Dünya Dışı Yaşam Olasılıkları

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Tepkime puanı
132


Evrende, Dünya yüzeyi dışında şuurlu varlıkların bulunma olasılığını araştıran bilim dalı «Astrobiyoloji» olarak adlandırılır. Astrobiyologlara göre evrenin incelenmesi Dünya’nın konumunun ve özelliklerinin hiçbir ayrıcalık taşımadığını ortaya koymaktadır. Öyleyse başka gezegenlerde de yaşam bulunduğunu düşünmek anlamsız değildir. Dünya üzerindeki yaşamın ortaya çıkışı konusundaki bilgimiz, çok az olsa bile, bir gezegende canlı organizmaların oluşumu ve gelişimi için gerekli bazı temel koşulları belirlememize yardımcı olabilmektedir.


Canlı organizmaların gelişebilmesi için bir gezegenin, her şeyden önce bir atmosferi bulunması ve bu gezegenin atmosfere yeterince enerji sağlaması gerekir. Önemli koşullardan biri de sıvı halde suyun varlığıdır; su yalnızca canlı öncesi tepkimelerin için değil, canlı türlerinin daha sonraki yaşamları için de zorunludur.

Kur’an’da bu konuya oldukça açık bir şekilde değinilmiştir. Nûr Suresi,45. ayette,” Allah, her canlıyı sudan yarattı…” denilmekte ve Enbiya suresinin 34.ayetinde ise “…her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi?” diye sorulmaktadır. Üzerinde yaşam bulunacak bir gezegende sıvı halde suyun bulunması gerektiği yolundaki iddia bu ifadelerle Kur’an tarafından da doğrulanmaktadır.

Bir gezegende yaşam oluşabilmesi için gereken son koşul ise sıcaklık dengesidir. Gezegenin sıcaklığı ne çok düşük ne de çok yüksek olmalıdır; düşük olması halinde gerekli tepkimeler çok yavaş gelişir, yüksek olması durumunda ise organik yapılar gelişemeden yok olur.

Böylece, Dünya’da görülen türden tüm organizmaların yaşayabilmesi için gerekli ortamın Güneş sistemi içerisinde, Dünya’ya en yakın iki gezegenle; yani Venüs ve Mars ile sınırlandığı kabul edilir. Bu gezegenler konusunda günümüze kadar yapılan araştırmalar ise herhangi bir yaşam biçiminin bulunma olasılığının olmadığını gösteriyor. Tüm bu bulgular da Kur’an’ın beyanlarını onaylıyor ve bize, şuurlu yaşamı Güneş Sistemi dışında aramamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Güneş Sistemi içerisinde yaşam bulunmaması çoğu kişinin dünya dışı yaşam konusundaki heveslerini kursaklarında bırakır, ancak yalnızca bizim gökadamızda bile, birçoğu Güneş’e benzeyen ve evrimi Güneş’inkisini çok andıran «milyonlarca» yıldız vardır. Büyük bir olasılıkla da, bu yıldızların birçoğu bir gezegen sistemi ile çevrilidir. Bu gezegenler arasında Dünya’ya benzeyenler varsa, bazılarının üzerinde tıpkı Dünya’da olduğu gibi yaşamın ortaya çıkışından sonra, bu yaşamın akıl ve şuur sahibi varlıklar seviyesine kadar geliştiğini düşünmek de anlamsız değildir.

Hatta bazı araştırmacılar, bu evrimin sistemli olduğunu bile öne sürerler. Gökadamızda aynı anda bulunabilecek gelişmiş uygarlıkların N sayısı, Frank Drake’ın önerdiği formüle göre şu şekilde gösterilir.

N = R.fs . fp . ne . fv . fi . fc.Lf

Bu karmaşık formülde yer alan simgeler şu kavramları ifade etmektedir : R: Gökadadaki yıldızların ortalama oluşum oranı, fs : Güneş’e benzer yıldızların yüzdesi, fp : bir gezegen sistemi ile donatılmış olanların yüzdesi, ne : belirli bir sistemde yaşamın belirmesine ve gelişmesine elverişli koşulları taşıyan gezegen sayısı, fv : yaşamın gerçekten belirdiği ve karmaşık biçimlere doğru geliştiği gezegen sayısına oranı , fi : canlı varlık ve gelişmiş akıllı tür barındıran ve gerekli araçları yapacak ölçüde teknolojik uygarlık yaratmış olan gezegenlerin yüzdesi, L : bir uygarlığın ortalama yaşam süresi.

Tüm bu etkenlerden birçoğunu, özellikle de sonuncusunu tahmin etmek oldukça zordur. Bu nedenle bazı yazarlar, gökadamızda aynı anda yaşayan teknoloji geliştirtirmiş uygarlıkların sayısının birkaç tane ile bir milyar tane arasında değişebileceğini öne sürerler. En iyimser varsayımlarda ise olası iki uygarlık arasındaki en kısa mesafenin yaklaşık on ışık yılı olduğu iddia edilir.

alıntı
 
Üst