Kozmik Mesaj 1/3

horlack

Kayıtlı Üye
A
Bu mesaj, gerçekliği arayanlar için bir rehberdir
Ama herkes bu mesajı aynı şekilde algılamaz.
Bazı insanlar gerçeği arar.
Henüz görmeseler bile düzenin varlığını hissederler.
Bilmedikleri alanlara karşı açık kalırlar.
Geçmişten öğrenir ve geleceği düşünürler.
Bu insanlar yeni bilgiyle uyum sağlar.
Onlar gelişir.

Bazı insanlar ise yalnızca gördükleri dar gerçekliğe inanır.
Yeni bilgi geldiğinde onu reddederler.
Onlar için sorun bilgi eksikliği değildir.
Sorun, zihnin kapanmış olmasıdır.
Bu yüzden yeni bir gerçek onlara ulaştığında
onu duymuş olsalar bile anlayamazlar.

Bir de üçüncü grup vardır.
Bu insanlar gerçeği değil, çıkarı takip eder.
Gerçeğe yaklaştıklarında onu kabul eder gibi görünürler.
Ama çıkarları değiştiğinde hemen geri dönerler
.Onlar belirsiz bir alanda yaşar.
Kendi içlerinde kararsızdırlar.
Bu yüzden ne gerçekliğin tarafına geçebilirler
ne de eski düşüncelerinden kurtulabilirler.

B
Gezegen üzerinde yeni bir bilinç türü ortaya çıkacaktır.
Bu tür diğer canlılardan farklı olacaktır.
Çünkü bu tür yalnızca hayatta kalmakla yetinmeyecek.
Anlam arayacaktır.
Doğayı inceleyecek.
Evreni anlamaya çalışacak.
Bilgi biriktirecek.
Bu nedenle bu tür gezegen üzerinde önemli bir rol üstlenecektir.
Ama bu rol risklidir.
Çünkü bilgi ve güç aynı anda büyür.
Eğer bilinç gelişmezse
güç yıkım üretir.

İnsana evreni kavrama kapasitesi verildi.
İnsan nesneleri adlandırabilir.
Kavramlar oluşturabilir.
Bilgi sistemleri kurabilir.
Bu yetenek uygarlığın temelidir.
Bilim, dil, teknoloji… hepsi buradan doğar

Ama bu kapasite aynı zamanda tehlikelidir.
Çünkü bilgi güç üretir.
Güç ise bilinç gelişmeden büyürse
denge bozulur.
Bu yüzden insan türünün kaderi
bilgi ile bilinç arasındaki dengeye bağlıdır

C
İnsan türü ortaya çıktığında
doğayla uyum içinde yaşıyordu.
Bu aşamada insan henüz tam bilinçli değildi
.Hayatta kalma içgüdüsü güçlüydü
ama karmaşık seçimler yoktu.
Sonra insan yeni bir kapasite kazandı.
Seçme kapasitesi.
Bu kapasite bilgiyle birlikte geldi.
Artık insan yalnızca yaşayan bir canlı değildi.
Düşünen bir varlıktı.
Ama düşünme yeteneği bir risk taşır.
Çünkü her seçim iki yol üretir

İnsan önünde iki yol buldu.
Birincisi doğanın dengesiyle uyum içinde yaşamak.
İkincisi doğayı kontrol etmeye çalışmak.
İnsan ikinci yolu denedi.
Bu noktada insan bilinci tamamen değişti.
İnsan artık doğanın bir parçası değil
doğayı değiştiren bir varlık haline geldi.
Bu dönüşüm insanı geliştirdi
ama aynı zamanda çatışmayı da başlattı.

Bu yüzden insan artık eski yaşam biçimine geri dönemezdi.
Bilgi kazanıldığında
masumiyet geri gelmez.
İnsan yeni bir aşamaya geçti.
Artık öğrenerek ilerlemek zorundaydı.
Hata yapacak
sonuçları yaşayacak
ve tekrar deneyecekti.
 
D

Bir toplum bilgi kazandığında gelişir.
Bilgi toplumun düzenini güçlendirir.
İnsanlar birbirleriyle daha uyumlu yaşamaya başlar.
Ama zaman geçtikçe bilgi alışkanlığa dönüşür.
Alışkanlık ise düşünmeyi azaltır.
İnsanlar neden yaptıklarını unutup
sadece yapılmış olduğu için yapmaya başlar.
Bu noktada sistem yavaş yavaş bozulur.

Toplumlar gerçeği aramayı bıraktığında
bilgiyi kendi çıkarlarına göre değiştirmeye başlar.
Kurallar adalet için değil
güç için kullanılmaya başlar.
Bilgi artık rehber olmaktan çıkar
araç haline gelir.
Bu noktada toplum ikiye bölünür.
Gerçeği arayanlar
ve sistemi kullanmak isteyenler.


Bir süre sonra çoğunluk şu hatayı yapar:
Gerçeğin kendisini değil
kendi yorumlarını savunmaya başlar.
Bu durum tehlikelidir.
Çünkü insanlar gerçeği savunduklarını düşünür
ama aslında sadece alışkanlıklarını korurlar.


Bu süreç uzun süre devam edebilir.
Ama bir noktada sistemin iç dengesi bozulur.
Adalet zayıflar.
Bilgi değersizleşir.
Toplum iç çatışmaya girer.
Sonunda sistem çöker.
Bu çöküş bazen hızlı olur
bazen yavaş.
Ama süreç aynıdır.

E

Bir topluma basit bir görev verildiğinde
iki yol vardır.
Birinci yol:
Görevi anlamak ve yerine getirmek.
İkinci yol:
Görevin etrafında tartışmalar üretmek.
İnsan zihni bazen sorumluluk almak istemez.
Bu durumda şu yöntemleri kullanır:
sürekli yeni sorular sormak
detayları büyütmek
işi karmaşık hale getirmek
Böylece görev ertelenir.


Görev basit olduğunda
insan zihni onu karmaşıklaştırabilir.
Her yeni soru
görevi daha zor hale getirir.
Sonunda insanlar kendi yarattıkları zorlukla karşılaşır.
Sorun görev değildir.
Sorun zihnin niyetidir.
Gerçekten çözmek isteyen bir zihin
basit olanı kabul eder.
Sorumluluktan kaçan bir zihin
süreci sonsuza kadar uzatır.


Bir toplum bu alışkanlığı geliştirdiğinde
kararlar yavaşlar.
Sorunlar çözülmez.
Sistem tartışmalar içinde kilitlenir.
Bu durum uzun süre devam ederse
toplum kendi ilerlemesini durdurur.

F

Bilgi bir topluma ulaştığında
iki farklı yol oluşur.
Birinci yol:
Bilgiyi gerçeği anlamak için kullanmak.
İkinci yol:
Bilgiyi güç kazanmak için kullanmak.


Bilgi güç üretir.
Bu yüzden bazı insanlar bilgiyi paylaşmak ister.
Bazıları ise onu kontrol etmek ister.
Bilgiyi kontrol edenler
toplum üzerinde etkili olur.
Bu durum zamanla yeni bir sorun üretir.

Güç sahibi olanlar bazen gerçeği değiştirme eğilimine girer.
Gerçek zorlayıcıysa
onu yorumlarla yumuşatırlar.
Gerçek çıkarlarına ters düşüyorsa
onu gizlerler.
Bazen de gerçeğin yerine
daha rahat kabul edilen hikâyeler koyarlar.

Bu noktada bilgi artık rehber olmaktan çıkar.
Bir araç haline gelir.
Bilgi sistemi
gerçeği bulmak için değil
mevcut düzeni korumak için kullanılmaya başlar.


 
G

İnsan türü başlangıçta tek bir topluluktu.
Zamanla insanlar farklı bölgelerde yaşamaya başladı.
Coğrafya değiştikçe
kültürler de değişti.
Farklı toplumlar
farklı gelenekler geliştirdi.
Bu çeşitlilik doğal bir süreçti.


Farklı toplumların oluşması
insanlığın öğrenmesinihızlandırır.
Her toplum farklı çözümler üretir.
Bilgi bu çeşitlilik sayesinde büyür.
Ama bu çeşitlilik bir risk de taşır.

Toplumlar zamanla şu hatayı yapabilir:
Farklı olmak
üstün olmakla karıştırılır.
Bu noktada öğrenme durur.
İnsanlar birbirlerinden öğrenmek yerine
birbirlerine karşı konumlanır.


Toplumlar gerçekliği anlamak için
farklı anlatılar üretir.
Bu anlatılar başlangıçta rehberdir.
Ama zamanla kimlik haline gelir.
Kimlik oluştuğunda
insanlar gerçeği değil
kendi kimliklerini savunmaya başlar.


Bu yüzden çatışmaların çoğu
bilgi eksikliğinden değil
kimlik savunmasından doğar.

İnsanlar gerçeği aramayı bıraktığında
farklılık tehdit gibi görünür.

H

Bir davranışın değeri
sadece dış görünüşüyle ölçülemez.
Aynı davranış
iki farklı niyetle yapılabilir.
Bir insan yardım edebilir
çünkü görülmek ister.
Bir insan yardım edebilir
çünkü doğru olanın bu olduğunu düşünür.
Dışarıdan bakıldığında
iki davranış aynıdır.
Ama içsel motivasyon farklıdır.


Bir uygarlığın gelişimi
sadece kurallara bağlı değildir.
Kurallar kolayca taklit edilir.
Gerçek gelişim
niyetin değişmesiyle başlar.
İnsan doğruyu sadece zorunlu olduğu için yapıyorsa
bilinç henüz gelişmemiştir.
İnsan doğruyu
doğru olduğu için yapıyorsa
bilinç yeni bir aşamaya geçmiştir.


Bu yüzden gerçek dönüşüm
dış davranıştan önce içdünyada başlar.
İnsan kendi niyetini anlamaya başladığında
davranışlarıda değişir.
Bu süreç bireyseldir.
Hiçbir toplum
bu süreci tamamen dış kurallarla yönetemez.


Bir toplumda yeterince insan
içsel bilinç geliştirdiğinde
toplum dengelenir.
Ama insanlar sadece görünüşü takip ederse
sistem yüzeysel hale gelir.
Ve yüzeysel sistemler
kriz karşısında kırılgandır.

 
I

İnsan türü yalnızca yaşayan bir canlı değildir.
İnsan karar veren bir bilinçtir.
Her karar
başka sonuçlar üretir.
Bir bireyin davranışı
toplumu etkiler.
Toplumun davranışı
gezegeni etkiler.


Birçok insan yalnızca kendi hayatını görür.
Ama insan davranışları
birbirine bağlıdır.
Bir karar
başka insanların hayatını değiştirir.
Bir toplumun kararı
gelecek nesilleri etkiler.
Bu yüzden insanın sorumluluğu
sadece kendisine karşı değildir.


Evren belirli dengeler üzerine kuruludur.
Gezegenler, ekosistemler, toplumlar
bu dengeler sayesinde varlığını sürdürür.
İnsan türü bu dengeleri etkileyebilecek
ilk bilinçli türdür.
Bu yüzden insanın görevi
dengeyi anlamaktır.


Teknoloji ve bilgi
insana büyük güç verir.
Ama güç tek başına yeterli değildir.
Bilinç gelişmezse
güç dengeyi bozar.
Bu yüzden insanlığın geleceği
bilginin büyüklüğüne değil
bilincin olgunluğuna bağlıdır.


İnsan evrenin merkezinde değildir.
Ama insan evrenin bir parçasıdır.
Bu yüzden insanın görevi
sistemi anlamak
ve ona zarar vermeden yaşamaktır.

J

İnsan türü öğrenebilen bir varlıktır.
Bu yüzden insanın hayatı
deneyimler ve seçimler üzerinden ilerler.
Her deneyim
yeni bir anlayış üretir.


Hiçbir bilinç
taşıyamayacağı bir sorumlulukla karşılaşmaz.
Çünkü bilinç deneyimle büyür.
İnsan başlangıçta küçük sorunlarla karşılaşır.
Bu sorunlar çözülürse
zihin gelişir.
Gelişen zihin
daha büyük sorunlarla karşılaşır.


Hata yapmak
bilincin gelişiminin bir parçasıdır.
Hiç hata yapmayan bir tür
öğrenemez.
Önemli olan hata değildir.
Önemli olan
hatanın fark edilmesidir.
Farkındalık
dönüşümün başlangıcıdır.


İnsan yalnızca yaptığı davranışlardan değil
niyetlerinden de etkilenir.
Çünkü düşünce
davranışın başlangıcıdır.
Bir toplumun geleceği
o toplumun düşünce yapısıyla şekillenir.


İnsanlık henüz yolculuğun başındadır.
Bilgi hızla büyüyor.
Ama bilinç aynı hızda büyümek zorundadır.
Aksi halde bilgi
dengeyi bozabilir.
Bu yüzden insanlığın en büyük görevi
bilgiyi değil
bilinci geliştirmektir.


İnsan yalnız değildir.
Evrenin bir parçasıdır.
Ve her bilinç
kendi seçimleriyle
evrenin geleceğine küçük bir katkı yapar.











 
Geri
Üst