S
SoNoL
Yaşadığın hayatın yarısını kaybetmektir. zaten tek'dir ve yerine koyacak ikinci birisi yoktur. bazen ölüm ayırır, bazen hayat, bazen de kadere yıkarız sorumluluğu. Ama bazen de en iyi arkadaşın kendini kaybettirmek ister, mani olamazsın. Sebepsiz nedensiz yere uzaklaşır senden,önce anlam veremezsin tavırlarına. Sonra "ne oluyor, nereye" dersin. Tepkisiz kalır, cevap vermez sana. Kim bilir belki çıkarlarıdır üstün gelen dostluğa yada başka bir şeylerin etkisindedir. Çaba göstermişsinidr, kendi değer yargılarını bir kenara bırakmak el vermez çünkü, yapabileceklerini yapmışsındır. Sonra da kendi haline bırakır ve ellerinin arasından kaymasını seyredersin. Kaybetmemek adına yapılacak ne varsa yapmak istersin ama, tepkisizliği buna izin vermez. Sonra sen de vazgeçersin en iyi arkadaşında; hayatının yarısından vazgeçer, yürür gidersin, dönüp ardına bile bakmadan.
En iyi arkadaşınız olarak gördüğünüz kişinin, sizi öyle görmemesiyle alakalı durum veyahut şartlar.. bazen hata tamamen sizdedir. Çünkü haketmeyene değer verip, hakedeni görmezden gelmek sizin zararınızadır. Kirli laflar söylenir, dile gelmese bile beden diliyle anlatır ve hissetmenizi sağlar. Yaşanan güzel anılar bir anda yok olup, gitmiştir. Halbuki her zaman yanınızda olan bir insanı, tek kalemde silmek ne zordur.. ya da silinmek. farkındalık özelliğinizin gelişmediği dönemlerde; kötüyü iyi algılar beyin ne yazık ki. olgun ve zeki olduğunu zannedersin ama bu tamamen sanrıdır. Önemli olan nokta; zannetmek değil hissetmektir nitekim. Size değer veren, arkadaşlığını esirgemeyen birini nasıl olurda kırabilirsiniz?
Yanılmayı ne çok istersiniz. Ama yanılmadığınız apaçık ortadadır. Hiç bir adım atmamaktadır. Değer verdiğiniz dostluk onun çıkarlarına yenik düşmüştür.
Lakin zaman geriye sarılamıyor.. insan hep bir şeylerin 'keşke'sini hissediyor. sizinle görüşmek istemediğini, uzak durmak istediğini anladığınızda her şey için çok geç olabiliyor. Ve o noktada size sadece iyi niyetinize uzaktan seyirci olmak düşüyor.
İnsanları kaybetmek ne kolay ama kazanmak bir hayli zor.. hele birde yanlış tanınmış olmak berbat bir histir.
Bazı şeyleri geçte olsa anlıyor insan.. son pişmanlık fayde etmez klişesine girmek istemiyorum, ama bu durumu güzel tanımlıyor.. arkadaşlıkların değerini bilmek gerekir, hakkını vermek.. veremiyorsan gitmeyi bilmelisin o halde. Saygı ve sevgiyi hiç bir zaman dejenere etmeden.. seneler geçiyor zira. Aklın başına geliyor.
' bir selam lütfet, gel barışalım artık.. ' diyemiyorsunuz, boğazınızda düğümleniyor. Dostunuz ilerde pişmanlık duyabilir, bir şekilde görmüyordur hakikatti.
Temeni edersiniz giderken ''Dilerim, sana değer veren diğer dostlarınıda kaybetmezsin ve harcamasın''.
En iyi arkadaşınız olarak gördüğünüz kişinin, sizi öyle görmemesiyle alakalı durum veyahut şartlar.. bazen hata tamamen sizdedir. Çünkü haketmeyene değer verip, hakedeni görmezden gelmek sizin zararınızadır. Kirli laflar söylenir, dile gelmese bile beden diliyle anlatır ve hissetmenizi sağlar. Yaşanan güzel anılar bir anda yok olup, gitmiştir. Halbuki her zaman yanınızda olan bir insanı, tek kalemde silmek ne zordur.. ya da silinmek. farkındalık özelliğinizin gelişmediği dönemlerde; kötüyü iyi algılar beyin ne yazık ki. olgun ve zeki olduğunu zannedersin ama bu tamamen sanrıdır. Önemli olan nokta; zannetmek değil hissetmektir nitekim. Size değer veren, arkadaşlığını esirgemeyen birini nasıl olurda kırabilirsiniz?
Yanılmayı ne çok istersiniz. Ama yanılmadığınız apaçık ortadadır. Hiç bir adım atmamaktadır. Değer verdiğiniz dostluk onun çıkarlarına yenik düşmüştür.
Lakin zaman geriye sarılamıyor.. insan hep bir şeylerin 'keşke'sini hissediyor. sizinle görüşmek istemediğini, uzak durmak istediğini anladığınızda her şey için çok geç olabiliyor. Ve o noktada size sadece iyi niyetinize uzaktan seyirci olmak düşüyor.
İnsanları kaybetmek ne kolay ama kazanmak bir hayli zor.. hele birde yanlış tanınmış olmak berbat bir histir.
Bazı şeyleri geçte olsa anlıyor insan.. son pişmanlık fayde etmez klişesine girmek istemiyorum, ama bu durumu güzel tanımlıyor.. arkadaşlıkların değerini bilmek gerekir, hakkını vermek.. veremiyorsan gitmeyi bilmelisin o halde. Saygı ve sevgiyi hiç bir zaman dejenere etmeden.. seneler geçiyor zira. Aklın başına geliyor.
' bir selam lütfet, gel barışalım artık.. ' diyemiyorsunuz, boğazınızda düğümleniyor. Dostunuz ilerde pişmanlık duyabilir, bir şekilde görmüyordur hakikatti.
Temeni edersiniz giderken ''Dilerim, sana değer veren diğer dostlarınıda kaybetmezsin ve harcamasın''.