Eski Türklerde Mistizm

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,371
Beğeni
2,218
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Ekli dosyayı görüntüle 3665

"Sufi, yaşama sadece kendi görüş açısından değil, başkasının görüşaçısından da bakmaya çalışarak kendisiyle başkası arasında duran engeli yıkar... Hz.İnayet Han

Mistik kelimesi Latince'den Türkçe'ye girmiştir ve günümüzde fazlaca kullanılmaktadır. Türkçe'deki Tasavvuf kelimesi ile Mistisizm aynı anlamdadır. Unuttuğumuz öz Türkçe "süzüg" kelimesi de aynı anlama gelmektedir. Kadimler 5,000 sene önce "Süzüg Yürek"demişlerdir. Şimdilerde ise ona "Mistik Yürek" demekteyiz.

Süzüg kelimesinin anlamına bakacak olursak, süzüg saha devamlı bizi süzen sahadır. Onu görmeyiz ama o bizi görür. Süzüg saha hep süzülür, yani ahenk içinde hareketlidir. Süzüg saha süslüdür."S" ile "Z" bir zamanlar aynı sestiler; sonradan ayrıldılar. Hâlâ bazı kelimelerde, her ikisi de ses uyumuna bağlı kullanılabiliniyor.Onun için süzüg saha süslüdür; yani çok güzeldir. Bir ahenk içindedir. Sevginin olduğu yerdir. Süzüg saha bu demektir. Anlam, kelimenin üzerindedir, hiç ezberlemeniz gerekmez. Süzülerek gelmiştir; hiçbir filtre onu engelleyemez. Radyasyonu da,duvarı da, radarı da geçer. Hiçbir şey onufark edemez. Sadece süzüg yürek fark eder. O kadar da latiftir. Onun için Arapça'da "lataif" sözcüğü kullanılmıştır; süzüg odaklara Arapça "lataif"denir. Çünkü çok nazik, çok hassastır. Her yerden geçebilir. Yokluktan gelir,kendi varlığı yoktur. Bunu da anlamaya çalışmamız gerekir. Kendi varlığı bizim bildiğimiz şekilde yoktur, yaratılmamıştır. Kendisi, düşüncemizin dışındadır; düşünmemize yardım eder, ancak biz onu anlayamayız. Bir noktaya geldiğimiz zaman onu anlayamayacağımızı bilmemiz gerekir.

Süzüg saha bazen süser.Bazılarınız bilir, hayvanlar kızdıkları zaman süserler. Süzüg saha da aynı şekilde zarar vermek için süser veya sırf sizinle dalga geçmek için gelir, süser. Bu nedenle dikkat etmek gerekir. Bu saha, bir noktada elektriğe benzer. Bilmeyen bir kimse elektrikle oynarsa, yanar. Eli yandığı zaman doğruymuş der ve bunun oyun olmadığını öğrenir. Süzüg saha ile de oyun oynamaya gelmez. Ama onu kavramak,bilmek, öğrenmek, saygıyla bakmak lâzımdır. Nasıl elektriğe bilerek yaklaşıyorsak, süzüg sahaya da öyle yaklaşmamız gerekir. Nasıl davranacağımızı bilmezsek yanarız, süsülürüz. Nasıl ve neden olduğunu da anlayamayız. Bu saha dışımızda olduğundan bizi yakar. Nasıl bir evin sigortası yandığında hiç bir şey yanmaz, biz de o duruma geliriz.Anlayamayız, kavramamız değişir; kavrayamayız. Bana bir şey olmuyor deriz ancak gerçekte oluyordur. Onun için süzüg saha ile oynamaya gelmez, süsebilir. Mistik Yürek dediğimiz, süzüg sahaya ait bir kavramdır, süzüg sahada ilk hissedendir.

Mistisizm ise "gizem ile uğraşan ilim" demektir. Buna kadim Türkçe'mizde, güzel bir tanımlamayla süzüg bilimler demekteyiz. Tasavvuf ilimleri de diyebiliriz. Önemli olan kavramaktır. Mistisizm gizlilikten gelmektedir; gizliliği vardır, çünkü süzüg saha gizlidir. Kendini belli eder ama biz onu tam olarak anlayamayız; kavramaya başlarız, fakat her yerini tam olarak anlayamayız.

Mistik kelimesinin Türkçe'deki karşılığı ermiştir. Dünyaya bakın. Erenlerin çoğu Anadolu'dadır, Orta Asya'dadır.Ermişlik bizden gelir. Onun için Mistik sözcüğünden uzaklaşmak gerekir. Bize bir şey ifade etmez. Sözlükte ermişliğin kökünde "er" vardır. Erin ise beş tane anlamı mevcuttur. Bunlardan ilk anlamı askerdir. Bir diğer anlamı zamanla ilgilidir; "Er geç gelirim" cümlesinde olduğu gibi. Ermişlik de oradan gelir. Zamana ereriz. Erin diğer anlamı işinin eri olmaktır, yani yetenekli olmaktır Ayrıca erkek ve kahraman olarak da kullanılır. Diğer bir anlamı ise ergindir. Ermiş, olgunlaşmış, kemale ermiş anlamında da kullanılmaktadır.

Kaşgarlı Mahmut'un sözlüğünde, ergin, Türk olmak diye geçer. Türk kelimesi de olgunlaşma demektir. Aynı zamanda meyvelerin en olgun haline de Türk denir. Zamanın zenit, yani Güneş'in en dik olduğu zamana da Türk zamanı denir. Bunlar bugün artık kullanmadığımız terimlerdir. Çünkü bilincimiz daralmış,küçülmüştür.

Bu sözlüğün yazılması 950 sene önce ve o zamanlarda insanların bilinci şimdiki kadar daralmamış. Zamanla sözcükler yanlış kullanılmaya başlanmış; ya da anlamları unutulmuş. Bilgelik azaldığı zaman peygamberler gelmiş, onun için Hz. Muhammed (sav.) gelmiş. Sadece Araplar cahil dolaşmıyormuş Mekke'de; Türkler de Orta Asya'da ve Bra-Türkler Anadolu'da, Kadim bilgeliği bir kenara atıp dar bilinçle dolaşıyorlarmış. Hz. Muhammed(sav.) bir millete, dile inmemiştir, tüm insanlığa gelmiştir. Peygamberimizin en güzel sözlerinden biri "Şimdi uyuyorsunuz, ölünce uyanacaksınız"dır. Bizler şimdi uyuyoruz. Şu anda bilincimiz o kadar maddenin içinde ki, bazı şeyleri anlayamıyoruz. Bunları anlamamız ancak uyanmakla oluyor.

Kısaca, mistik sözünün Türkçe'si eren, Mistisizm sözcüğünün Türkçesi süzüg bilimler; Arapçası ise Tasavvuftur. Sufi sözcüğü de Bra-Türk kültürü içinden gelmiştir. Sufi kelimesi önce Batı'ya gitmiş, şimdi tekrar bize geri gelmektedir. Bu kelimenin kökü "susi"dir. Su, iç boyutta sevginin kendini göstermesi olarak tanımlanır. Bildiğiniz gibi su devamlı akar. Her şey hareket halindedir, hiçbir şey durmaz. İşte bunu su (suu) diye tanımlamışlar. Susi de suya benzer; su ailesi ya da suya ait demektir.

Kaynak: Dr. Mehmet Kasım
 
Üst