Nazar hased kiskanclik vsa gibi olumsuz bakislardan meydana gelir ve kisinin enerjisini sagligini alt üst eder, nefes ise büyü sihir manasinda kullanilior burda.
Felak suresi dügümlere üflemekden bahseder, üflemek icinde nefes gerekir, ve haset den bahseder, ve bu ayetlerin nazar ve büyüye kalkan olabilmeleri elbette bir tesadüf degil.Cünki iki halde insana cok zarar verebilir.
Burada nefes'ten kasıt "nefs" okununca bildiimiz nefes gibi anlaşılmasın .
"Nazar ve nefes az kaldı kaderi geçecekti. Nefes ve nazardan Allah’a sığının... " sözünü duyunca aklımıza gelen ilk ayet La Edri'nin söylediği felak suresidir. Fakat tek başına nefesi düşündüğümüzde nefes yaşam verici olduğu için ve onsuz bir hayat düşünülemeyeceği için ilk cümlede hadiste geçen nefesin nasıl bir nefes olduğu ayetteki gibi açık ve net bir şekilde ifade edilmeliydi. Ki zaten Kur-an apaçık bir kitaptır. İslam inancına göre ondan daha iyi onu başka birşey açıklayamaz. Ya hadiste bir problem var. Ya da hadisin çevirisinde bir problem var. Lavender'in yorumu bu durumda çok daha mantıklı duruyor. Nefsimiz ve başkasının nefsi olan zarar kaderin önüne geçebilir. Şahsi olarak nefes yerine nefs'i daha mantıklı buluyorum. Ya da hadise geçen nefes yerine ayetteki gibi ifade edilen negatif büyüye atıfta bulunacak şekilde ifade edilmeli idi. O zaman daha anlaşılır olurdu. Ki zaten hadislerin doğruluğu ve yanlışlığı ile ilgili emin olamıyoruz. (Bu bahsettiğim konu lütfen din tartışmasına yol açmasın. Sadece kelimelerin kullanılışından şahsi çıkarım yapıyorum. Ve olaya artı bir bakış eklemeye çalışıyorum. Bu yüzden iki arkadaşımızın da yorumlarını alıntı aldım.)
Nazar haktır. Bir insana nazar değdiğinde sırtınızda sol taraftaki kürek sümüğü var tam onun altına gider orada kalır ve yürek omuz ağrısı gibi ağrı verir ve hayatanızı olumsuz olarak etkiler. Her nazar değdiği zaman söylediğim yerde toplanır ve et haline gelir bu fındık veya daha büyük bir cisim halinde olabilir. Doktorlar bunu bilmez. Bunu çıkarmanın yolu kürek kemiğini el ile omuz etinden ayırarak barmakları o kısma daldırıp o etleşmiş nazarı oradan dışarıya çıkarıp ezmektir. En kuvvetli ve dayanıklı insanlar bile bu ağrıya dayanamayıp bayılabiliyor. Ben bunu bizat tecrübe etdim ve hala yanıma gelip yardım isteyenlere uyguluyorum. Bunu yapmak için özel yetenek lazım yani kemiyi etden ayırmak ve o cizmi çıkarıp ezdikten sonra kemiyi omuza yeniden salmak lazım. Ağrılı ve zor iş.
Orta Asya kültüründe özellikle şamanlarda kürek kemiklerinde enerjisel yansıma olarak insan bedeninin tamamının bulunduğuna inanılır. Şu an geleneksel Çin tıbbı olarak dünyaya yayılmış alternatif terapi yönteminin de aslı Türk alternatif terapisinden gelmektedir. Maalesef daha sonraki tarihsel süreçte bu kadar önemli bir kültürün ve bilgi birikiminin unutulup göz ardı edilip Türkler tarafından kullanılması bırakılmış, Çinliler ise dünyaya yaymıştır.
Türk şifa yöntemi ya da şaman bilgeliği artık hangi ismi verirsek verelim Orta Asya şifa geleneğinde, bedende buna benzeyen bir çok yansıma enerji alanları vardır. Belirli bölgelerde biriken enerji blokajları farklı yöntemlerle kaldırıldığında sorunu yaşayan kişinin iyileşeceği kabul edilir. Farklı masaj türleri, çeşitli dua ve tütsüleme yöntemleri, iğneye benzeyen sivri uçlu nesnelerin o bölgeye batırılması (dünyaya akupunktur olarak yayılmıştır), tılsımlı taşlar konulması, o bölgedeki kanın çıkartılması (Hacemat) gibi pek çok yöntem kullanılmış, Türklerin etkilediği pek çok kültür hala uygulamaya devam etmekte iken günümüzde de Türkler arasında ocak kültürü ile azınlıkta da olsa bu şifa yöntemleri uygulanmaya devam etmektedir. Şaman bilgeliğindeki sorunların, hastalıkların ana kaynağı kötücül enerjiler ya da ruhlardır. Alternatif terapi yöntemleri de bu inanç temeline dayanır aslında. Nazar da sadece bunlardan bir tanesidir. Aynı şekilde vücuttaki birikmiş blokajların çıkarıldığı bölgelerden bir tanesi de kürek kemiklerinin olduğu yerdir. Yani sadece nazar birikmesi kürek kemiklerinde olur ve sadece el ile uyararak acılı bir yöntemle şifalandırılır demek yanlış olur. Kürek kemiklerinde bulunan yansımaları ve el ile uyarmayı öğrenmek iki saatinizi alır. Yani o kadar zor bir yöntem değildir. Ve bahsedildiği gibi etle kemiğin ayrılması işlemi değildir. Acılı bir işlemdir ama bildiğimiz anlamda fiziksel bir acıya benzemez. Yani dayanılmaz bir acı gibi değildir. Elektriksel bir uyarıma benzer. Hani insanın canı acıdığı halde hoşuna giden tatlı bir can acısı vardır ya aynı ona benzer. Eğitimlerimiz sırasında öğrencilerimize bu yöntemleri uyguladığımızda bedenleri bu elektriksel uyarımla tepki verir. Acı tepkisine benzemez. Ve tepki sayesinde doğru noktanın bulunup bulunamadığı da kolaylıkla belirlenebilir. Sonuç itibariyle bu tür eğitimi alan insanlar uzman olmadıkları için hemen o noktayı bulamayabilirler. Doğru noktayı bulmayı kolaylaştıran kişilerin verdiği tepkisidir. Ve bu güne kadar hiçbir öğrencimiz de "dur, yapma, canım çok acıyor" gibi ifadelerde bulunmamışlardır.
Burada önemli bir nokta var. Nazar bedendeki yansıma noktalarındaki enerji blokajlarının açılmasıyla çözülebilir. Bununla birlikte sadece bedene birikmiş olan enerjiyi ortadan çıkarırız. Ve nazarın yol açtığı fiziksel ve ya psikolojik sorunların etkisinden kişiyi kurtarabiliriz. İnsan sadece fiziksel bedeninden ibaret değildir. Aynı zamanda enerji bedeni ve ruh bedeni vardır. Bu yüzden şifa bütünsel olarak yapılmalıdır. Sadece tek başına kurşun dökmek de yeterli değildir, sadece tek başına tütsü yakmak da yeterli değildir. Nazarın yol açtığı etkilerden kişiyi kurtarmak için üç ayrı çalışmayı bir arada yapmak gerekir. Her nazar türü fiziksel anlamda ya da psikolojik anlamda kişiye zarar verecek diye bir kural yok. Kişinin eşyalarına, evine, arabasına, insan ilişkilerine, kader çizgisine hatta şansına bile de nazar değebilir. Hepsinde uygulanacak yöntem farklıdır. Bir kişinin yaşamsal çizgisine (kaderine ya da geleceğine) nazar değidiğinde bunun bedendeki blokaj noktasına müdahale ederek çözemezsiniz. Bunun için nazar bağlama yaplması gerekir. Bir kişinin malına nazar değdiğinde o mal temizlenmeli ve sonra nazara karşı koruma yapılmalıdır. İnsanlar arasındaki ilişkiye nazar değdiğinde muhattap olan iki taraf da arındırılmalı ve enerji alanları kuvvetlendirilmelidir. Maalesef Türklerin muhteşem diyebileceğimiz şifa üzerine kültürleri tarihsel süreç içerisinde farklı kültürlerin etkisi ile ve kendi kültürümüzü bırakıp başka kültürlerin değerlerini daha önemser hale geldiğimiz için unutulmuş, eksik, paramparça ve çok karışık bir hale gelmiştir. Kurşun dökmek başlı başına çok özel bir yöntemdir. Günümüzde işin içine başka kültürlerdeki dua sistemleri girmiş, orjinali bozulmuş en önemli unsurları kaybolmuş ve uygulayıcıların çok büyük bir bölümü de bu eksik yanlış olan yöntemi devam ettirmektedirler. Bu konuda konuşulacak çok şey var ama maalesef uzun yazıları okumaktan pek çok kişi hoşlanmıyor. Öz eleştiri yaparak konuyu bitirelim.
Güzel bir konuymuş bu neden görmemişiz daha önce
