İnsan Yazgısına Karşı Başkaldırı

Elnora_alila

Moderator
Bazılarının düşüdür özgürlük.

“Düş kurun, düş kurun bakalım” dedi, solmuş gül.

Ne acı ki özgürlüğün düşünü kuranlar bilemeyecekler, onun düşü olamaz. O, zaman içinde değil, yalnızca burada ve şimdi gerçekleşebilir. Burada ve şimdi oluş, sonsuzluk ve zamansızlıktır. Varoluş ve özgürlük zamanı aşar, işte bunun içindir ki zamanı ve mekânı aşmak bir özgürlük sorunudur. Aslında asıl büyük sorun, bireylerin hayat karşısında yaşamın dinamiğinin ve gelişme sürecinin farkına varamaması ve onu kavramamasıdır.

İnsanlar yaşamlarında bilinçsiz bir şekilde çevrelerine duvarlar örmektedirler. Sonuçta duvarlar içinde sımsıkı hapsedilen benlik ölüp gitmektedir. Bu şaheser duvarları ortaya koyabilmek için başkalarına ve hatta tanrılarına bile ihtiyaç duymamışlardır. Bu duvarların niteliği, kişilerin insana ve insan değerlerine bakış açısı ile doğru orantılı bir gelişme göstermiştir.

Çoğu insanların düşünce yapıları Ortaçağı aratmayacak bir zihniyetle gelişip serpildikçe bu duvarlar aşılıp yıkılmayacaktır.

Köleliğin efendileri, yüreklerinin en gizli yerine bir kürsü kurup oraya oturuyor ve özgürlük adına yargılayıp boğuyorlar insanları. Sevgiden, umuttan, insanlık onurundan, gelecekten çok uzak olan insan görüntüleri için özgürlük hiç de acelesi olmayan bir lükstür. Sanırım özgürlük ve onun son tanıkları da azalacak. Yaşadığımız çağda en göze çarpan şey çoğu insanın gelecekten ve umuttan yoksun olmalarıdır. Geleceğe el atmayan, gelişme ve iyileşme umudu olmayan bir yaşamın ne anlamı olabilir?

İşte kendini yeniden yaratacak devrimi gerçekleştirmek, insanın yazgısına karşı koyması ile başlar.

Bu yüzden mitolojide Prometheus, insanın kaderine karşı çıkan ilk bilinçtir. Tanrılar ateşi insanlardan esirgediğinde, Prometheus insanın içindeki potansiyele inanmış ve ateşi Olimpos’tan çalıp insanlara vermiştir. Ateş yalnızca bir alev değil, bilginin, aklın ve özgürlüğün sembolüdür. Bu yüzden Prometheus, insanın kendi yazgısını değiştirebileceğine duyulan inancın temsilidir.

Zincire vurulmuş Prometheus, Tanrı’nın yıldırım ve şimşekleri altında bile insana olan güvenini yitirmemiştir. Her gün karaciğeri bir akbaba tarafından parçalanırken bile, verdiği ateşten pişman olmamıştır. Onun için Prometheus, bağlandığı kayadan daha sert, dalağını yiyen akbabadan daha sabırlıdır. Çünkü o, insanın içinde saklı olan özgürlüğün bir gün mutlaka uyanacağını bilmektedir.

Prometheus’un zincirleri, insanın korkularıdır. Onun çektiği acı ise bilginin ve özgürlüğün bedelidir.

Ve insan, her defasında o zincirleri kırmaya çalışarak yeniden doğar. Feniks gibi..

Alıntı_
 
Geri
Üst