Paganizm ve Hekate

URUMHAMATAHAYİL

Yönetici
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
6,413
Tepkime puanı
2,398
İş
Wellness Antrenör/Psikolog/ Sosyolog
Paganizm ve Hekate


Hekate’yi bilmeyen veya zamanında okuyup araştırmamış pagan yoktur diyebiliriz. Sevilen tanrıçalardandır. Her tanrıça gibi önemli elbette, ama diğerlerinden daha önemlidir denemez.

Bugünkü modern paganizmde Hekate özellikle batıda oldukça dikkat çekti; ortaçağdan kalan etkiler, Sheakspeare’in Macbeth’inde görülmesi, (Macbeth’de üç cadı görülmektedir, bu cadılar Hekate’nin üçlü formuna yorulur) küçük hatta önemsiz görünen ayrıntılar bunlar fakat batı kültüründe bugüne dek iz bırakmışlar. Paganizm günümüzde rağbet görmeye başlayınca da Hekate yeniden önemli bir tanrıça haline geldi.
Hekate’nin büyüyle bu kadar ilişkilendirilmesini de gene bu modern ilgiye borçluyuz. Eskiden tanrıçanın üç yüzü de onurlandırılırdı, oysa bugün genel geçerde sadece yaşlı bilge kadın hali göz önüne alınıyor. Yine de inisiyatik uygulamalarda eğitim ve uygulama daha farklıdır. İlk tapıldığında bu kadar bilinçaltıyla özdeşleştirilmiyordu, daha çok dünyevi, yaşamla ilişkiliydi; doğuma yardım eden, yaşam veren, doğum-yaşam-ölüm veya çıraklık-kalfalık-ustalık üçlemelerinde olduğu gibi.” hayat her dönem ve koşulda önemliydi. Bunun tanrıçaların yaşamdan çıkarılmasıyla ilişkisi var.


Eskiden tanrıçalar ve onun şahsında kadınlar kutsaldı, yaşam veriyorlardı. Sonra tek tanrılı dinlerin de gelişimiyle birlikte doğum veren-yaşam veren kadın değil, erkek oldu.


Tek tanrılı dinler, dünyevi-semavi ikiliğini ve bunun sonucunda iyi-kötüyü ayrıştırıp kutuplaştırdılar. Pagan inançlarında bu yoktur.

Cennet ortaya çıkarılıp bu dünya kötülendikçe yaşam veren kadın da eninde sonunda cadı oldu, Adem’i kandıran günahkâr Havva oldu. Oysa pagan dinlerde mutlak iyi-kötü ayrımı olmadığı gibi mutlak yaşam-ölüm ayrımı da yoktur.”

“Hekate hakkında çok şey yazılıp çizilir ki çoğu da yanlıştır. Günümüzde orijinaliyle alakası olmayan bambaşka bir Hekate imgesi yaratıldı gibi, ki bu pagan dinleri takip edenler için aslında biraz acıklı çünkü kökenden uzaklaşıldığını gösteriyor."




Tanrıçanın ilk formuyla çalışmak bugün bildiğimiz halinden oldukça farklı yerlere götürür insanı. O yüzden ezoterik olarak çalışacak kişinin tüm bu yönleri bilmesi ve tanıması gereklidir, yoksa bilgisizlik her türlü konuda olduğu gibi bunda da büyük bir engel ve tehlikedir.


Hekate’nin sembollerini hatırlayalım,ellerindeki meşaleyi, meşaleler bunu anlatır. Hekate geç dönemde kavşakların tanrıçasıydı, yol ağızlarının… Hekate elinde meşalelerle geçişte, eşikte durur, kapıyı koruyandır. Bilinçaltına, şuurötesine geçen eşikte durur, kişiye yol gösterir. Ancak ruhsal olarak kişi buna hazır değilse, bilgisi azsa veya egosu üstün gelmiş, kişisel çıkara düşmüşse aynı yol gösterici ışık ve ateş bu sefer tüketici ve yok edicidir.


Burada bilinçaltı bilinç alanını ele geçirir, psikopatolojide Jungcu tabirle şişme denilen olgu ortaya çıkar. "Amaç bilinçlenmek, farkına varmakken sonuç bilinçaltının imgelerinde kaybolmaktır.”

Hekate’nin ilk tapınıldığı zamanlardaki yaşam veren, yaşamlarının önemli karar noktalarında insanların doğru karar vermelerine yardımcı olan ışık saçan, yol gösteren kişiliği, toplumdaki düşünce ve inanç sistemlerinin değişimiyle farklılaşır. Gitgide karanlıkların, sihir ve cinlerin, yer altı dünyasının yaşlı büyücüsü ve şeytanla işbirliği yapan cadıların tanrıçası kimliğine bürünür. Bunda anaerkil toplum değerlerinin babaerkil değerlere dönüşmesinin bir payı var mı, ayrıca tartışmak gerek.


Yunan mitolojisinde Hekate’nin üç yüzden bakire olani, diger iki yüzü olan persephone esi olan kadini ve demeter da yasli kadini temsil eder. roma mitolojisinde ise diana (dolunay ve yeryüzü), proserpina (ayin evreleri ve cennet), hekate (yeniay ve yeralti) seklindedir.


Hesiodos onun için söyle yazar:

'' zeus herkeslerden üstün tuttu onu ,
pahali armaganlar verdi ona ,
payi vardir onun karalarda , ekinsiz denizlerde ,
yildizli göklerde bile payi vardir,
ölümsüzlerin saygisi büyüktür ona ,
bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü
hekate’nin adini anar yakarislarinda,
kimin dilegini iyi karsilarsa o tanriça
onun elde edemeyecegi sey yoktur,
ona bütün mutluluklari vermek elindedir,
ünlü gaia ile uranos’un bütün çocuklari
kendi paylarindan pay vermislerdir ona.
kronosoglu ona karsi zor kullanmadi hiç,
ilk titan tanrilar arasindaki yerini
elinden almadi zeus hiç bir zaman,
ilk tanrilik payi hekate’nin
oldugu gibi kaldi elinde.
tek kiz evlat oldugu halde bu tanriça
yerde , denizde ve gökte paysiz kalmadi,
tersine bol pay aldi zeus’un tutmasiyla onu.
kim hosuna giderse hekate’nin
yardim görür ondan , destek bulur onda .
meydanlarda kalabaliklar içinde
kimi isterse onu parlatir hekate
diledigi savasçiya yardim eder ,
diledigine verir basariyi , sani serefi.
kurultaylarda saygin krallarin yanindadir.
insanlar arasindaki yarismalarda
tanrisal gücü ile ise karisir,
zaferi kazanan alir ödülü
ve seref kazandirir yakinlarina.
binicilerden de diledigine yardim eder ,
belâli engin denizlere açilanlara da
bas vururlar hekate’ye ve yeri sarsan tanriya,
bereketli av saglar onlara soylu tanriça
ya da tam basaracaklari sirada
avlarini alir ellerinden cani isterse .
hermes’le sürüleri üretir agillarda :
öküzleri , keçileri , ak yünlü koyunlari
azaltir ya da çogaltir gönlünce.
anasinin tek kizi oldugu halde
ölümsüzler arasinda yeri büyüktür hekate’nin
zeus gençligin besleyicisi yapmistir onu.”

Alıntı
 

ARADIA

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Ara 2008
Mesajlar
50
Tepkime puanı
0
Konum
Cok uzaklardan...
İş
Medyum-´Bioenerji ve Sifa calismalari
Ay Tanrıçası Hekate


Tanrıça Hekate Olymposlu Tanrılardan değil, Titan soyundan gelir. Titan Perseus ile Asteria’nın kızı olarak bilinir. Güneş Tanrısı Helios ise atası olarak kabul edilir. Hesiodos Theogonia adlı eserinde Hekate’yi ölümsüzlerin saygısını gören ve kimin dileğini yerine getirmek isterse ona büyük mutluluklar verecek olan cömert bir tanrıça olarak anlatır. Savaşlardaki zaferler, kurultaydaki üstünlükler, denizcileri koruması, balıkçıların ağlarına bolca balık göndermesi, avlarda insanların yanında ve insanlara yardımcı olması Tanrıça Hekate’den bilinir.

Özellikle gençliğin feyizlendirici tanrıçası olarak Apollon ve Artemis kadar kendisine başvurulan bir tanrıçadır. İstediği kişilerin büyükbaş hayvanlarını çoğaltıp azaltması da Hekate’yle ilişkilendirilir.[nadolu'ya özgü, Karia kökenli Ay Tanrıçası olarak ve çoğunlukla üç başlı betimlemesiyle bilinir. Bu Üç başlı betimlemesi ise; yeni ay-gençliği, dolunay-dişiliğin en parlak dönemini, eski ay ise olgun, bilge kadını temsil eder.[yiliğini ölümsüzlere sunan Hekate, maddesel refah, toplumda sözü geçme, çarpışma ve sporda zaferi bahşeder. Ayrıca, yolculukların iyi ve kötü geçmesi ile de Hekate ilgilidir. Kavşakları Tanrıça Hekate’nin yönettiğine inanan Antikçağ insanları, kavşaklara üç başlı ya da üç vücutlu kadın formunda heykeller dikerek Tanrıçayı onurlandırmak istemişlerdir. Buradaki heykelleri sunak niyetinde kullanırlar. Ay Tanrıçası olarak bilinen Hekate ayın olmadığı gecelerde bilgiyi insanlara öğreten olarak karşımıza çıkar. Kavşaklara Tanrıçanın heykellerini dikmeleri de bununla ilintilidir. Karanlık gecelerde yolcuya yol gösterici olduğu için. Göklerde, denizlerde, yeryüzünde, yeraltında her yerde hükmü geçen bir tanrıçadır. Zeus her yerde yetki payını vermiş, gençliğin baş tacı yapmıştır. İnsanlara günlük yaşantılarında mutluluklarını ve zenginliklerini vermekle görevlendirilmiştir.



Olymposlu Tanrılarla iyi ilişkiler içerisinde olduğuna --------------inanılır.
Tanrıçanın sembolleri; meşale- yol gösteren kimliği- ,kırbaç, hançer, yılan, anahtar-yeraltı dünyasına açılan kapının anahtarının tanrıçada olduğuna inanılır-Tanrıçanın Kutsal Hayvanları; dişi köpek, dişi kurt, kısrak olarak bilinir. Hekate, heykel kabartmalarında, sol elinde meşale, sağ elinde çanak, başında hilale benzer boynuzlar taşıyan Polos ve uzun bir elbise ile betimlenir. Bazen bu hayvanlardan sadece köpek ile birlikte görülür. Bazı gecelerdeki köpek ulumalarının ya da uzun süren köpek havlamalarının Hekate ile ilgili olduğu, köpeklerin tanrıçayı ve yanındaki köpeği gördükleri için havladıkları anlatılmaktadır. Tanrıçanın gece dolunay olduğu zaman dolaştığı düşünülmekte ve bunun içinde yol kavşaklarına Hekate için peynir, çörek, yumurta ve balık türü yiyecekler bırakılmaktadır. Çok yönlülüğü nedeniyle çoğu kez diğer tanrıçalarla karıştırılan Hekate, özellikle Artemis ve Demeter ile özdeşleştirilmiştir. Bir yazıtta Hekate için, Demeter'in sıfatlarından birisi olan Ompnia (tahılların tanrıçası) benzetmesinin kullanılmış olması, Demeter’le bağdaştırıldığını gösterir.
Tanrıçaya tapınıldığı ilk dönemlerde Tanrıçayı daha çok dünyevi olaylarla ilişkilendiren insanlar, sonraki dönemlerde bilinçaltına hükmettiği inancına da varmışlardır. İnsanlara gece yaratıklarını, hayaletleri Hekate’nin gönderdiğine inanılır. Zamanla sihir ve büyüye hükmeden bir Tanrıça rolünü de almış ve gölgeler dünyası ile ilişkilendirilmiştir. Büyücülere iki elinde bir meşale ile ya da kısrak, köpek gibi hayvan formlarında görülür. Büyüyü keşfettiğine inanılır ve “Aietes-Medea” gibi büyücülerle ilişkilendirilir. Ölülerin ruhları Hekate’nin yanında yürür ve uluyan köpekler onun geldiğini haber verir. Ayın sonunda Hekate için sunaklara insanlar armağanlar koyar. Hekate’yi onurlandırma törenleri ayın en etkileyici dönemi olan Dolunayda yapılırdı.


Tanrıçanın doğum gününü kutlamak için yapılan törenler vardı. Bu törenlerin içinde anahtar taşıma şenlikleri ve gizli törenler olduğu bilinmektedir. Hekate kültü için bilinen en büyük kutsal alan, tapınak ve Altar sadece Lagina'da bulunmaktadır. Bu büyüklük, Anadolulu bir tanrıça olan Hekate ve kültünün bölgedeki saygınlığı ve bölge insanının sahip çıkması sayesinde olmuştur. Burası aynı zamanda falcılığın merkezi olarak da değerlendirilmektedir. Tapınağın frizlerindeki kabartmalarda farklı konular işlenmesine rağmen, hepsinde de Hekate'nin betimlenmiş olması onun tanrılar panteonundaki önemini ön plana çıkarır.
Alıntı
 

Thyphon

Kayıtlı Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
52
Tepkime puanı
3
Yaş
35
Konum
Ankara
İş
Acil Tıp Teknisyeni
Lagina adını,Muğla-Milas yolunda Yatağan’ı geçer geçmez karşımıza çıkan Turgut tabelasının altında görürüz.Bizi 10 kilometre ileride kalıntılarıyla çok eski çağlara ait “Lagina Kutsal Alanı” ve binlerce yıllık öyküsüyle mitolojik tanrıça Hekate beklemektedir...

Lagina;Hekate’nin bugün bilinen en önemli tapınağının olduğu, en eski ve yaygın olarak tapınıldığı yer olan Karya’daki Stratonikeia kentinin resmi dinsel alanıdır. Adı, günümüze hâlâ bazı yerlilerince söylenen “Leyne” adıyla ulaştı. Ancak yakın zaman önce Leyne’nin adı Turgut olarak değiştirildi.

Bölgenin bilinen en önemli dinî merkezi olan Lagina’da yerleşim M.Ö. 3000 lere kadar uzanır. Ancak, Lagina kutsal alanı hakkında bilgilerimiz, Stratonikeia kentinin kurulmasından ve Lagina’nın o kente bağlı bir tapınak yeri hâline gelmesinden, özellikle de şimdi kalıntıları görülen Hekate Tapınağı’nın yapılmasından sonraki döneme aittir.

Burada ilk araştırma 1743’te Richard Pockocke tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra 1891 yılında Türk müzeciliğinin kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey kazı çalışmalarını başlattı. Bu kazılar ülkemizde Türkler tarafından gerçekleştirilen ilk arkeolojik kazı özelliğini taşır. Uzun bir aradan sonra 1967-1970 yıllarında Prof. Dr. Yusuf BOYSAL tarafından kazı ve araştırmalar yapılmış, 1993 yılından günümüze kadar olan dönemde Prof. Dr. Ahmet A. TIRPAN başkanlığında çalışmalar sürdürülmüştür.

Yapılan kazılarda ortaya çıkan çok sayıda önemli kalıntı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde, Turgut Müze Evi’nde, Milas ve Muğla Müzelerinde sergilenmektedir. Tanrıça Hekate’nin Lagina’da bulunan tek vücutlu, tek başlı heykeli yine Turgut Beldesinde Belediye Binası önünde yer alır.


Hekate inanışının Anadolu’daki anaerkil düzene ait dönemlerden kalan bir geleneğin devamı olduğu tahmin edilmektedir. Hekate’nin adı 125-180 yılları arasında yaşayan Romalı filozof Lucius Apuleius’un Metamorfozlar adlı kitabında “Ana Tanrıça”lardan birisi olarak anılır:

“Ben her şeyin doğal annesi, bütün öğelerin sahibesi ve yöneticisi, bütün dünyalarda insan neslini başlatan, kutsal güçlerin reisi, cehennemdeki her şeyin kraliçesi, cennette yaşayanların önde geleniyim. Bütün Tanrıların ve Tanrıçaların göründüğü tek biçim benim. Gökyüzünün gezegenleri, denizlerin bütün rüzgarları, ve cehennemin acıklı sessizliği benim irademle idare edilir. Tüm dünyada değişik biçimler, farklı gelenekler ve bir çok adlar altında anılan benim adımdır, tapınılan benim kutsal varlığımdır.

İnsanların ilki olan Frigler bana Pessinus Tanrılarının anası, kendi topraklarından çıkan Atinalılar Minerva, denizle çevrilmiş Kıbrıslılar Venüs, yay taşıyan Giritliler Diana, üç dil konuşan Sicilyalılar korkunç Proserpine, Elevsisliler eski Tanrıçaları Ceres, bazıları Juno, başkaları Bellona, başkaları Hekate, Ramnusie, her türlü eski öğretinin ustası olan ve bana doğru dürüst törenlerle tapınan Mısırlılar beni doğru ve en eski adımla Kraliçe İsis diye adlandırırlar.”

Hekate’den bahseden ilk yazılı kaynak Hesiodos’un Thegonia adlı eseridir. M.Ö.7oo lü yıllarda İzmir Aliağa yakınlarındaki Kyme kentinden Antik Yunanistan’ın Askra kentine göç eden bir ailenin oğlu olan Ozan Hesiodos, Yunan tanrılarının doğuşunu, tanrı soylarının ve kuşaklarının birbirini izleyip gelişmelerini anlatır Thegonia’da; “Her şeyden önce Kaos vardı” der.


İlk olarak Gaia yani Toprak’ın var olduğunu anlatır. Gaia dört bir yanını saran Uranos’u yani göğü yaratır, kendine eşit. Sonra yüksek dağları ve denizi yaratır. Uranos’la birleşerek erkek titanları ve dişi titanları doğurur.

Hekate,titanlar arasında güneş soylular diye anılır. Koios ile Phoibe’nin iki kızları olur: Birisi Leto, ki Apollon ile Artemis’in anasıdır,diğeri Asterie.Asterie,Perses ile birleşip Hekate’yi doğurur.

Hekate’nin adı Homeros destanlarında hiç geçmez. Buna karşılık Hesiodos’un Thegonia’sında büyük yer tutar. Ozan, Titanlar kuşağını saydığı parçanın sonunda Hekate’ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir.

Phoibe Koios’la gerdeğe girdi
Leto ve adı güzel Asteria’yı getirdi dünyaya
Perses sarayına götürdü bir gün
Ve sevgili eşi oldu onun
Ve Asteria Hekate’yi doğurdu.
Ölümsüzlerin saygısı büyüktür Ona,
Bütün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü
Hekate’nin adını anar yakarışlarında.
Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça
Onun elde edemeyeceği bir şey yoktur.
Ona bütün mutlulukları vermek elindedir
Ünlü Gaia ve Uranos’un çocukları
Kendi paylarından pay vermişlerdir ona
Kim hoşuna giderse Hekate’nin
Yardım görür ondan.
Meydanlarda kalabalıklar içinde
Kimi isterse onu parlatır Hekate


Olympos tanrılarıyla ilişkisi olmayan,efsanelerde adı geçmeyen Hekate’ye Hesiodos’un bu kadar büyük ayrıcalıklar bahşetmesi araştırmacıları şaşırtır. Homeros destanlarında adı bile geçmeyen bu tanrıça,Theogonia’da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik taşımaktadır.

Hekate’nin bir Yunan Tanrıçası olup olmadığı da tartışmalıdır. Yunan mitolojisine sonradan adapte edildiği görüşü yaygındır. Yunan mitolojisinde Demeter, Persefon, Hekate mitosu dışında Hekate, yalnızca tanrılarla titanların savaşında Amazonlarla beraber Zeus’a yardım ederken görülür. Bergamadaki Zeus Atları bunun en güzel örneklerinden biridir…

Hekate’nin sözcük yapısı Grekçeye uymaz.Karya Bölgesine özgü bir sözcüktür… Karyalıların diline, Mısır’da paralı askerlik yaparken görüp etkilendikleri ebe Tanrıça Hekat’tan dolayı girdiği sanılır.Mısırlı ebe tanrıça Hekat’ın kökeni Mısır anaerkil dönemlerindeki klanın bilge kadını “Heq” e uzanır.

Hekate sözcügü:“İradesini hakim kılan” en çok kabul görenidir. “Çok uzakta olan” ve “en parlak olan” anlamlarını da içerir. Kayra kralı Mozolos’un babası olan Hekatomnos’un adının anlamı: “Hekate Tapınağı insanı, hizmetkârı” dır.

M.Ö.81.yy.dan itibaren Lagina’da her dört yılda bir Hekatesia – Romaia Festivali yapılır, Fakat Hekatesia töreni her yıl kutlanmaya devam ederdi. Diğer bir adıyla “anahtar taşıma festivali”nde tapınağın anahtarı bir alay halinde yürünerek Stratonikeia’ya götürülür ve geri getirilirdi. Bu gelenek, Hekate’nin yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğu inancından kaynaklanırdı. Bu inanca göre Hekate, ölüler diyarının kapısını koruduğu gibi, yeryüzündeki bütün kapıların da koruyucusudur. Bela ve felaketin evlerden uzak olması için, kapıların önüne Hekate sunakları dikilirdi. Ölülerin ruhlarını teslim alan Hekate, mezarlıkların da sahibesidir.
Özellikle Trakya mezar stellerinde yaygın olarak görülen atlı figürleri, onu kısrak sembolüyle özdeşleştirir.


Hades’in kapısında bekleyen Kerberos adlı köpekten dolayı, bütün köpeklerin sahibidir. Kendisine köpek kurban edilmesi Karya bölgesinde yaygın bir gelenektir. Köpeklerin gece ulumaya başlamaları halk arasında Hekate’nin dolaşmaya başladığına yorulur. Çünkü sadece köpekler onu ve serbest bıraktığı ruhları görebilirler. Dişi köpek ve dişi kurt, Hekate’nin özdeşleştiği sembollerdendir.

Hekate gecelerin, karanlıkların kızıdır. Bir ay tanrıçası olarak güneşle tamamlayıcı bir ilişkisi vardır. Ayın otuzunda, güneş ayı yakaladığı ve beraber doğdukları zaman, ona üzerinde mumlar olan düz bir pasta sunulur.

Hekate ve Apollo yolculuk tanrılarıdır, yolu aydınlatırlar. Apollo gündüz güneşiyle, Hekate gece meşalesiyle. Ateş saçan, ışık saçan, meşale taşıyan, ateş soluyan ve siyah isimleriyle anılır Hekate. Mağaralarda ona tapılır ve onuruna meşaleler yakılır.

Hilal şeklindeki ay ve meşale de Hekate’nin sembollerinden birisidir. Ruhların ve yolcuların yol göstericisidir. Üç yol kavşaklarında Tanrıça’ya ay son evresinde olduğu geceler çörek, balık, yumurta ve peynir sunularak tapınılır.



Erken dönemlerde tek vücutlu ve başlı iken, sonraları üç gövdeli tasvir edilir. Bu üçlü form, cennette, dünyada ve ölüler diyarında güce sahip olmasını betimler. Aynı zamanda, doğum, ölüm yaşam üçlemesi de Hekate’nin üçlü formunda vücut bulur. Yeni ay Artemis, Dolunay Selene ve ayın son hali Hekate’dir.

Hekate’nin üçlü bedeni bir kadının yaşam evreleri olan kız çocukluğunu, anneliğini ve aneanneliğini de sembolize eder.

Persefon, Demeter, Hekate üçlemesinde bereket tanrıçası Demeter’e yeraltı dünyasının hükümdarı tarafından kaçırılan kızı Persefon’un bulunması için yol gösteren kişi Hekate’dir.

Hekate’nin gücü geç dönemlerde ve Roma mitolojisinde gitgide azalarak, ölüm, kötü ruhlar ve büyüyle bağdaştırılır. Artık o, yaşlı ve kötü kadındır. Cadılığı vurgulanır.Zeus’un yer altı dünyasına hükmeden kızı olarak anılmaya başlanır.



İnsanoğlu; bir zamanlar bolluk ve verimlilik içinde özgür, eşit yaşadığı cenneti bir hükmetme, sahip olma ve savaş meydanına çevirirken, Apelieus’un Metamorfozlar’ında sözünü ettiği güzel ve güçlü Tanrıçalardan Hekate’yi de mitolojide bir cadıya ve yaşlı kadına dönüştürmüştür. Erkek tanrılar ana tanrıçanın yerine geçmiş, Hekate ise korkulan, kötülükleri ve karanlığı yönettiğine inanılan bir büyücü olarak anılmaya başlanmıştır..

Zamanın büyükannesinin sözcüklerini duy:

Hecate, Erishkagel, Cerridwen, Kalima-, Anna, Perenna, Örümcek Kadın ve birçok diğer adla bilinen.
Bazen korkulan, bazen sevilen, ama şimdiye kadar hiç görmezlikten gelinemeyen.
Bilgi ve sonsuzluğun bilincini getiren.
O bakire oldu, ve, o sevinci hatırlar.
O Anne oldu, ve, o zevki anımsar.
Ama yaşı onu değiştirdi ve o, hiç durmadan dönen tekerleğin gizemlerini öğretti. Tekerlek; yaşam, ölüm, ve yeniden doğuştur.
O, daireler çizen kasırgadır, püsküren yanardağ, yükselen büyük dalga, dünyanın kabuğunun titremesi.

Yaşla beraber, geçmişi anlamak ve geleceğe bir göz atmak imkanı gelir.Bunun yüzden, tekerleğin dönüşünde, geçmiş, gelecektir, ve gelecek, geçmiş.
O Bilgili olandır, öğretmen, kaçınılmaz değişimin getiricisi.
Ayın karanlığıdır, saklanandır, bizi bekleyen görünmeyen bilinmezdir.
Ama ondan korkma çünkü O kötü niyetli değil ve onun dokunuşu sert de olsa,sevgidir.

Sadece cehalette, o hor görülür ve kötümsenir.
Onu bilmeyenler, ekinleri bozan ve inekteki sütü ekşiten gücüyle yaşlı bir kadın diye onunla alay ederler.
Onun yaşını nefret edilen şeye dönüştüren şey, korkudur,
kırışıklıklarını iğrenç bir biçimsizliğe,
sesini şeytana ve çıkarcı bir gıdıklamaya.

Dünya üzerinde güç arayanlar onun bilgisi ve değiştirilemez gerçekleriyle yüzleşmekten korkar.
Ama eskiden biz, en eski gelenekleri öğrenmek için onun ayaklarının dibinde oturduk.
İyileştiren bitkilerin bilgisini ve hayatlarımızı şekillendiren şarkıları öğrendik.

Bizim konseylerimizde, pazar yerlerimizde, evlerimizde şerefle oturdu. Bizim devletimizi yönetti ve bizim yasalarımızı yorumladı. Değişen mevsimlerimize yön verdi. Bizim öğretmenimiz, kahinimiz, yeniden doğuş sözümüzdü.

Gel,eskiden olduğu gibi onu şereflendir, şimdi Bilge Olan’ın, Eski Kahin’in, Yaşlı Kadın’ın sözcüklerini dinle

Hekate’nin binlerce yıl süren sesssizliği ve hüznü günümüzde Turgut Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve Konya Üniversitesi’nin işbirliğiyle gerçekleştirilen Lagina Festivali ile coşkuya dönüşüyor. Adeta, geçmişte Roma devrinde şaşaalı bir şekilde her yıl kutlanan “Hekatesia” şenlikleri yeniden canlandırılıyor.

Günümüzde batıda “Paganizm” ve “Cadılık” kavramlarıyla özdeşleştirilen ve sembol kabul edilen “Tanrıça Hekate” ye inanan yabancılar, özellikle Bodrumdan gelen turist kafileleri, meraklı turistler, arkeoloji tutkunları ve çevre halkı giderek artan bir ilgiyle törenlere katılıyorlar.

Geleneksel davul zurna karşılamasıyla başlayan törende yöre geziliyor, yöresel müzikler dinleniyor, yemekler yeniyor, kazılar hakkında bilgiler veriliyor, film gösterileri düzenleniyor...
Muğla Üniversitesinin yardımıyla düzenlenen temsili Anahtar Taşıma ve kurban törenlerinin ardından Bodrumlu mistik ve Antik Müzik Grubu’nun gösterileriyle dolunayda gerçekleşen törenler son buluyor...

Hekate’nin gizemli yaşamı, Lagina’nın kalıntıları arasında gecenin geç saatlerinde , herkesin elini ayağını çekmesinden sonra tüm gizemiyle ve karanlığıyla devam ediyor...



Kutsal Tapınak Hekate

11.05.2008 Hürriyet Gazetesi

Büyük Menderes Nehri ile Dalaman Çayı arasında, Karia bölgesinde yer alan Lagina, bugün Muğla’nın Yatağan ilçesi, Turgut beldesindeki Kapıtaşı mevkiinde bulunuyor. Yirmi yıl öncesine kadar antik ismine yakın bir biçimde Leyne olarak anılan alanın tarihi İÖ 3. binyıla kadar uzanıyor.

Antikçağ’da insanlar tanrı ve tanrıçaları bazen evlerinin içine kadar alır, onlara evlerinde özel bölümler ayırırdı. Bazen de Muğla-Yatağan’da Lagina’daki kutsal alanında olduğu gibi, "tanrıların evleri" olarak gördükleri tapınaklar inşa ederlerdi. Tapınakta tanrı ya da tanrıçaya ait görkemli bir heykel vardı. Tapınım dışarıda, çoğunlukla bir sunak etrafında gerçekleşirdi.

Tapınak kapısının doğrultusunda yer alan sunakta adaklar adanır, kurbanlar kesilir ve etleri dağıtılırdı. İç organları ve yağları yakılır, yağlı etin dumanı yükseldikçe, törenin en önemli kutsal kısmı yerine getirilmiş olurdu. Çıkan dumana bakılarak kehanette bulunulurdu. Halkın tapınağa girmesine hiç gerek yoktu; çünkü tanrı ya da tanrıça onların sunakta yaptığı töreni kapıdan görmekteydi.

Lagina kutsal alanında kendisi için özel bir tapınak inşa edilen Tanrıça Hekate, Anadolu mitolojisinde önemli bir yer sahipti ve Tanrıça Artemis’e benzerdi. Ancak onun gibi değişik efsaneleri bulunmayan, kişiliği oldukça gizemli bir tanrıçaydı. Diğerlerinden ayrıcalıklı olarak yerde, gökte ve denizlerde önemli yetkilere sahipti. Ölülerin efendisi ve yeraltının evi olan Hades’in anahtarını elinde tuttuğuna inanılırdı. Büyücü yanı da bulunan tanrıça, karabasan, hortlak ve cin gönderebildiği gibi, istediği kişileri bunlardan koruma gücüne de sahipti. Aynı zamanda ay tanrıçası Hekate’ye dolunay gecelerinde çörek, yumurta, balık ve peynir sunulurdu.

Hekate kutsal alanında da Tanrıça için birçok tören düzenlenirdi. Hey yıl, eylül ayının dolunay gecelerinde tanrıçanın doğum günü kutlanır, tapınakta, tanrıça heykelinin bulunduğu bölümde gizli törenler yapılırdı. Hekate kutsal alanında gerçekleşen bu şenliklerin en önemlisi ve en büyüğü İÖ 81 yılından sonra yapılmaya başlanan "Hekatesia-Romaia" şenlikleriydi. Dört yılda bir düzenlenen bu şenliğin başında, elinde anahtar taşıyan bir genç kız, "Kleidophoros" bulunurdu. Bu genç kız, tören alayı eşliğinde anahtarı Stratonikeia antik kentinden Lagina’ya getirirdi. Bu tören hem Tanrıça’nın yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğunu, hem de bu dini merkezin Stratonikeia’ya bağlılığını gösteriyordu.

TANRILARIN TOPLANDIĞI TAPINAK

Kutsal alanın kuşkusuz en önemli mekánı, Hekate’nin evi olarak inşa edilen tapınaktı. Alanın ortasındaki tapınak, kuzeybatı güneydoğu anakayası üzerine inşa edilen beş basamaklı bir platform üzerinde yükseliyordu. Uzun cephelerde on bir, kısa kenarlarda sekizer Korint başlıklı sütuna sahipti. Böylece dönemin modasına uyularak sütunlarla tapınak duvarları arasında geniş bir alan oluşturulmuştu. Sütunlar üzerinde yer alan yatay taşıyıcı elemanlarda lotus ve palmet motifleri işlenmişti. Girişteki iki sütun İon üslubu başlıklarıyla diğerlerinden ayrılırken, ortada bulunan çukurda (bodros) sıvı sunular yapılıyordu. Günümüze ulaşmayan Tanrıça heykeli Naos adı verilen kısmında yer alıyor olmalıydı. Nitekim bu özel bölümde rastlanan pişmiş toprak figürün, sikke, fal taşı ve altın takı parçaları da bu görüşü destekliyor.

Sütunların üzerine gelen frizlerde dört ana konu var. Doğuda; baş Tanrı Zeus’un doğumu ve yaşamı işleniyor. Buradaki kadın tasviri Hekate olmalı. Ana tanrıça edasındaki Hekate, doğan çocuklarını yutan Zeus’un babası Kronos’a sunmak üzere bir taş taşır. Batıda; tanrılar ve gigantlar (devler) arasındaki savaşa katılan Hekate elindeki meşaleyi bir silah gibi kullanır. Kuzeydeki firizde, Amazonlar ve Yunanlılar arasındaki barış ve dostluk sahnesi görülür. Hekate dostluğun onuruna yere kutsal içki dökmektedir. Güney’de; Karia’nın tanrılar toplantısı yer alıyor. Tüm tanrılar Lagina’daki Hekatesia şenliklerine gelmiş olmalı ve bu sahnede Hekate, Apollon, Athena ve Aphrodite gibi tanrılarla bir tutuluyor.



STOALARLA ÇEVRİLİ

Tapınağın güneyinde sunuların gerçekleştiği altar bulunuyor. Çevresi tapınakta olduğu gibi korint başlıklı sütunlarla bezeli altarın hemen batısında, İS 4. yüzyıla, Hıristiyanlığın resmi din olarak serbest bırakıldığı döneme ait şapel yer alıyor. Kutsal alanı tamamlayan bir diğer yapı ise halkın dinlenebileceği, yağmur ve güneşten korunabileceği stoa. Bu yapılar meclisin ya da mahkemenin toplandığı, resmi belgelerin saklandığı, rahiplerin, resmi görevlilerin ve tanrıya dua edenlerin kalacak yer gereksinimi de karşılıyordu. Lagina Hekate Kutsal Alanı da üç yönden stoalarla çevriliydi.

Tanrıça Hekate için yapılan en büyük ve birçok mimari parçasıyla ayağa kaldırılabilecek durumdaki tek tapınak olan Lagina Hekate Tapınağı bu yönüyle antik dünyadan günümüze gelen, ortak mirasın önemli parçalarından biri. Lagina arkeolojik olduğu kadar dinler tarihi açısından da eşsiz bir öneme sahip. Bu yaz yolunuz Yatağan civarına düşerse Lagina’ya uğramayı ihmal etmemenizi öneririz.

Lagina kazıları 150 yıldır sürüyor

Batı Anadolu’daki birçok kentteki gibi, Lagina’daki ilk araştırma ve kazılar da 18-19. yüzyıllarda Avrupalı gezginler tarafından yapıldı. Bunlardan en ünlüsü Halikarnassos Mausoleion’unun kalıntılarını British Museum’a götüren C. Newton’du. Bir diğer ünlü isim ise ilk Türk müzecisi Osman Hamdi Bey’di. Osman Hamdi Bey, gün yüzüne çıkarttığı tapınağa ait birçok kabartmalı frizi İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşıdı. Uzun bir aralıktan sonra kazı çalışmalarına 1967-1970 yılları arasında Prof. Dr. Yusuf Boysal tarafından tekrar başlandı. 1993 yılından itibaren çalışmaları Konya Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet A. Tırpan üstlendi.
Alıntı
 
  • Beğendim
Tepkiler: Ori

Artemis.B

Kayıtlı Üye
Katılım
8 May 2010
Mesajlar
49
Tepkime puanı
0
Konum
Gaziantep
Bişe sorucam.Bazı yerlerde Artemis Ve hekate bir tutuluyor.Böyle bir şey varmı?
 

Osiris

Tecrübeli Üye
Katılım
23 Kas 2008
Mesajlar
694
Tepkime puanı
110
Artemis,Hekatenin Bakire yönüdür.
 

Artemis.B

Kayıtlı Üye
Katılım
8 May 2010
Mesajlar
49
Tepkime puanı
0
Konum
Gaziantep
Gerçekden anlamadım ikisi farklı tanrıçalar değil mi biraz daha açarmısınz araştırdım ama pek bir şey bulamadım .
 

Osiris

Tecrübeli Üye
Katılım
23 Kas 2008
Mesajlar
694
Tepkime puanı
110
İkisi aynıdır.Aslında tek Tanrıça vardır.Bazen Artemis,bazen Afrodit vb. yönünü görürüz.
 

erlkonig

Kayıtlı Üye
Katılım
10 May 2010
Mesajlar
524
Tepkime puanı
50
İş
Öğrenci
Aradia, Gospel of The Witches... Bunu okuyorum şu sıralar. Orada bahsedilen Aradia'nın Hecate olması kuvvetle muhtemel. Ve Lucifer'le Diana'nın (Arthemis) kızı olarak geçiyor. Araida'dan, Cadı'ların Tanrıça'sı olarak bahsediyor. Ancak ölümlü bir Tanrıça...
 

embriyo

Elit Üye
Katılım
19 May 2010
Mesajlar
2,217
Tepkime puanı
860
Konum
Ankara
İş
Ressam
Ay Tanrıçası Hekate bulundu

Ekli dosyayı görüntüle 4972

Paganların dini merkezi 2 bin 500 yıllık Lagina antik kentindeki kazı çalışmalarında Ay Tanrıçası Hekate'nin cehennem yolundaki kayık üzerinde tasvir edilmiş heykelciği bulundu.

Muğla’nın Yatağan İlçesi’ne bağlı Turgut Beldesi’nde bulunan 2 bin 500 yıllık Lagina antik kentinde bu yıl Ağustos ayında başlayan kazı çalışmaları Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Tırpan başkanlığında sürdürülüyor. Çalışmalarda, antik kentin giriş alanında rahip Menestes’in evinin bulunduğu bölgede Ay Tanrıçası Hekate’nin kayık üzerindeki heykelciliği bulundu. Elindeki meşale kırbaç, anahtar ve üç başlı köpeği Kerbelos ile cennet ve cehennemin bekçiliğini yapan Tanrıça Hekate, ölülerin ruhlarını elindeki meşale ile öteki dünyaya Cehennem kayıkçısı Cheron ile taşır. Üç Başlı Ay tanrıçası olarak da anılan Hekate’nin, denizlerin, yeryüzünün ve cehennemin hakimi olduğuna inanılıyor. Roma döneminde de Hekate, cadıların önderi olarak kabul ediliyor.

Lagina Kazı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Tırpan, bronz Hekate heykelciğin ekipte heyecan yarattığını belirtirken, 1993 yılından bu yana devam eden kazılarda ilk defa bu kadar değerli bir eserin ortaya çıkarıldığını söyledi. Prof. Dr. Tırpan, "Rahip Menestes, antik kent giriş alanı olan Propylios’u koruduğu için Hekate’nin bronz heykelciğinin ona hediye edildiğini düşünüyoruz. Hekate 2 bin 200 yıl önce elinde meşale ile ölülerin ruhlarını öteki dünyada taşıyarak, yer gösterir. Cehennem kayıkçısı Cheron ile ölülerin ruhları cennete taşınır. Hekate’yi diğer tanrılardan ayıran bir diğer özellik ise denizlerin, yeryüzünün ve cehennemin hakimi olan bir tanrıça olmasıdır. Lagina Antik Kenti de ay tanrıçası Hekate için yapılmıştır. Çünkü Türkiye ’de Lagina, ayın en iyi doğduğu yerdir. Lagina’da en iyi şekilde ortaya çıkan dolunay ayrıca Hekate’nin doğum günüdür" dedi.

Radikal arşiv-10-08-2011
 

Keira

Moderator
Katılım
18 Ocak 2009
Mesajlar
1,378
Tepkime puanı
302
Konum
Ankara-İzmir
Aradia, Gospel of The Witches... Bunu okuyorum şu sıralar. Orada bahsedilen Aradia'nın Hecate olması kuvvetle muhtemel. Ve Lucifer'le Diana'nın (Arthemis) kızı olarak geçiyor. Araida'dan, Cadı'ların Tanrıça'sı olarak bahsediyor. Ancak ölümlü bir Tanrıça...

Hecate olması mümkün değildir.
1. Hecate Titan soyundan gelmektedir yani Diana gibi bir Tanrıça'nın kızı olması imkansızdır.
2. Hecate'nin annesi Asteria'dır. Bütün kaynaklarda sadece bu bilgi yer almaktadır.
3. Lucifer Yunan mitolojisinde ve Paganizmde yer almamaktadır.
4. Tanrıçalar ölümlü olamaz.
 

erlkonig

Kayıtlı Üye
Katılım
10 May 2010
Mesajlar
524
Tepkime puanı
50
İş
Öğrenci
Evet bana da garip geldi. Engizisyon döneminde çıkmış bir veya o dönemde dejenere olmuş bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
 

Keira

Moderator
Katılım
18 Ocak 2009
Mesajlar
1,378
Tepkime puanı
302
Konum
Ankara-İzmir
Evet bana da garip geldi. Engizisyon döneminde çıkmış bir veya o dönemde dejenere olmuş bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Haklı olabilirsiniz çünkü Hecate pagan cadılar için daha büyük bir önem arz etmektedir. Hecate'yi Lucifer'le bağdaştırmak ise insanları paganizmden soğutma çabasıdır diye düşünüyorum. Çünkü paganizmin özünde şeytana yer yoktur. Paganlar şeytanın varlığını reddeder.
 

erlkonig

Kayıtlı Üye
Katılım
10 May 2010
Mesajlar
524
Tepkime puanı
50
İş
Öğrenci
Çok ince bir nokta var orada çünkü. Direk bir kötüleme yok ama bilinç altına oynanıyor. Diana ve Lucifer'in kardeş olduğu anlatılıyor. Diana'nın Lucifer'e Aradia adında bir kız çocuğu verdiğini ve Lucifer'in kibri yüzünden Cennet'ten kovulduğu söyleniyor. İlk başta anlam verememiştim, ilişki kuramadım. Ama düşününce bu dönemde Paganizm'e dair şeyler şeytanla özleşleştirilmişti. Pan'ın Satanizm'in simgesi haline getirilmesi gibi... Aynısı bu metinlerde de mevcut.
 

Keira

Moderator
Katılım
18 Ocak 2009
Mesajlar
1,378
Tepkime puanı
302
Konum
Ankara-İzmir
Diana ve Lucifer'in kardeş olması gibi bir durum söz konusu değil. Lucifer zaten Tanrı değil. Karanlık Tanrı olarak bilinen Hades bile mitolojide şeytanlaştırılmamıştır ki Hecate Tanrı ve Tanrıçaların soyundan değil, Titanlardan gelmektedir ve Olimposun o heybetli Tanrı ve Tanrıçalarından olmadığı halde Zeus tarafından onlara verilen değerin aynısını görmüştür.
 

anemist

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Haz 2010
Mesajlar
22
Tepkime puanı
1
Zeus ve Demeter'in kızı Koredir, ve Hades onu yer altına kaçırdıktan sonra adı Persephone olmuştur.Hades onun kaçmasını engellemek için köpekler koymuştur kapıya. Ve Persephone yeraltından meyve yemiş ve kuralı çiğnemiş, orda kalmıştır. Zeus bu durumdan sonra Kızına yeraltı dünyasını onun korumasına emrine ve yönetimine verir.

Alakasız olacak ama, Zeus yeraltı dünyasını Persephone vermiştir, Hekate burda nasıl yeraltına hükmedendir? Biri öz biri üvey gibi algılasakta, eski mitaolojik kaynaklarda Yeraltı Persephonenindir ve yılın 3 ayını burda 9 ayını yeryüzünde geçirir. Hekata bu 9 aylık sürede mi dev alıyor yeraltı tanrıçalığını?
 

Keira

Moderator
Katılım
18 Ocak 2009
Mesajlar
1,378
Tepkime puanı
302
Konum
Ankara-İzmir
Hecate Titan soyundan gelmesine rağmen Zeus'un saygısını kazanan ve Olimpos Tanrı ve Tanrıçaları kadar değer verilen, daha çok yetki verilen tek Tanrıça'dır. Zeus Hecate'ye yeraltında yeryüzünde ve denizlerde hükmetme gücü vermiştir. Ayrıca Hecate ölümün, doğumun, kaderin Tanrıça'dır. O yüzden yeraltında yaşamakta orayı Hades'le birlikte yönetmektedir. Ayrıca persephone yeraltına indiğinde Demeter kızını bulmak için Hecate'den yardım istemiştir. Ayrıca nepoaganizm'de Bakire-Anne-Kocakarı üçlemesinde Persephone ve Demeter'le birlikte yer alır.
 

anemist

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Haz 2010
Mesajlar
22
Tepkime puanı
1
Demeter kızını görmek için başka bir yola başvurduğunu biliyorum (mesela en basit şekliyle:Demeter üzüntüsünden topraktan bereketi çeker ve köylüler yalvarır, bunun üzerine Zeus Hadesle anlaşma yapar , öylelikle kızını görür)bazı kaynaklarda da biraz farklı geçiyor, Hecate den yardım aldığıyla ilgili bir kaynak okumadım. Persephone araştırma konumdu yeraltı tanrıçalığın da, bu yüzden detaylı araştırmıştım bir çok kaynağı, Hecate ye hiç rastlamadım,
Ben Neopaganizmin dışından araştırmıştım yeraltını, birde içinden araştırayım, Persophoneyi çok severim benim gözümde yeraltı Tanrıçası o :boat: (ayrıca dipnot:Stockholm sendoromu İlk Hades ve Persephone arasında başlamıştır) sevgi ve ışıkla..
 

Keira

Moderator
Katılım
18 Ocak 2009
Mesajlar
1,378
Tepkime puanı
302
Konum
Ankara-İzmir
Bazı kaynaklarda Hecate'nin Demeter'e yardım ettiği mevcuttur. Demeter'in yeraltına güvenli bir şekilde inip Persephone arayıp bulmasında yardım etmiştir. Detaylı bir arama yaparak bulabilirsiniz. Sevgi ve ışıkla..
 

Seraphine

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
475
Tepkime puanı
724
Yaş
26
Konum
Hall of Guides
Hecate benim için her zaman daha özel bir tanrıça oldu. İçsel olarak kendimi daha yakın hissettim. Ve kesinlikle ilerleyen jenerasyon tarafından saygı görmesi gerektiğini savunuyorum çünkü ilginç bir şekilde farklı yönelimler başladı.

Zamanın çarkları yükselsin ve Tanrıçanın ismi onurlandırılsın.
 

Creative34

Kayıtlı Üye
Katılım
22 Eyl 2018
Mesajlar
162
Tepkime puanı
48
Hekate tanrıçası kuzey Avrupa dan çok Güney Avrupa Helenistik dönem tanrıçası duruyor Yukarı Avrupa hermetik bilgileri çok başka kanımca kuzey Avrupa pagan cadıları ünlüdür bir kolunuzda Amerika’da olduğunu düşünüyorum Paganizm Amerika’da yaygın hekate antik Yunan efsanesi bence Paganizmi çok ayrı yere koyuyorum Türkiye’de dehşet iyi. Bilgili gizli paganlar var Helenistik dönemlerde efsaneler çok var sümer uygarlığı Tanrı’ları bunu incelemeye değer diğer kavimlerde Sümerler’den etkilenmiş tanrısal formları yaratmışlar.
 
Üst