Bazen gelen varlık gerçekten çok güçlü ve zorlayıcı olur. Kişiye daha önce olmadığı her şeyi oldurabilir. Tutarlı bir persona bile oluşturabilir içinde. Kısmen bunu yaşadım ben çocukken. Kovarsın gitmez. Allaha sığınırsın ama ilk taşkınlığında veya ihmalinde hemen çarpmaya çalışır ve hayatı sana zindan eder. İbadetini zindanın haline getirebilir yani gözyaşın akmadıkça.
Bazen de gelen varlık çok zayıf ve korkak olur. Hani eşit şartlarda karşılaşsanız arkasını dönüp kaçacak cinsten. Ama senin içinde farklı farklı travmalar, motivasyonlar, tezatlıklar, parçalanmışlıklar öylesine köklenmiştir ki, paralel nöro yapılanmaların oluşmuştur. Zihnin sürekli meşguldur ve bu korkak varlıkları bir türlü farkedemezsin, casaret bulur yaklaşırlar ve seni her seferinde sabote ederek kaçmayı başarırlar. Sen kendi paranoyanı kendin devam ettirirsin aslında. ÇArpıp çarpıp kaçarlar. Alay ederler seninle , amaçları sadece eğlenmektir. Sadece içindeki yaraları ve travmaları tetiklerler sonra sen de o nazardan görmeye başlayınca etrafındaki herkesle düşmanlaşırsın. Bunu da yaşadım. Zayıf varlıklar seninle körebe oynarlar eğer yeteri kadar gafil ve tezatsan.
Öyle ya da böyle bu varlıklar en çok kendini bilemeyen, bir iç dünyası olmayan kişilerin içlerine yerleşebilirler. İç dünyası olan herkes bu varlıkların izinsiz girişlerini bir anda farkedebilir. Tabi kendi iç dünyalarına kendileri hükmedemeyen hiç kimse duruma uyanamaz. Çünkü bazı insanlar cinlerle cenin halinde tanışırlar. Yani cinler artık benliklerinin bir parçasıdır. Ortaklaça bilinçlenmişlerdir. Hassas melezler.
O yüzden önce kendinizi safi olarak bilin. Kendinizi biliyor olmanın nasıl bir emniyet gücü olduğunu keşvedin. İçgüdüleriniz, ani tavırlarınız, tepkisellikleriniz ve dürtüsel hareketleriniz dikkanizden kaçmasın.
Bu varlıkların kendilerini gizleyebilmek ve kanaati bulandırabilmek gibi süper yetenekleri var çünkü. Bir varlığı ancak o varlıkla hiç tanışmamış olan veya o varlıktan arınabilmiş olan kişi farkedebilir. Geri kalan herkes onlarla ortaklaşa yaşar.