Evliliğe isteksizlik neden olur ?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Ebruuus
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Çocuk yapabilecek insan kalmadı.Yeterlilikleri yok bu konuda.Normalde çocuk yapan insanlar son on yılda vardı.Bu insanların çocukları yani her iki çocuktan biri okula aç gidiyor.Verimli olabilmesi için temel gıdası yok.Büyük ihtimal dünde buna benzer bir durum vardı.Yeni bir şey değil ama çocuk sahibi olma oranı yüksekken bile çocukların iyi bir geleceği yok.Babadan kalma bir lanet koşullar devam ediyor.
Evet maalesef doğru düzgün kahvaltılık bile alamayanlar habire çocuk yapma telaşında çok değerli! genlerini dünyaya yaymadan gitmek istemiyorlar. Çocuğa bırakacak en azından bir evin yoksa dünyaya getirdiğin çocuktan minnettarlik bekleme, başkalarına ucuz hizmetli yaparak bir de ana baba hakkı edebiyatı yaparlar.
 
Çocuk konusunda birisi demiştiki, ya dünyaya zararlı birisini getirirsem.. yani işte bu duyarlılık çoğunda yok.. tek dertleri çocuklarına en iyisini sunmak ya senin sunduğun en kötü şey çocuğunsa.. Allah korusun bütün milleti kendinden nefret ettiren birilerinin annesi olmak istemezdim.
Çocuk fedakarlık, zaman, enerji, para gerektiriyor. Bazı çok bilmiş hayvan düşmanlarının dediği gibi eve kedi/köpek almak yerine üremeyi tercih etmekle bitmiyor mesele. zaten onların yolundan giden neyki çıkardığı ne olsun, bazı insanlar kötüye bazıları da iyiye eğilimli ama mümkün olan en doğru şekilde ilgilenip eğitim vermek de ailenin toplumun kontrolünde.
Çocuk sahibi olmanın tek anlamlandırabildiğim şekli zaten dünyaya gelmiş ve annesiz babasız olan bir çocuğu evlat edinmek. Çocuk yapanların samimiyetine inanmıyorum çoğu zaman. O çocuğu gerçekten seviyorsan senin dna'nı taşıyıp taşımamasının zerre önemi olmamalı. Daha geniş bir perspektifte bakarsak da gerçekten sevebilme kabiliyetine sahipsen de bir hayvanı sevmekle bir çocuğu sevmek senin için farklı olmamalı. Gel de bunu incel erkeklere, türk aile yapısına hatta tüm geleneksel aile yapılarına anlat işte. Hepsi bencil ve sevmeyi bilmiyor. Nefretini onlara karşılık veremeyecek hayvanlardan çıkarıyorlar. Elbet bir gün bunun da bedelini misli misli ödeyecekler.
 
Çocuğa bırakacak en azından bir evin yoksa dünyaya getirdiğin çocuktan minnettarlik bekleme, başkalarına ucuz hizmetli yaparak bir de ana baba hakkı edebiyatı yaparlar.
Ebeveynlerin çocuğa mal/mülk bırakma gibi bir zorunluluğu yok. Miras için minnettar olabilirsin ama miras bırakmayan bir ailede dünyaya geldiğin için aileye kahırlanamazsın. Onlar kendi bireysel hayatlarını kurdular ve kendilerince yapı inşa ettiler, çocuk da kendine göre bir yapı inşa edecek.

Çocuğun eğitimini, giderlerini, bakımını sağlayıp ; birey yetiştirdiğinin bilincinde olan bir aile, her çocuk için yeterlidir. Herkes çağının zorlukları ile mücadele eder. Önemli olan ailenin kendi içindeki dinamiği ve bu dinamiğin topluma yansımasıdır.

Ayrıca evlat sahibi olmak isteyen, aklı başında aile ''ekonomi 20 yıl sonra x hale gelecek, çocuk yapmayalım'' teorisi ile hareket etmez. Günümüz ekonomisindeki değerlendirmesini yaparak hareket eder. Yani kimse çocuğu ucuz hizmetli olsun istemez.
 
Son düzenleme:
Ebeveynlerin çocuğa mal/mülk bırakma gibi bir zorunluluğu yok. Miras için minnettar olabilirsin ama miras bırakmayan bir ailede dünyaya geldiğin için aileye kahırlanamazsın. Onlar kendi bireysel hayatlarını kurdular ve kendilerince yapı inşa ettiler, çocuk da kendine göre bir yapı inşa edecek.

Çocuğun eğitimini, giderlerini, bakımını sağlayıp ; birey yetiştirdiğinin bilincinde olan bir aile, her çocuk için yeterlidir. Herkes çağının zorlukları ile mücadele eder. Önemli olan ailenin kendi içindeki dinamiği ve bu dinamiğin topluma yansımasıdır.

Ayrıca evlat sahibi olmak isteyen, aklı başında aile ''ekonomi 20 yıl sonra x hale gelecek, çocuk yapmayalım'' teorisi ile hareket etmez. Günümüz ekonomisindeki değerlendirmesini yaparak hareket eder. Yani kimse çocuğu ucuz hizmetli olsun istemez.
Bence konu miras mal mülk bırakmama hayıflanması değil de, insanî yaşamdan bahsediliyor.. demek istenilen;
Kendine ait bir evin yok, dolabında iki öğün yiyebileceğin yiyeceğin yok, durumun vahim ve düzelecek gibi de değil ama çocuk yada çocuklar yapıp o çocuklarında direk kaderine geleceğine etki etme durumundan bahsediliyor gibi.. "günümüz ekonomisinin değerlendirmesine göre" ise "çocuk yapmayalım teorisi" gayette mantıklı 🤷🏼‍♂️
Ama yine de şartlar ne olursa olsun, ben çocuk yapılması ve aile kurulmasından yanayım.
 
Bence konu miras mal mülk bırakmama hayıflanması değil de, insanî yaşamdan bahsediliyor.. demek istenilen;
Kendine ait bir evin yok, dolabında iki öğün yiyebileceğin yiyeceğin yok, durumun vahim ve düzelecek gibi de değil ama çocuk yada çocuklar yapıp o çocuklarında direk kaderine geleceğine etki etme durumundan bahsediliyor gibi..
Neye göre insani yaşam ? İnsan sadece rasyonel akılla hareket eden bir varlık değil. Kültürel, biyolojik, duygusal ve kaderci etkiler altında yaşıyor. Özellikle de eğitim seviyesi düşük bireyler daha geleneksel ve daha kaderci bir tutuma sahip. Bknz 'Çocuk rızkı ile gelir' söylemi.. Bu düşünceye sahip bireyleri ve sıkı sıkıya tutundukları inançları değiştirebileceğinizi mi sanıyorsunuz ? Ya da sahip oldukları bu inançların tek sebebi doğru eğitilememiş olmaları mı ?

Şahsen ben, herkesin çocuk yapması taraftarı değilim. Hatta ebeveyn olmanın bir kriteri olmalı ve hükümetler bu alanda çalışma başlatıp hem kontrolsüz üremenin önüne geçmeli hem de çocuk sahibi olabilecek yetiye sahip ebeveynler denetlemesi yapmalı. Bu uygulama, sizlerin savunduğu gibi ''çocuğun kaderi'' mantığıyla da yapılmamalı..
 
Neye göre insani yaşam ? İnsan sadece rasyonel akılla hareket eden bir varlık değil. Kültürel, biyolojik, duygusal ve kaderci etkiler altında yaşıyor. Özellikle de eğitim seviyesi düşük bireyler daha geleneksel ve daha kaderci bir tutuma sahip. Bknz 'Çocuk rızkı ile gelir' söylemi.. Bu düşünceye sahip bireyleri ve sıkı sıkıya tutundukları inançları değiştirebileceğinizi mi sanıyorsunuz ? Ya da sahip oldukları bu inançların tek sebebi doğru eğitilememiş olmaları mı ?

Şahsen ben, herkesin çocuk yapması taraftarı değilim. Hatta ebeveyn olmanın bir kriteri olmalı ve hükümetler bu alanda çalışma başlatıp hem kontrolsüz üremenin önüne geçmeli hem de çocuk sahibi olabilecek yetiye sahip ebeveynler denetlemesi yapmalı. Bu uygulama, sizlerin savunduğu gibi ''çocuğun kaderi'' mantığıyla da yapılmamalı..
Sakin 😁😊.
Ben insanî yaşamdan kasıt olarak kadercilik anlayışından veya rızkıyla gelir anlayışından bahsetmedim.
İnsanî yaşam; her halükarda minimum düzeyde kendini ve aileni idame ettirebilme şeklidir. Yani bir barınak, yiyecek, tedavi, eğitim ve en önemlisi iyi insan olma durumu.. bunları karşılayabilecek ehliyete sahip insanlardan bahsediyorum. Yoksa senin dediğin durum çok başka birşey.
İkincisi ben herkesin çocuk sahibi olmasını da kast etmedim, en azından üstte saydığım minimum düzeyde şartlara sahip Gönül birleştirmiş ve Kader ortağı olmuş insanların çocuk sahibi olmasından yanayım ".. kastettiğim tamamen buydu.. yoksa Hindistan'da da Nijerya'da da insanlar günlük rutin bir işmiş gibi, çocuk yapma makinesine dönmüş şekilde ürüyorlar 😁Türkiye'nin belli kesimlerinde de zır cahil eğitimsiz fakir sefil lümpen tayfada üreyip duruyor bunlara zaten hepimiz karşıyız.. söylemim bu değil.
 
Ayrıca "çocuk rızkıyla gelir" anlayışı kadercilik değil, "geleneksel" bir söylemdir.
Yüzyıllarca kullanılan bir terimdir, sırf çocuk yapmak için söylenen bir söz değildir.
 
herkes çok mutlu ve dolu dolu bir hayat geçirdi veya hayat yaşamaya değer miydi çoğunluk için.. bunu merak ediyorum.. evet çoçuk ve evlilik eleştirilmiş başlık altında.. okul yaşı çalışan annelerin varlığıyla 3-4 yaşa indi.. bir kaç yıl önce bir arkadaşımın çocuğu ile sohbet ediyordum çocuk 3 yaşındaydı.. ve aşktan bahsediyordu.. kreşe gidiyordu bahsettiğim bu çocuk.. sonra doktorculuk oynamak istedi.. doktorculuk oynarken bu çocuk tuhaf bir biçimde sırtımı okşamaya başladı.. neyse oyunu uzatmadan kestim.. tabi arkadaşımı durumdan haberdar da ettim.. (kısa bi zaman diliminde bana emanet edilmişti)

ekonomimiz mükemmel harika ebeveynleriz çalışmıyoruz ve çocuklarımızla ilgileniyoruz.. bu varsayımda bile bu çocuk 7 yaşında zorunlu eğitime başlıyor ve ev ile okul arasında gördüğü uyumsuzlukta veya bir kural boşluğunda kendi doğrularını geliştiriyor.. bu anatomik bir olay beyin bir kural yoksa onu kuralsızlık olarak algılayabilir..

çocuk ailede yeterli eğitimi almazsa okulda aldığı eğitim ile aile arasında seçim yapması gerektiğini düşünüp kolayı seçebilir.. bu katliam yapan 'canavar çocuk' diye tabir ettiğimiz çocukların yaşadığı karmaşaların temel sebebi.. elnora'nın da bahsettiği gibi kontrollü üreme bu durumda suça sürüklenecek çocukların önüne geçebilir..

ikinci senaryoya gelirsek; evet kontrollü üremeyle çocuk sahibi olundu.. yukarda bahsettiğim olayın aslını tabi ki bilmiyorum ama beni doktorculuk oynayan bir çocuğun vücudu okşaması korkutuyor.. bu çocuklara ne öğretiliyor.. veya bir çocuk korkunç bir durum yaşadığında herhangi bir istismara maruz kaldığında aile üzülmesin diye, utanmamak için, dışlanmamak için olaylar olmamış gibi davranabilir veya en acısı yaşadıklarını normal zannedebilir.. bu çocuklar cinsellikleriyle tanıştıklarında en basitinden küçük yaşta saklayarak öğrendiklerini başka çocuklara yaşatabiliyor.. bunun yasal "hastalık" adı ise pedofili..

pedofili veya suça sürüklenen çocuk sıfatlarının tamamı en önemli çağda kontrolümüz dışında gerçekleşen olaylardan türüyor.. tüm bunların normalleştirilerek ana akım medyada telaffuz edilmesi zorunluluğundan bahsetmiyorum..

sadece maddi yükünü üstlendiğimiz veyahut abla abi olarak manevi desteğe ihtiyaç duyan binlerce belki on binlerce çocuk var.. kaçımız bir çocukta bir farkındalık yaratabildik muamma..

suçlamakta mükemmeliz çünkü en doğruyu biz biliriz.. yasak koymak bizim işimiz..

son yıllarda ise avrupa birliğine girmek için; yasa eksikliğinden; medya kullanılarak hayvan hakları yasası çıkarılmadan önce topluma hayvan sevgisi empoze edildi.. bu tabi ki çok güzel harika bir konu.. godfather'ın yapamadığını ajda pekkan sağolsun başardı..

bana engelli bir hayvan olmadığı takdirde evde hayvan beslemek normal gelmiyor.. hayvanlar bizim tedy bear muamelesi yapacağımız varlıklar değiller.. kendi yaradılış kodlamaları ve doğaya ait oldukları gerçeği bariz.. tabi ki yaşam alanlarında hayvan kulübeleri yem durakları yapmasını isterim ilgili idarelerin.. ama işin gerçeği biz artık sadece barınaktaki hayvanlara acıyoruz yetimhanedeki çocuklar nelerle savaşıyor sorgulamadan.. (veya tanıyıp bildiğimiz gördüğümüz yoksul aileler ve onların çocukları)

evlerimizde tekir besliyoruz çünkü o hayvan zaten avcı olarak kodlu değil.. hayvanseverliği aşırı buluyorum ve samimi gelmiyor artık.. (tabi ki bu bilinç hayvan hakaretlerini azalttığı için çok mutluyum) babam çünkü bu konuda hastalık derecesinde ve ben çocukluğumdan beri yaşıyorum bu hayvansever baskısını.. köpekler kediler kuşlar ve hatta karıncalar.. gofret ezip duvar üstünde yürüyen karıncaları her sabah yürüyüş yaparken beslemeye varan bir hayvanseverlikten bahsediyorum.. köpekleri pişmiş etle kedileri pişmiş ciğerle kuşları petibörle beslemek.. bu emek isteyen ruhu besleyen bir konu ama kaldırımdaki çiçekleri sulamak kadar abartılı da aynı zamanda.. hayatımda tanıdığım en hayvansever insan babam.. ama bu adam mesela annesiz babasız çocuklarla ilgilendi, suriyeliler dışlanırken o çocukları aileleri giydirdi.. bir çok yoksul zordaki aileye de destek olduğunu duyduk.. medyada insana yardımın, çocuğa yardımın reklamı yapılmıyor.. çünkü iyiliğin konuşulması ayıplanıyor..

forumda takip ettiğim kadarıyla hayvanlara duyulan sevgi çocuğa duyulmuyor.. bu kendi cinsimize ihanet.. kendini sevmeyen bi hayvanı ne kadar samimi sevebilir..

keşke dünya gerçekten harika insanlarla dolu olsaydı ve sevdiğimiz insanlarla evlenip mutlu anne babalar olabilseydik.. ancak durum eleştirisi yaparken bile kendi eksikliklerimizin farkında olmadan asıp kesen bir toplumuz ne yazık ki..

bir çocuğun kalbini beynini bedenini koruyamayacağımız gerçeğiyle yüzleşmeliyiz..

hazırda sevgi ilgi koruma aile bekleyen binlerce çocuk var.. bu dünyadaki en iyi anne baba olsak dahi 2. senaryodaki sapkınlıktan bir çocuğu korumak bence artık çok güç.. bunun üzerine bir sanat filmi yapıldı yıllar önce yunanistan'da.. aşırı kontrolcü ama aynı zamanda harika ekonomiye sahip mükemmel eğitimli aile çocuklarının ise aynı evin içinde ensest ilişki geliştirdiği vurgulandı ve hatta normalleştirildi..

nerden tutarsak tutalım ele gelir bir yanı yok bu dünyaya çocuk getirmenin..

evlenmek ise bambaşka bir konu.. bireysel düzenine ve hormonlarına egemen olamayan herkesin evlenmesi de gerekli..

mümkünse evlenecekseniz çocuk yapmayın.. o çocuğun bu dünyada yaşayacağı acılardan siz sorumlusunuz.. ve bu konu 'ayy nolcak yapalım kendi kendine büyür işte biz de büyümedik mi' benzeri avam bir tabirle basitleştirilemeyecek kadar vahim ne yazık ki..
 
ekonomimiz mükemmel harika ebeveynleriz çalışmıyoruz ve çocuklarımızla ilgileniyoruz.. bu varsayımda bile bu çocuk 7 yaşında zorunlu eğitime başlıyor ve ev ile okul arasında gördüğü uyumsuzlukta veya bir kural boşluğunda kendi doğrularını geliştiriyor.. bu anatomik bir olay beyin bir kural yoksa onu kuralsızlık olarak algılayabilir..

çocuk ailede yeterli eğitimi almazsa okulda aldığı eğitim ile aile arasında seçim yapması gerektiğini düşünüp kolayı seçebilir.. bu katliam yapan 'canavar çocuk' diye tabir ettiğimiz çocukların yaşadığı karmaşaların temel sebebi.. elnora'nın da bahsettiği gibi kontrollü üreme bu durumda suça sürüklenecek çocukların önüne geçebilir..

ikinci senaryoya gelirsek; evet kontrollü üremeyle çocuk sahibi olundu.. yukarda bahsettiğim olayın aslını tabi ki bilmiyorum ama beni doktorculuk oynayan bir çocuğun vücudu okşaması korkutuyor.. bu çocuklara ne öğretiliyor.. veya bir çocuk korkunç bir durum yaşadığında herhangi bir istismara maruz kaldığında aile üzülmesin diye, utanmamak için, dışlanmamak için olaylar olmamış gibi davranabilir veya en acısı yaşadıklarını normal zannedebilir.. bu çocuklar cinsellikleriyle tanıştıklarında en basitinden küçük yaşta saklayarak öğrendiklerini başka çocuklara yaşatabiliyor.. bunun yasal "hastalık" adı ise pedofili..
Bir derste bu konuyu işlemiştik.Elli sayfalık bir kitap vardı.Anaokulu çocuklarında karşılaşılan sorunlar bu kitapta anlatılıyordu.Dediğiniz gibi çocukta dokunma durumu olabiliyor.Çocuk çoğunlukla evde anneye babaya temas ettiğinden oradaki öğretmene de dokunabiliyor.İfade etmek çok bir fayda sağlamıyor ama çocuk bu konu da uyarılabilir.
Aile deki alışkanlığı çocuğun tekrarlama oranı 1/3 olarak saptanmış.Cinsel yönelim veya madde kullanımı gibi belli başlı alışkanlıklar çocuğa bu oranda geçiyor.

Pedofili konusunda benim tecavüzcü bir komşum var.Kavga çıkması kendine saldırtmak için çocuğu olursa ben yaşlı olurum taciz ederim dedi.Diğer yandan bir psikolojik sorunlu mahallede oturan benden biraz yaşlı biri var.Bu da rahat rahat tanıdık hale gelirsem evine girerim veya kız çocuğu olursa taciz ederim diyordu.Anlatmak istediğim normal hayat akışında bu tipler var.Suçu karşısına bulaştırmadan durmaz bunlar..
 
Geri
Üst