Bir kurtarıcı gelecek mi Mesih ve Mehdi

Zaman dediğimiz şey insan bedeninin ömürsel takvimidir. Haliyle bilincin bir şeyleri projekte ederken kullanması gereken fenomeni zaman olarak açıklamışız. Bu yüzden belirleyicinin zaman olduğunu düşünmüyorum. O sadece bir araç ve tüm etkisi madde boyuta, bedene bağlı.

Mehdi kavramı ise dikkatli bakıldığında biat kültürünün eseridir. Kendinden daha üstün bir güce güven duyman ve sorgusuz sualsiz kabul edebilmen, bireysel ve kitleler halinde yaşadığın spiritüel kılıftır. Açıklayamıyorum, öyleyse kutsallaştırayım ; Yeterince cesur değilim, öyleyse birinin kolları altına gireyim ; Bilinmezlikten korkuyorum, öyleyse sabırla dua edeyim...

Bu kılıflar bizlere dışarıdan gelecek ruhsal bir kavrayış/koruma gibi öğretildiği için kendimizden uzaklaşıyoruz. Lahana misali kat kat hurafe ile örtün dur. Sonrada yıllarca tek tek ayıkla. Aman ne hoş.
 
Zaman dediğimiz şey insan bedeninin ömürsel takvimidir. Haliyle bilincin bir şeyleri projekte ederken kullanması gereken fenomeni zaman olarak açıklamışız. Bu yüzden belirleyicinin zaman olduğunu düşünmüyorum. O sadece bir araç ve tüm etkisi madde boyuta, bedene bağlı.

Mehdi kavramı ise dikkatli bakıldığında biat kültürünün eseridir. Kendinden daha üstün bir güce güven duyman ve sorgusuz sualsiz kabul edebilmen, bireysel ve kitleler halinde yaşadığın spiritüel kılıftır. Açıklayamıyorum, öyleyse kutsallaştırayım ; Yeterince cesur değilim, öyleyse birinin kolları altına gireyim ; Bilinmezlikten korkuyorum, öyleyse sabırla dua edeyim...

Bu kılıflar bizlere dışarıdan gelecek ruhsal bir kavrayış/koruma gibi öğretildiği için kendimizden uzaklaşıyoruz. Lahana misali kat kat hurafe ile örtün dur. Sonrada yıllarca tek tek ayıkla. Aman ne hoş.
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!” Atatürk
 
Zaman, potansiyeli olanı ortaya çıkarır. Bu durumda kurtarıcı kişi mi, yoksa zaman mıdır? Bana sorarsanız zamanı hafife alıyoruz. Çünkü çoğu şeyin belirleyicisi o dur.
Bence zaman kendini yiyen bi yılandan ibarettir.Zaman sadece kendini yiyerek bir şey kazanmadan ya da bir şey kaybetmeden yenilenir.Dışardan bakan kişi onun hep değiştiğini sanır ama o hep aynı kalır.Ne "zaman" başkasını yiyerek güçlenebilir ne de başkası "zaman"ı yiyerek güçlenebilir.Zaman salt olarak vardır ve var olmaya da devam edecektir.Zaman insan da olan potansiyeli ortaya çıkaradabilir o potansiyeli tamamen yok da edebilir ancak bu zamana bağlı bir durum değildir zaman bu işlere karışmaz sadece bir köşede kendini yemeye devam eder,her şey olması gerektiği gibi olur. insanda sadece potansiyel olması yetmez o potansiyeli ortaya çıkarıcak güç ve cesaret te lazım dır eğer insanda bu güç ve cesaret varsa zamanı kurtarıcı saymanın bir manasıda yoktur çünkü zaman üzümü çürütür şarabı ise lezzetlendirir.üzümde potansiyel vardır ama şarab olmamıştır bunu kendi istememiştir bu durumdan ne kadar doğru ya da emek verip şarap olan üzümün zaman ile birlikte lezetlenmesinin zamana bağlanması ne kadar doğru? Zaman sadece kendini yiyerek görevini yaptı.Diğer değişkenler üzümlerin elindedir.
 
Ruh içinde her bilgiyi bulunduran küçük bir evren değilmidir bu durumda ruh bilgiden üstün olmaz mı?
Burda ruhu ve bilgiyi nasıl tanımladığına bağlı ruh bir enerjidir bir özdür bir yaratımın temsilidir bir yansımasıdır Tanrının bilgi ise senin sonradan edindiğin aklın ve duyularının kavrama yolu ile edindiğin bir kavram biri yaratılışından beri var saf bir enerjidir diğeri ise kendi enerjini belli bir alana,konuya ya da herhangi algılayabileceğin bir kavrama yöneltip karşılığında kazandığın deneyimler tecrübelerdir ikisinin arasında belli bir üstünlük var denilemez bence ruh bilgiye açtır sen öğrendiğin bilgiler ile ruhunu doyurmaya başlarsın sorgularsın öğrenirsin bilgi edinirsin ruhunun o doyumsuz işleyişini tatmin etmeye çalışırsın bilgi edindikçe ruhunun özünü ruhunun özünü de farkettikçe bilgiyi bilginin temelini farkedersin aralarında bir kıyaslama yapılamaz gelişimleri birbirilerine bağlı
 
Bence zaman kendini yiyen bi yılandan ibarettir.Zaman sadece kendini yiyerek bir şey kazanmadan ya da bir şey kaybetmeden yenilenir.Dışardan bakan kişi onun hep değiştiğini sanır ama o hep aynı kalır.Ne "zaman" başkasını yiyerek güçlenebilir ne de başkası "zaman"ı yiyerek güçlenebilir.Zaman salt olarak vardır ve var olmaya da devam edecektir.Zaman insan da olan potansiyeli ortaya çıkaradabilir o potansiyeli tamamen yok da edebilir ancak bu zamana bağlı bir durum değildir zaman bu işlere karışmaz sadece bir köşede kendini yemeye devam eder,her şey olması gerektiği gibi olur. insanda sadece potansiyel olması yetmez o potansiyeli ortaya çıkarıcak güç ve cesaret te lazım dır eğer insanda bu güç ve cesaret varsa zamanı kurtarıcı saymanın bir manasıda yoktur çünkü zaman üzümü çürütür şarabı ise lezzetlendirir.üzümde potansiyel vardır ama şarab olmamıştır bunu kendi istememiştir bu durumdan ne kadar doğru ya da emek verip şarap olan üzümün zaman ile birlikte lezetlenmesinin zamana bağlanması ne kadar doğru? Zaman sadece kendini yiyerek görevini yaptı.Diğer değişkenler üzümlerin elindedir.
Merhaba. Kusura bakmayın yazdıklarım kısa olduğu için kısır kalmış. Ben zamanın insanlar üstünde belirleyici bir rol oynadığını düşünüyorum. Aslında zaman ile doğru kişiler bazen doğru orantılı ama bazen de zıt orantılıdır. Zaman, kurtarıcı diye tabir edilerek ortaya çıkanların zeminini hazırlar ve onu sunar diye düşünüyorum. Bunu yaparken de birçok noktaya temas ederek eş zamanlı çalışır. Tabi her potansiyeli olandan değil, bunu kullanabilenlerden bahsetmek istemiştim. Bu söylemlerim tamamen kendimce fikirler olduğundan doğruluğu veya yanlışlığı hakkında kesinlik yoktur. Zaman benim için önemli bir konudur. Şahsen kendi kendini yiyen değil de düz bir çizgi olarak görmeyi daha çok kabulleniyorum. Çünkü düşündüklerim bu yönde ağır basıyor ve zaman gerçekten bir nimet olabildiği gibi ayriyeten en büyük düşmanımız olabiliyor. Peki buna kim karar veriyor? Cevabınız için teşekkür ederim.
 
insanda sadece potansiyel olması yetmez o potansiyeli ortaya çıkarıcak güç ve cesaret te lazım dır eğer insanda bu güç ve cesaret varsa zamanı kurtarıcı saymanın bir manasıda yoktur
zaman sadece potansiyelin ortaya çıkarkenki süreçte kronolojiye şahitlik eden bir varlıktır belki..
zaman üzümü çürütür şarabı ise lezzetlendirir.üzümde potansiyel vardır ama şarab olmamıştır bunu kendi istememiştir
bunu da bilemeyiz ki belki üzüm şarap olup öyle gelecekti dünyaya bir ırmak olarak.. belki koşullar oluşmadan gelmek zorunda bırakıldı..
 
Tekrardan merhaba
Toplumun zor zamanlarında insanlığın ahlaki ve fiziki çöküşlerinde gökten gelen bir kurtarıcı imgesi eski medeniyetlere kadar dayanmakta günümüzde ise çok yaygın ve ümit edilen bir durum açıkçası bunun insanlığın ümit ve umutlarını söndürmelerinden başka bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum İnci’le baktığımız zaman Hz İsa nın incilde bu durumla ilgili söylediği bazı kelamlar var ve bu olayı doğrulayacak nitelikte değil aksine bu olayı yalanlayacak nitelikte bence bu düşüncemizin temeli insanlığın anlandıramadığı yapmak isteyipte yapamadığı toplumdaki problemleri haksızlığı adaleti görüp gücünün yetmeyeceğini düşünüp bunu göksel varlıklara elçilere peygamberlere bağlamasıdır bu da işin özünde açık bir şekilde çaresizliğimizi öne koymaktadır farkında olmadığımız potansiyelimizi keşfetmeden elimizden geleni kadarını bilmeden ve yapmadan bir kurtarıcı beklemek sadece bizim değil Yaratıcınında zoruna gidebilir çünkü hepimiz onun bu dünyadaki birer parçasıyız onun ilahi kıvılcımını içimizde barındırıyoruz çaresiz ve aciz olmamızı istemez ona teslim olmamızı ister kendimizi bilmemizi ister asıl kurtarıcı yukarıdan göklerden değil içimizdeki uçsuz bucaksız bir ilim merakında rüzgarında saklıdır umut tacirliği yapıp hakikati görmeyi ve bilmeyi bizleri dıştan gelen bir güce inandırıp asıl gücü keşfetmemizi engelleyenlerden sakınalım

Benim şahsi düşüncelerim sizin fikirlerinizde öğrenmek isterim
dinler bizlere temsili hikayeleri anlatır.. kanunların ise hikayeleştirilmesi sınırlıdır ve tüm kutsal kitaplarda değiştirilmeden yazılıdır.. dinler bizlere dünyada gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi muhtemel hikayeleri anlatır.. mehdi ve mesih temsili hikayelerdir.. biri dünyaya zaten uyanık gelen diğeri ise dünyada uyanan.. dünyaya aydın gelen bir insanın bunu ifşa edip mürid toplamasını bekleyemezsiniz( o ilaha kavuşmanın şarhoşluğundadır) bu sebeple delil aramak anlamsız.. ancak dünyada doğru yolu bulan insanı temsil eden mehdi sıfatı, hala sorgulayan ve yolunu arayanlar için bir 'umut'tur.. eğer mehdi ve mesih varsa; bu dünya hayatlarında kurtarıcılık yapabilecekleri anlamına gelmez.. çünkü dünyada insanlar eşittir.. (dünyevi olgulardan bağımsız)..
kurtarıcılık yapabileceklerse de hesap günü geldiğinde; insanlığın(ahlaki değerlerin) öldüğü veya öldürüldüğü şahitliğinde kurtarıcı rolü üstlenebilirler.. insanlığın öldüğünü düşünmüyorum.. bir şekilde öldürüldüğünü düşünüyorum.. ki tanrı allah yaratıcı god hu'da tüm kutsal kavramların sahibi insanlığı öldürenlerin karanlıklarından haberdardır.. 'umut' kalpte; ne mehdi ne mesihte..
 
ruh dünyaya kadar geldiği yolculukta zaten kainatın yaradılışından; dünyaya neden gönderileceğine kadar tüm bilince sahiptir.. dünya hakkında da bilince sahiptir.. sadece gereksiz zorunluluklar ve bilgiler ile bu bilinç köreltilmiştir.. 36 yaşındayım bir gün bile nerden geldiğimi sorgulamadan neden burda olduğumu sorgulamadan neden böyle bir düzenin içinde olduğumu sorgulamadan durmadım.. anlamaya çalıştım anlamak istedim ve sonunda anladım.. tesadüf yoktur.. her deneyim sizde farkındalık geliştirmek için var.. erkekler 40 kilonun altında kadınlar 30 kilonun altında değilse aç kalın susuz kalın üşürken nasıl ısınmaya çalıştığınıza şahitlik edin bir bakmışsınız secdedesiniz bir bakmışsınız huzurdasınız.. dünya vasat bir yer.. kıskançlığı, hasedi, cahilliği, nefreti tanrı size vermedi bunlar size öğretildi ve 21 defa gerçekleştiğinde beyniniz nöron üretti öldürmek için 21 defa o nöronla savaşmak yeter.. tanrı sizi sevgi ile bilinç ile insan(ahlaki) olarak yarattı ki insan olarak yaratılmak şükredilmesi gereken bir konu.. dünya öyle korkunç ki 1 milyon insanın öldürülmesi bizden milyonlarca ışık yılı uzaktaki tanrı'nın kendini gelip göstermesini gerektirmez.. senin kaçıp kurtulman gerekir.. rhea'nın yazdığı gibi gençliğe hitabenin sonuç paragrafındaki son cümle "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.'.. kainatın güzelliğine bakıp tanrıyı hayal ettin mi hiç.. kaç defa gökle yerin kesişimindeki renk geçişlerinin muazzamlığına dalıp tanrıyı andın.. kaç defa allah'ım bana doğru yolu göster diye dua ettin.. kaç defa aynada kendine gülümsedin..kaç defa 'ya hu'da' affet dedin özür diledin allah'ından tövbe ettin.. kaç defa zülme uğradığında susup sadece göğe baktın.. tespitler, benler, oburluklar, hevesler, içgüdüler.. insan vücudunda dna ve rna taşımayan tek yer kandır.. dna yaradılışımızın bilincini içeren bir kitap, rna ise kitabı okuyup gerektiği yerde kitaptaki bilince erişilmesine engel olan faktör.. veya her ikisi de istihbarat yapan nükleik asitler.. damarlarımızdaki asil kan mı dersiniz potansiyel mi bilemiyorum.. bildiğim tek şey insan kutsaldır.. ilah ise hiçbir müdahale olmadan(biyolojik) kanımızda akmaktadır.. illa inanmak için bir tanrı suretine ihtiyacın varsa.. önce aynada 'benliğinden uzak' suretini görmeyi dene.. neysee uzattım..) çok fazla soru, çok fazla emir kipi oldu, sen kimsin ki emir kipiyle yazabiliyorsun diyenlerden de özür dilerim.. sevgilerle..
 
Geri
Üst