Okült Cemiyetlerde Grup Karması

Ori

Elit Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,715
Tepkime puanı
1,571
Batı Geleneği'nin yüksek inisiyelerinden biri bir keresinde bana şöyle demişti: "Okült çalışmada güvenlik için iki şey gereklidir; doğru motivasyonlar ve doğru arkadaşlar." Pratik okültizm deneyimi olan herkes bunun ne kadar doğru olduğunu bilir. Bazı yazarlar okült çalışmalarda güvenlik için iyi niyetin yeterli olduğunu söyler, ama deneyim bunun hiç de doğru olmadığını göstermektedir. Arzularının gücünden başka hiçbir şeye güvenmeden En Yüce'yi çağıran bir insan güvendedir fakat maji ve simya hakkında bir şeyler okuyup deney yapmaya başlayan kişi güvende değildir. Eksik bilginin en tehlikeli olduğu yer okültizmdir. İsteğe ve meditasyona güvenen ve yalnızca sezgilerinin rehberliğine sahip yalnız bir işçinin ilerleyişi ne kadar yavaş olabilecek olsa da, kör bir liderin arkasındaki kör takipçininkinden çok daha iyi bir konumda olacaktır.

Ezoterik bilim öğrencileri her zaman kervanlar oluşturup rüyalarının Semerkant'ına bir Altın Yolculuğa çıkma eğiliminde olmuşlardır fakat Çöl Kapısı'ndan ayrılır ayrılmaz kervanın yöneticisinin ve kervandakilerin karakteri hakkında çok şey öğreneceklerdir. Kervanın liderini görmezden gelemeyecekleri gibi kervandaki diğerlerinin karakterini de görmezden gelemeyeceklerdir.

Geleneksel bilimin yeni yeni anlamaya başladığı grup zihni psikolojisi pek çok okült çalışmanın temelini oluşturur ve Gizemler'de kadim zamanlardan beri kullanılmaktadır. Ritüelin geçerliliği iki şeye dayalıdır; Görünmeyen Güçlerle düzgün bir temas kurulması ve fiziksel planlarda bir grup zihninin oluşturulması. Bu yüzdendir ki Üstat İsa "İki veya üçünüz benim adımla bir araya geldiğinde aranızda olacağım" demiştir ve Kilise "iki veya üç kişi" mevcut olmadıkça Aşai Rabbani ayinini düzenlemeyi reddeder.

Grup zihni grup ruhuyla aynı şey değildir. Grup ruhu bireysel uzantıları olan ayrışmamış bir zihinsel malzemedir; ilkeldir ve geçmişe aittir. Grup zihni ise ancak bireysel zihinler geliştikten sonra oluşturulabilir. Şöyle de tanımlanabilir: Pek çok zihin tarafından paylaşıldığı için bireylerin tümünü aşan bir duygu ile ruhlanan, süper kompleks ve koordineli fikirler bütünü. Bir ırkın grup ruhunun bilinçaltının derinliklerinde bulunduğu düşünülebilir, ama herhangi organize bir bireyler grubunun grup zihni bir üst-ruh olarak tanımlanabilir. Üst-ruh, grubun her bir üyesinin hayatını ışığında veya gölgesinde geçirdiği, iyilik veya kötülüğe eğilimli geniş, derin düşünceli, yapay, temel bir potansiyeldir. Bir grup zihninin etkisi çok büyüktür fakat pek anlaşılamamıştır; şu kadarını söylemek gerekir ki, ne zaman biri herhangi bir organizasyona katılsa, o organizasyonun grup zihninin etkisi altına girer ve organizasyon ne kadar yoğun ve yüksek derecede duygu enerjisiyle yüklüyse, üyeleri üzerindeki etkisi de o kadar yüksek olacaktır. Hangi gruplara katıldığımız konusunda çok dikkatli olmamız gerekir, çünkü çok az ruh kendini grup etkisinden yalıtabilir.

Yine hatırlayalım ki, ne zaman bir gruba katılsak, grup karmasındaki payımızı omuzlamamız gerekir. Önceki sayfalarda olan bitenler geride bir iz bırakır. Eğer bir grup, disiplini sayesinde mükemmelleşmiş asil insanları kapsayan uzun ve asil bir soya dayanıyorsa, o zaman grup zihni kendi ışığıyla parlar ve onun etkisini paylaşma ayrıcalığını elde eden herkesi kutsar. Ama eğer örneğin bir Kutsal Engizisyon'un veya bayağı bir fallik tapınım evresinin ürettiği karma gibi ödemesi gereken borçlar varsa, inisiye bu borçlardan kendisine düşen payı ödemeye çekildiğini görecektir; tıpkı ipotekli bir mülkün varisinin, ipoteği ödemek için gelirinden kesinti yapılmasını kabul etmek zorunda oluşu gibi.

Öğrenci her zaman hatırlamalıdır ki, bilgide etrafındakilerden ileri gitmedikçe, o bireylerin oluşturduğu grup zihninin etkisinden kaçma ümidi olmayacaktır. Grup zihni şu iki şeyden birini yapacaktır; ya duyarsız bir şekilde onu kendi görüşüne ve titreşimlerine uyumlandıracak ya da az veya çok güç kullanarak onu dışarı itecektir. Okült karakter uyuşmazlığından dolayı böyle bir reddedişe neden olan temel süreçler ilgili herkes için nahoştur. Dolayısıyla, yanlış bir gruba girip üzgün bir insan olarak çıkmaktansa (daha akıllı biri olarak çıkılacak olmasına rağmen), uzak durmak çok daha iyidir.

Bir topluluğa girip iyi taraflarını alıp kötü taraflarını görmezden gelebileceğinizi düşünüyor olabilirsiniz, ama inanın bana bunu yapamazsınız; siz farkına varmadan atmosferi sizi etkileyecektir. Çok süptil olduğu için bilinçli olarak fark edemeyeceğiniz bir etki bilincinize sızacaktır. İlk bakışta bir istisna olarak gördüğünüz şeye karşı giderek duyarsızlaşacaksınızdır. Doğru ve yanlışın ince tonlarını ayırt etme yeteneğiniz giderek körleşecektir ve asla fazla açılmamaya karar vermiş olduğunuz halde kendinizi dalgayla birlikte gidiyor bulursunuz. Kötü arkadaşlarla birlikte olmaktansa, yalnız olmanın her zaman daha iyi olduğunu hatırlamalısınız ve prensiplerimizden ödün vermediğinizde okült ilerleyişinizde gecikmeler olacağından korkmanıza asla gerek yoktur.

İlerlemiş okültistler "kirlenmiş alan" denen şeyin anlamını bilir ve geçmişte ortamının kirletilmesine izin veren herhangi bir örgütü kapatıp dağıtmak, tapınaklarını yerle bir etmek ve topraklarına tuz ekerek lanetlemek bir gelenekti. Eski inisiyeler astral kirlilik meselesini bu kadar ciddiye alırlardı. Kirlenen kardeşlik birliği dağılır, üyeleri alçak grup zihninin takip edici etkisinden kaçmak için uzak ülkelere gider ve bir saflaşma döneminden geçene kadar herhangi okült bir çalışma yapamaz veya takip edemezlerdi.

Nadas ilkesi okült çalışmalarda yeterince kullanılmamaktadır. İç Planlar'da işler ters gittiğinde yapılabilecek tek şeydir. Bir şeytan çıkarma çalışması negatif varlıkları uzaklaştırır fakat o varlıkların obsede ettiği ruhu yeniden yapılandırmaz. Bu kadar tehlikeli bir durumdaki ruh, saflaşma süreci tamamlanmadan tekrar okült çalışmalara girdiği her defasında, ilkinden daha kötü yedi şeytanı kendine çekecektir.

Bir skandala sahne olan bir ezoterik topluluk, ortamının bu skandal etkisiyle kirlenmesini önlemek için her önlemi almalıdır. İhmali olanlara şefkat gösterebilecek olmakla birlikte, tekrar saflaşmaları sağlanana kadar onları kardeşlik örgütünün tüm üyeleriyle ilişkiden uzaklaştırmalıdır ve loca hatanın cezasını çeken yol üyelerine şefkat ve kardeşlik düşünceleri yollamasına rağmen hatayı açıkça kınamalıdır. Eğer bu yapılmazsa, eğer skandala göz yumulur örtbas edilirse, kesinlikle ortamı kirletecektir. Bu kiri temizleyecek tek şey grubun günahkârlara değil fakat günaha korku ve iğrenme ile tepki göstermesidir. Günahkâr asla mahkum edilmemeli, Mesih'in yardımıyla insanlık mevkisine yeniden yükselmesine yardımcı olunmalıdır. Fakat duygusal davranıp günah hoş görülmemeli, doğruya doğru, eğriye eğri denebilmelidir. Bu, eğriyi idealleştirmeye çalışanlar üzerinde çok faydalı bir etki yapacaktır.

Bir şey çok kesindir; herhangi bir toplulukta aynı tür sıkıntı sürekli tekrarlanıyorsa ve özellikle de bu skandallar her defasında farklı kişileri kapsıyorsa, bu durum ortamın kirlendiği anlamına gelir ve eğer durum buysa, yapacak tek şey vardır. Sanki bir veba bir toplumu helak etmiş gibi, ki gerçekten de İç Planlar'da olan budur, o kardeşlik grubu kapatılıp dağıtılmalı ve belanın ciddiyet seviyesine göre arazisi bir yıldan yedi yıla kadar nadasa bırakılmalıdır. Yeniden yapılanma gerçekleştiği zaman bu ancak yeni bir tapınak, yeni cüppeler, semboller, takılarla (ve diğer herhangi materyal aksesuarlarla) yapılmalıdır.

Bir topluluğun veya kardeşliğin üyesi sıkça yüksek seviyelerde ruhsal kötülükle savaşmaya çağrılır ve ben olsam çağrılan üyeye şu tavsiyede bulunurdum: Rakipten daha üst derecede olmadığın sürece asla majisyene karşı maji kullanarak savaşmaya kalkışma. Kılıcını kuşan ve Mesih'i çağır. Pentekost'un kavurucu ateşini (Kutsal Ruh'un ateşten dillerini) şeytana doğru çevirir. Ama günahkara her zaman bir doktor gibi yaklaş ve onu günaha sevk eden zayıflığını iyileştirerek yanlışını yen.

Herhangi türdeki bir kara okültizmle savaşırken, ki bu mücadeleler sıkça meydana gelmektedir, tıpkı bir pilot gibi düşmanınızın üstüne çıkın. Eğer o insan zihninin silahlarıyla savaşıyorsa, onu İlahi Ruh'un Gücüyle karşılayın. Savaşın asla onun seçtiği bir düzlemde yakışıksız bir çekişme haline düşmesine izin vermeyin. Tanrı'dan gelen gücün gerçek yapısının farkına varma yoluyla, gücü tersine çevirin. Kişilik maskesinin ardındaki gerçek ruhsal bireyi görün ve kişiliğin tezahür ettirdiği şeytanla yaptığınız savaşın en şiddetli anında bile maskenin ardındaki bireyi gözden kaçırmayın.

Gücün tavrı "Sakin ol ve bil ki Tanrı benim" şeklindedir. En güçlü zırh, tepki göstermeyi reddetmektir. Sonsuz merhamet ve doğruluğa olan şaşmaz sadakat uzun vadede tüm savaşları kazanacaktır. Tüm zorluk ve sıkıntı zamanlarında Üstatlara güvenmeyi, İlahi Yasa'yı çağırmayı ve işleyişini beklemeyi öğrenelim.

Okült çalışmamın ilk günlerindeki bir deneyimimi çok iyi hatırlarım. Eğitmekte olduğum grupta etik bir problem meydana gelmişti ve ihlalcinin ya olası bir kendini arındırma için grupta kalmasına izin verecektim, ya da "Okült çalışmayla uyuşmayan belirli şeyler vardır ve eğer bunları yaparsan gitmen gerekir" diyecektim. Karar vermem gerekiyordu. Zor bir sorundu. Bir ruhu cezalandırıp karanlığa göndermekle sonuçlanabilecek bir adım atmayı hiç istemiyordum, ama grup ortamımın kirlenmesi riskini almaya da eşit ölçüde isteksizdim. O karmaşa içinde sorunumu Üstatlara bildirdim. İç bilinç yoluyla o "sakin küçük ses" geldi ve dedi ki "İsa'nın kutsal adını söyle ve katlanamayan gitsin." Bunu yaptım olağanüstü bir netice aldım. İlgili kişi İsa'nın adına katlanamıyor gibi görünüyordu. Bu isim onda dayanılmaz bir öfke doğuruyor gibiydi ve şahsın kendi isteğiyle ayrılmasıyla birlikte problem hızla çözülmüş oldu. İsa'nın Yüce Adı'nın kullanımının mantrik (zikirsel) etkisi öylesine güçlüdür ki, temiz olmayan hiçbir şey onun titreşimlerine dayanamıyor ve kaçmak zorunda kalıyor gibi görünmektedir.

Bilgiyle kullanıldığı zaman bu isim çok güçlüdür. Ne zaman bir grupta herhangi türde ahlaki bir kötülükle karşılaşılsa, İsa'nın güçlü adı evrensel bir problem çözücüdür. Böyle bir sorunla karşılaştığınızda hemen kızgınlıkla saldırmayın, Celile'de yaşamış olan İlahi Yaşam'ın düşüncesini sürekli ihlalcinin gözleri önüne getirin ve deyin ki "Buna bak ve yaptığın şeyin bunun yanında nasıl durduğunu gör." İki şeyden biri olacaktır; o adın titreşimlerinin güçlü etkisi ya hatalı olan kişinin alçakgönüllülükle pişman olmasını ve kendine gelmesini sağlayacak ya da bir patlamayla onu kaçıracaktır.

Bununla birlikte hatırlanmalıdır ki, bu adın gücünü kullanmak ancak kendimizi Mesih bilincine uyumlamışsak mümkündür; bizde uyumsuz bir şey varsa, biz de ona reaksiyon gösteririz. Onun gücünün bir ruhta kendini gösterebilmesi için, kendimizin de yanlışa herhangi bir şahsi tepki göstermenin ötesine geçmiş ve "günahkârın ölümünü değil, yanlışından dönüp yaşamasını" samimiyetle arzuluyor olmamız gerekir. Fakat bazen başkalarının iyiliği için bir olumsuzluğun gruptan uzaklaştırılması gerekir ve bir kardeşi üzerinde yargıda bulunmak kimsenin haddine olmamakla birlikte, kişi adalete yardımcı olmak zorunda kalabilir. Fakat karar ve hüküm her zaman daha yüksek ellere bırakılmalıdır. O yüzden böyle bir meseleyle karşılaşanlar bana verilen tavsiyeye uysun: "İsa'nın yüce adını çağır ve katlanamayan gitsin." Problemle bu yöntemle ilgilenildiğinde, hiçbir masum insan zarar görmez. Eğer kişide düzelme kıvılcımları varsa, bunlar canlanıp ateşe dönüşecektir. İsa'nın adı kirlilik ve kötülükten başka hiçbir şeye zarar vermez. O adı bir insana veya harekete karşı çağırın ve bırakın etleri kemikten ayırsın, çünkü iki ucu keskin kılıçtır.

Alıntı.
 

Çetin

Kayıtlı Üye
Katılım
25 Nis 2019
Mesajlar
65
Tepkime puanı
69
Yaş
32
insan türünün en önemli özelliği birikimini biriktire biriktire dna sını sonraki nesle geçirdiği gibi geçirebilmesi. bu evrimsel sürecin de bir parçası gibi duruyor

yani aslında zihinsel evrimimiz bize zaman geçtikçe ve biz geliştikce maddi dünyayı kavramlarla açıklama yetimizde gelişiyor ve bu gelişim evrimsel süreç içerisinde aktarım şeklini geliştiriyor ve aktarım bandını genişletiyor.

ezoterizim dediğimiz şey bu aktarımın kavramsal doğrulugunun korunabilmesi için ve erişiminin belli şartlar sağlanmadan kısıtlanabilmesinin mümkün olmasını saglamak üzere evrimsel süreç içerisinde gelişmiş bir yöntem.

ancak günümüzde bir sıkıntı var o da bir çok konuda insan beyninin yerini alan bilgisayarlar. bilgisayarlar insan beyninin aslında aktif olarak kullanması gereken özelliklerini daha az kullanmasına neden oluyor. bu hayatın gerekliliği evet ve bu nedenle evrimsel sürecimiz de buna göre yön değiştiriyor

peki hangi yöne?

kavramlar herşeydir. kavramlarla ayakta duruyoruz. elimizdeki olgulara (din, aile vs ) kendimizce kavramlar yükleriz. kavram o olgunun bizde uyandırdığı etki ve sonuçlardır. bu nedenle belli bir dini olgu farklı topluluklarda farklı kavramlarla algılandığı için farklı etki ve sonuçlara neden oluyor

semavi dinlerin mistik akımları ve günümüzdeki modern yeni çağ öğretileri hep bir şeye odaklanır. yahudi mistisizmi kabaca kendimiz için alma arzumuzu baskaları ıcın alma arzusuna donusturmemız gerektigini ogutler. islam dininin gerçek yorumun da da fedakarlıgın bizi kurtaracagından bahseder. modern yenıcag akımlarında baskalarına hızmetten bahseder

ınsanlık enınde sonunda bır seyın farkına varacak o da varlıgını devam ettırebılmesı uzlasma ve uyumla gerceklesecek. her bır bıreyın bır dıgerını kendını dusundugu kadar dusundugu bır topluluk yokolustan kurtulabılecek

ıste gunumuz teknolojık cagı bıze bu yone goturuyor. kotu gordugumuz seyler aslında ıyı bır yere gıdıyor gıbı. ezoterızm yerını artık kolektıfın karmasık bılgı yıgınlarına bıraktı.

artık bılgılerı sembollerden ve anlamının acıklaması sayfalarca suren kavramsal kelıme ve ıfadelerden degıl bızatıhı bılgısız gorunen herbırmızden alacagız alıyoruz.

cunku zaten bu bılgıler hayatın akısında mevcut. bugunun ınsanlıgının ezoterık bılgılerı cozumlemek ıcın herhangı bır ogretıyı ya da ogretmenı takıp etmesıne gerek yok. ınsan beyni karmasa ıcınde bılgı bombardımanına maruz kalmıs ve bu karmasa ıcınden bombaların ve dusmanların arasından asker arkadasını kurtarır gıbı dogru kavramsal bılgıyı kurtaracak sekılde dızayn edılmıstır.

ama bu tabıkı sartlarını yerıne getırenler ıcın gecerlı bır durum her seyde oldugu gıbı

ınsan tek basına dahı kalsa gereklı sartlar saglandıgında ıhtıyacı olan dogru bılgıye ulasabılmelıdır
 
Üst