Beyaz Kafa
Kayıtlı Üye
En fazla sorulan, en popüler sorulardan biri şudur; neden yaradan bizi amaçladığı finalde direkt yaratmadı? Haşem, adı sonsuza kadar korunsun! Bizi tamamıyla sevgi, merhamet, aşk, keyif, mutluluk, bilgelik ve akıl halinde yaratmadı.. Peki neden?
Yaratmak fiili bile aslında dikkat ederseniz yarmak fiilinden geliyor.. Yani yaratılış dediğimiz şey iyi birşey değildi. Yaratılış, bütün olan birşeyi bölmektir.. Yaratılış, kötülüğe yer açmak için var olmuştur.. En bilge Kabalistlerden biri olan Ramchal(adını yazıp aratırsanız sarıklı sakallı bir adam görürsünüz) bu gerçeğe değinmiştir. Pek fazla popüler değildir çünkü; özellikle yaşadığı dönemin Haham otoritesi tarafından heretic ilan edilmiştir..
Çünkü bütünsel ışık yarılma veya yaratılma haline geçtiği zaman; bu eylemdeki niyet; Yaradan'ın kendisinde olmayanı deneyimlemesi ve fark etmek istemesidir.. O yüzden tüm yaratım kötülüğe yer açmak, daha doğrusu yaradan'ın kendisi gibi olmayan birşeyi yaratmak istemesi, irade duyması ve onu eyleme geçirmesidir..
Yaradan, sonsuz sevgi ve ihsan etmedir. Yarıp yarattıkları ise sonsuz nefret ve alma arzusudur. Yaradan, sonsuz mutluluk ve keyif halindedir. Hinduizm'de Ananda(mutluluk) hali olarak geçer bu durum. Yaradılan ise sonsuz mutsuzluk, eksiklik, keyifsizlik ve boşluk halindedir.. Yaradan, sonsuz bilgelik(Hokhmah), akıl, anlayış(Binah) halindedir. Yaradılanlar ise sonsuz cehalet, aptallık, yanılgı ve maya(aldanma) halindedir.. Gerçekten geçmişte ve günümüzde yaşayan bilgeler ve entelektüeller insanda var olan bu derin cehaletin asıl sebebini anlayamadılar ve anlayamıyorlar. Kendilerince yorumlar yapıyorlar, eğitim programları geliştiriyorlar vs. Ama esas neden, kök neden Yaradan'ın ışığını gizlemesinden başka bir sebebe dayanmıyor.. O yüzden Vedanta felsefesinde tüm yaratılışın maya(aldanma) olduğunu söylerlerken haklıydılar. Tek mutlak gerçekliğin Brahman olduğunu söylemişlerdir. Brahman, Keter sefirası için bir klipa(kabuk)'dır. Otantik Kabala'da kabuk, esas meyveyi korur denilir. Yani olumsuz bir ışıkta bakılmaz(buna son paragraftada değindim). Otantik olmayan kabala sistemlerinde ise kabuklar(klipot)'dan şeytanlar alemleri yarattılar. Tamamıyla hayal ve fantezi dünyalarına daldılar. İşte oda cehaletin, ışığın gizlenmesinin ve mayanın bir sonucudur. Yaradan gizli olduğu için hep o şekilde çocukca ve hayali şeyler doğar. Hermetik Kabala'da ve New Age adı altında pazarlanan kabalada tüm bunları görebilirsiniz..
Gelmiş geçmiş tüm kadim tanrılar ve tanrıçalar, Hokhmah ve Binah sefiraları için birer klipot'dur. Hokhmah Abba(baba)'dır. Binah ise Aima(anne)'dır.. Kabuğun daima meyveden önce geldiği söylenmiştir. O yüzden Habil'den önce Kabil geldi. O yüzden İsrail'den önce Kenan geldi. O yüzden Yitzhak'dan önce İsmail geldi. İşte o yüzden Yakub'dan önce Esav geldi. Çünkü; ''Kabuk daima meyveden önce gelir'' diye yazılmıştır... O yüzden insanlığın en eski inançları hep paganistti. Göbeklitepe'dede çok fazla paganist çağrışım yapan semboller buluyoruz.. İnsanlığın en eski uygarlıkları, başta Sümer, Babil, Mısır ve Hint olmak üzere çeşitli tanrı ve tanrıçalara tapan politeistlerdi. Yani sadece Hokhmah(eril tanrı) ile ilişkili klipotlar ve Binah(dişil tanrıça) ile ilişkili klipotlar vardı... Kabuğun, meyveden önce gelmesi gerektiği hikmetinden dolayı böyle olması gerekiyordu..
O yüzden ilk Monoteist Hz.Adem Aleyhisselam'dı. İçerisinde yaşadığımız tüm doğayı, evreni yalnızca tek bir gücün yönettiğini, kök bir gücün yönettiğini fark etti.. Doğada gerçekleşen her olayın arkasındaki bu gücü kök tanrı olarak isimlendirdi ve şemalaştırdı.(İlan Ha Kodesh geleneği onunla başlar) Sefer Raziel HaMalakh kitabı(sözlü gelenek yoluyla aktarılmıştır, yıllar sonra yazıya geçirilmiştir) gerçekten Adem peygambere aittir. komplo teorisi filan değildir. Onun komplo olduğunu düşünenlerde çoğunlukla Hristiyanlar çünkü; o kitabın içinde ''İsa'' geçmiyor. Bir insanın tanrısal niteliklere sahip olabileceğini ima eden açıklamalar yer almıyor o kitapta.. Yalnızca üst güçten(YHVH), doğaya etki eden güçlerden(Eloh''im) söz eden bir kitapdır. Büyü kitabı filanda değildir. Esasında Hz.Adem; yalnızca sonuçlar dünyası olarak bilinen fiziksel evrenimiz(Asiyya)'in dışında daha kök güçler olduğunu fark eden ilk kişiydi. Yetzirah, Beriah, Atsilut ve Adam Kadmon dünyalarını ilk fark eden kişi o olduğu için ona ilk insan deniliyor. (manevi literatüre göre) Modern ve bilimsel tarihte gösteriyor ki; Hz.Adem'den öncede insanlar vardı. Fakat onlar Politeistdi. Yalnızca Asiyya dünyasında var olan, sonuca dayalı güçleri gözlemlediler..
Sünnet derisinin sırrı işte burada yatar. Sünnet derisi(Avodah Zarah olarakta bilinir)'ne Asiyya veya kabuklar alemi adı verilir. Nephesh Behamit ile bağlantılıdır ve Nukve(dişi)'nin sırrı orada yatar. Sünnet derisinin atılmasına ise Yetzirah dünyasının, yani kök Tanrının, herşeyi yöneten o kaynak gücün açığa çıkması ve anlaşılması adı verilir. Çünkü Yetzirah dünyası Ruach Ha Kodesh(kutsal Ruh)'in sırrındadır. Mesela Astrolojinin doğduğu kadim Sümer ve Babil topluluklarını düşünün! Onlarda çeşitli Tanrılar vardı. Su için Enki. Hava için Enlil. Güneş için Şamas ve Ay için Sin vardı. Bu adamlar aptal adamlar değillerdi.. Doğadaki güçleri çok iyi gözlemleyen adamlardı bunlar.. Ellerinden gelenin en iyisini hatta fazlasını yapıyorlardı.. Onlarda akşamları bakacakları bir akıllı telefon ekranı yoktu. Her bilgiye tek tuşla ulaşacakları bir teknoloji sistemi onlarda yoktu. Onlar için tek bilim ve teknoloji göklerdeki yıldızlardı. Tek heyecan ve günün stresini atma yöntemleri buydu. Yorgun bir günün ardından gece gökyüzüne bakmak ve yıldızları yorumlamak onların en büyük keyif kaynağıydı. Ve birde onlarda doğa güçlerine yakınlıktan kaynaklanan hassas sezgiler vardı. Doğaya ve doğal olana yakın yaşamalarından kaynaklanan bir durumdur bu. Doğa kelimesi ile Eloh''im kelimesi aynı sayısal değere sahiptir(86)
O yüzden Mazalot(yıldızlara dayalı astroloji) sistemi Babil'de doğsa bile doğrudur.. Hz.Ademden gelen ve Hz.İbrahim'in miras aldığı bir gelenek değildir bu doğru. Ama Hz.İbrahim bile üst gücü, kök gücü ve onun etkilerini ve tecellilerini 22 harf ve 10 sefirot belimah ile açıklarken 3 ana harf(element), 7 gezegen ve 12 burç sistemlerinden yararlanmıştır. Çünkü doğru okuma yapabilen kişi için bunların hepsi bir dildir aslında. Evrensel bir dildir. Senin beni anlaman için Türkçe bilmen gerekir. Benim seni anlamam için ise Japonca bilmem gerekir şeklinde veyahut ifadesinde değildir. Bir çeşit koordinat sistemidir. Matrix'in yazılımının anahtarlarıdır..
Esasında Haşem, insanı Hokhmah(bilgelik) denilen bir ruh halinde zaten yaratmıştır. Hokhma'ya mutlak bilinç, aydınlanma ve mutluluk denilir. Hinduizm'de Ananda(mutluluk) hali ve ötesi diye geçer.. Hokhmah, Haşem'in ifşa olmasıdır. Hokhmah görmek demektir. Gözler demektir. O ifşa olduğu zaman artık inanmamız gereken bir kavram olmaktan çıkıyor. Tam anlamıyla bildiğimiz ve içine dahil olduğumuz bir kavram oluyor. Bilgelik ise asla hayırlı bir kavram değildir. Bilgelikten çok fazla yılan ortaya çıkar.. Bilgeliğe dayalı yüksek bir görüyü, aptallığa ve saf inanca tercih ederdiniz.. Çünkü görmek ateştir, yargıdır. Sol çizgiden uzanan tüm kırmızılıklara sebep olurlar.
Onun Shekinah olarak ifşa olduğu söylenir ve bu gerçektir.. Baba'nın kazancı ile anne'nin çocuklarını doyurması gibidir.. Ve onun örneği şuna benzer; Haşem'im farklı isimler ve kılıklar adı altında ifşa olması ve var olması gibidir.. Bütün insanlar tek bir insandır ama her insanın rolünün farklı olması gerçekliğide vardır. Bazı insanlar polis, bazı insanlar avukat, bazı insanlar yargıç, bazı insanlar doktor, bazı insanlar herhangi bir dalda mühendis, muhasebeci, memur, serseri, işsiz, psikopat vs.. Tüm insanlar tek insan olsada(Adam Harishon) onların rolleri farklıdır.. Haşem'de tek tanrı olsada, kök tanrı olsada, daima Shekinah niteliği ile ifşa olur.. Yani sanki farklı elbiseler giyen tek tanrı, kök tanrı şeklinde açığa çıkar. O yüzden Haşem bazen merhamet'dir ve bazende sert yargılardır. Ağır yargılardır. Hepsi haşem'di.. Sadece farklı isimleri giyinir.. Bazen Celal(yargı ve din) esmaları ile tecelli eder. Bazende Cemal(merhamet) esmaları ile tecelli eder.. bunlar hep Haşem'in, Shekinah'nın elbiselerini giyinip kişiye veya onun bilincine etki yapması gibidir. Onu uyarması veya sevmesi gibidir. Bazen sever ve bazen uyarır. Haddini bildirir.. Bazen annenin kıyafetlerini giyer(merhamet), bazende polis ve yargıç kıyafetlerini giyerek kişiye göz dağı verebilir veya onu tutuklayabilir. Bazen Cemal(merhamet)'dir.. Bazende Celal(Din)'dir.. Ne demek istediğimi iyi düşünün ve anlayın..
Fakat yinede tüm bu algılar, günün sonunda kişinin bilincinde gerçekleşti. Kişi, Haşem'i Cemal esmaları ile ifşa ederken son derece haklıydı. Aynı şekilde kişi, Haşem'i Celal esmaları ile ifşa ederkende son derece haklıydı.
Sırrı şimdi daha iyi anlayın. Haşem, tek sabit bir güçtür(değişmez bir yasa). Kişinin onu Celal(hüküm ve yargı) veya Cemal(merhamet) olarak algılaması kişinin kendi bilincine ve egoizmine bağlıdır. çok fazla egoist, kötü ve son derece bencil bir insanı düşünün.. bu insan Doğa'da var olan hep zararlı şeyleri görür. yıkımı görür, yapımı görmez. O yüzden bu konu yaratıcıya inanmakla bile alakalı değildir aslında. Bir insan doğanın hep yıkıcı taraflarını görüyorsa, karanlık yönlerini görüyorsa o insan Celal(yargı) esmalarının bir yansıması olarak var olur. Tanrıyı inkar eden bir ateist olması gerçekliği değiştirmiyor. Bir ateist inkar etti diye tüm üst güçler birden bire oradan öylece kaybolmazlar. Etkilemeye ve var olmaya devam ederler. Öyle görüyorlar çünkü egoistler ve benciller. Tüm yaşamın kendi sınırlarında olduğuna dahil bilinçsiz bir ön reflekse ve içgüdüye sahipler.. O yüzden böyle yaşayan bir insan, hep doğanın Celal(yargı) tarafını görecek. Doğa'da var olan acımasız kavgayı görecekler. Bencilliklerini, insafsızlıklarını, merhametsizliklerini haklı çıkarmak içinde size sürekli doğadaki kavgadan bahsedecekler. Aslan'ın geyiği yemesi hikayesi.. bunu hepiniz bilirsiniz..
Haşem'in Cemal(merhamet) esmalarını gören kişide ise anlatım tamamen değişecektir. Fakir bir adamdır ama yinede isyan etmez. Doğan Güneş'in, soluyabildiği havanın güzelliğini görür. Doğa'da var olan güzellikleri görürler. Kedilerde var olan, tavşanlarda var olan, geyiklerde var olan kısacası tüm canlılarda var olan o muhteşem güzelliği görürler. Tüm canlılarda Eloh'im Chayim(yaşayan tanrı)'in gücünü ve ışıltısını görürler. Arkadaşlarını merhametle yargılarlar. Onlara kötülük yapılsa bile bir acı kahveye 40 yıl hatır gösterirler ve dostluklarını bozmazlar.. Yani karakterleri böyledir. Onlarda Cemal esmaları tecelli etmiştir.
Celal esmaları sol sütunun ve Eloh''im isminin sırrındadır. Sol sütunda Binah, Gevurah ve Hod sefiraları yer alır. Binah ve Gevurah ''Eloh''im'' ismidir. Hod ise ''Eloh''im Tzevaot(orduların Eloh''im'i)'' ismidir.. Bunlar Doğamızı ve kabımızı anlatıyorlar.. Işığı kendimiz için isteriz ve dolarız. Işık ile dolarız. Aynı zamanda zeka ile ilişkilidirler.. Zeka tarafı daha çok Binah ile ilişkilidir diyebilirim. Bir kılıç kadar keskin ve ateşli bir zihin düşünün..! Aynı zamanda Haşem'in ihtişamını ve gücünü anlatırlar. Yargı ve muhakeme niteliklerinin aktığı kanaldır. Sınırlamalar, dinsel ve kurumsal yapılar ile ilişkilidirler.
Cemal esmaları ise sağ sütunun ve YHV'H isminin sırrındadır. Sağ sütunda Hokhmah, Hesed ve Netzah sefiraları yer alır. Hokhmah 'Ya'h' ismi ile ilişkilendirilir. Bütün bilgelik pınarlarının ve maneviyatın aktığı kanalın köküdür. Hesed, 'El' ismi ile ilişkilendirilir. Bilgeliğin ve maneviyatın aktığı bir akarsu gibidir.. Son olarak Netzah(zafer) sefirası YHV'H Tzevaot(ordular'ın YHV'H'si) ismi ile ilişkilendirilir.. Tüm akışlar malkhut'a indirilmeden önce; yukarıdan gelen akışı merhametle biraz daha kısar ve ihsan etme niteliğini edinmenin zaferini tadar. Tüm beyazlıklar ve iyi nitelikler bu yönden gelir. Tüm ihsanlar ve iyilikler oradan gelir. Manevi bilgelik ile ilişkilidirler. Sol hattın dengelenmesinde bu sütuna ihtiyacımız var. Bu sütunun etkileri dünyadan kalkarsa; maneviyat dünyadan yok olmaya başlar. Maneviyat dünyadan yok olursa; dünya tohu(şekilsizlik) ve Bohu(boşluk) haline geçer. Bu bir nevi kuruma, kuraklık durumu gibidir. Sanki toprağı sulayan, kaba(bedene veya ruha) canlılık veren enerji ve akış kesilmiş gibi olur. Böyle bir durumda çok fazla depresyon, boşluk hissi, kimlik krizi, yaşamın anlamsızlığı temaları kaçınılmazdır. Haşem hepimizi öyle bir durumdan korusun..! Hala maneviyat var. Maneviyatcı insanlar var ve gelecektede artacağını umuyorum.
Orta hatda yer alan Sefiralarda vardır. Keter ile başlar, Tifferet ile devam eder.. Keter sefirası, ''Ehye'h'' isminin gizemindedir.. Rab, Musa'ya; ''Ehye'h Asher Ehye'h'' Ben, ben olanım ve olacağım diye seslenmiştir. Yaşam ağacının tam ortasında yer alan Tifferet ise; YHV'H olarak adlandırılıyor.. Ze'ir Anpin'deki 6 sefiranın merkezinde yer alır(onunla ilgili açıklamayı son paragrafta yaptım).. Bir diğeri Yesod; kök veya temel olarak bilinir.. E'l Shaddai isminin gizemi onda açığa çıkar. Shaddai ve Metatron ismi aynı sayısal değere sahiptir(314).. Keter ile ilişkili olan Metatron nasıl oluyorda Yesod'daki tanrısal isim(Shaddai) ile eşleşiyor?
Cevabı çok basit; biz nasılki bir annenin rahminden doğarız.. Bir sperm ve yumurta.. Babadan gelen beyazlık ve anneden gelen kırmızılık vardır.. Üst gücün bize olan etkileride öyledir.. Asiyya dünyasının Keter'i, Yetzirah dünyası için Yesod(rahim) oluyor.. Biz üst güçleri böyle algılayacağız.. Tıpkı yeni doğmuş bir çocuğun annesini ve babasını yavaş yavaş algılaması gibi.. Maneviyatta doğduğumuz zamanda üst güçlerin bizlere olan etkilerini yavaş yavaş fark edeceğiz...
Bizim içinde yer aldığımız dünyada Malkhut'dur. Oda orta çizginin sonunda yer alır.. Malkhut; Adonai(efendi) isminin gizemindedir.. Adonai, Rabbindir.. Esasında Malkhut, Shekinah'nın gizemindedir.. Tapınağın(kalp tapınağından bahsediyorum fiziksel değil) gizemindedir.. Rabbin insanlar içinde yaşaması ve yaşamak istediği fikri bir çok kişiye saçma gelsede..; Günün sonunda Rab bunu istiyor.. Sandalphon adı verilen bir melekle ilişkilendiriliyor.. Bütün kabalah bununla ilgilidir. ''Ey oğlum, babanın öğüdünü dinle, annenin Tora'sını terk etme, çünkü onlar başın için zarif bir çelenk, boynun için gerdanlık olacaktır."(Özdeyişler 1:8)
O yüzden kim kabaladan bahsetti? Esasında Tifferet'den bahsetti.. Kabala, Tifferet'in kabuğundaki içsel meyvedir. Çünkü Hesed, Gevurah ve Tifferet vardır... Vav katzavot'daki ilk üç sefira Gar'daki sefiraların yansımasıdır. Gar'daki sefiralar Keter, Hokhmah ve Binah'dır.. O yüzden Hesed'e Va'k'daki Keter denilir.. Gevurah'ya Va'k'daki Hokhmah denilir.. Tifferet'e Va'k'daki Binah denilir.. Binah, Aima(anne)'dır.. Kabalah'nın sırrı burada yatar.. ''Ey oğlum, babanın öğüdünü dinle, annenin Tora'sını terk etme, çünkü onlar başın için zarif bir çelenk(Keter), boynun için gerdanlık olacaktır(Da'ath)."(Özdeyişler 1:8) diye yazılmıştır.. İşte kabala budur.. bu manevi öğretidir... Tifferet(YHVH) ile ilişkilendirilen Yakup ve onun merdivenide(orta hat) bu sırra işaret eder...
Yaratmak fiili bile aslında dikkat ederseniz yarmak fiilinden geliyor.. Yani yaratılış dediğimiz şey iyi birşey değildi. Yaratılış, bütün olan birşeyi bölmektir.. Yaratılış, kötülüğe yer açmak için var olmuştur.. En bilge Kabalistlerden biri olan Ramchal(adını yazıp aratırsanız sarıklı sakallı bir adam görürsünüz) bu gerçeğe değinmiştir. Pek fazla popüler değildir çünkü; özellikle yaşadığı dönemin Haham otoritesi tarafından heretic ilan edilmiştir..
Çünkü bütünsel ışık yarılma veya yaratılma haline geçtiği zaman; bu eylemdeki niyet; Yaradan'ın kendisinde olmayanı deneyimlemesi ve fark etmek istemesidir.. O yüzden tüm yaratım kötülüğe yer açmak, daha doğrusu yaradan'ın kendisi gibi olmayan birşeyi yaratmak istemesi, irade duyması ve onu eyleme geçirmesidir..
Yaradan, sonsuz sevgi ve ihsan etmedir. Yarıp yarattıkları ise sonsuz nefret ve alma arzusudur. Yaradan, sonsuz mutluluk ve keyif halindedir. Hinduizm'de Ananda(mutluluk) hali olarak geçer bu durum. Yaradılan ise sonsuz mutsuzluk, eksiklik, keyifsizlik ve boşluk halindedir.. Yaradan, sonsuz bilgelik(Hokhmah), akıl, anlayış(Binah) halindedir. Yaradılanlar ise sonsuz cehalet, aptallık, yanılgı ve maya(aldanma) halindedir.. Gerçekten geçmişte ve günümüzde yaşayan bilgeler ve entelektüeller insanda var olan bu derin cehaletin asıl sebebini anlayamadılar ve anlayamıyorlar. Kendilerince yorumlar yapıyorlar, eğitim programları geliştiriyorlar vs. Ama esas neden, kök neden Yaradan'ın ışığını gizlemesinden başka bir sebebe dayanmıyor.. O yüzden Vedanta felsefesinde tüm yaratılışın maya(aldanma) olduğunu söylerlerken haklıydılar. Tek mutlak gerçekliğin Brahman olduğunu söylemişlerdir. Brahman, Keter sefirası için bir klipa(kabuk)'dır. Otantik Kabala'da kabuk, esas meyveyi korur denilir. Yani olumsuz bir ışıkta bakılmaz(buna son paragraftada değindim). Otantik olmayan kabala sistemlerinde ise kabuklar(klipot)'dan şeytanlar alemleri yarattılar. Tamamıyla hayal ve fantezi dünyalarına daldılar. İşte oda cehaletin, ışığın gizlenmesinin ve mayanın bir sonucudur. Yaradan gizli olduğu için hep o şekilde çocukca ve hayali şeyler doğar. Hermetik Kabala'da ve New Age adı altında pazarlanan kabalada tüm bunları görebilirsiniz..
Gelmiş geçmiş tüm kadim tanrılar ve tanrıçalar, Hokhmah ve Binah sefiraları için birer klipot'dur. Hokhmah Abba(baba)'dır. Binah ise Aima(anne)'dır.. Kabuğun daima meyveden önce geldiği söylenmiştir. O yüzden Habil'den önce Kabil geldi. O yüzden İsrail'den önce Kenan geldi. O yüzden Yitzhak'dan önce İsmail geldi. İşte o yüzden Yakub'dan önce Esav geldi. Çünkü; ''Kabuk daima meyveden önce gelir'' diye yazılmıştır... O yüzden insanlığın en eski inançları hep paganistti. Göbeklitepe'dede çok fazla paganist çağrışım yapan semboller buluyoruz.. İnsanlığın en eski uygarlıkları, başta Sümer, Babil, Mısır ve Hint olmak üzere çeşitli tanrı ve tanrıçalara tapan politeistlerdi. Yani sadece Hokhmah(eril tanrı) ile ilişkili klipotlar ve Binah(dişil tanrıça) ile ilişkili klipotlar vardı... Kabuğun, meyveden önce gelmesi gerektiği hikmetinden dolayı böyle olması gerekiyordu..
O yüzden ilk Monoteist Hz.Adem Aleyhisselam'dı. İçerisinde yaşadığımız tüm doğayı, evreni yalnızca tek bir gücün yönettiğini, kök bir gücün yönettiğini fark etti.. Doğada gerçekleşen her olayın arkasındaki bu gücü kök tanrı olarak isimlendirdi ve şemalaştırdı.(İlan Ha Kodesh geleneği onunla başlar) Sefer Raziel HaMalakh kitabı(sözlü gelenek yoluyla aktarılmıştır, yıllar sonra yazıya geçirilmiştir) gerçekten Adem peygambere aittir. komplo teorisi filan değildir. Onun komplo olduğunu düşünenlerde çoğunlukla Hristiyanlar çünkü; o kitabın içinde ''İsa'' geçmiyor. Bir insanın tanrısal niteliklere sahip olabileceğini ima eden açıklamalar yer almıyor o kitapta.. Yalnızca üst güçten(YHVH), doğaya etki eden güçlerden(Eloh''im) söz eden bir kitapdır. Büyü kitabı filanda değildir. Esasında Hz.Adem; yalnızca sonuçlar dünyası olarak bilinen fiziksel evrenimiz(Asiyya)'in dışında daha kök güçler olduğunu fark eden ilk kişiydi. Yetzirah, Beriah, Atsilut ve Adam Kadmon dünyalarını ilk fark eden kişi o olduğu için ona ilk insan deniliyor. (manevi literatüre göre) Modern ve bilimsel tarihte gösteriyor ki; Hz.Adem'den öncede insanlar vardı. Fakat onlar Politeistdi. Yalnızca Asiyya dünyasında var olan, sonuca dayalı güçleri gözlemlediler..
Sünnet derisinin sırrı işte burada yatar. Sünnet derisi(Avodah Zarah olarakta bilinir)'ne Asiyya veya kabuklar alemi adı verilir. Nephesh Behamit ile bağlantılıdır ve Nukve(dişi)'nin sırrı orada yatar. Sünnet derisinin atılmasına ise Yetzirah dünyasının, yani kök Tanrının, herşeyi yöneten o kaynak gücün açığa çıkması ve anlaşılması adı verilir. Çünkü Yetzirah dünyası Ruach Ha Kodesh(kutsal Ruh)'in sırrındadır. Mesela Astrolojinin doğduğu kadim Sümer ve Babil topluluklarını düşünün! Onlarda çeşitli Tanrılar vardı. Su için Enki. Hava için Enlil. Güneş için Şamas ve Ay için Sin vardı. Bu adamlar aptal adamlar değillerdi.. Doğadaki güçleri çok iyi gözlemleyen adamlardı bunlar.. Ellerinden gelenin en iyisini hatta fazlasını yapıyorlardı.. Onlarda akşamları bakacakları bir akıllı telefon ekranı yoktu. Her bilgiye tek tuşla ulaşacakları bir teknoloji sistemi onlarda yoktu. Onlar için tek bilim ve teknoloji göklerdeki yıldızlardı. Tek heyecan ve günün stresini atma yöntemleri buydu. Yorgun bir günün ardından gece gökyüzüne bakmak ve yıldızları yorumlamak onların en büyük keyif kaynağıydı. Ve birde onlarda doğa güçlerine yakınlıktan kaynaklanan hassas sezgiler vardı. Doğaya ve doğal olana yakın yaşamalarından kaynaklanan bir durumdur bu. Doğa kelimesi ile Eloh''im kelimesi aynı sayısal değere sahiptir(86)
O yüzden Mazalot(yıldızlara dayalı astroloji) sistemi Babil'de doğsa bile doğrudur.. Hz.Ademden gelen ve Hz.İbrahim'in miras aldığı bir gelenek değildir bu doğru. Ama Hz.İbrahim bile üst gücü, kök gücü ve onun etkilerini ve tecellilerini 22 harf ve 10 sefirot belimah ile açıklarken 3 ana harf(element), 7 gezegen ve 12 burç sistemlerinden yararlanmıştır. Çünkü doğru okuma yapabilen kişi için bunların hepsi bir dildir aslında. Evrensel bir dildir. Senin beni anlaman için Türkçe bilmen gerekir. Benim seni anlamam için ise Japonca bilmem gerekir şeklinde veyahut ifadesinde değildir. Bir çeşit koordinat sistemidir. Matrix'in yazılımının anahtarlarıdır..
Esasında Haşem, insanı Hokhmah(bilgelik) denilen bir ruh halinde zaten yaratmıştır. Hokhma'ya mutlak bilinç, aydınlanma ve mutluluk denilir. Hinduizm'de Ananda(mutluluk) hali ve ötesi diye geçer.. Hokhmah, Haşem'in ifşa olmasıdır. Hokhmah görmek demektir. Gözler demektir. O ifşa olduğu zaman artık inanmamız gereken bir kavram olmaktan çıkıyor. Tam anlamıyla bildiğimiz ve içine dahil olduğumuz bir kavram oluyor. Bilgelik ise asla hayırlı bir kavram değildir. Bilgelikten çok fazla yılan ortaya çıkar.. Bilgeliğe dayalı yüksek bir görüyü, aptallığa ve saf inanca tercih ederdiniz.. Çünkü görmek ateştir, yargıdır. Sol çizgiden uzanan tüm kırmızılıklara sebep olurlar.
Onun Shekinah olarak ifşa olduğu söylenir ve bu gerçektir.. Baba'nın kazancı ile anne'nin çocuklarını doyurması gibidir.. Ve onun örneği şuna benzer; Haşem'im farklı isimler ve kılıklar adı altında ifşa olması ve var olması gibidir.. Bütün insanlar tek bir insandır ama her insanın rolünün farklı olması gerçekliğide vardır. Bazı insanlar polis, bazı insanlar avukat, bazı insanlar yargıç, bazı insanlar doktor, bazı insanlar herhangi bir dalda mühendis, muhasebeci, memur, serseri, işsiz, psikopat vs.. Tüm insanlar tek insan olsada(Adam Harishon) onların rolleri farklıdır.. Haşem'de tek tanrı olsada, kök tanrı olsada, daima Shekinah niteliği ile ifşa olur.. Yani sanki farklı elbiseler giyen tek tanrı, kök tanrı şeklinde açığa çıkar. O yüzden Haşem bazen merhamet'dir ve bazende sert yargılardır. Ağır yargılardır. Hepsi haşem'di.. Sadece farklı isimleri giyinir.. Bazen Celal(yargı ve din) esmaları ile tecelli eder. Bazende Cemal(merhamet) esmaları ile tecelli eder.. bunlar hep Haşem'in, Shekinah'nın elbiselerini giyinip kişiye veya onun bilincine etki yapması gibidir. Onu uyarması veya sevmesi gibidir. Bazen sever ve bazen uyarır. Haddini bildirir.. Bazen annenin kıyafetlerini giyer(merhamet), bazende polis ve yargıç kıyafetlerini giyerek kişiye göz dağı verebilir veya onu tutuklayabilir. Bazen Cemal(merhamet)'dir.. Bazende Celal(Din)'dir.. Ne demek istediğimi iyi düşünün ve anlayın..
Fakat yinede tüm bu algılar, günün sonunda kişinin bilincinde gerçekleşti. Kişi, Haşem'i Cemal esmaları ile ifşa ederken son derece haklıydı. Aynı şekilde kişi, Haşem'i Celal esmaları ile ifşa ederkende son derece haklıydı.
Sırrı şimdi daha iyi anlayın. Haşem, tek sabit bir güçtür(değişmez bir yasa). Kişinin onu Celal(hüküm ve yargı) veya Cemal(merhamet) olarak algılaması kişinin kendi bilincine ve egoizmine bağlıdır. çok fazla egoist, kötü ve son derece bencil bir insanı düşünün.. bu insan Doğa'da var olan hep zararlı şeyleri görür. yıkımı görür, yapımı görmez. O yüzden bu konu yaratıcıya inanmakla bile alakalı değildir aslında. Bir insan doğanın hep yıkıcı taraflarını görüyorsa, karanlık yönlerini görüyorsa o insan Celal(yargı) esmalarının bir yansıması olarak var olur. Tanrıyı inkar eden bir ateist olması gerçekliği değiştirmiyor. Bir ateist inkar etti diye tüm üst güçler birden bire oradan öylece kaybolmazlar. Etkilemeye ve var olmaya devam ederler. Öyle görüyorlar çünkü egoistler ve benciller. Tüm yaşamın kendi sınırlarında olduğuna dahil bilinçsiz bir ön reflekse ve içgüdüye sahipler.. O yüzden böyle yaşayan bir insan, hep doğanın Celal(yargı) tarafını görecek. Doğa'da var olan acımasız kavgayı görecekler. Bencilliklerini, insafsızlıklarını, merhametsizliklerini haklı çıkarmak içinde size sürekli doğadaki kavgadan bahsedecekler. Aslan'ın geyiği yemesi hikayesi.. bunu hepiniz bilirsiniz..
Haşem'in Cemal(merhamet) esmalarını gören kişide ise anlatım tamamen değişecektir. Fakir bir adamdır ama yinede isyan etmez. Doğan Güneş'in, soluyabildiği havanın güzelliğini görür. Doğa'da var olan güzellikleri görürler. Kedilerde var olan, tavşanlarda var olan, geyiklerde var olan kısacası tüm canlılarda var olan o muhteşem güzelliği görürler. Tüm canlılarda Eloh'im Chayim(yaşayan tanrı)'in gücünü ve ışıltısını görürler. Arkadaşlarını merhametle yargılarlar. Onlara kötülük yapılsa bile bir acı kahveye 40 yıl hatır gösterirler ve dostluklarını bozmazlar.. Yani karakterleri böyledir. Onlarda Cemal esmaları tecelli etmiştir.
Celal esmaları sol sütunun ve Eloh''im isminin sırrındadır. Sol sütunda Binah, Gevurah ve Hod sefiraları yer alır. Binah ve Gevurah ''Eloh''im'' ismidir. Hod ise ''Eloh''im Tzevaot(orduların Eloh''im'i)'' ismidir.. Bunlar Doğamızı ve kabımızı anlatıyorlar.. Işığı kendimiz için isteriz ve dolarız. Işık ile dolarız. Aynı zamanda zeka ile ilişkilidirler.. Zeka tarafı daha çok Binah ile ilişkilidir diyebilirim. Bir kılıç kadar keskin ve ateşli bir zihin düşünün..! Aynı zamanda Haşem'in ihtişamını ve gücünü anlatırlar. Yargı ve muhakeme niteliklerinin aktığı kanaldır. Sınırlamalar, dinsel ve kurumsal yapılar ile ilişkilidirler.
Cemal esmaları ise sağ sütunun ve YHV'H isminin sırrındadır. Sağ sütunda Hokhmah, Hesed ve Netzah sefiraları yer alır. Hokhmah 'Ya'h' ismi ile ilişkilendirilir. Bütün bilgelik pınarlarının ve maneviyatın aktığı kanalın köküdür. Hesed, 'El' ismi ile ilişkilendirilir. Bilgeliğin ve maneviyatın aktığı bir akarsu gibidir.. Son olarak Netzah(zafer) sefirası YHV'H Tzevaot(ordular'ın YHV'H'si) ismi ile ilişkilendirilir.. Tüm akışlar malkhut'a indirilmeden önce; yukarıdan gelen akışı merhametle biraz daha kısar ve ihsan etme niteliğini edinmenin zaferini tadar. Tüm beyazlıklar ve iyi nitelikler bu yönden gelir. Tüm ihsanlar ve iyilikler oradan gelir. Manevi bilgelik ile ilişkilidirler. Sol hattın dengelenmesinde bu sütuna ihtiyacımız var. Bu sütunun etkileri dünyadan kalkarsa; maneviyat dünyadan yok olmaya başlar. Maneviyat dünyadan yok olursa; dünya tohu(şekilsizlik) ve Bohu(boşluk) haline geçer. Bu bir nevi kuruma, kuraklık durumu gibidir. Sanki toprağı sulayan, kaba(bedene veya ruha) canlılık veren enerji ve akış kesilmiş gibi olur. Böyle bir durumda çok fazla depresyon, boşluk hissi, kimlik krizi, yaşamın anlamsızlığı temaları kaçınılmazdır. Haşem hepimizi öyle bir durumdan korusun..! Hala maneviyat var. Maneviyatcı insanlar var ve gelecektede artacağını umuyorum.
Orta hatda yer alan Sefiralarda vardır. Keter ile başlar, Tifferet ile devam eder.. Keter sefirası, ''Ehye'h'' isminin gizemindedir.. Rab, Musa'ya; ''Ehye'h Asher Ehye'h'' Ben, ben olanım ve olacağım diye seslenmiştir. Yaşam ağacının tam ortasında yer alan Tifferet ise; YHV'H olarak adlandırılıyor.. Ze'ir Anpin'deki 6 sefiranın merkezinde yer alır(onunla ilgili açıklamayı son paragrafta yaptım).. Bir diğeri Yesod; kök veya temel olarak bilinir.. E'l Shaddai isminin gizemi onda açığa çıkar. Shaddai ve Metatron ismi aynı sayısal değere sahiptir(314).. Keter ile ilişkili olan Metatron nasıl oluyorda Yesod'daki tanrısal isim(Shaddai) ile eşleşiyor?
Cevabı çok basit; biz nasılki bir annenin rahminden doğarız.. Bir sperm ve yumurta.. Babadan gelen beyazlık ve anneden gelen kırmızılık vardır.. Üst gücün bize olan etkileride öyledir.. Asiyya dünyasının Keter'i, Yetzirah dünyası için Yesod(rahim) oluyor.. Biz üst güçleri böyle algılayacağız.. Tıpkı yeni doğmuş bir çocuğun annesini ve babasını yavaş yavaş algılaması gibi.. Maneviyatta doğduğumuz zamanda üst güçlerin bizlere olan etkilerini yavaş yavaş fark edeceğiz...
Bizim içinde yer aldığımız dünyada Malkhut'dur. Oda orta çizginin sonunda yer alır.. Malkhut; Adonai(efendi) isminin gizemindedir.. Adonai, Rabbindir.. Esasında Malkhut, Shekinah'nın gizemindedir.. Tapınağın(kalp tapınağından bahsediyorum fiziksel değil) gizemindedir.. Rabbin insanlar içinde yaşaması ve yaşamak istediği fikri bir çok kişiye saçma gelsede..; Günün sonunda Rab bunu istiyor.. Sandalphon adı verilen bir melekle ilişkilendiriliyor.. Bütün kabalah bununla ilgilidir. ''Ey oğlum, babanın öğüdünü dinle, annenin Tora'sını terk etme, çünkü onlar başın için zarif bir çelenk, boynun için gerdanlık olacaktır."(Özdeyişler 1:8)
O yüzden kim kabaladan bahsetti? Esasında Tifferet'den bahsetti.. Kabala, Tifferet'in kabuğundaki içsel meyvedir. Çünkü Hesed, Gevurah ve Tifferet vardır... Vav katzavot'daki ilk üç sefira Gar'daki sefiraların yansımasıdır. Gar'daki sefiralar Keter, Hokhmah ve Binah'dır.. O yüzden Hesed'e Va'k'daki Keter denilir.. Gevurah'ya Va'k'daki Hokhmah denilir.. Tifferet'e Va'k'daki Binah denilir.. Binah, Aima(anne)'dır.. Kabalah'nın sırrı burada yatar.. ''Ey oğlum, babanın öğüdünü dinle, annenin Tora'sını terk etme, çünkü onlar başın için zarif bir çelenk(Keter), boynun için gerdanlık olacaktır(Da'ath)."(Özdeyişler 1:8) diye yazılmıştır.. İşte kabala budur.. bu manevi öğretidir... Tifferet(YHVH) ile ilişkilendirilen Yakup ve onun merdivenide(orta hat) bu sırra işaret eder...