Maymun Tuzağı

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Tepkime puanı
270
Maymun Tuzağı
“Korku ve endişelerin sebebi sahiplenmeler ve beklentilerdir.”

Sahip olduğunuz zannettiğiniz şeylere gerçek anlamda sahip olmadığınızı ve olamayacağınızı anlayarak bu konudaki beklentilerinize son verdiğinizde, bütün endişe ve korkularınız sonlanabilir. Bu olduğunda gerçekten zaman, mekan algısının dışına çıkarak ve sonsuz varlıklar olduğumuzu hatırlayarak parça yerine bütünle, kısıtlı olan yerine sonsuzla ilişki kurarak her şeyin ne kadar olması gerektiği gibi yerli yerinde ve tam olması gerektiği gibi oluşmaya devam ettiğinin farkına vararak izin vermeye ve akışta kalmaya geçebilirsiniz.

Sahiplenme ve beklentiler belli seviyede hapishaneler yaratırlar. Kişi bu durumu o kadar benimser ve olması gereken bir durum olarak algılar ki, farkındalık geliştirip kendine dışardan bakabileceği duruma gelinceye kadar cennette yaşadığını düşündüğü bir cehennemde korku ve endişe içinde bir hayat geçirir.

Bunun çözümü bırakmak, izin vermek ve akışta kalmakla mümkün olabilir. Normal şartlarda bunu gerçekleştirmek çok zor olsa da sizi gerçek özgürlüğe taşıyacak tek şey nefes çalışmalarıdır. Kişinin kendisini eksik, yetersiz ve çaresiz hissetmesinin en büyük nedeni, üst solunum nedeniyle yeterli oksijene sahip olamaması ve gücünü kaybetmesidir. Yetersiz solunumun oluşturduğu enerji kaybı gerek fizik beden, gerek duygusal beden (hormansal/ endokrin) ve gerekse zihin beden üzerinde rahatsızlık-lara sebebiyet verir.

Kişi yeterli enerjiye sahip olamayıp kendini güçsüz hissettiğinde kounmak ve yaşamla baş etmek için kendini başka gerçekliklere yaslamaya başlar. Değişik alışkanlıklar ve bağımlılıklar edinir. Gücünü başkalarından alma eğilimine geçer. Başkaları için yaşamaya ve kendini başkalarına kurban etmeye başlar. Sonsuz varlığını kısıtlı zeminlerde ifade etmek zorunda kalır. Geçmiş ve gelecek korku ve endişesi yaşar. Olumsuza odaklanır. Sahiplenmeleri ve beklentileri iyice artar. Yaşamı içinden çıkılmaz bir hal alır.

Diyafram kullanımını gerçekleştirerek orijinal nefes programına geçtiğinde yeterli nefesler almaya ve gerekli oksijene ulaşmaya başlayarak fizik sağlığını ve psikolojisini hızla değiştirerek iyileşir. Korku ve endişe bazlı yaşamdan, sevgi ve huzur dolu bir yaşam biçimine geçer.

Kişi sahibi olduğunu zannettiği şeyler üzerinden elini çekmeye başladıkça, kaybedeceğinden korktuğu şeylerin çok daha fazlasının ve daha iyisinin varlığından haberdar olur. Gerçek anlamda yükselişe geçer. Tutuğu ve bırakamadığı değerler yüzünden yüzünden yükselememek durumu sona erer. “Maymun tuzaği” hikayesi de bu konuya iyi bir örnektir.

Maymun tuzağı

Asya da maymun yakalamak için kullanılan bir tuzak vardır. Bu tuzak için bir Hindistan cevizi oyulur ve içinden ip geçirilerek ağaca bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.

Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında maymunu, tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak, özgürleşmektir.

Mustafa Kartal
 

Elfangel

Kayıtlı Üye
Katılım
29 Ara 2009
Mesajlar
938
Tepkime puanı
355
Yavru fillerin ayağına zincir bağlarlar, kaçmasınlar diye. Yavru fil zinciri bir süre çekiştirir ama koparamaz. Aylar geçer yavru fil büyür, kuvvetlenir. Ama artık o zinciri koparmayı denemez bile, aklına bile getirmez...
Bir çok insan hayatlarını önyargıları doğrultusunda yaşıyor. İçsel anlamlandırmalarımıza göre dışarıdan aldığımız verileri işliyoruz. Oysa bütün önyargılarımızı bir kenara bırakabilsek, ruhumuz temizlenecek, bedenimiz de tabii. Hastalıklarımız bitecek, endişe, korku ve mutsuzluklar yok olacak, özgürleşeceğiz.
Değişim yoluna girmiş, kendini özgürleştirmeye kararlı insanlarda gözlemlediğim şeyler, daha fazla olumluluk, başarma inancı, daha fazla gülümseme, daha az yaşlanma, daha az hastalık, ve en önemlisi kendine önem verip sevme.
Ve nefes konusunda yapılan araştırmalar, Türk insanının doğru nefes almadığını ortaya koymuş. Çocuklar büyüdükçe daha az sayıda nefes aldıkları ve daha fazla nefes tuttukları gözlenmiş. Biraz marjinal olacak ama Milli Eğitim Bakanı olsam, bütün ilköğretim okullarına nefes eğitimi dersi koyardım.
Çok güzel bir yazıydı, zevkle takip ediyorum yazılarınızı...
 

logii

Kayıtlı Üye
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
1,044
Tepkime puanı
270
Beğendiğinize sevindim, teşekkürler.
 
Üst