Kısa Kesit Hikayeler. Hayal edin ve onları açığa çıkarın.

Broad

Banlı Kullanıcı
Katılım
24 Ağu 2019
Mesajlar
77
Tepkime puanı
181
Karanlik bir odadasin. Ustune coken karanlik bulutlar, icinde siyah murekkep damlalari ve uzerinde karanlik gokyuzu. Gokyuzunde goremedigini yerde aramana neden olacaklar. Imkansizlik diz boyuyken butun bunlari asacagini idda edeceksin. Bu iddani elinde bir mumla kabullenirken tersten gelen bir esintinin kurbani olacaksin. Yaptigin ne varsa tekrar kaybolacak. Aradigin her neyse bulamayacaksin. Tekrar deneyeceksin ve ellerinle cevreledigin mumun sonmemesi icin cabalayacaksin. Bunu yaparken yerinden kipirdayamayacaksin. Zaman gececek ihtimallerle gercekler arasinda kalip yuzlesmek gerekecek. Deneyeceksin ama anlayamayacaksin. Anlamsizca, sorgulamadan inanmak zorunda kalacaksin. Muazzam bir duzenegin icindesin ama cikis yolunu bildigini sanman icin varsin. Sen bir kobaysin ve yakinda birinin kadavrasi olacaksin.
 

Impulse

Kayıtlı Üye
Katılım
25 Tem 2019
Mesajlar
325
Tepkime puanı
336
Karanlik bir odadasin. Ustune coken karanlik bulutlar, icinde siyah murekkep damlalari ve uzerinde karanlik gokyuzu. Gokyuzunde goremedigini yerde aramana neden olacaklar. Imkansizlik diz boyuyken butun bunlari asacagini idda edeceksin. Bu iddani elinde bir mumla kabullenirken tersten gelen bir esintinin kurbani olacaksin. Yaptigin ne varsa tekrar kaybolacak. Aradigin her neyse bulamayacaksin. Tekrar deneyeceksin ve ellerinle cevreledigin mumun sonmemesi icin cabalayacaksin. Bunu yaparken yerinden kipirdayamayacaksin. Zaman gececek ihtimallerle gercekler arasinda kalip yuzlesmek gerekecek. Deneyeceksin ama anlayamayacaksin. Anlamsizca, sorgulamadan inanmak zorunda kalacaksin. Muazzam bir duzenegin icindesin ama cikis yolunu bildigini sanman icin varsin. Sen bir kobaysin ve yakinda birinin kadavrasi olacaksin.
Hani bir zamanlar vardı ya Asıl Yıldırım konuşması gibi oldu bu yazdıgın.
Severdim dogrusu, senin yazını da başarılı buldum. ?
 

aNAkSaRatE

Banlı Kullanıcı
Katılım
4 Tem 2018
Mesajlar
426
Tepkime puanı
1,739
Biraz daha aralasa dudaklarını nefesi tekrar içine çekebilecek.. ama aralamıyor. Bunu istemiyor mu, başaramıyor mu bilmiyoruz. Sadece izliyoruz ; boyumuzun iki katı uzunlukta ve aynı ebatta genişliği ile camdan surun arkasından. Manzaramız, cihazlara bağlı adam olmamalıydı. Yaşı yolun üçte ikisi kadar ederken..

Gözlerimiz buluştuğunda ruhumuz saçılıyor etrafa. Galakside ki cisimler sayılsaydı, o kadar parça ederdi hüznümüz. Bunu anlatabilmenin imkanı yok. Yok olmak üzere olan bir bedeni anlatabilmenin, son bir bakışın anlamını anlatabilmenin imkanı yok.

Özür dilerim - Dileme arasında ki tire kadar
Gitmek istemiyorum - Gitmeni istemiyorum arasında ki tire kadar hislerimiz. Yaşam ve ölüm arasında ki tire kadar. Sığdırılabilecek milyonlarca cümle var bakışlarda.. dile dökülemeyen.

O gece, zorla yola çıkarılıyorum. İstanbul - Edirne arası iki buçuk saat. Yol hiç bu kadar zor gelmemişti. Aklım ve kalbim yaşadığım şehirde.
Kaldığım yurdun merdivenleri bile saatler sürüyor. Odama giriyorum. Tek yaptığım tavana bakmak. Ölümü düşünüyorum nedensiz. Ben diyorum, gitmek ister miydim yaşamdan ? Terk eder miydim ailemi ? Kimse istemezdi.

Birkaç saat sonra çalıyor telefonum ve melodi canımı kırıyor.

Çıktığım basamakları puslu inerken, Tanrıyı'da yerin dibine gömüyorum. Üzerine basmamak için sebebim yok.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Bir kaç hikayeye başlamışım ama sonunu getirmemişim...
Neyse, hepsi deneme niteliğindeydi.
Ve ben buraya yine taht kurmaya geldim...
Konu hort.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Âmâ

Evrenin uzak diyarlarında, bir başka varlığın masalsı sayabileceği kadar büyüleyici, varlığın Kaynak ile ilişkisinin çok derin olduğu bir dünya varmış. Bu dünyadaki varlıklar evrenin sırlarına vakıf olup her şeyin sonsuz bir inançtan geçtiğini biliyorlarmış, böylece diledikleri her ne varsa elde ediyorlarmış. Bu masalsı diyarın melekleri andıran bir yüze sahip bir prensi varmış. Onu gören doyamaz, bir daha bakarmış; tüm peri kızları da bu prense hayranlık duyarmış. Prens kendi içinde tamamlandığını düşünüp, tamamlanmışlıklarının tamamlanacağı bir peri kızı arıyormuş; Kaynak’ın sevgisini artık daha derinden hissedebilmek istiyor, güçlü bir sabırsızlık alevi yüreğini yakıyormuş. Bir gece, tüm o sihirli dünya derin bir uykudayken prens kendisini Sarmaşıklar’da bulmuş. Sarmaşıklar adlı bölge, bu sihirli dünyada yaşayan varlıkların Kaynak’ın sesini daha iyi duyabildiklerini düşündükleri bir yermiş.

“Ey Kaynak, eriştim özüme ben kendi içimde; gönder bana perilerin güzelini ruhuma yaraşır biçimde,” diye dilemiş prens.

“Veriyorum sana perilerin en masumunu, madem eriştin; ancak bu güzelin gözleri âmâdır bilesin.”

Prensin karşısında güzeller güzeli, ışıktan bir peri kızı belirmiş; fakat onun yüreği rahat değilmiş, çünkü bu kız onu göremiyormuş, o da görmeyen birinin kendisini sevebileceğini hiç düşünmüyormuş ve bu yüzden ilk kez öfke duymuş.

“Yüce Kaynak,” demiş güzel prens, “görmüyor iken birbirimizi, nasıl buluştururuz özlerimizi? Nasıl görüp de sevebilir beni!”

“Yanılıyorsun,” diye yanıtlanmış, “bu peri görüyor, ancak sen görmeyenlerdensin.”

Prensin bir anda ışığı sönmüş, ne olduğunu anlayamadan. Işık ülkesinin prensiyken, şimdi karanlıklar ülkesinin mahkumu olmuş. Aradan binlerce yıl geçmiş. Prens binlerce yılı tek başına, karanlıklar ülkesinin yalnız ve gözleri âmâ prensi olarak geçirmiş. Artık etrafında ne bir ışık, ne de onu sevebilecek bir varlık varmış. Bu sihri çözebilecek tek bir şey varmış; o da prensin bu âmâ gözleriyle birini sevebilmesiymiş. Fakat bu karanlık yere adımını atmaya cesaret edebilen hiç kimse yokmuş. Bir gün, binlerce yıl önce sevmediği peri kızı, prensin kara bataklığına ziyarette bulunmuş. Peri kızı aradan geçen süre boyunca prense hiç ama hiç kırılmamış, çünkü bu sözlerin onun yüreğinden gelmemiş olduğunu biliyormuş. Şimdi ise sihri çözmenin vakti gelmiş, çünkü prens gerçek sevgiyi artık anlamış.

“Buradayım, karşında, göremese de gözlerin; görür, bilirim, o tatlı yüreğin.”

Prens beliren ışığın yüceliğini göremese de yüreğinin en derinliklerinde hissetmiş ve koşulsuz sevgiyi duyumsamış.

“Görmek mümkün değil ki şeklini,

Dört bir yanım seninle çevrili.

Varlığın doldurur gözlerimi aşkınla,

Kalbim aciz kalır,

Her yerdeki varlığınla.”

~

Bu kısa hikaye, yalnızca aşağıdaki resme baktığımda zihnimde canlanmış olan bir hikayedir.

*Son dört dize Rumi’nin dizeleridir.

Ekli dosyayı görüntüle 607

Beğenmişim ama cevap yazmamışım niyeyse...
Bu olağanüstü, kaleminize sağlık çok beğendim, arada bir uğrayın derim buraya, hem kendinizi görüp denersiniz, bizlerde güzel hikayeler okuruz. Yazmaya karar verirseniz takipteyim. :giggle:

İçimde umutsuz bir romantik var, ister istemez çekiliyorum böyle şeylere ah ah...
Vermek istenilen mesajla çok güzel harmanlanmış.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.

?????? ?? ?????​


Ea(Enki) bilgeliğinin yarısına sahip olacak bir insan yarattı. Adı Adapa oldu. Tanrıların tahtları arasında mevcudiyetine yer buldu. Ve bir gün Adapa, balıkçı teknesini deviren Güney Rüzgarına kin doldu. Tek bir harekette kanatlarını kopardı. Yaptığından ötürü Dilmun'un İlahı Anu'nun huzuruna çıkarıldı. Koruyucusu fısıldadı. Dilmunda(cennet) sunulacaklardan yememesini, sorgunun sonunda ona ölüm ekmeğini yedireceklerini söyledi. Adapa, Ea'ya güvendi. Sunulanı yemedi. Anu nedenini sordu. Adapa yanıtladı: "Biri yemememi tembihledi."
Aslında gözdeleri Adapaya sonsuzluğu bahşedeceklerdi. Armağanı reddeden Adapa, tanrıların öfkesine maruz kaldı. Dilmundan çıkarılıp yeryüzüne sürüldü. İnsan, düştü. Yarattığına kıskançlık besleyen Enki istediğine kavuştu. Adapa'nın ölümsüzlüğe erişmesine engel oldu.
İlk tanrısal insan, yeryüzünde kederle yürüdü. Ulusun kralı oldu. İnsanlara dilleri, okumayı, yazmayı öğretti. Bilgeliğinin mirasçısı olan insanlık sorgulama cevheriyle donandı. Aydınlandı ve ilerledi. Yenilgiden zafer doğdu.
Hızla ilerleyen,düşünen Adapa'nın halkı tanrıları hoşnutsuz etti. Kendilerine hizmet edecek, düşünmeden yoksun köleler yaptılar. Adamu ve Chava bu neslin ilki oldu. Yalnızca itaat ettiler. Kendilerine ilah diyenlerin insafına kaldılar. Hakikat bilgisinin üstü iki hastalık ile örtüldü: Tembellik ve cehalet.
Fakat, fani Adapa'nın insanlığa bıraktığı mirası hep baki kaldı. Tembelliğe karşı azim ve ilerleme isteğini körükleyen merak, cehalete karşı düşünme, sorgulama ve öğrenme güdüsü.

Bu, kölelikten özgürlüğe giden uzun yolda başlatılan savaştı.
Zincirlerini koparıp, göğsünde isyanın ateşini yakmış her ruhun amansız mücadelesi.


***



Bunu başka bir mecrada yayımlamıştım, bu aynı zamanda gerçek bir sümer efsanesidir.
Yalnız, benim kurgumda bazı yerler değiştirilmiştir.
Mitoloji ile yola çıkılsa dahi, bazı yerler gerçeklikten ayrılmakta ve kurgu dünyama göre şekillenmektedir.
Mitolojik karakterler, kurgu dünyama göre değişim göstermiştir, fakat olay gerçeklerin etrafında dönmektedir.



 

Broad

Banlı Kullanıcı
Katılım
24 Ağu 2019
Mesajlar
77
Tepkime puanı
181
Kanitlarla ortaya cikan bir sonuc sorgulamayi birak dedikce biraz daha icine cekiliyorsun. Bu sonuclanan bir davanin hala devam ettigine dair bir paranoya olabilirdi. O defterler kafada kapanmiyor. Dusunuyorsun, zeka ve sonuc carpisinca olaylarin icine bomba etkisi yaratan bir suphe giriyor. Bu suphe taraf dogurmadan yok edilmeli biliyorlar. Susturmaya calisiyorlar. Susamiyorsun. Tehditler altinda yasiyorsun. Yanina gelenlerin ayagina tas olan bu yikici zaman sana dakikalarin kiymetini anlatiyor. Ceplerini doldurmak icin gelenler oluyor ama kabullenemiyorsun. En hizli bir sekilde zarar verilmeye basliyor. Zarar oyle uc kisilere ulasiyor ki hayatinin donum noktasina golge gibi dusuyor. Karar veremiyorsun, cildiriyorsun. Elinden bir sey gelmedikce basina gelenlerin sorumlularini oldurmek istiyorsun. Icine dustugun durumun icler acisi hali sirf susamadigin icin buralara kadar geliyor. Insanlar senin yuzunden hayatlarindan olma asamasina gelince bir adim geri atiyorsun. Zaafini goruyorlar. Bunu kullaniyorlar. Bir kez daha ayni hamleyi deniyorlar. Insanlari hice sayamiyorsun ve bir kez daha geri adim atiyorsun. Onlari kurtaramiyorsun ama olduremiyorsunda. Aklin artik sana dusman oluyor. Kendi icinde catismaya basliyorsun. Masaya oturup tercihlerini los bir isigin altinda iki paket sigarayla sorguluyorsun. Yemiyorsun, icmiyorsun sadece sigara dumaninin altinda insanlarin ve kendi hayatin icin karar vermek zorunda kaliyorsun. Ofkenin cok ince bir cizgiden sonrasina neler getirecegini biliyorsun. Hareket edemiyorsun. Hareket edemiyorsun... O gunlerden sonra dongunun nasil isledigini kavriyorsun. Defterlerin zamani gelince acilacagini ve bu sefer zarar verilecek kimse olmadigini anladiklarinda sadece uzerine cullanacaklarini biliyorsun. Hayat ince bir ipin uzerinde yaptigimiz akrobasiden ibaret. Dengenle kazaniyorsun. Artik dengeni bozacak insanlar yok, bunu biliyorsun.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
??? ??? ???? ?? ???????????...

Uygun olmayanlar ve dışlananlarla ilgimiz yoktur. Bırakın onları sefaletleri içinde ölsünler. Çünkü onlar hissetmezler. Merhamet kralların kusurudur; Zayıf ve perişan olanları ezin: Bu,güçlülerin kanunudur, bu,bizim kanunumuz, ve dünyanın sevincidir.

İkinci kısım, yirmi birinci paragraf​




Reddedilmiş ölümsüzlüğe kavuşma arzusunda olan bir avuç simyacı, uzun zamandır aradıkları nadir nesneye kavuştu. Her maddeyi altına dönüştüren ve sonsuzluğun anahtarını taşıyan felsefe taşına. Tıpkı bir kalp gibi atan taş, onu kullanabilme kudretine sahip birini aradı. Lulu Amelu ırkından gelen, tanrısal güçten mahrum insanların kullanamayacağı gücü bünyesinde barındırıyordu.

1987 yılının kış ayında "İstencini yap." ilkesini benimsemiş topluluk, yaptıkları fedakarlıklar ve ödedikleri bedeller sonucunda, eski dünyadan gelip, çağrılara karşılık veren bir tanrı tohumuna, Eridu'nun insanları olan(Adapa ve halkı) Enki'nin rahip ve rahibelerinin kemiklerine ulaştılar.

Tohum, kırk gün boyunca kemik kalıntıları ile çürümeye bırakıldı. Anunnaki kanı ile beslendi.

Kırk birinci gün o, yaşayan gerçek bir bebeğe dönüştü. Deney Issha başarıya ulaştı. Dişi homunculus gözlerini açtı. Taş onu kullanacak iradeye sahip kişiyi buldu. Issha'nın kalbi oldu.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Mitolojileri sevin ama gerçek olduklarını sanmayın, hepsi birbirinden beslenerek gelir, dilden dile anlatılır ve yayılır. Ben sümer yazıtlarını okuduğum için sümer tanrıları ilgimi çekmiştir, yoksa inandığım falan yok, yanlış anlaşılmasın :)
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
???? ??????


Deney Isshayı başlatan cemiyetin lideri Wilhelm, homunculus'u baş yapıtı olarak tanımlıyor. Sanatçının(kendini kastederek) en önemli eseri olduğunu vurguluyor.

Şahaserine ironik olduğunu düşündüğü bir isim verdi. Hiç anlamına gelen Nihil. Ölümsüzlüğe ev sahipliği yaptığı için insanlık adına her şey, fakat ceset olduğu için hiçbir şey. Konuşma, hareket edebilme kabiliyetine sahip, yaşamaktan aciz bu cesedin ölümsüzlüğü bağrında taşıması varolan en büyük varoluşsal çarpıklıktı. Ve bu çarpıklık Wilhelm'i adeta büyülüyordu. Hastalıklı eserine, hastalıklı aşk besleyen bir sanatkardı o...

N̶e̶k̶r̶o̶f̶i̶l̶i̶n̶i̶n̶ ̶t̶e̶k̶i̶y̶d̶i̶.




ɪssʜᴀ ɢüɴᴄᴇʟᴇʀɪ

"İnsanları anlamıyorum, sadece taklit ediyorum. Kurdukları duygusal bağlar, kan bağı, yücelttikleri değerler, utanılması gerekenler, koydukları kurallar, normlar, inandıkları doğrular, yanlışlar hiçbir şey ifade etmiyor. Ama, onlar gibi davranmak zorunda olduğumu, normal olanın bu olduğunu söylediler. "


"Bakışlarında gizlemeye çalıştıkları, fakat başaramadıkları tiksintiyi her gün görüyorum. Neden? Neden tiksindiriyorum onları? İstedikleri gibi konuşup, davrandığım, hareket ettiğim halde... Kabul görmek için daha ne yapmalıyım? "


"Wilhelm eğer "söz dinleyen bir kız olmaya devam edersem" günün birinde dış dünyayı görebileceğime dair söz verdi. Sabırsızlanıyorum! Okuduğum kitaplarda sonsuz kum denizlerinden, buz dağlarından, ateş dağlarından, okyanus denen uçsuz bucaksız su kütlelerinden, pek çok bitki ve hayvandan bahsediliyor. Görmek istiyorum, hepsini görmek istiyorum!"


"Ellerimdeki eldivenleri çıkarmamı istediler. O kadına dokunmamı istediler. Yaptım. Dokunuşumdan kaçmaya, mücadele etmeye çalıştı. Çığlık atıyordu. Tıpkı diğerleri gibi. Tümünün sonu aynıydı. Altından güzel heykellere dönüştüler."


"İçimdeki boşluk günden güne büyüyor. Her şey neden anlamsız? Soğuk olduğunu hissediyorum, üşüyorum. Geçip gitmek bilemeyen tuhaf histen nefret ediyorum. Çok savunmasız hissettiriyor. Bazen, dayanamayacağım noktaya geldiğinde gözlerim yanıyor, göğsüm ağrıyor, ya da boğazıma bir şeyler batıyor. Bedenim niye böyle tepkiler veriyor, bilmiyorum."

"Dün gece tam anlamıyla farklıydı. Odamda bir ziyaretçi vardı. Bana zarar vermeyeceğini, istersem dokunabileceğimi bile söyledi. Soğuk teniyle temas ettiğimde o, altına dönüşmedi. En önemliside, isteğimle dokunduğumda boşluk hissi kayboldu. Bunca zaman aradığım şey bu muydu? Başka birinin varlığı? Dokunuşuma tepkisiz kalabilecek birinin varlığı?"

" Yabancı gelmeye devam ediyor. Gelişini sır olarak tutmam konusunda kararlı. Yoksa bir daha asla gelmeyeceğini söylüyor. Bana yaşayan dünyadan nesneler getiriyor, gezip gördüğü yerleri anlatıyor. İsmini sorduğumda, artık adını kaybettiğini, devrik kral olarak anıldığını belirtti. "



Hikaye akışında gitmiyor, çünkü bu amaçlanmadı. En azından bir kaç bölüm daha değil. Ve şunu ekleyeyim, çok karmaşık gelecek, anlamak isteyenler olursa araştırmalı, verilen kavramları. Ve o kavramları satır aralarından bulup çıkartmalı. Ben, okuyucu ile oynamayı severim. Araştırma yapıp, okuduğu dünyaya dahil olmak için çabalayanlarıda.


 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Doğduktan üç sene sonra tamamen olgunluğa ulaşan homunculus üzerinde incelemeler yapıldı. Acı hissedip hissetmediği çeşitli yollarla sınandı. Acıya cevap vermedi. Vücudu baştan aşağı incelendi. Üreme organları dışında bütün organlara eksiksiz sahip olduğu, fakat organların işler durumda olmadığı sonucuna ulaşıldı. Uyumuyor, yemek yemeye ihtiyaç duymuyor, nefes almıyor, göz kırpma gibi refleksif hareketleri yapmıyordu. Yaşamıyordu.

Çürümeyen bir cesetti homunculus.

Ne yaşayan, ne de ölü olan.
 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Hüküm buna uygun olmalı. Söylemek istediklerin varsa, karar belirlenmeden konuş, dedi Enki Alalu'ya. Çöken sessizlikte Alalu yavaş yavaş başladı konuşmaya. Nibiru'da kraldım; ardıllık hakkım gereği hükmetmekteydim. Anu sakimdi benim. Prensleri ayaklandırdı, bana güreşte meydan okudu. Dokuz sayılı tur boyunca Nibiru'da kraldım; krallık benim soyuma aitti.

Dördüncü Tablet -Enki'nin sözleri

Şafağın sakinleri, ebediyeti kucaklayacak canlıyı yaratabilmek adına çembere bir nafal davet ettiler. Davete çok, çok uzun zaman önce Anu ve Yediler Heyeti tarafından Lahmu'ya sürülen kişi iştirak etti. Kendini başka bir kişilik(nefil) olarak tanıttı. İnsanları kandırmak kolaydı. Canlıyı kendinden var etti. Ona etinden et, kanından kan, iradesinden irade verdi. Yaşam gücünden bahşetti. Fakat, sahibinin iradesine bağlı olarak var olabilen ya da yok olan homunculus, kendine ait özden (ruh) mahrum kalacaktı. Geliştiği kırk gün boyunca onun yanından ayrılmadı. Hayat sıvısıyla besledi. Ardından gelen üç yıl boyunca gelişimini uzaktan gözlemledi.
Aşağı gördüğü Lulu Ameluların, o köle soylarının, Anunnaki soytarılarının, kendi asil soyundan olan birini kontrol altında tutabileceği düşüncesine güldü. Layık oldukları sona erecekleri günü bekledi. Devrik kral, geçmişi küllerinden diriltmek niyetindeydi.



❝Ben eşsiz ve fethedenim. Ben yok olan esirlerden değilim. ❞

|49. Pasaj|

Sizin için elinizin dokunamadığı şey çok uzaklardadır.
Tutamadığınız şey, sizin için hiç yoktur ve olmamıştır.


|Goethe | Faust |



1990 Senesi, Eylül Ekinoksu
"??????? ?? ????? ??? ????????."

Solmaya yüz tutmuş sarı papatyaların oluşturduğu topluluğun içinde duran tek bir karahindiba. İddialı güzelliklerin yanında fazlasıyla sönük, görülmeyi bekleyen saklı güzellik. Onu ilk farkettiğinde, papatyalar ile aynı rengi taşıyan çiçeğin farklı olduğunu anlamış, ismini Wilhelm'e sormuştu.
"Şu anki haliyle güneşe benzeyen, adına karahindiba denen bu kır çiçeği, değişim geçirir Issha. Daha kırılgan bir hale bürünür, saçılıp gitmek için. Yaprakları kapanır ve hepsi birer tohuma dönüşür. Ve tekrar açıldığında, rüzgarlarla beraber taşınmak için hazırdır."


"Tırtılın kelebeğe dönüşümü gibi. Dönüşüyor, uçmak için. Uzaklara gitmek için..."

Özgürlüğü için.

İnsanların etrafına ördüğü kozayı yırtıp kaçabilmek isterdi. Özgürlüğün kanatları ile kuşanmak, eşlik edecek rüzgar ile gözlerinin görmediği diyarlara taşınmak. Olmayan kalbini içten dışa yırtarak paramparça edecek sızılı bir ağrı zerrelerini kuşattı. Her daim soğuk olan teni alev alev yandı. Alev, her şeyi tüketiyordu. Saçının her tutamından,vücudunu ağ gibi saran sinir uçlarına kadar yakıyordu. İçini kaplayan kara boşluk yaklaşan şiddetin ayak sesleriyle kızıla büründü. Dudakları aralandı. İşitenin tüylerini diken diken edecek yüksek perdeden bir sesle haykırdı. Birikmiş tüm umutsuzluk, hayal kırıklığı dışarıya akın etti.
Esen tatlı meltemde dahi, oradan oraya savrulan beyaz tohumlara baktı. Yukarıya, bulutsuz gök yüzüne kavuşuyorlardı. Alev boğazına takıldı, sertçe yutkundu. Tutunabilecekmiş gibi, esaretinden arınabilecekmiş gibi elini yukarıya uzattı.
"Beni de götürün." dedi fısıltıyla.
Lakin, özgürlük ile arasında yükselen metrelerce yükseklikteki kalın duvarlar, ve boynuna kenetli verici -t̶a̶s̶m̶a̶ - engeldi bu dileğe.



 

Aisling

Tecrübeli Üye
Katılım
31 Tem 2016
Mesajlar
628
Tepkime puanı
965
Konum
Delilik diyarında.
Konu dışı olacak ama, "karakter tanıtımı" buraya kadardı, bundan sonrasını yazmamıştım, bırakmıştım.
Kurgu bir süre duraksayacak malesef :)
 

KarBahçesi

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Ağu 2018
Mesajlar
442
Tepkime puanı
342
Sorunlarla boğulmuş bir halkın içinde bir kişisin
doğru olanı arıyorsun ama işte öyle kolay olmayacağını çoktan planlamışlar böyle bir ihtimale karşı önlemler almaya çalışmışlar
öyle bir gözler bağlanmış ki hangisi doğru doğrunun içinde neler var neler doğrunun içinde olmamalı cevaplar nerede günler günler geçiyor sorularla sen hala cevap arıyorsun onlar 2 adım daha atıyor sen yarım adım attım galiba diyorsun...
 

Corpor

Kayıtlı Üye
Katılım
30 Eyl 2017
Mesajlar
49
Tepkime puanı
62

Oysa benimde aşık olma şansım vardı. Benimde aşk’ın melankolisinde boğulma şansım olabilirdi… Ama ben öldürmeyi tercih ettim, sigara içmeye benzemiyordu. Bir kere yapınca duramayacağımı fark edemedim. Şu ana dek hiç tatmadığım duygular karmaşasını tadıyorum; ruhum çalkalanıyordu, duygularım birbirine çarpıyordu, sanırım ben a… oluyordum… Ama benim için çok geçti, hayal ettiğim duygular karmaşasına; her şeyimi kaybettikten sonra istediğim herhangi bir şeyi yapmakta serbest olacağımı fark ettim… İşte o an kendi ruhumu öldürdüm… Dediğim gibi öldürmek sigara içmeye benzemez onu bırakmazsın! Yakın kadim dostumun da dediği gibi; “Benim kalbim yok. Sevgi hissetmiyorum, korku hissetmiyorum, sevinç hissetmiyorum, hiçbir şey… Benim içim boş ve ebediyen yaşayacağım.” Zira sen bunları sürekli tekrar eden birisin dostum, çünkü bu kelimeler seni anlatıyor...Ama bazı sonlar başlangıç olabilir şimdi son bir ölüm gerekli bana sanırım buda benim ve başlangıcım!
 
  • Beğendim
Tepkiler: Mya
Üst