Sorumluluk

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
Genellikle belirli bir yola girmiş olan ve “bilgilenmenin getirdiği idrak ve farkındalıkla, insanın vicdanında oluşan bir duygudur” sorumluluk. Öğrenilen her yeni bilgi insana sorumluluk getirir. Elde edilen bu sorumluluk duygusu, daha sonra insanı kendine ve bütüne hizmet etmeye yöneltir. Sorumluluk duygusuna bu açıdan baktığımızda çok önemlidir. Şimdi konuyu biraz daha açalım.

(Yazar: Erol Yurderi)

Bilgilenme (Ruhun ihtiyacı olan herşey)

Sorumluluk (Vicdan)

Bilinçli veya bilinçsiz, ruhunun ihtiyacı doğrultusunda çeşitli deneyimler geçirerek bilgilenmeye çalışan insanın karşısına, bir müddet sonra onu geliştirecek ve yükseltecek olan bilgiler çıkartılır. (Hepimizin karşısına çıkartıldığı gibi.) Bu ilahi yasanın bir gereğidir. “Her insana, hayatında birkaç defa kendini onarma ve yükseltme hakkı tanınır”. Bu ilahi yasayı iyi değerlendirerek, bilgilenerek yükselmeye başlayan varlıklar, bir zaman sonra belirli bir idrak ve farkındalığa ulaşırlar. Bu bir uyanıştır. İşte bu uyanış döneminin en önemli bilgisi ise, SORUMLULUK’tur. İnsan ilk önce, kendini geliştirme sorumluluğunun farkındalığını yaşar. Daha sonra da çevresinden ve bütünden. Hiçbir insan ömrü boyunca sorumluluk almadan yaşayamaz. Eğer böyle davranırsa gelişmesi durur ve olgunlaşamaz.

Yazının başında sorumluluğu, “bilgilenmenin getirdiği idrak ve farkındalıkla, insanın vicdanında oluşan bir duygudur” diye tarif etmiştik. Evet, her insanın kendi ruhsal tekamül seviyesine uygun olarak, bir idraki (anlayışı), hissedişi ve düşünüşü vardır. Bu, o insanın gerçeğini ifade eder. Evrende her ne kadar ruh varlığı varsa, o kadar tekamül farkı ve vicdan derecesi vardır. Dolayısıyla herkes kendi vicdan hükümlerine göre sorumludur. Yani insanı yaptıklarından dolayı sorumlu tutan vicdanıdır. Peki “vicdan” nedir?

Ruhsal bilgiye göre vicdan;“ruhun öz malı olan bir yetenektir, kudrettir. Ve tekamül oranında gelişir. Denetleyici, hesap sorucu ve ayırt etme gücüne sahiptir. İlahi irade yasalarının, ruhta bir yansıma yeridir.” diye tarif edebiliriz. Sorumluluk duygusu, vicdani açıklıktan sonra başlar. Yani insan, ne yapması gerektiğini vicdanında net olarak hissetmelidir. Niyetini iyice belirliyerek ona göre hareket etmelidir. Sorumluluğunun farkındalığını yaşamayan, sorumluluğunun bilincine varamamış varlıklar ise, niyetlerini de bilemezler. Onun için insanda ilk önce sorumluluk duygusunun gelişmesi gerekir. Ve bir insanın sorumlu olabilmesi için herşeyden önce onun niyetine bakılır. Niyetinin iyiliği ve kötülüğü sorumluluğuna etki eder. İnsan düşüncelerinden de sorumludur. Çünkü zihnimizde ürettiğimiz + veya -düşünceler bütün evrene yayılmaktadır. Ve biz ürettiğimiz düşüncelerimizle iyi yada kötüyü kendimize çekeriz. Buda tekamülümüzü etkiler. Ayrıca negatif düşünceler içinde olmanın sinir sistemimizi ve tüm sağlığımızı nasıl etkilediğini hepimiz biliyoruz. Yukarıda insan olarak ilk önce kendimizden sorumlu olduğumuzu söylemiştik. Dolayısıyle, düşüncelerimizi kontrol etmek sorumluluğumuzuda içimizde hissetmeliyiz. Bilginin sorumluluk getirdiğinden bahsetmiştik. Evet, her insan bildiğinden sorumludur. Bilen insan, bilmeyen insandan da sorumludur. Sorumluluklarımızı sevelim! Onlardan kaçmayalım. Onları kabul edip, üzerimize düşeni yaptığımız zaman, bütünün evrensel yürüyüşüne de yardım etmiş oluruz. Bence doğru olan da budur.
 
Üst