İslam ve Reenkarnasyon Örtüşebilir mi?

islamın doğasına tek bir yaşamın olması fikri bazı kelamcılar için ayrıdır. Yani insan bir den fazla kez yaşamlar deneyimlemesi gerekir.

İnsan yaşamının kısa olması ve yaşamı doğayı hayatı yaratıcıyı anlamaya ve idrak etmeye yetmeyeceği için yaratıcı insana yeni şanslar verir.

İyi bir insan olmak için bu da onun affedici olduğunun en büyük kanıtıdır. Yaratıcı affetmek için çaba gösterir amiyane tabirle.

Sonsuz yaşam için bir vakit var. O vakit gelene kadar kişiye yaşam haklarını tanınır.

Kelamcılar ayetlerle buna delirlerde sunar.

Sünni akım şuan egemen bir felfesi bakış açısı olduğu ve kelamcılığı da yetersiz buldukları için maalesef bu konuda düşünülmeden direk basit avam açıklamalarla yok deniliyor.

Kuran gibi derinliği baki olan bir kitabı inanç adı aldında bence aşılamaktan başka bir şey değil aslında. 2000 yakın felfesi akım maalesef yok oldu
Ben bir sohbette duymuştum. Hz. Muhammed dese ki "Rabbim sen tüm kulları affet, ben onları böyle acı çekerken görmeye dayanamıyorum." Allah'ın Hz. Muhammed Peygamber hürmetine herkesi affetmeyeceğine kim net olarak hükum verebilir. Veyahut sevdiği bir kulu olsun bu. Evet Kur'anda çok net şeyler vardır. Kafirlerin cehenneme gideceği gibi, ki oradaki kafirler zalimlerdir orası ayrı bir konu, ama kimse bunun garantisini veremez değil mi, hiçbir din adamı bu böyle olacak diyemez. Kimse Allah ile ona yakın olan kullarının arasına giremez.
 
Aslında Ahmet kişisinin nefsinde bahsederken olumsuz negatif duygulardan bahsediyoruz. Yani cehenneme gidecek olan ne kadar Ahmet. Ahmetin'in merhameti, çocuğuna arkadaşına duyduğu sevgisi veya yardımlaşma paylaşma duygusu olan ahmet cehenneme gidecek mi, cehenneme giittiğinde onda o vasıflar bulunacak mı? Çünkü benim dünyada tanıdığım Ahmet inanmayan bir Ahmetti ama arkadaşlarına tanıdıklarına karşı böyle duygular beslerdi. Eğer Ahmet iyilik duygularıyla cehennemde barınacaksa bu yazılana ters olması gerekiyor. Çünkü ne cennet'te kötülük bulunur, ne cehennemde iyilik bulunur. Bir Ahmet daha varsayalım o da inanan biri ama arkaşlarına karşı kötü duygular ve kin besliyor, kindar bir kişilik, aynı zamanda da bencil olsun. Şimdi ben bu Ahmet'ten bahsederken ya Ahmet iyi çocuk ama biraz bencil falan diye bahsediyorum. Öbür dünyada bu Ahmet cennete gittiğinde onda bu bencillik, kindarlık bulunabilecek mi? Benim anladığım bulunamayacak, o zaman bu Ahmet ne kadar benim tanıdığım Ahmet olacak. Ben de burdan şu çıkarımı yapıyorum. Bu dünyada bizi biz yapanın karakteristik özellikler olduğunu düşünüyoruz yukarıda bahsettiğim gib. Ama aslında daha derinde bir şey var bizi biz yapan. Benim anladığım kadarıyla buna farkındalık diyorum. Çünkü farkındalık bunların hepsinin üzerinde duruyor gibi. Bir insan doğası gereği iyi, doğası gereği kötü olabilir. Ama iradesi ile bunlara yön verebilir. Canı şu eşyayı çalmak çok istiyor, çalmayabilir ne kadar zoruna gitse de. Şurdaki aç adama yardım etmek istiyor, etmeyebilirr ne kadar etmek istesede. Ama bu iki örnekte sanki ilahi bir rehber gibi birinde vicdan azabı hissediyoruz. Sanki yanlış olanı bir şekil biliyoruz, gibi. Çalmadığımda sadece nefsime ağır geliyor, ama yardım etmediğimde huzursuz oluyorum içime dert oluyor gibi. Siz dediniz ya nefsine yatırım yaptı kendini cehennemde buldu diye, aslında ben dedim tabii konu karmaşık bir konu olduğu için :D, baktığımızda kendini cehennemde buluyor mu gerçekten işte, Ahmet o ahmet mi. Aslında belki de aşağı ivme yoktur. Ahmet kötü biri oldu, öldü ondaki kötü vasıflar ait olduğu yere gitti. Peki az da olan iyi vasıflar noldu. Düşünmesi zor gerçekten. Ruhu ve iradeyi ayırmıştım, bu yüzden ben de bu şekil cevap veremedim ama bir bütün olarak düşünürsem şimdi, ruhu kendini tanıyamadı, o dünyada tekamül ederken farkındalığına varamadı, tekrar tekamül için dünyaya geldi, böyle olabilir mi?
:) Dinlerin tıkandığı nokta. İslami kaynaklarda şöyle okumuştum : İnsan öldükten sonra, önce günahları kadar azap çekecek sonra ise sevaplarının karşılığı olan cennete gidecek. Okuduğum zaman da saçmaydı şimdi yazarken de saçma geliyor. Cennet ve cehennemin bir yer olduğu inancına sahip değilim. Bana göre bu kavramlar bir bilinç hali.

Dünyanın tekamül okulu olduğuna inanıyorum fakat tek okulun dünya olduğuna inanmıyorum. Bence insan tekamülünde aşılması en çetin bariyer dünya (zaman) dediğimiz realitede. Ve burada ustalaşmadan bir üst formumuza geçemiyoruz. Molla Kasım'ı da deneyimleyen biziz, Yunus'u da.

Gelelim Ahmet'e.. Ahmet kin besliyor, bencillik ediyorsa bu hayatta sevgiyi öğrenmeye direniyordur. Kalp çakrasında olumsuz akan enerji ile Ahmet neye inanabilir ki ? İnançlı demişsiniz. 3. ve 4. çakrada tıkanmış bir Ahmet'in ilahi kanala geçen köprüsü sağlam değilken Ahmet yalnızca ben bilincinde, değersizlik algısında zaten kendi cehennemini yaratmış ve tam da o noktadan öğreti almaya başlamıştır.
 
Geri
Üst