qardian
Kayıtlı Üye
Bugün herkes kuantumdan, evrensel enerjiden, "her şey tek bir frekanstır" diyerek her zerrede Yaratıcı’yı bulduğunu sanan o sahte aydınlanmalardan bahsediyor. Tasavvufta Muhyiddin İbn Arabî’nin bile ulaştığı en uç sınır burasıydı: "Her şey O’dur" (Vahdet-i Vücûd) makamı. Şeyh-i Ekber bu muazzam ışık okyanusunun sınırına gelmiş, parıltıdan gözleri kamaşmış ve "Ötesi mutlak bir hiçliktir, girilemez" diyerek geri dönmüştü. İşte Ma'ârif-i Ledünniyye’nin kalbindeki o büyük sır tam burada patlıyor. İmam-ı Rabbânî, o dehşet verici manevi kara deliğe, İbn Arabî’nin "girilemez" dediği o mutlak hiçliğe adım atıyor. Ve o karanlık girdabın öteki tarafından gözlerini açtığında, insanlığın asırlardır dinlediği en büyük illüzyonu yırtıp atıyor. Mürekkebinden dökülen sır şu: "Sizin 'Allah' sandığınız, kuantumcuların 'evrensel enerji' diyerek tapındığı o muazzam frekans okyanusu, aslında Yaratıcı’nın kendisi değil; O’nun asıl varlığını gizlemek için önünüze koyduğu en büyük, en göz kamaştırıcı perdedir!"
İmam açıkça ilan ediyor: Evrenle bir olduğunu hissettiğin an, evrenin sahibine değil, sadece evrenin ruhuna dokunmuşsundur. Perdedeki ışığa aldanmışsındır. Hakiki havas ve ledün ehli, o ışık seline bakıp büyülenmez. O ışığı bir perde gibi kenara itip, arkasındaki mutlak sessizliğe ve asıl kudrete geçer. Günümüz dünyası henüz atom altındaki dolanıklığı çözmeye çalışırken, bu risaleler asırlar öncesinden uyanışın sınırını çizmiştir. Sır, ışığın kendisinde değil, o ışığı var eden perdelerin arkasındadır. Tabii bunu görebilecek göz, işitebilecek kulak kalmışsa...
Ma'ârif-i Ledünniyye 4. bölüm.
İmam açıkça ilan ediyor: Evrenle bir olduğunu hissettiğin an, evrenin sahibine değil, sadece evrenin ruhuna dokunmuşsundur. Perdedeki ışığa aldanmışsındır. Hakiki havas ve ledün ehli, o ışık seline bakıp büyülenmez. O ışığı bir perde gibi kenara itip, arkasındaki mutlak sessizliğe ve asıl kudrete geçer. Günümüz dünyası henüz atom altındaki dolanıklığı çözmeye çalışırken, bu risaleler asırlar öncesinden uyanışın sınırını çizmiştir. Sır, ışığın kendisinde değil, o ışığı var eden perdelerin arkasındadır. Tabii bunu görebilecek göz, işitebilecek kulak kalmışsa...
Ma'ârif-i Ledünniyye 4. bölüm.