Duygular mı,Mantık mı?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan 43887
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
4

43887

Duygular mı, mantık mı




Ne zaman duygular başlar, ne zaman düşünce ?

Elbette her zaman önce duygular vardır. Aslında belki de onlara “duygular” demek bile doğru değildir. Aslında başlangıçta “Duyular” vardır. Çevreyle ilişkimizde çevrenin ilk bilgilerini duyu organlarımızla alırız. Organlarımızın getirdiği izlenimlere göre, bu ilk izlenimleri biraz derler toplar ; ondan sonra acı, sevinç, korku, vs. gibi duygulara dönüştürürüz. Duyular derinleştikçe; yorumları da daha derin olur : aşk gibi , hüsran gibi; mutluluk gibi…. Bir süre ne olduğunu anlayamayız. Dünya sanki o duygudan ibaret, bizi de sarıp sarmalayan bir büyük gerçekmiş gibi yalancı bir çif kanatla uçuşup dururuz. ..

Duygularda hep bir aşırılık vardır. İnsanı o duygu sarıp sarmalar. Sanki insan kendini aşmış; varolan insan varlığından çıkmış bambaşka bir boyuta geçmiş gibi olur. İnsan bu durumda, gerçekleri ölçecek durumda değildir; bir çarpılışın sadmesi içinde bir süre çarpılıp durur. Ta ki, “Dur yahu, ne oluyoruz!” diyene kadar. Bazen insanı bir başkası uyandırır; bazen de insanın kendisi…

İçinden gelen bir ses kalk uyan der, bu gerçek değil; “gerçek” sanıyorsun ama bir illizyon içindesin; işin gerçeği başka. İşte o anda “mantık” başlamıştır; “Karşılaştırma” ve “Ölçme” başlamıştır ; ondan sonra insanın ayağı ancak yere değer. Bazen de değmez, bazen aldanışlar, o kadar insana hoş gelir ki, o anların, o duyguların ebedi olarak süreceği gerçeğiyle insan kendisini bir hayalin peşinden sürükler durur. Bu “aldanış”tır ; kişiyi perişan eder.

Bu iki duruma ilişkin insanoğlu’nda çok değişik düşünceler vardır:

Bir düşünceye göre:
“Akıl insanı geliştirir ; duygular ise insan yapar..” diyor. Doğru mu ? Hayvanların hiç mi hisleri yoktur? Onlar üzülmezler mi; ağlamazlar mı? Bence yanlış…

“Duygu insanlarda düşünceye göre çok daha güçlüdür.” Diyor belki … Aşık olduğunu , düşün. Havalardasın. Kimse sana laf anlatamaz. Ne anan ne baban…Hiç kimse. Dinlemezsin!

“Duygular çok güçlü olsa bile, mantık her zaman doğruyu gösterir.” Doğru mu? Üzerinde bir süre düşünüp , taşınmak gerekir. Duyguların çoğu kez “doğru”lardan uzak olabileceği doğru mudur? Belki… Ama bazen de mantık değil “hissiyat”ımızın bize doğruyu gösterebileceğini biliyor muyuz?

“Ahlaklı bir insan olabilmek için duygusal istemlerinizle mantığınızı denkleştirmelisiniz.” Oldukça doğru gibi gözüküyor. Ama akıllı insanlarda en son mantığın ağır basacağı doğru mudur?

“Bütün yaratılmış akrabalarımızın bize benzer bazı duyguları var da; hiç birinin akıl-mantık gibi bir güçleri yok” O zaman insanı insan yapan asıl gücün akıl olduğu yalan mıdır? Bizi biz yapan aslında akıldır; öyle değil mi? Doğru gibi.

Duygulara karşı çok zor karşı koyabiliriz; direniş gösterebiliriz; o bakımdan “duygular ani kararlar alınmasında etkilidirler : oysa mantık her zaman için uzun süreli ve sağlam kararların alınması için gereklidir.”

İşte bunlar bu konu üzerinde ileri geri bazı düşünceler.

Elbette, belli ki insanoğlu önce duygularıyla hareket ediyor ama biraz sonra, kendine çeki düzen verip aklıyla mantığıyla hareket etmeye başlıyor. Çünkü çok büyük bir beynimiz var. Onun asıl işlevi de düşünmek ve mantıklı hareket etmek. Bütün bu bilim, matematik, fizik, kimya neye yarıyor ki… Daha akıllıca hareket etmeye değil mi? İnsanoğlu akıllı bir varlık olmayacaksa, niye insan oldu ki… Bütün bu aradan geçen asırlar; bin yıllar insanı biraz daha akıllı yapmak için değil miydi?

Acaba akıllı olduk mu?

Yoksa hala duygularımızla hareket eden birer ilkel insan mıyız? Akıllı olsaydık ; bu savaşlar, çekişmeler niye?

Duygular da güzel ama; onların da belli bir çağı var… daha çok “gençlik” duyguların çağıdır galiba… O zaman akıl-mantık nerede? İnsanoğlu o çağda duygularının peşinde koşturup duran; ne annesini, ne babasını dinleyen bir kanatlı kelebek gibidir.

Ama bakın: filozofların hepsi de yaşlıdır. Kocaman, saçlı sakallı, hem de beyaz sakallı adamlardır. Onlar da akıl vardır ama damarlarında biraz duygu kalmış mıdır?
Demek ki herşey zamanında güzel. Ne demeli!
…………………….
alıntıdır
 
Biyokimye ve biomanyetizma olan bundan ibaret. Aşklar da bir iki hormon ve nöral elektriklenme, korku da.. Önümüzdeki yüz yılda bunları tamamen kontrol altına mı alalım, olduğu gibi mi bırakalım konularını tartışacağız, çünkü bunu yapabilecek durumda olacağız.
 
Ne zaman duygularımın bana, idealime engel olduğunu farkettiysem o zamandan beri mantığım ağır basıp duygularım körelmeye başladı. Bana göre böylesi daha mantıklı. Sonuçta üzücü bir olay olduğunda bile fazla üzülmeyip, düşündüğümde mantıklı açıklamalar bulabiliyorum.
Tabiki insanım, üzülüyorum mutlu oluyorum sinirlenip kızıp etrafımdakilere zarar veriyorum ama bana getirdiği zarar öncesine göre kat be kat daha az.
Bu yüzden mantık diyorum. :)
 
Duygularim yuzunden hayatta bir çok hata yaptim. Asiri duyguyuda zayiflik olarak goren biriyim. Duygu insana hata yaptiriyor, dogru anlayisimizi, fikirlerimizi, beynimizi koreltiyor. Mantik ise bizi guçlendiriyor.
 
Bence duygu yalnızca bir histir ve ona göre hareket edilmez.
Mantık yaptırımdır ve duyguya yer vermez.Mantık varsa görüş vardır,duygu varsa bir kaç şey aşk ,sevgi,şefkat,acıma vs vs.Bunlar çok farklı şeyler ve bir çok defa bu yüzden kaybediyoruz...
 
Mantığı seçmek hissetmemeyi seçmek gibi tamamen hissiz, robot gibi yaşamak. Ama ikisi birleşince bizi biz yapan şey ortaya çıkıyor.
Yaşın fark ettiğini de düşünmüyorum sadece ağır basan duygular değişiyor. Örnek vermek gerekirse sayın Chillout duyguları kontrol altına alıp almamaktan bahsetmiş, bunu isteyen insan çok olacaktır ki bunu istemenin ardında bile bir duygu yatıyor. Duygularını kontrol altına almak gayet mantıklı bir sebep gibi görünüyor fakat bunu ortaya atan kişilerin amacı da aslında mantıktan uzak, sadece daha fazla zenginlik olabilir çünkü sadece robot olacak karşındakiler ve ne kadar duygudan yoksun olursa yine bir o kadar hata yapmaya meyilli olunur.. Yani hep duygu ve mantık karışımı bir şey çıkıyor ortaya.
Bence tamamen birini seçmek olmazdı, olabildiğince dengelemek olabilirdi bu ikisini. Ne sadece mantık çekilebilir ne de sadece duygu. Ne olduğumuzu kabullenmek gerek belki de.
 
[video=youtube;MmPpnGuyEak]http://www.youtube.com/watch?v=MmPpnGuyEak[/video]

Şunu bi izlemenizi tavsiye ederim :)
 
Duygu ağırlıklı mantık olmalıdır. Duygusuz insan mantıklı hareket edebilir mi,mantıklı düşünebilir mi ? Duygu mantığa yön verir,duygu insana yön veren şeydir. Duygusuz insan, içine akıl eklenmiş robot gibidir. :) Ben duygulara daha çok önem veren birisiyim,ve duyguların,zamanı,yaşı olmaz. :)
 
Duygularım ne hikmetse son derece mantıklıdır.
Mantık yürütürken de duygusal tatmin yaşamadan edemem.

Zor değil çok kolay. İsteyene öğretirim 2 aşamada.
 
Aslında duygu ve mantık çatışmaz. Ya 2 duygu arasında ya da 2 mantık arasında kalırsınız. Duygu ve mantık arasında isteseniz de kalamazsınız. Zannettiğiniz şey aslında birbirine muhalefet eden kişilik kalıplarınızdan doğar. Bu çoklu personalarınız ya duyguya duygu, ya da mantığa mantık olarak çatışırlar.
 
Son düzenleme:
Mantık nedir ?

En az 2 önerme arasındaki tutarlılıktır. Tek başına hiç bir fikirde mantık aranmaz. Bu mantığın ilk kuralıdır.

Sabah erken kalkmak mantıklı veya mantıksız değildir. Çünkü tek önerme.

1) Erken kalkacağım , çünkü günümü uzatacağım : 2 önerme oldu. Sonuç MAntıklı.

2) Erken kalkacağım , çünkü milli piyango bana çıkacak : 2 önerme oldu, mantık testine tabi tutulabilir hale geldi ama Mantıksız.

3) Erken kalkacağım, milli piyango bana çıkacak, çünkü kahin sabah erken kalktığım bir gün milli piyangonun bana çıkacağını söyledi. KAhin şimdiye kadar hiç yanılmadı. Mantıklı. Denklemin önermeleri arasındaki tutarlılık pozitif.


Görüldüğü gibi mantık denen şey her bir ilave önerme ile bir anda çökebilen, 180 derece renk ve istikamet değiştirebilen, sürprizler yapan, kendini sürekli güncel tutan bir fenomen. Ne ilginçtir ki bu mekanizmayı birebir taklit eden bir fenomen daha var : DUYGU !! Birbirlerinin kopyası gibiler. Fırıldaklar. Sabit değiller. Bir DNA sarmalinin 2 şeridi gibiler. Duygu nereye mantık ta oraya.


Sonuç : Duygu veya mantık çatışması yaşamazsınız. Bunlar zaten birbirine paraleldirler. 2 persona çatışması yaşarsınız aslında. Her 2 personanızın da duyguya duygu ve mantığa mantık profilleri arasında kalırsınız. Asıl tehlike buradan doğar.


"Duygularım kal diyor mantığım git diyor" diye bir şey yok. Kal diyen bir duygun var, git diyen de bir duygun var. 2 duygu arasında kalıyorsun. Aynı şekilde kal diyen mantığın sana kalman yönünde tutarlı denklemler öneriyor. Git diyen mantığın da gitmenin daha sağlıklı olacağı yönünde tutarlı önermeler teklif ediyor.

Yani 2 ayrı persona arasında sıkıştın ve bu iki personanın duygusal tepkimeleri kendi arasında, mantık önerileri de kendi arasında, kendi kulvarlarında çarpışıyor. Yani çiftli tenis maçı gibi bir şey bu. 2 takım var. 2 persona. 2 takımın da 2şer oyuncusu. Yani sahada 2 Duygu ve 2 mantık olarak yenişmeye çalışıyorsunuz.

Bu karmaşayı idrak edebilemek için biraz kafa yormalısın.

Kaldı ki bazı insanlar 2 değil çok daha fazla persona geliştirebiliyorlar. 3 4 5 farklı persona ile hareket edenlere ne demeli ? İşler düğümlendiği zaman da iplikleri birbirine karışıyor ve çoğu zaman bu durumla farklı bir persona yaratak baş etmeye çalışıyorlar.
 
Son düzenleme:
İnsan, zihniyle değil kalbi ile karar verir. Zihin dış uyaranları, özellikle gözün gördüğü kadarını analiz ederken, duygu görülmeyen noktada bile bağ kurmaya devam eder. Bu yüzden duygular her şeydir. Çünkü hikayeyi yazan duygudur, zihin yalnızca görselleştirir.
 
Duygu ve mantık arasında çatışma olduğunu sanıyordum sizin bu cevaplarınıza göre....Örneğin iş konusunda duygularım ''git'' diyor ama kalırsam da ileride kazanacaklarım var...Böyle bir durumda hayatım boyunca mantığımı değil sezgilerimi dinlemem gerektiğini hayat bana he göstermiştir...Şöyle ki duygularıma,sezgilerime göre davrandığımda ''var olduğumu,yaşadığımı''hissediyorum ve farklı avantajlarım oluyor...Ama ne zaman ki ''mantığıma göre''davranıp garanticilik yapmaya çalışsam elimde patlıyor...Onda da bir deneyim kazanmış oluyorum ama şimdiye kadar sonucu benim istediğim ya da beklediğim gibi olmasa bile duygularıma göre yaşamaya daha eğilimliyim...Sadece ''mantık''robot gibi yaşamaya sebep olur ;;en azından benim için....Çevremde ''ne kadar mantıklı davrandıklarıyla''övünüp mutlu olabilen de çok insan gördüm....Herkes kendi fıtratını tanımalı ve kendisine ne uygunsa o şekilde yaşamalı...Çünkü hepimiz insan olmanın ortak özelliklerini taşısak da sevindiğimiz ve üzüldüğümüz şeyler farklı olabiliyor....Ya da ''kazanç/kayıp''mantığından çıkınca bazı yolların önü daha kolay açılabilir...Çünkü ''risk''almak kaybettirmiş gibi görünse bile ''canlılık''içeriyor....
 
  • Beğendim
Tepkiler: Ori
Duygu ve mantık arasında çatışma olduğunu sanıyordum sizin bu cevaplarınıza göre..

Duygu ve mantık arasında çatışma olmaz. Hisleriniz ve mantığınız arasında veya yine hisleriniz ile duygu larınız arasında çatışma olursa olur. Ona da çatışma demeyi doğru bulmuyorum. Muhakeme etme sürecidir o.

His ve duygu aynı şey değildir. Aman ha. Aynı zannederseniz kendi katmanlarınızı da birbirinden ayıramazsınız. İçimde kötü bir his var demek aslında içimde bir haberci sinyal var ama duygu merkezim bu sinyali çözemediği için ona şimdilik panik ve kaygı gibi acil durum duygularını giydiriyor demektir. Hissin kendisi sürecin sonuna kadar özgün frekansını korur. Duygu ise o frekansı denkleme bir bilinen olarak eklemek için ona değer atar. Kaygı zanneder onu. Ama hakikati başkadır. Korumak için gelir.



"Duygu" nun ingilizcesi Emotion ' dur. Motion, motivation gibi kelimelerden gelir. Hareket, aksiyon, anlık kuvvet gibi anlamları vardır köken olarak.

"His" 'sin ingilizcesi ise "sense" tir. Ya da işte intuition.

6.his derken mesela. "6. sense" denir. "6.emotion" denmez. Türkçenin kıt olması bazı latifelerin ortaya çıkmasını engelliyor işte. "That doesn’t make any sense" demek ise aslında "bu hiç mantıklı değil" demektir. Yani benim hislerimden onay almıyor demektir.




Neyse, burada bir kavram kargaşası da var.
Duygularının etkisinde olan bir İbrahim Tatlıses düşünün. IBO SHOW ' da zırt pırt ağlıyor, her konuğa ağlıyor. Ama daha göz yaşı bile dinmeden bir anda öfkelenerek çalışanlarını aşağılıyor, ona buna yükseliyor.. Sonra bir anda şakaya vuruyor vs (yengeç midir nedir)

İşte bunu ona yaptıran Duygu merkezidir. Yani Duygularımız da aslından kolayca manipüle olabilir ve gerçekliğimizi bir anda bulandırabilir.




SEzgileriniz yukarıdan iner, indiği yerde de duygular ve mantıksal çıkarımlar ile kaynaşmaya başlar. Duygu ve mantık aynı kalibrede olan 2 beyin fonksiyonudur. Sezgi kalbe iner. Duygunun kendisi tek başına yol gösterici değildir. Arkasında bir kuvvetli his olmadıkça herhangi bir tanıdık duyguya girmek, o duyguda ısracı olmak , o duyguyu devam ettirmek için sürekli birşeyler yapmak çok tehlikelidir. Yıkım getirir.

Bir duygu durumunu kendine takıntı haline getirebilirsin, ama bir hissi sürekli hissetmek için aynı şeyleri yapamazsın.. His yukarıdan iner çünkü. MAnipülasyona kapalıdır.
 
Son düzenleme:
Geri
Üst