Sadece kelime-i sahadet yeterli mi?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan yazboz
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

yazboz

Kayıtlı Üye
Kelime-i şahadet getiren herkesi Müslüman kabul ederiz. Bunu belgelemek için de nüfus kimliğimizde "Dini" hanesine "İslam" yazdırırız.

Peki, bunlar yeterli midir Müslüman sayılmak için? Evet, yeterlidir, yeterlidir de gerçek ve sadık bir mümin sayılabilmek için başka şeyler de gerekir.

İşte bu yazıda Kuran-ı Kerim penceresinden müminin bazı özelliklerini sayacağız. Ta ki kendisini terazinin bir kefesine, Kuran'ın kurallarını da diğer kefeye koyup değerlendirebilsin. Başkasının onayına gerek kalmadan "ahlak ve tavırlar" açısından nasıl bir mümin olduğumuza kendimiz şahadet etmiş oluruz böylece.

* * *

1- Müslüman affetmeyi sever. Öfkesine hákim olur. Öfkesini yutar. İnsanların kabahatini görmezden gelir (Ali İmran, 134). Bu tavrıyla da Yüce Allah'ın mağfiretini arzular (Nur, 22).

2- Müslüman boş sözden ve hareketlerden uzak kalır. Doğru olan da bu değil mi? Dünya ve ahirette fayda sağlamayacak söz, tavır ve hareketlerin ne faydası olabilir ki (Müminun, 3).

3- Müslüman, cahillerin sataşmasına muhatap olunca selam selametle der ve geçer (Furkan, 63). Cevap vermeye yeltenmez, sataşmalardan etkilenmez. Potaya girmez.

4- Müslüman, Allah'a verdiği sözünde durur (Azhab, 23). Gayrimüslimle bile bir anlaşma yaparsa anlaşmasına ihanet etmez. Sözüne ve ahdinde sadıktır.

5- Müslüman, ölçülü bir sesle konuşur. Alçak bir sesle hitap eder. Vakur insana yakışan bir hitapla hitabede bulunur (Lokman, 19).

6- Müslüman kötülüğe kötülükle değil, iyilikle muamele eder. Affetmeyi sever. Kötülüklere güzellikle karşılık vermek bir fazilettir (Fussilet, 34).

7- Müslüman diğer Müslümanları kardeş olarak kabul eder. Müminler ancak kardeş olabilirler (Hucurat, 10). Bir Müslüman diğeriyle alay etmez. Küçük görmez. Aşağılamaz, ona kötü lakaplar takmaz (Hümeze, 1).

8- Müslüman hayatını doğru bir çizgide götürür. İstikamet onun için vazgeçilmez bir ilkedir. Peygamberin bile dosdoğru hareket etme konusunda ayet aldığını bilir (Hud, 112). Kuran-ı Kerim'in istediği anlamı da doğru dürüst yapar.

9- Müslüman haramlardan kaçınır. Yüce Allah'ın emirlerine uyar (Meryem, 65).

10- Müslümanlar başka din mensuplarının İslam'a yönelik tahrikleri karşısında vakur davranırlar. Akıllıca hareket ederler. Telaşlanmazlar. Kendilerine güvenirler (A'raf, 199; Maide, 13).

11- Müslüman, ailesine ve çevresine ibadet etmeyi ve namaz kılmayı teşvik eder (Taha, 132). Peygamberin ilk yaptığı ibadetin Hz. Hatice ve Hz. Ali ile beraber namaz kılmak olduğunu unutmaz. Hz. Ali ve Hz. Ömer'in camide namaz kılarken veya namaza hazırlanırken şehit edildiklerini hatırlar. Onların camiye ve namaza bağlılıklarını kendisi için ölçü alır.

12- Müslüman bozguncu değil, yapıcıdır. Tahrip etmez, tamir eder (A'raf, 56).

13- Müslüman başkasının namusuna, iffetine saldırmaz. Dil uzatmaz, küfretmez. Kuran-ı Kerim'deki en sert cezalardan birinin, namuslu kadınlara iftira etmek olduğunu unutmaz (Nur, 11-25).

14- Müslüman zina etmez. Zinaya götürecek yollardan ve ortamlardan uzak durur (İsra, 32), zinanın bir zulüm olduğunu bilir.

15- Müslüman, kendisini zinaya davet edenin şeytanın ve nefsin bir eseri olduğunu bilir. Bu davete boyun eğdiğinde kendisinin de bu dairenin bir çarkı haline dönüşeceğini bilir ve uzak durur. İffeti tercih eder.

16- Müslüman, Allah'a yalvarır. Sürekli Allah'ı anar, her an Yüce Allah'la beraber olur. Yanlış bir iş yaptığında hemen kendine gelir. Kendini günahların ve isyanın oyununa kaptırmaz. Herkes yokken, herkes uzak ve her şey uzakken, Allah'ın yakın olduğunu bilir. Bir an bile Allah'tan gafil olmaz. Yüksek sesle veya kısık sesle Allah'ı anar. Bakındığı her yerde ve anda Rabbini anar (A'raf, 40, 205; Ali İmran, 135).

17- Müslüman sadece Allah'a dayanır. Fatiha'da okuduğu gibi yalnızca yaradıcısından ister. İnsanlara iyilik yaparken de onlardan gelecek karşılığı beklemez. Bunun manevi karşılığını da dünyada değil ahirette bekler.

18- Müslüman, Müslüman'ın gıybetini yapmaz. Aleyhinde konuşmaz, çekiştirmez. Aleyhinde konuşanı susturur veya en azından o ortamı terk eder.

19- Müslüman küfretmez. Hakaret etmez, ağır söz söylemez, kendini büyük görmez. Mütevazı davranır. Herkesi kendinden daha çok cennete yakın hisseder.

Bu maddelerde yazılanlar bile kelime-i şahadet getirmekle işin bitmediğini anlatmaya yeter sanırım.
Doç.Dr. Nihat Hatipoğlu
 
Yani kisacasi Müslüman yokmudur? Hangi Müslüman küfür etmez hangi Müslüman yalan söylemez? Hangi müslüman materyalizime düskün degildir? Müslümanlar varmidir dünyada? Kadin taslamiyan dine küfür diye kafa kesen ? Afghan Talibanlari "gercek müminmidir"?bunlar gercekten varmidir? Gercek mümin olabilmek icin emperyalist güclerin ve sömürücü faktörün elinde oyuncak olmak onlarin kölesi olmakmidir? Allaha yalvaran toplumlarin cogu neden aclik sinirinda yasiyor yada savas halindedir? Allahi sevsek onu anlasak ve saygi göstersek daha iyi olmazmi? Ülkemizde din adina o kadar yanlis seyler yapiliyor ki küfür etmemek imkansiz;)Herseyden önce insan olmaktir önemli olan.Ister gavur kafir jahudi mümin budhist yada vs. Herseyden önce insan olmaktir!Hatasiz kul olmaz.Bunlar Hirstiyan Budhist ve Jahudiler icinde gecerlidir tabi sayin yazboz yada Dr.Nihat Hatipoglu mu desem?
 
zaten anlatılmak ısteenen de budur burda ama anlamak ısteyıp ıstememekle alakalıdır .sadece kelıme-i sahadetle degıl sayılan maddelerde ınsan olmakla musluman olunabılecegı yazıyor dıkkatlı okununca bu acıkca gorulebılıyor ve muslumanlık dını hıc bır zaman ayrımcı bır dın olmamıstır kı .muslumanlık namaz kılmak oruc tutmak hacca gıtmenın gereklılıgını de soyler farzdır da oruc tutmayan namaz kılmayan hacca
gıtmeyen de musluman degıl o zaman sızın bu varsayımınıza gore ama bunu yapamayan ya da yapmayan cok ınsan var bu nolacak?
muslumanlık ta aslolan ınsan olmaktır bundan otesı de yoktur bence ve kufre sapmadan yalan soylemeden yasamaktır ama nefsıne yenılen ınsan olmasa cehennem de cezalandırılacagı soylenmezdı
aclık sınırında ve savas halınde olmaları muslumanlıgı dogru yorumlayamayıp yenılıklere kapanarak dını yurutebıleceklerını sanmalarındandır.bunu destekleyen tarıkat goruslerıyle ınsanların gozu kor edılıyor .kendı kararlarını veremıyor ınsanlar hak dın muslumanlık herkese kucak acan her dıne saygı duyan ve okundugunda anlasılır bır kıtapa sahıp guncel bır dındır .buna en ıyı orneklerden bırı de osmanlı ımparatorlugu zamanıdır...
 
hayir efendim bu yanlis.Islamda reformlarda olur.Olmaz diyenlerden degilim ben.Dikkat ederseniz kac tane kutsal kitap inmis adini tevrat kuran yada incil koy.Burda temel anlatilmaya calisilan sey nedir?Sevgi ve Saygi!Inanc! Allaha yönelik yakinliginiz.Kul hatasiz degilse kutsal kitaplar neden hatasiz olmasin? Cok sey yanlis bir sekilde degerlendirilmektedir cok manali olmasina ragmen herseye karsi cikiliyor bunun benim sizin alinti mesajinizi anlamam yada anlamamamla alakasi yoktur.Kimse din üzerinden siyaset yapamaz ve kural koyamaz.Din kul ve Allah arasindak ibir iliskidir öyle Ahmet mehmetin agzindan duyup yasanilacak birsey degildir.Herkes dogru yolu kendi bulmalidir,kuran yol göstermektedir.Okumasi yazmasi olan burdan bilgilere ulasabilir gidipte Televizyonda cirt atan sahtekarlardan dinlemez.Allah sevgisini icinizde yasatmaniz gerekir neden ona yalvariyorsunuz.Allahin sizin ona yalvarmaniza ihtiyaci yok sizin ona hizmet etmenizi onu sevmenizi ister.Cok güzel bir konuya degindiniz ayrica sayin yaboz.Osmanli Imparatorlugu gercekten Islam dünyasina aslinda bir örnek olmustur.Multikulturel her ethnik kökenden insanlari bir cati altinda barindirmasini basarabilen gercek bir imparatorluktu,din özgürlügü olan.Sonrasinda yapilan reformlarda yani Cumhuriyet tarihinde ezan yine türkce okunmustur,yani herkesin anliyacagi dilde aslinda ne kadar güzel birsey.Ama malesef insanlarimizin onursuz ve alakasiz davranislari sayesinde yine Arapca olmustur.Ne kadar güzel bir örnek degilmi,sen git Arap topraklarindaki o güzel Osmanli tarihi eserlerini yerle bir eden o materyalist müslümanim diye kafirlik yapan o araplarin dilinde oku.Gercekten islamin getirilerindne sadece bir tanesidir.Dinin dili yada ethniyi varmidir allah askina? Istediginz dilde seslenin Allah sizi mutlaka duyacaktir bunun belirli bir standarti yada kurali yoktur.Gercekten cok iyi birsey becermisler,haci ve umreyi bile bir cesit ticari amac olarark kulanmaktan bile kacinmiyan o din sömürüclüleri "kardeslerimize"baska nasil laik olabilirdiler ki? Kimse dini ordan burdan örnek veremez herkes dedigim gibi Allah ve kul iliksini kendi yasar ve ögrenir.
Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sakınanlardır. Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır.
Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Yunus Suresi, 63-64)Insan sevgisi kardeslik ve merhamet.Ne derecede müslüman bir ülkedir Tükiye ?
Degilmi sevgili yazboz,sana katilmamak mümkün degil
 
aslında belkı anlatmak ıstedıgımz ya da dusuncelerımız aynı ama ıfade etmekte ya da anlamakta zorlanıyoruz gıbı geldı sımdı bana.evet osmanlı ımp.donemı muslumanlık adına en guzel zamanlardan bence.bır cok dın ırk kultur bır arada ve refah ıcnde gecınmıslerdır.evet ınsanlar dogru yolu kendılerı bulmalılardır ben de bunu savunuyorum.tarıkatgercegını de bu yuzden yazdıım ınsanlar mantklarını kullanarak emredılenler olcusunde yorum yapmalılar .ben her soyleyene her solylenılene ınanmamdıger ınsanlar da ınanmamalıdır sadece yazılanlar gercegı yansıtıyor ınsan olmanın muslumanlıkla bırebır ılskısı oldugunu anlatıyor dıye alıntı yaptım sevgılı creepa .cok bılıyorum kı 3-5 sene once olmaz dedıklerı seye (hocaların tv lerde cıkıp)populer olmak yada aykırı dusmemek adına olur dedıklerını.bu benı uzuyor yıllarca bıze kapanmadan namaz kılnmayacagını soyleyen de onlar kurbanın farz oldugunu da.ama yıllar gecıyor kurbanın kesılmese de olabılecegını ogrenıyoruz ve kapanmakla namaz kılmanın ayrı seyler oldugunu da ha hepsı aynı anda yapıldıgında elbette kı makulu odur ama ınsanları dıne yaklastırmak adına yasaklarla uzaklastıranlara ben de karsıyım sanırım ıkımızın de asagı yukarı goruslerı aynı paralellıkte yanılmıyorum umarım...
 
uzlasmamıza sevındım cunku, yanlıs anlasılmak kadar kotu bırsey yok .uzuluyorum boyle olunca
 
- Müslüman, ailesine ve çevresine ibadet etmeyi ve namaz kılmayı teşvik eder (Taha, 132). Peygamberin ilk yaptığı ibadetin Hz. Hatice ve Hz. Ali ile beraber namaz kılmak olduğunu unutmaz. Hz. Ali ve Hz. Ömer'in camide namaz kılarken veya namaza hazırlanırken şehit edildiklerini hatırlar. Onların camiye ve namaza bağlılıklarını kendisi için ölçü alır.

Bu zamanda "Müslüman" birine namaz kıl desek dayak yeriz, olmadı laf yeriz. Namaz ve diğer ibadetleri teşvik konusunda kimsenin müsamahası yok ne yazık ki; ne kadar iyi niyetle yaklaşırsan yaklaş "canım isterse kılarım seni ilgilendirmez" der öyle kalırsın. Yani yaşanıyor bunun gibi şeyler :D üslup da önemli gerçi.

Çok güzel bir liste, güncelliyorum o yüzden.
 
- Müslüman, ailesine ve çevresine ibadet etmeyi ve namaz kılmayı teşvik eder (Taha, 132). Peygamberin ilk yaptığı ibadetin Hz. Hatice ve Hz. Ali ile beraber namaz kılmak olduğunu unutmaz. Hz. Ali ve Hz. Ömer'in camide namaz kılarken veya namaza hazırlanırken şehit edildiklerini hatırlar. Onların camiye ve namaza bağlılıklarını kendisi için ölçü alır.

Bu zamanda "Müslüman" birine namaz kıl desek dayak yeriz, olmadı laf yeriz. Namaz ve diğer ibadetleri teşvik konusunda kimsenin müsamahası yok ne yazık ki; ne kadar iyi niyetle yaklaşırsan yaklaş "canım isterse kılarım seni ilgilendirmez" der öyle kalırsın. Yani yaşanıyor bunun gibi şeyler :D üslup da önemli gerçi.

Çok güzel bir liste, güncelliyorum o yüzden.

Namaz kılmak için belirli bilinç seviyesi, farkındalık gerekiyor. Anlamını bilmeden, eğilip kalkmaktan ibaret olan namaza, maun suresinde çok güzel cevap verildi.
Herşeyden önce kişi "ne söylediğini bilinceye kadar namaza yaklaşmamalı". Çünkü kişinin bilmediği, anlamadığı ve uygulamadıgı sözleri vermesi anlamsızdır ve ikiyüzlülüktür.
Namazda infak ayetlerini okuyup da gariban kiracısını kira geciktirdi diye evden atan bey amcalara ya da namazda Nur-30'u okuyup da kiraathanenin önünde aksama kadar oturup milletin anasına bacisina yan gözle bakanlara duyurulur.
Namaz için belirli farkındalıklar gerekiyor.
Kişinin mümin olabilmek için gerekli hal ve davranışları yapmasi (mu'minun suresinde bildiriliyor) gerekir. Ve ancak fitrat uzerine yol alanlar, iyilik sevgi ve barış için çalışanlar namazı hakkıyla kilabilir. Çünkü teslimiyet hali bu bilinçte olan varliklarda aktiftir. Ibadetin özünü de ancak teslimiyeti yaşayanlar kavrayabilir.
 
bana göre de tam tersi; (müslümanlar için belirlenmiş) ibadetleri yaptıkça sözünü ettiğin bilinç seviyesine erişiliyor, peygamberler müstesna tabii.

Allah hiçbir ayetinde "idrakte şu seviyeye gelinceye dek namaz kılmayın" demiyor ama şunu diyor mesela; "Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir." bu ara Bakara Suresinden gidiyorum, daha ileri seviyeye geçemedim. :)

evet günah işliyoruz, özellikle biz kadınlar çok fazla gıybet yapıyoruz ve Allah'ın sakınmamızı buyurduğu o kaş göz işaretlerini çok yapıyoruz. ama günah işlemek ayrı, huşuyla Allah'tan korkmak ve namaza devam etmek ayrı. Allah zaten günah işleyeceğimizi bilerek bize namazı kılmamızı emretmiş, bunu tevbe ayetlerinin varlığından anlıyoruz. eğer sürekli günahlarımızı düşünürsek, kendimizdeki eksikliklere devamlı odaklanırsak veya "ya ben günahkarım benim namazım olmaz" dersek bu yanlış olur. ben ayette sözü edilen"Allah'tan yardım isteme"yi günahları azaltma ve günahlardan tevbe etmekten bıkmama hususunda yardım istemek olarak algılıyorum, bence en çok bu hususta yardıma ihtiyacımız var zira öbür türlü işimiz çok zor. @Furking

konu üzerinde düşünmemi sağladığın için teşekkür ederim.
 
bana göre de tam tersi; (müslümanlar için belirlenmiş) ibadetleri yaptıkça sözünü ettiğin bilinç seviyesine erişiliyor, peygamberler müstesna tabii.

Allah hiçbir ayetinde "idrakte şu seviyeye gelinceye dek namaz kılmayın" demiyor ama şunu diyor mesela; "Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir." bu ara Bakara Suresinden gidiyorum, daha ileri seviyeye geçemedim. :)

evet günah işliyoruz, özellikle biz kadınlar çok fazla gıybet yapıyoruz ve Allah'ın sakınmamızı buyurduğu o kaş göz işaretlerini çok yapıyoruz. ama günah işlemek ayrı, huşuyla Allah'tan korkmak ve namaza devam etmek ayrı. Allah zaten günah işleyeceğimizi bilerek bize namazı kılmamızı emretmiş, bunu tevbe ayetlerinin varlığından anlıyoruz. eğer sürekli günahlarımızı düşünürsek, kendimizdeki eksikliklere devamlı odaklanırsak veya "ya ben günahkarım benim namazım olmaz" dersek bu yanlış olur. ben ayette sözü edilen"Allah'tan yardım isteme"yi günahları azaltma ve günahlardan tevbe etmekten bıkmama hususunda yardım istemek olarak algılıyorum, bence en çok bu hususta yardıma ihtiyacımız var zira öbür türlü işimiz çok zor. @Furking

konu üzerinde düşünmemi sağladığın için teşekkür ederim.

Ben namaz kılmayın demiyorum sevgili @yay
Eğer ibadetini yapacaksan ne söylediğini de bilmek zorundasın. Anlamını bilmeden okumanın Kuran'da yeri yoktur.
Çünkü namazdaki amaç okunan ayetlerin zikredilmesi (hatırlanması)dır. Gerçek sekinet de anlamını bildiğin bilginin kalben hissedilmesiyle olur. Kısacası, namazda Rabbinle bir iletişim halindesin, O'na yöneldiğin bir ibadet halindesin. Bunun için ne söylendiğinin bilinmesi gerekli.
Şuan bu mesajı anlamayacağın bir dilde yazmamın senin için bir anlamı olabilir mi?

Günah konusunda da, Kuranda "kendini kınayam nefse" yemin var. Bu menfiyetini negatif hal ve davranışlarını fark eden varlığın bulunduğu bir haldir ve mumin mertebesine geçmek icin gerekli bir asamadır.
Kusurunu bilmeyen kusurunu düzeltemez.
Bu tamamen samimiyet ihlas ile alakali bir durum.
Kimisi "zaten günahkarım, onu da yapmayayim" der ateşine ateş ekler.
Kimisi de "arınmam gereken çok gunahım var" der ve degişim ve gelişime adım atar, ki Islam da budur. Nefsin menfiyetindr zaten bircok kötülük var. Amac bunlardan arinmak. Kimse kusursuz değil. Kendini kusursuz sanan varlık en büyük kusura sahiptir.
Tekamüldeki amac kendinde kusur bulup bunu duzeltmektir. Ancak bu sekilde ilerleyis oluyor.

Konuya dönecek olursak:
Elbette namaz kıl. Ama bulundugun halin daha fazlasina da erisebilirsin. Burada kusursuz olmani bekleyemez kimse. Temizlenmek ve arinmak icin gösterdiğimiz çaba bizleri kurtarır.
 
Biraz vaaz verebilirim. Özlemişim.

Mekke döneminde müslüman olanların dereceleri açık ara daha yüksektir. Çünkü Mekkedeki koşullar daha acımasızdı. Süikastler yapıldı. Müslümanlığını ilan edenler başta dışlandı, dövüldü, sakat bırakıldı, evlatlıktan reddedildi, hatta öldürüldüler. Köleler fuhşa zorlandı, kölelere davar tasması takıldı ve "yaşayın şimdi müslümanlığınızı" dendi. Buna rağmen olağanüstü bir şekilde direndiler. Köleleri ayrı, efendileri ayrı direndiler.

İşler çığrından çıkınca da Medineye göç ettiler. Medinede güzel karşılandılar. Mekkede Zulme uğrayan müslümanlar ahlaken öyle bir olgunlaşmışlardı ki , kendilerini yoldan çıkarmadan İslamiyeti çok güzel temsil ettiler ve islamiyet bu güzel temsil ile ışık hızı ile yayıldı.

İnen ayetler de genellikle dayanışma, güzel amel, cennet, ölüm ötesi gibi hayata anlam ve vizyon katan, zihin açan, edebi yönü ile hayranlık uyandıran tarzda indiği için de her işiten kişi bir anda müslüman olduverdi.

Ama çok büyük bir sorun vardı. Daha doğrusu çok büyük bir eksiklik. MEkke döneminde müslüman olanlar canları pahasına Allaha olan sadakatlerini ispatlamışlardı, ama MEdinede müslüman olanlar konfor alanlarından henüz çıkmamışlardı bile. Bir çoğu modaya uyar gibi müslüman olmuştu. Hem ucuzdu hem eğlenceliydi artık müslüman olmak.


Mekkeliler olan biteni zaten öğreniyorlardı ve belli ki bir savaş olacaktı. Bir dönem güzel güzel inen cemali ayetlerin ardından, bu sefer de celali ayetler inmeye başladı. Ayetler kendine müslüman diyen herkesi savunma savaşlarına katılmaya, savaş bütçesine maddi olarak topyekün katkıda bulunmaya davet ediyordu.

Ve ilk çatlak sesler çıkmaya başladı. Siz gidin savaşın biz burda kalacağız diyen müslümanlar oldu. Tmm müslümanız da gidip ölecek kadar da müslüman değiliz diyen müslümanlar oldu. Trende uyarak, panayırlarda edebi metinler etkilenerek müslüman olanlar bir anda dinden çıkmaya, Mekkeli putperestlere içeriden bilgi sızdırmaya başladılar.

Günün sonunda savaşa katılanlar yalnız bırakılacaktı, ancak savaşları her seferinde bir azınlık olarak kazanarak destanlar yazdılar. Kemik kadrosunu Mekke dönemi müslümanlarının oluşturduğu ordular nam saldıkça, inen ayetler de münafikları ifşa etmeye başladı. Artık herkes kimin ne olduğunu biliyordu. HErşey ortadaydı. Dolayısı ile bu dinden çıkan müslümanlar yeniden dine girmeye başladılar. Bir kısmı arada kalacaktı, bir kısmı sürekli kazanan ata oynayacaktı, bir kısmı da arkadan vuracaktı. Ama her bir savaş galibiyetinde hepsi "müslümanız" diye haykırıyordu.

Kısacası Mekke dönemi müslümanları özel bir yere sahiptirler.


Yani bu iş biraz zor zamanda belli olan bir iş. KElimei şahadeti ajanlar da getirir.
 
Son düzenleme:
Ayetler kendine müslüman diyen herkesi savunma savaşlarına katılmaya, savaş bütçesine maddi olarak topyekün katkıda bulunmaya davet ediyordu. Ve ilk çatlak sesler çıkmaya başladı. Siz gidin savaşın biz burda kalacağız diyen müslümanlar oldu. Tmm müslümanız da gidip ölecek kadar da müslüman değiliz diyen müslümanlar oldu. Trende uyarak, panayırlarda edebi metinler etkilenerek müslüman olanlar bir anda dinden çıkmaya, Mekkeli putperestlere içeriden bilgi sızdırmaya başladılar.
Anti konuşmayayım diyorum ama dayanamıyorum. Mekkeli müslümanları övmüş, Medineli müslümanları yermişsin. Medineliler haklı olamaz çünkü savaşmadı gibi.. Kusura bakma ama adamlar haklı. Cehaletin özünü ölçen din ya da inanç değildir. Keza farklı ya da aynı dine mensup olmadığın için savaşmakta ayrıcalık değildir.

Kişi Venüs yıldızına tapar, Uzza arketipi oluşturur.. Ya da şefaatçi olsun diye putları kutsar ve yine yaratıcı huzurunda destek bekler..
Günümüzde hala Arap kültüründen gelme bir şefaat kültürü varken ve bu şefaati put yerine putlaştırılmış elçiden bekliyorken değişen nedir ?

Neyi, ne ile kıyaslıyoruz önce bunu anlamamız lazım.

Allah yolunda savaşmak tabirini anlayamıyorum mesela. Dinler Allah kanalı ile geliyorsa, her yol onundur. Aksini iddia edebilir miyiz ?
Ben, Şira'nın da Rabbiyim demiyor mu ? O halde benim Rab kanalına nasıl bağlandığımın ne önemi var ki ; yol O'na vardıktan sonra..

Yani demem o ki cihat güzellemesi içeren argümanlardan, aynı inanca mensup kişiler arasında ikilik oluşturmaya kadar giden bu silsile antik olmaya başladı.
Dinler devri bilinçte kapandı. Dünyevi değeri ise politik.
 
Anti konuşmayayım diyorum ama dayanamıyorum.

Konuş işte. Ben de anti konuşuyorum. Dengeyi biraz büküyoum, evet. Vurgu yapmak için. Yermek için değil. Art niyetli olmadıkça benim için sorun yok.

Mekkeli müslümanları övmüş, Medineli müslümanları yermişsin.

Yerme yok. Müslüman müslümandır. Dereceleri vardır. Dereceleri de fedakarlıkları oranında değişiklik gösterebilir. Ayet söylüyor bunu. Ben de konu bağlamında fikir yürütüyorum. Sadece Savaşmak değil bunun ölçüsü.
Ama Ayet canı veya malını şart koşmuş. Malı canından daha değerli olanları görmüş demek ki ayet.


Medineliler haklı olamaz çünkü savaşmadı gibi..

Mekke ve Medine dönemlerindeki konjenktürler farklıydı. Bunu kendine müslüman diyen ortalama birinin biliyor olması gerek. Uzun yazmamın sebebi de önce konjenktürü tanımlamaktı. Mekke = kaynar kazan, çöl, kurak, aşırı siyasi, katil gaddar elitler demek. MEdine = rahatlık, yeşillik, tarım, panayır, etliye sütlüye bulaşmayan, çoğunluğa uyan ortalama arap genetiğine sahip insanlar demek.


Savaşmak tek ölçü değil. Savaşacak cesarete sahip olmak en üst seviye olarak belirlenmiş ama. Şehit olursan diye. Çünkü bir şeye verdiğin değer, o şey uğrunda neleri feda edebildiğinle ölçülür. E canından daha kıymetli neyin var ki günün sonunda.. Cesaretli olmak ta özünde buradan doğar. Sonunu düşünerek değil.

Bu çok uzun bir konu. Senin anlamaya yanaşmayacağını da adım gibi biliyorum. Mekke döneminde açık açık inanmadığını söyleyenler oluyordu. Konjenktür öyle çünkü. Herkes güçlü, güce tapıyor. Put şehri. Sen kimsin ! Kim olduğunu sanıyorsun! diyorlardı. ..Medine döneminde herkes inanmaya meyilli çünkü sosyal düzen müsait. Çöl yok, yeşillik var. Hayvancılık var. Tatil köyü gibi. Huzur var. Bir putu deniyorlar olmuyor. Başka putu deniyorlar olmuyor. Gömlek değiştirir gibi put değiştirdikleri için bilinçsiz tüketici konumundalar. Mekkeliler üretici, sömürücü konumunda. Medine tüketici, alt sınıf konumunda.

Ama bir arap genetiği de var ayrıca. Arkadan vurma, adam satma geni. Araplara özgü müdür bilinmez ama yarı yolda seni ortada bırakmaya zaten meyilli olan bu adamlar Medine döneminde bolca karşımıza çıkıyor. Ayetler bile değişiyor. Münafıklar ile ilgili ayetler hep burada iniyor. Fitne çıkaranlar, müslümanlığı içeriden çürütenler hep burada başlıyor. İnanmıyorlar. Davaya destek vermiyorlar. Öl diyen de yok. Maddi destek bile vermiyorlar. Mucize eseri inananların kazandığı bir kac zafer sonrasında ikna olmaya başlıyorlar. Ama hala inanmadıkları bildiriliyor kendilerine. ilk inananlar öyle değil. Ruhunu adama ve kalite farkı var arada .


Bu durum Medineden gerçek müslüman çıkmaz mı demek ? YOOOO. Çıkar, çıkmış ta. Savaşa katılmadığı için sonradan pişman olanlar çıkmış ayet söylüyor. Komutanlar çıkmış. Alimler çıkmış. Benim anlatmaya çalıştığım şey başkaydı. Hemen duygusala bağladığın için rasyonel göremedin ama.
 
Son düzenleme:
Bu çok uzun bir konu. Senin anlamaya yanaşmayacağını da adım gibi biliyorum
Anlamaya çalışıyorum fakat senin perspektifin, benim arayışıma uymuyor. Örneğin ; gömlek değiştirir gibi put değiştiriyorlar mantığının safsata olduğunu düşünüyorum. Bir arketip ile kurulan bağ hızlıca kopmaz. İlahi aralığı geçtim, gelenek çerçevesinden bile böyledir. Seçtiğin arketip, hayatındaki eksiği tamamlayan kutuptur.
 
Anlamaya çalışıyorum fakat senin perspektifin, benim arayışıma uymuyor.

Olabilir.

Örneğin ; gömlek değiştirir gibi put değiştiriyorlar mantığının safsata olduğunu düşünüyorum.

Neden yüzlerce put vardı? Neden hergün bir yenisi piyasaya sürülüyordu?

Günümüzde neden hızlı ve pratik çözüm arayan binlerce insan var? İşin derinliğine inemeyecek kadar zihnen yorgun insanlar o zaman da yok muydu?




Bir arketip ile kurulan bağ hızlıca kopmaz.

Doğru. Ancak 2 aşamada anla bunu :

1-put bizim için sembol. Biz putun temsil ettiği şeye bakarız. Sen anlamazsın diyenler.

2- bir müddet sonra putun bizzat kendisinden medet umacak kadar bilinç gerilemesi yaşayanlar. Hizli çözüm sunan putlar işte böyle piyasaya sürüldü (Al bu zikri derdin geçsin Der gibi. Bugün bile kaç tane alıcısı var bu fikrin )



İlahi aralığı geçtim, gelenek çerçevesinden bile böyledir. Seçtiğin arketip, hayatındaki eksiği tamamlayan kutuptur.

Zaten arketip hedef alınıyor ki.
Allah her iki tip insana da meydan okuyor. Çünkü neyi neye dayandırdıklarını daha geniş bir perspektiften gösteriyor .

Putlardan doğrudan medet umacak kadar aklı kapanmış olanlara "putlar sizi duyuyor mu" diye sorarken,

Putlari arketip sembolü yapmış, kendine kanal açtığını iddia eden daha gelişmiş zekaya sahip olanlara da, putlar size yardım etmeyecek, onlara siz kendi bilinç altınızca anlam yüklüyorsunuz, onun yerine doğrudan kendi bilinç altınıza yönelin, yaratıcı bilince doğrudan bağlanın diyor. Yani doğrudan doğruya arketiplerinin uzantısını ve kalite seviyesini hedef alıyor. Evet arketipin sana bir yogunlaşık enerji sağlıyor olabilir. Ama dikkatli bakabilirsen o enerjiyi arketipine veren de bir enerji kaynağı var. Ana kaynağa en direkt olarak davet ediliyorsun. Ayrıca arketiplerin büyük bir kısmının cinler ile yapılan ortaklıktan doğduğu da İfşa ediliyor. Cinleri bilmezsen onları tanrı veya melek zannedebilirsin. Çünkü ilizyonlarını anlayacak idrak levelinde olamazsın. Yani kendi arketipin tarafından trollenme tehlikesi bile doğar.

O yüzden "onlar size yardım etmeyecek, sizi desteklemeyecek, benden sizi alıkayamayacaklar hesap gününde" diyor ayet. Yani asıl hayat amacını bulmada rehber olmayacağı gibi, seni oyalayıp oyalayıp duracak arketipleri de eleştiriyor . Hayatın gizemini merak etmiyorsan, geldiği yerden ben tüketirim diyorsan, Bunda okeysen sorun yok. Atketipler oyalamacadan başka bir şey değil. Aşk tanrısı, savaş tanrısı, intikam tanrısı, bereket, bolluk, huzur tanrıları. Bunların hepsi sana mutluluk satmak için var. Sorgulamaya vaktin olmasın, matrix'te kalıcı ol, semptom bastıra bastıra içeride kendini unut diye var.

Bugün biliyoruz ki bir şey olmuyorsa sorunu kendi bilinç altı blokajlarinda aramaya başlıyorsun. Yani kendine yöneliyorsun. Ama putperestler Sana bunun için dışarıdan enerji kaynakları pazarlıyorlardı. Seni analiz bile etmeden. Sistem boşu boşuna çökmedi. Kollektife fayda getiren bir sistem olsaydı Bi kere peygamber gelmezdi. Belli ki bir sömürü düzeni kurulmuştu ve insanlar kitleler halinde mağdur ediliyordu.

Genel konuştum bu arada.
 
Son düzenleme:
Geri
Üst