Kıskançlık Sevgi Kanıtı Değildir

Elnora_alila

Moderator
40 yaşlarını yeni doldurmuş bir adam bir türlü aile kuramıyordu. Hatta kadınlarla uzun süreli ilişki de sürdüremiyordu. Bir müddet görüşüyorlar ve kadınlar kaçıp gidiyordu. Ebeveynleri endişeliydi. Oğullarının nazara geldiğini, kadınlarla onun arasına bir duvar örmek için büyü yapıldığını söylüyorlardır. Güya kadınlar onu çağırıyor, kendilerine çekiyor ; fakat o, bunları duymazdan geliyordu..

Oysa tüm bunlara sebep kendisiydi. Neden kıskançlıktı. Kıskançlık bu duvarın ta kendisiydi.. Üstelik bu duvar o kadar güçlüydü ki kadınlarla sabit bir ilişki kurmaya müsaade etmiyordu. Çünkü onun bir kadınla ilişkisi kesinleştiğinde, yasalaştığında, kendi yıkım programı çalışmaya başlıyordu. Bu yüzden bilinçaltı, onun yaşamını korumak için değişik çapta engeller yaratıp duruyordu.

Kıskançlık komple duygulardan oluşur ; kin, öfke, nefret, incinme, korku, kendine acıma, kendine güvenmeme ve tahrik. Bu duygulardan her biri kendi ürününü getirir. Kıskanç biri yakınına, rakibine ve kendine karşı nefret hisseder. Bu şekilde klasik aşk üçgeni oluşturur..

İnsanlar kendileri için sorunlar yaratır, sonrada başkalarını suçlarlar.

Size yakın insan, sizin yaşamınızın amacı olmamalı. Onu kürsüden alın, yakınınıza koyun. Sahiplenme hissini ve sizi terk edecek korkusunu bırakın. Onlar size ait değiller ; her birinin kendi dünyası ve kendi yaşamı var. Evren bir nevi hediye olarak, onlarla birlikte yaşama imkanını size sunuyor. Bu hediyeyi şükranla kabul edin ve nazik davranın.

Hayal ürünü olarak yarattığınız ya da gerçek rakiplerinize saldırmayın. Size yakın insanın benliğine saygı gösterin. Unutmayın, size ait olmayan bir şeyi kaybetmek mümkün değildir.


V. Sinelnikov_
 
40 yaşlarını yeni doldurmuş bir adam bir türlü aile kuramıyordu. Hatta kadınlarla uzun süreli ilişki de sürdüremiyordu. Bir müddet görüşüyorlar ve kadınlar kaçıp gidiyordu. Ebeveynleri endişeliydi. Oğullarının nazara geldiğini, kadınlarla onun arasına bir duvar örmek için büyü yapıldığını söylüyorlardır. Güya kadınlar onu çağırıyor, kendilerine çekiyor ; fakat o, bunları duymazdan geliyordu..

Oysa tüm bunlara sebep kendisiydi. Neden kıskançlıktı. Kıskançlık bu duvarın ta kendisiydi.. Üstelik bu duvar o kadar güçlüydü ki kadınlarla sabit bir ilişki kurmaya müsaade etmiyordu. Çünkü onun bir kadınla ilişkisi kesinleştiğinde, yasalaştığında, kendi yıkım programı çalışmaya başlıyordu. Bu yüzden bilinçaltı, onun yaşamını korumak için değişik çapta engeller yaratıp duruyordu.

Kıskançlık komple duygulardan oluşur ; kin, öfke, nefret, incinme, korku, kendine acıma, kendine güvenmeme ve tahrik. Bu duygulardan her biri kendi ürününü getirir. Kıskanç biri yakınına, rakibine ve kendine karşı nefret hisseder. Bu şekilde klasik aşk üçgeni oluşturur..

İnsanlar kendileri için sorunlar yaratır, sonrada başkalarını suçlarlar.

Size yakın insan, sizin yaşamınızın amacı olmamalı. Onu kürsüden alın, yakınınıza koyun. Sahiplenme hissini ve sizi terk edecek korkusunu bırakın. Onlar size ait değiller ; her birinin kendi dünyası ve kendi yaşamı var. Evren bir nevi hediye olarak, onlarla birlikte yaşama imkanını size sunuyor. Bu hediyeyi şükranla kabul edin ve nazik davranın.

Hayal ürünü olarak yarattığınız ya da gerçek rakiplerinize saldırmayın. Size yakın insanın benliğine saygı gösterin. Unutmayın, size ait olmayan bir şeyi kaybetmek mümkün değildir.


V. Sinelnikov_
Kıskançlık kadar aşağılık bir duygu yoktur
 
Geri
Üst