Ismaililik 5

crowley

Kayıtlı Üye
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
223
Tepkime puanı
22
Yaş
38
İş
kulluk
Bu mezhebin bünyesindeki Hıristiyan kökenli bazı inanışların altında da, söz konusu işbirliği yatmaktadır. Batıni doktrinden, kurucuları E1 Hakim'in Tanrı olduğu dogmasına saplanarak uzaklaşan Dürziler, öncülleri İsmaililer gibi beyaz giyinirler. İnsanları, akıllılar ve cahiller olarak ikiye ayıran Dürzilere göre akıllılar kendileri, cahiller de diğer insanlardır. Mezhebe kabul edilenlere "Akel" adı verilir.
Selahattin Eyyubi'nin 1171 yılında Fatımi devletine son vermesi, Sünni iktidarla sürekli mücadele içinde bulan İsmaililer ile, Haçlıların dayanışmasını daha da artırdı. İsmaililer'in en radikal kolu olan Hasan Sabbah fedaileri ile, Haçlıların önde gelenleri Şövalyeler arasında zaman içinde özel bir bağ oluştu. Sabbah’ın fedailerinin, yaşamları pahasına Sünni liderlerine suikastlar düzenlemeleri, İsmaililer ile ittifak halinde olan Haçlı Şövalyelerinin ve özellikle de Templier'lerin, onlardan büyük ölçüde etkilenmelerine neden oldu.
Kudüs'e gelmelerinden sonra, Kral Baudouin II tarafından, Süleyman Mabedini korumakla görevlendirilen ve mabedin yerinde M.S. 540'da inşa edilmiş bulunan kilisede kendilerine yer verilen "İsa'nın Fakir Askerleri", yeni görevleri nedeniyle isimlerini değiştirdiler ve "Knights Templar" (Mabet Şövalyeleri) adını aldılar. Bir süre sonra bu Şövalyelere ve örgütlerine kısaca "Templierler" denilmeye başlandı.
Şövalye De Payens ve beraberindekiler, Kudüs'e geldikten kısa bir süre sonra İsmaililer ile karşılaştılar. Gilde mensubu rahiplerden Şövalyeler hakkında bilgi alan ve onların Hıristiyan camiası içindeki en etkili ve bilgili kişiler olduğunu öğrenen Hasan Sabbah, Mabet Şövalyeleri ile görüşmeyi özellikle istedi. Bu isteğin altında, Templierler'in eski bir Batıni ekolün mabedini koruma görevini üstlenmeleri ve mabet içinde bazı kaybolmuş sırları açığa çıkarmak için yaptıkları araştırmaların da etkisi vardı. Bazı araştırmacılar, De Payens'in amcası olan piskopos Chiaravalle'nin, Avrupa'da yaşayan Kabbalacılardan, mabedin temellerinde gömülü olan bazı Batıni sırların yerlerini öğrendiğini, tarikatı da sırf bu sırların bulunması için kurduğunu ve Kudüs'e gönderdiğini öne sürmektedirler. Kimi iddialara göre, aralarında kaybolan bir kutsal kelimenin yazılı olduğu taş levha da dahil olmak üzere, sırların büyük bölümü, Şövalyeler tarafından mabedin temelleri arasında ortaya çıkarılmıştır.
Tamplierlerin Mabette arama yapma özel görevi ile Ortadoğu’ya ulaşmalarından kısa bir süre sonra, Şövalyeler ile İsmaililer arasında ilk temas kuruldu. Dönemin İsmaili lideri Hasan Sabbah, Şövalye Hugs De Payens ve diğer şövalyeleri Alamut Kalesine davet etti. Hugs De Payens ve diğer Şövalyeler, bu davet üzerine, Hasan Sabbah'ı, Alamut kalesinde ziyaret ettiler. Burada Sabbah'ın kurduğu sistemi gözleriyle gören Şövalyeler, örgüt ve Batıni doktrin hakkında da ilk ağızdan bilgiler aldılar. Kudüs'e geldikleri sırada Katolik inancın savunucuları arasında yer alan Templierler, Hasan Sabbah ve Dailerini tanıdıktan, İsmaili öğretisini derinlemesine inceledikten sonra, ortodoks Katolik inanç tarzından giderek uzaklaştılar ve akılcılığı ön plana çıkaran Batıni doktrine bağlandılar.
Templier'lerdeki bu inanç değişikliği, kurdukları güçlü örgüt sayesinde tüm Avrupa'ya yayılırken, Katolik kilisesinin de giderek zayıflamasına yol açtı. İsmaililerle ilişkileri, Templierler'in tüm felsefesini değiştirmişti ancak bu ilişki, örgütün sonunu getiren suçlamayı da bünyesinde barındırdı. Templierleri yok etmek için bahane ararken Papalık, tarikatı, "Müslümanlarla ilişki kurmak ve hatta Müslümanlaşmakla" suçladı.
Örgütlenmelerini İsmaili teşkilatı yapısını örnek alarak gerçekleştiren Templierler, disiplin, hiyerarşi, tarikatın başkanı olan Büyük Üstada mutlak bağlılık ve itaat gibi, İsmaili uygulamalarını sürdürdüler. Üç dereceli bir inisiasyon sistemi kurdular. "Mass" adı verilen ayinlerde, Kutsal Ruh'un sembolü olarak kabul ettikleri ekmeğe, kirli olabilecek elleriyle değmemek için eldiven giyen Templierlerin önlükleri de koyun postundan yapılmıştı ve beyazdı. Templier'lerin yalnızca önlükleri ve eldivenleri değil, tüm giysileri beyazdı. Bu geleneği de İsmaililer'den alan Templierler, tek fark olarak, göğüslerinin üzerine, Haçlıların sembolü olan kırmızı bir Haç diktirdiler.
 

Similar Threads

Üst