal ilişkiler bu kadar büyük hedeflerin arasında hiçbir zaman ilk önceliğim olmadı. Fakat güzel olmanın resmen lanetini yaşayan insanlardan biriyim. Ben gram hayatıma sokmasam, yaklaştırmasam dahi kader her zaman karşıma bu güzellikten faydalanmak isteyenleri çıkardı. Ben izin vermesem dahi zorla dahil oldular hayatıma. Aşk acısını, duygusal ilişkilerin basitliğini küçümseyen bir insan olarak, karşıma öyle biri çıktı ki hayatımda ilk defa güvendim bu insana. Aylarca en güvendiğim, en sevdiğim insan oldu. Hayatının en kötü günlerinde hep destek oldum ona. İlk defa güneş farklı parladı benim için bu hayatta, gerçekten birini sevdiğimi hissettim çünkü. Bunca büyük idealin, sorumluluğun arasında resmen dönüm noktası gibi oldu onunla tanışmak. Tanışma şeklimizden dolayı bunun kadersel bir şey olduğuna da inandım.

Fakat tanrının bana bahşettiği en büyük hediye akıllı bir insan olmak. Bazı şüphelerimin, içgüdülerimin peşinden gittim ve delicesine sevdiğim bu kişinin geçmişte bir sürü kadınla birlikte olmuş, onların özel bilgilerini ifşa eden, hayatını kadınları aşağılamaya odaklanmış bir topluluğun parçası olduğunu, hatta onların öncülerinden biri olduğunu öğrendim. Ayrı kaldığımız dönemlerde kendinden çok yaşlı kadınlar dahil olmak üzere bir sürü kadınla bir şeyler yaşayıp, bunları söz konusu grupta "rapor" halinde paylaşan bir kişi kendisi. Grubun yaptığı herşey tamamen suç. Resmen kadınların hayatını mahvetmek üzerine çalışıyorlar. Kendimle alakalı yazılan yazıları da okuduğumda, bu hayatın sonuna geldiğime inandım. Yıllarca en büyük korkum, bu tarz biriyle karşılaşıp hayatıma böyle birini almaktı. Her zaman çok seçici oldum, buz kütlesi gibi oldum hayatım boyunca. Sırf karşıma böyle iğrenç insanlar çıkar diye erteledim gençliğimi yaşamayı. Benim kadar seçici bir insanın başına böylesine bir şey gelmesi kabul edilemez geliyor hala. Nasıl olabileceğini aklım almıyor. Canım yanıyor, içten içe kavruluyorum arkadaşlar. Mideme ağrılar giriyor düşündükçe.

Hayatın derinliğiyle, çocukluğunuzdan beri sırtınıza yüklenen sorumluluklarla uğraşıyorsunuz. Bir gün biri çıkıp, gençliğinizde yaşayamadığınız ne varsa birkaç ay içinde seriyor önünüze. Dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz bir anda. Tanrı bu mutluluğu bana çok mu gördü? Neden arkadaşlar neden, neden böyle biriyle karşılaştım ben?

Kimsenin yüzüne bakmak dahi istemiyorum, kimseye güvenemiyorum. Tek kelimeyle hayatım bitti. Bundan sonra herhangi bir insanoğluna nasıl güveneceğim? Sakınan göze çöp batarmış derler ya kesinlikle doğru. Hayatı boyunca karşısına kim çıktıysa onunla bir şeyler yaşamış arkadaşlarımın hiçbiri benim yaşadığım gibi bir durum yaşamadı. Neden ben?

Hukukçuyum, mental olarak da güçlü bir kadınım. Belki de kader bilerek çıkardı bu insanı karşıma, binlerce kadının arasından bu kişinin gerçek yüzünü görüp öğrenebilen, bu topluluk halinde bilgi edinebilen, içlerine kadar girebilen tek kişi ben oldum. Gerekli yerleri konuyla ilgili bilgilendirdim, ama resmi yollarla yapılabilecek hiçbir şey yok. Bu durum daha da çok sıkıyor canımı. Öğrendiklerim, eriştiklerim hayatımı çekilmez hale getirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Tek kelimeyle bir işkence.

Ben hayatım boyunca bunun izini taşırken, bunu yapan insan hayatına devam edecek. Üstelik hayatı o kadar yolunda gidiyor ki. Ben bu ilahı sistemi, düzeni anlayamıyorum. Adamın yaptığı bunca kötülükten sonra bırakın işlerin rast gitmemesini, yaşadığı her kötü şeyin ardından işleri öyle farklı bir noktaya geliyor ki adam bir anda yükseliyor. Aşırı derecede şanslı, karşısına da hep çok iyi insanlar çıkıyor. Tek kelimeyle hayatını yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Başka insanların hayatına böyle bir etkide bulunan bir insanın şansı nasıl bu kadar yüksek olabilir? Karma diye bir şey yok mu bu hayatta?

Bu insanlar neden hakettiklerini almıyor? Nasıl oluyor da hep hayatları yolunda gidebiliyor arkadaşlar? Nasıl olabiliyor bu lütfen fikir verin.


Öncelikle şu anda karşı taraftan ziyade kendinizle ilgilenmelisiniz, şuanda olay sonrası sinirinizden ötürü yüksek ihtimalle karşı tarafa takıntılı durumdasınız. Olayın ardından kin ve öfke duymak çok normaldir, hatta bu öfkenizi zararsız bir şekilde erkenden boşaltmanız sizin yararınıza olacaktır. Ancak bu öfke birikimini serbest bırakamazsanız, kendinizi toparlamak yerine karşı tarafın canını yakmak uğruna vakit harcarsanız iyileşme süreniz bir hayli uzayacaktır. Ülke genelinde maalesef ki neredeyse her kadın fiziksel,psikolojik,sözlü veya diğer yollarla tacize,tecavüze uğruyor.

1)Yaşadığınız olayı güvendiğiniz çevrenize veya profesyonel destek veren birine anlatın, tek başınıza atlatmaya çalışmayın, sizi yanlış yönlendirebilecek kişilere kesinlikle danışmayın.

2)Psikolojik açıdan hasarı en aza indirebilmek için bir uzmanla birlikte çalışmalar yapın. Eğer uzman kişi için imkanınız yoksa;
Bir kağıda duygularınızı saf ve sansürsüz bir şekilde dökün, kendinize sorular sorun (Bunu yaşarken ne hissettim? Neden bunu yaşadım? Bu olay/kişi/durum hakkında hislerim neler? Kendime karşı hislerim ve düşüncelerim nedir?). Duygularınızı yazdığınızda yaşadığınız olaylar, kişiler hakkında bulunduğunuz çıkarımları ayrı bir kağıda not edin.

3)Olaylara objektif bakmayı öğrenin. Olay anında mantığımızın yerini duygularımız alır, olay yaşanırken veya üstünden zaman geçse bile duygularımızla tepki veririz ve bu her şeyi çıkmaza sürükleyen kilit noktadır. Yazdığınız yazıları, olay/durum/kişi veya kişiler hakkında bulunduğunuz çıkarımları, olaya başkasının gözünden bakarcasına, kendiniz yaşamamış gibi mantık çerçevesinde yorumlayın (Bir arkadaşınız aynı durumu yaşasa ne gibi bir tavsiye verirdiniz? Mantık ile hareket ederek bu olayı nasıl çözüme kavuştururdunuz ?)


Neden ben demek yerine şu anda yapacağınız en yararlı şey bunun her kadının başına gelebileceği ve çoğunun zaten yaşadığını bilmek ve durumu kişisel algılamamak olacaktır. Bu adımlar travma sonrası hasarı en aza indirmek için çok önemlidir, bu adımlar taciz,tecavüz,şiddet vs uygulayan insanları kesinlikle normalleştirmek amacıyla izlenmemelidir. Benim için önemli olan mağdur kişinin iyiliğidir. Ve ekleyeyim, hep bu gibi bir durumun yaşanacağından korktuğunuzu belirtmişsiniz ve bunun da bilinçaltı kayıtlarıyla alakalı bir konu olduğunu söylemek isterim (alkolik babaya sahip bireyin evlendiği kişinin de alkol bağımlısı olması). Bir uzmana danışmanız sizin için kıymetli olacaktır, imkan yoksa sevgili Talahu'nun önerdiği yazar "Eckhart Tolle" size güzel bir kapı açabilir, başarılıdır, istekliyseniz o kapıdan ilerler ve iyileşirsiniz. Sizin toparlanıp o aksiyonu almanız en önemli şeydir, uzmanlar/kitaplar bu yolda desteğiniz olurlar. Bir psikoloji öğrencisi olarak, bilgimin yettiğince verebileceğim tavsiyeler bunlardır.

Bundan ziyade, en önemlisi bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki, şuan böyle hissetmesi gereken taraf siz değilsiniz ve karşı taraf da değil. Kendinizi sakın üzmeyin, karşı taraftan da üzüntü beklemeyin çünkü bu tip insanlar zaten empatiden yoksun oldukları için bu kadar rahat olabiliyorlar. Karşı tarafla ne yaşamış olursanız olun bunu yapma hakkına sahip değil, mutlaka elinizde bir kanıt varsa dava açın, en ufak delilin bile tüm oyunu değiştirdiğini siz zaten çok iyi biliyorsunuzdur. Davanızı açın ve hakkınızı sonuna kadar savunun, zaten kimin haklı ya da haksız olduğu çok kolay anlaşılabilir. Elinde size karşı kullanabileceğini düşündüğünüz şeyler varsa bile peşini bırakmayın, yaşadığınız şey özel kalmalı, eğer kullanırsa bu onun acizliği olacaktır. Eğer susar ve karmanın işlemesini beklerseniz yazık edersiniz, böyle insanları başı boş bırakmak daha nice insanların başının yanmasına sebep olabilir. Bu gibi kişisel gelişimini tamamlayamamış, toplumun kalıbından ötürü kendini üstün sanan, aile terbiyesi almamış tipler, taciz ettikleri insanın hayatında ömür boyu geçmeyecek bir kaygı bırakabileceğini bilmeden, yaptıklarının bir taciz değil de şaka olduğunu zannedecek kadar akıl yoksunu, insanlık düşmanı kişilerdir. Erkek kadın fark etmez kimsenin başka birini incitme lüksü yoktur, yakınınızda bu gibi olaylar yaşayan hiç kimseyi yalnız bırakmayın, hak arayın, kendinizi de yalnız sanmayın. Siz elinizden geleni yapın, sonra inandığınız şeyler her neyse onlara güvenin.
 

Demre

Kayıtlı Üye
Katılım
14 May 2018
Mesajlar
159
Tepkime puanı
336
Sevgili @Kristina Zakharova , başınızdan geçen olaylara çok üzüldüm ve bu ailenin bir üyesi olarak, dualarımın sizinle olduğunu bilmenizi isterim. Değerli forum üyeleri, konu hakkında söylemek istediğim herşeyi söylemiş, verilmesi gereken tüm tavsiyeleri vermiş oldugu icin fazla söze gerek yok. Zaman tüm acıları hafifletecek emin olun. Başkalarının ne düşündüğüyle asla ilgilenmeyin. Sizin gibi mağdur kadınlarin sayısınin çoğalmasini istemiyorsaniz, hak arama mücadelenizi başlatın, ne olur? Anlattiginizdan anladigim kadariyla, organize bir suç var ortada.. Siz ipin ucunu çektiginizde, belki çorap söküğu gibi devami gelecek kim bilir.. Yerinizde olsam, ulusal basından bir kuruluşu da yanıma alıp, derhal ortalığa dökerdim bu insanları. Utanması gereken siz değilsiniz. Siz mağdursunuz. Herkesin özel hayatı vardır ve bi başkasınin bunu afişe etme hakkı yoktur. Susmayın. Sineye çekmeyin. Esas o zaman kapanmayacak yaranız. Savaştıkça zehriniz dışarı akacak, kafanızdaki tabuların yıkıldıgını göreceksiniz birer birer.. en çok da "toplum ne der " kaygısından nasıl kurtulduğunuzu.. sizin gibi ne çok mağdur olduğunu farkedeceksiniz ve aslında kalabalıkliğinizla ne denli güclü oldugunuzu.. ve fakat tüm kalabaligin, toplum ne der diye korkusundan sustugunu... Egitimli kadinlarimiz da susarsa, nasil uyanacak bu ülke..
 

dünyalı

Tecrübeli Üye
Katılım
18 Nis 2010
Mesajlar
310
Tepkime puanı
539
Üzücü şeyler yaşamış ve kötü bir tecrübe edinmişsiniz....Ama bu durum her insanın başına gelebilecek sıradan bir durum aslında...İnsan hayatı boyunca nelerle sınanmıyor ki?
Sağlık,maddiyat,aile,eğitim,çevre,sevdiklerimizin kayıpları gibi bu liste uzar gider....

Kimisi de sizin gibi duygusal krizleri zor atlatabileceği bir travma yaşabilir...

Hayat hikayenizde bir çok şeyi ertelediğinizi görüyorum ki bu seçim tamamen size ait.....Akabinde bastırılmış duygularınızın olduğunu söyleyebilirim......duygusal birliktelik yakınlık vs gibi etkileri ertelemişsiniz....
Bu etkileşim ilişki kurduğunuz kişi tarafından hissedilip ilişkiye kötü gözle yaklaşmasına sebep olmuş olabilir. ...onun gözünde tecrübesiz olmanız ilişkiyi başka bir boyuta götürmüş...

Ama burda asıl olan şey sizin bu benim başıma neden geldi demeniz.
Çünkü bu herkesin başına gelebilecek bir durum.....Allahla olan ilişkinizi bir gönül kırıklığıyla yargılamak ne kadar doğru olur bilemiyorum.... Herkesin neden ben dediğini düşünsenize.....Her şeyin mükemmel gittiği o anlarda neden ben dediniz mi :)

Sizde yaşadıklarınızı kendinize konduramama durumu seziyorum.....Kendinizle ilgili yazılarda kendinizle ilgili kusurlu hiç birsey yazmamışsınız....Oysaki her insanın kusurları vardır...
Makam mevki statü bunların hiç biri başımıza gelebilecek kötü şeyleri ve karşımıza çıkabilecek kötü insanları önlemez...Akıllı biri olduğunuzu düşünüyorum lakin hep aklınıza güvenirken kalbinizden yara almışsınız...Sizinde sınavınız buydu demekki....İnsan en çok güvendiği şeyle sınanır derler...
Ve bilin herşey insanlar için kimse sizi yaşadıklarınız için yargılayamaz sizde kendinize fazla yüklenmeyin daha büyük acılar yaşıyor insanlar evlat acısı gibi sevdiklerimizin kayıpları gibi. sağlık gibi vs vs.....bir zortik için değmez neden ben demeye
 

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,409
Tepkime puanı
2,386
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Hem sosyolog hem psikolog hem de majisyen olarak bir çok vaka ile karşılaşıyorum.

başkasının hayatlarına zarar veren pek çok kişi kendisini bu konu da haklı çıkaracak bir duyguya ya da bir düşünceye sığınıyor ya da yaptığı şeyi düşünmüyor.

Saf kötü diye kimseyi tanımlamak doğru olmaz ama kalbi kara İnsanlar diyeyim onlarda yaptıklarını önemsemiyor hatta zevk alıyor. Yani vicdan yapanını pek görmedim.

başına gelenlerden dolayı da; ben bunu yapmıştım başıma bu geldi diyen ise gerçekten az. Yani ilahi adet tecelli ediyor lakin bunu yorumlayacak kalpleri yok. Vicdanlı insanlar, kendisini sorguyan kişiler zaten bilerek ve isteyerek başka hayatlara zarar vermiyor.

hem şansi yaşamım da hem mesleki yaşamım da yapılan hiç bir şey kimsenin yanına kar kalmadığına çok şahit oldum.

Bazıları maddi olarak ya da etrafında ki insanlar ( eş, dost, arkadaş) olarak çok iyi durumda görünseler bile içten içe çürüyorlar.

sahip oldukları çok şey olmasına rağmen, boşluktalar, mutsuzlar. Dışardan ne kadar iyi görünseler de içine kurt girmiş bir ağaç gibiler, içten içe mahvoluyorlar.

Çok değişik sorunlar yaşıyorlar. O kadar çok karşılaştım ki . Hocam, söyle iyiyim böyle iyiyim herşey yolunda lakin ben mutlu olamıyorum, gece uyuyamıyorum, kafam sürekli karışık gibi hep içsel dünyaları için dert yanıyor. Basit gibi gelebilir kelimelere dökünce lakin yaşadıkları hayattan zevk almamak, bir yere ait bir şeye ait hissetmek hissi ciddi bir sorundur.

maddi manevi kayıp uğrayan da çok.

evrenin adalet sistemi çok karmaşık bileşkenlerle dolu, evet bazen anlamak, idrak etmek çok zor oluyor. lakin ben şahsi olaraki ilahi adalete inanıyorum. inanmak delil olmayan durumlar için kullanılır aslında. Binlerce vaka gördüm şahit oldum, ilahi adaletin olduğunu biliyorum.

Simone de Beauvoir’in bir sözü var

canımı yakanlardan intikam almayı düşünmedim hiç, hayat benden daha yaratıcı
 

Darkon

Kayıtlı Üye
Katılım
14 Eki 2016
Mesajlar
152
Tepkime puanı
173
Hem sosyolog hem psikolog hem de majisyen olarak bir çok vaka ile karşılaşıyorum.

başkasının hayatlarına zarar veren pek çok kişi kendisini bu konu da haklı çıkaracak bir duyguya ya da bir düşünceye sığınıyor ya da yaptığı şeyi düşünmüyor.

Saf kötü diye kimseyi tanımlamak doğru olmaz ama kalbi kara İnsanlar diyeyim onlarda yaptıklarını önemsemiyor hatta zevk alıyor. Yani vicdan yapanını pek görmedim.

başına gelenlerden dolayı da; ben bunu yapmıştım başıma bu geldi diyen ise gerçekten az. Yani ilahi adet tecelli ediyor lakin bunu yorumlayacak kalpleri yok. Vicdanlı insanlar, kendisini sorguyan kişiler zaten bilerek ve isteyerek başka hayatlara zarar vermiyor.

hem şansi yaşamım da hem mesleki yaşamım da yapılan hiç bir şey kimsenin yanına kar kalmadığına çok şahit oldum.

Bazıları maddi olarak ya da etrafında ki insanlar ( eş, dost, arkadaş) olarak çok iyi durumda görünseler bile içten içe çürüyorlar.

sahip oldukları çok şey olmasına rağmen, boşluktalar, mutsuzlar. Dışardan ne kadar iyi görünseler de içine kurt girmiş bir ağaç gibiler, içten içe mahvoluyorlar.

Çok değişik sorunlar yaşıyorlar. O kadar çok karşılaştım ki . Hocam, söyle iyiyim böyle iyiyim herşey yolunda lakin ben mutlu olamıyorum, gece uyuyamıyorum, kafam sürekli karışık gibi hep içsel dünyaları için dert yanıyor. Basit gibi gelebilir kelimelere dökünce lakin yaşadıkları hayattan zevk almamak, bir yere ait bir şeye ait hissetmek hissi ciddi bir sorundur.

maddi manevi kayıp uğrayan da çok.

evrenin adalet sistemi çok karmaşık bileşkenlerle dolu, evet bazen anlamak, idrak etmek çok zor oluyor. lakin ben şahsi olaraki ilahi adalete inanıyorum. inanmak delil olmayan durumlar için kullanılır aslında. Binlerce vaka gördüm şahit oldum, ilahi adaletin olduğunu biliyorum.

Simone de Beauvoir’in bir sözü var

canımı yakanlardan intikam almayı düşünmedim hiç, hayat benden daha yaratıcı

Yazınız güzel ancak ilahi adaletle ilgili anlattıklarınız biraz bardağa nereden bakıldığıyla ilgili bence.

Ben medyadan gördüğüm kadarıyla insan öldürüp zengin olduğu için mahkemeyle salınıp yurt dışına kaçana, Hiroshima'ya atom bombası attırtan Harry Truman'a, Kongo'da milyonlara işkence yapan II. Leopold'a, halkla dalga geçen politikacılara hiçbir şey olduğunu görmedim. İçten içe pişmanlık çektiklerini ya da kötü bir hayat yaşadıklarını hiç de sanmıyorum.

Biraz doğada hayatta kalmaya çalışan hayvanlar gibi yani. Güçlü olan, parası olan, aklı olup başkasını kandıran hayatta kalıyor ve başına bir şey gelmiyor artı yanına kar kalıyor ne yazık ki....
 

Medea

Tecrübeli Üye
Katılım
24 Şub 2020
Mesajlar
505
Tepkime puanı
1,407
Konum
Galaktik evren Yıldız kümesi
Sizden rica ediyorum lütfen hakkınızı aramaktan vazgeçmeyin. Bu gibi insanları durdurmanın yolu birazda mücadeleden geçiyor. Kim bilir daha kaç kadın sizin gibi üzülecek. Umarım o kişinin ceza almasına vesile olursunuz. Ben ilahi adalete inanırım ama zulme uğrayanın sesinin çıkması gerektiğine de inanırım. O yüzden sakın susmayın, sakın korkmayın.

Elbet severiz hata da yapabiliriz. Lakin kadınları eğlence amacı gören primat düzeyinde kalmış bir zihniyet için üzülmeye değmez. Hayatınızı mahvetmeye değmez. Sizin hayatınız daha değerli. Güçlü bir kadınsınız bunu aşabileceğinizi düşünüyorum. Hayatınıza odaklanın, işinize, aktivitelerinize odaklanın. Zamanla şu an hissettiğiniz duyguların hepsi yok olucak. Zamana ihtiyacınız var. Kendinizi suçlamayın. Ama lütfen bu kişiye dava açın. Bahsettiğiniz toplulukta dahil şuan bu insanlar rahat rahat geziyorlarsa ben bile düşündükçe kaldıramıyorum gerçekten. Lütfen resmi makamlara bildirin. Özellikle yazıları kanıt olarak gösterebilme şansınız varsa daha iyi sonuç alıcağınızı düşünüyorum.

Dualarım sizinle...
 

Kristina Zakharova

Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Mesajlar
16
Tepkime puanı
21
Hepinize uzun ve güzel cevaplarınız için çok teşekkür ediyorum.
Sevgili @URUMHAMATAHAYİL in bilgi ve tecrübesini göz önüne aldığımda gerçekten söylediğiniz gibi olmasını çok isterim. Aslında ilahi düzenin mantığına aykırı bu tarz kişilerin hayatlarını istediği gibi devam ettirebilmesi, yani bu kişilerin her daim işi yolunda gidecekse, gerçekten hakedenler bir arpa boyu yol katetmeyecekse bu evrende iyi kötü dengesi nasıl sağlanır ki. Evrenin bazı sorunlu kişileri kendi adına temizlemesi, nötrlemesi gerekiyor ki dünya yaşanılabilir bir yer olsun.

Fakat @Darkon' a da katılıyorum. Çoğu zaman bu figürlerin şansı çoğu insandan daha açık oluyor. Benim için haksızlığa uğramak neredeyse travmatik bir durum oldu, çocukluğumda da çok büyük bir haksızlığa uğramış ve neredeyse hayatımın elimden alındığı bir dönüm noktası yaşamıştım. Şimdi bir çocuğun hakkını yiyen o kişilere baktığımda hepsinin hayatına normal bir şekilde devam ettiğini görüyorum. Hani sanki bizim dileğimiz, isteğimiz etmemeleri yönünde ki bu bizi hayatta tutan bir koruma içgüdüsü gibi, ama realite daha farklı gibi. Urum'un tecrübelerine saygı duymakla birlikte ben kendi hayatıma baktığımda bu insanlara hiçbir şey olmadığını, hatta çok daha yükseldiklerini görüyorum hep. Sebebini anlamak çok zor.

Bunun dışında hukuki yollardan hakkımı aramamı tavsiye edenler olmuş. Dediğim gibi ben hukuk fakültesi öğrencisiyim, fakülteyi neredeyse bitirmek üzereyim ama arkadaşlar art niyetli olunca inanın herşeye o kadar güzel kılıflar bulunabiliyor ki. Bir kadın bana böyle bir sorunla gelse hayatımı ortaya koymak pahasına yardımcı olurdum ona, ama içinde bulunduğum noktada bir sonuç elde edebilmek neredeyse imkansız. Sistemin nasıl işlediğini ben biliyorum, delil olan şeylerin çoğu sonradan silinmiş, diğer kadınlarla alakalı paylaşılan ifşalarda o kadınların şikayetçi olması aranır yasal sürecin başlaması için. Ki o kadınları bulmak, durumdan haberdar etmek, şikayetçi olmalarını sağlamak neredeyse imkansız. Maalesef zaten kendi rızaları dışında böyle bir olaya dahil edildikleri için bir kadının piyasaya çıkıp o sorumluluğu alması demek ailesinin, çevresinin olaydan haberdar olması, aynı zamanda kadının bu toplulukla karşı karşıya gelmesi demek ki kimse bu kadar sorunla uğraşmak istemez. Ben kendi zekamın kurbanı oldum bu hikayede, gerçekleri gördüm, araştırdım, şüphe ettim fakat işin sonunda acı çeken de ben oldum. Çünkü kahretsin ki elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu insanların hayatlarına devam ettiğini gördükçe inanın benim midem bulanıyor, belki de o kadınların haberdar olmaması daha iyi çünkü bu olay zaten güvensiz olan karakterimi iyice güvensizliğe itti, istemsiz olarak insanlardan korkup uzaklaştığımı farkediyorum ve bu hiçbir işe yaramıyor beni psikolojik olarak zedelemekten başka.

Bu insanlar her şehirde toplulukları olan kişiler, bugün benim karşıma çıktı ben geç de olsa farkettim, fakat yarın sizin, kız kardeşinizin, annenizin dahi başına gelebilir bu tarz bir olay çünkü her yerde varlar ve yaşınız/maddi durumunuz bile onların sizi elde etme çabasında önemsiz kalıyor. Haberiniz dahi olmadan onların sohbetlerine meze olabilirsiniz. Bu noktada sizden ricam, emin olun bu işin hukuki bir yolu olsa sonuna kadar giderdim, fakat haberdar olan herkesin bol bol dua etmesini rica ediyorum. Başta sözde erkek arkadaşım olan şahıs olmak üzere hepsinin kaderin bir tokatını yemesini en içten dileklerimle istiyorum ve dua ediyorum bunun için. Siz de dua edebilirseniz çok sevinirim. Bunun dışında bir yol da gelmiyor aklıma ki zaten haftalardır psikolojimi bozan şey de tam olarak bu his, herşeyi bilip görüp engel olamamak, ses çıkaramamak, kötülüğe engel olabilecek güçte olamamak.
 

Demre

Kayıtlı Üye
Katılım
14 May 2018
Mesajlar
159
Tepkime puanı
336
Hepinize uzun ve güzel cevaplarınız için çok teşekkür ediyorum.
Sevgili @URUMHAMATAHAYİL in bilgi ve tecrübesini göz önüne aldığımda gerçekten söylediğiniz gibi olmasını çok isterim. Aslında ilahi düzenin mantığına aykırı bu tarz kişilerin hayatlarını istediği gibi devam ettirebilmesi, yani bu kişilerin her daim işi yolunda gidecekse, gerçekten hakedenler bir arpa boyu yol katetmeyecekse bu evrende iyi kötü dengesi nasıl sağlanır ki. Evrenin bazı sorunlu kişileri kendi adına temizlemesi, nötrlemesi gerekiyor ki dünya yaşanılabilir bir yer olsun.

Fakat @Darkon' a da katılıyorum. Çoğu zaman bu figürlerin şansı çoğu insandan daha açık oluyor. Benim için haksızlığa uğramak neredeyse travmatik bir durum oldu, çocukluğumda da çok büyük bir haksızlığa uğramış ve neredeyse hayatımın elimden alındığı bir dönüm noktası yaşamıştım. Şimdi bir çocuğun hakkını yiyen o kişilere baktığımda hepsinin hayatına normal bir şekilde devam ettiğini görüyorum. Hani sanki bizim dileğimiz, isteğimiz etmemeleri yönünde ki bu bizi hayatta tutan bir koruma içgüdüsü gibi, ama realite daha farklı gibi. Urum'un tecrübelerine saygı duymakla birlikte ben kendi hayatıma baktığımda bu insanlara hiçbir şey olmadığını, hatta çok daha yükseldiklerini görüyorum hep. Sebebini anlamak çok zor.

Bunun dışında hukuki yollardan hakkımı aramamı tavsiye edenler olmuş. Dediğim gibi ben hukuk fakültesi öğrencisiyim, fakülteyi neredeyse bitirmek üzereyim ama arkadaşlar art niyetli olunca inanın herşeye o kadar güzel kılıflar bulunabiliyor ki. Bir kadın bana böyle bir sorunla gelse hayatımı ortaya koymak pahasına yardımcı olurdum ona, ama içinde bulunduğum noktada bir sonuç elde edebilmek neredeyse imkansız. Sistemin nasıl işlediğini ben biliyorum, delil olan şeylerin çoğu sonradan silinmiş, diğer kadınlarla alakalı paylaşılan ifşalarda o kadınların şikayetçi olması aranır yasal sürecin başlaması için. Ki o kadınları bulmak, durumdan haberdar etmek, şikayetçi olmalarını sağlamak neredeyse imkansız. Maalesef zaten kendi rızaları dışında böyle bir olaya dahil edildikleri için bir kadının piyasaya çıkıp o sorumluluğu alması demek ailesinin, çevresinin olaydan haberdar olması, aynı zamanda kadının bu toplulukla karşı karşıya gelmesi demek ki kimse bu kadar sorunla uğraşmak istemez. Ben kendi zekamın kurbanı oldum bu hikayede, gerçekleri gördüm, araştırdım, şüphe ettim fakat işin sonunda acı çeken de ben oldum. Çünkü kahretsin ki elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu insanların hayatlarına devam ettiğini gördükçe inanın benim midem bulanıyor, belki de o kadınların haberdar olmaması daha iyi çünkü bu olay zaten güvensiz olan karakterimi iyice güvensizliğe itti, istemsiz olarak insanlardan korkup uzaklaştığımı farkediyorum ve bu hiçbir işe yaramıyor beni psikolojik olarak zedelemekten başka.

Bu insanlar her şehirde toplulukları olan kişiler, bugün benim karşıma çıktı ben geç de olsa farkettim, fakat yarın sizin, kız kardeşinizin, annenizin dahi başına gelebilir bu tarz bir olay çünkü her yerde varlar ve yaşınız/maddi durumunuz bile onların sizi elde etme çabasında önemsiz kalıyor. Haberiniz dahi olmadan onların sohbetlerine meze olabilirsiniz. Bu noktada sizden ricam, emin olun bu işin hukuki bir yolu olsa sonuna kadar giderdim, fakat haberdar olan herkesin bol bol dua etmesini rica ediyorum. Başta sözde erkek arkadaşım olan şahıs olmak üzere hepsinin kaderin bir tokatını yemesini en içten dileklerimle istiyorum ve dua ediyorum bunun için. Siz de dua edebilirseniz çok sevinirim. Bunun dışında bir yol da gelmiyor aklıma ki zaten haftalardır psikolojimi bozan şey de tam olarak bu his, herşeyi bilip görüp engel olamamak, ses çıkaramamak, kötülüğe engel olabilecek güçte olamamak.
Neden av durumundan avcı pozisyonuna geçmeyi düşünmüyorsunuz? Yanlış anlasilmak istemem ama burda medyayı çekecek orjinal bir hikaye var bence. Bunu kullanin ve medyayi da yaniniza alarak tuzak kurun bu insanlara.. madem ki eljnizde kanıt yok... sadece medaya yetmezse, devletimizin yetkili kurum ve kisilerinden de yardim isteyin gerekirse. Tahmininizden daha büyük ve karmaşık bir organizasyon ağı cikabilir bu olaylarin altindan belki de..
 

sim.ay

Kayıtlı Üye
Katılım
28 Ağu 2020
Mesajlar
2
Tepkime puanı
6
İş
solist
Hayatta böyle insanlardan gerçekten fazlasıyla mevcut.Hatta bu tarz insanlar bu yaptıklarını geçmişte yaşadığı olaylar zincirine ya da ailesine bağlar.Anlayacağınız geçmişten gelen psikolojik sorunlar...Fakat buna fazlasıyla sığınırlar ve yaptıklarından pişman olmazlar.Bu tarz insanlara o zevki tattırmamalıyız.Sizin burada yapmanız gereken isyan etmek yerine böyle bir tecrübe edindiğiniz ve bazı insanların karanlık yönlerini görüp hayata dair bir tecrübe edindiğiniz için üzülmemek.Bu insanın ne kadar işlerinin yolunda gittiğinden ve şanslı olduğundan bahsettiniz.Bırakın ne kadar şanslı olurlarsa olsunlar asla o saf mutluluğu ve huzuru elde edemeyecekler bunu unutmayın.Hayat onlara zorlandıkları yerden soracaktır..
 

arifaydin

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Şub 2012
Mesajlar
27
Tepkime puanı
29
Bu insanlar neden hakettiklerini almıyor? Nasıl oluyor da hep hayatları yolunda gidebiliyor arkadaşlar? Nasıl olabiliyor bu lütfen fikir verin.

Fena makamlarından sonra beka makamı gelir. Cem, hazretul cem,cemil cem........ bunlarin disinda ki ahadüyetül cem ise bambaşka birsey.....
Kötü olaylar yasadim.... surekli... Hiç bitmedi...... ancak son derece mükemmel bir hayatımın olduğunu öğrendiğimde henüz dogmamistim...

Cathrine nin tavsiyeleri güzel..........

Bir çizgi filmde dediği gibi" ilerlemeye devam et" ilerlemeye devam et......
 

arifaydin

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Şub 2012
Mesajlar
27
Tepkime puanı
29

“Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40?a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır, kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar.

Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.

Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.? Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.

5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”
 
Üst