Çift Bedenleme Olur Mu?

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
Çift Bedenleme Olur Mu?

J. Wolfgang Von Goethe, yağmurlu bir akşam, arkadaşı K. ile Weimar’da bir caddede geziyordu. Karşısında bir hayal görerek birdenbire durdu ve bağırarak şunları söyledi: “Ya Rabbi! Eğer dostum Fredric’in bu anda Frankfurt’ta bulunduğundan iyice emin olmasaydım gördüğümün o olduğuna yemin ederdim.” Sonra şiddetli bir kahkaha koyuverdi. “Ama bu ta kendisi... Dostum Frederic!.. Sen... Burada... Weimar’dasın ha?... Fakat Allah aşkına nasıl oldu da benim geceliklerimi, takkemi, terliklerimi giyip böyle koca bir caddenin ortasına çıktın?..”

Goethe’nin söylediklerinden hiçbirini görmeyen ve söylediklerinden bir şey anlamayan K... büyük şairin birdenbire delirdiğini zannederek ürktü. Fakat yalnız kendi gördüğü hayallerle meşgul olan Goethe elini uzatarak bağırdı: “Frederic!... Nereye gittin?.. Ya Rabbim!


Azizim K. şimdi rast geldiğimiz adam nereye gitti görmediniz mi?” Şaşıran K. hiçbir cevap vermiyordu. Şair başını iki tarafa sallayarak dalgın bir tavırla söylendi: “Evet, anlıyorum bu bir hayaldi. Fakat bunun mânâsı ne olabilir? Acaba dostum ani bir şekilde öldü mü? Acaba onun ruhu muydu bu gelen?” Goethe evine geldi ve arkadaşı Frederic’i evinde buldu. Saçları dimdik olmuştu. Bir ölü gibi sararmış bir halde geri çekildi ve “Hayalet devam ediyor” diye bağırdı. Dostu cevap verdi: “Fakat azizim insan sadık bir dostunu böyle mi karşılar?!” Goethe gözleri yaşararak ve gülerek: “Ah bu defa ki ruh değil, et ve kemikten yapılmış bir varlık!” diye bağırdı ve iki dost kucaklaştılar.

Hâdise şöyle olmuştu: Frederic, Goethe’nin evine gelmiş fakat, yağmurdan ıslandığı için elbiselerini çıkartıp şairin geceliğini, takkesini ve terliklerini giymişti. O kıyafetle koltuğa uzanıp uyuyakalmıştı. O da rüyasında Goethe’yi görmüş ve Goethe ona şunları söylemişti: “Sen Weimar’dasın ha!... Benim geceliklerimle koca caddenin ortasına nasıl çıktın?!”


Burada bahsedilen olayda Frederic isimli şahıs bir yandan koltukta uyurken bir yandan da bir hayal şeklinde Goethe’ye gözükmüştür. Fakat onu Goethe’nin arkadaşı K. görememiştir. Demek ki görülen hayal herkesin göreceği tarzda kesif ve belirli bir şekle gelmemişti. Ancak hassas bir şahıs olan ve doğrudan kendisiyle ilgili olan Goethe tarafından görülebilmiştir. Görülen hayal, evde uyuduğu pijamalarıyla göründüğü için bunu başka bir şeyle karıştırmak imkânsızdır... Yani bu bir klervoyans olayı değildir. Öyle olsa Goethe’nin o şahsı kendi evinde, koltuğun üzerinde uyurken görmesi gerekirdi. Halbuki onu caddede görüyor.

Burada olan Frederic’in ikinci bir bedeninin, fakat çok seyyal bir bedeninin Goethe tarafından görülmüş olmasıdır.

Bu tarz çift bedenlenme olayları hakkında birçok misaller vardır. Bunların doğruluğu birçok şahıs ve bilim adamı tarafından kesin olarak gösterilmiştir. Yapılan manyetizma deneylerinde bilhassa Hector Durville denemelerle bir şahıstan dublesi (çifti) denilen ikinci bir beden çıkartılmış ve o, çeşitli şuurlu hareketler yapmıştır. Yine yapılan bu denemelerde bedenle dublesi arasında seyyal bir kordonun bulunduğu bu kordondan birtakım elektrikli ve maddi tesirlerin gidip geldiği tespit edilmiş ve ispat edilmiştir.

Bir seferinde bir yatılı kız yurdunda öğretmen olan bir hanımın sık sık dublesinin çıktığı görülmüştür. Yurttaki kız öğrencilerin birçok defalar hayretle izledikleri olaylardan biri aynen şöyle olmuştur: Öğretmen hanım koltuğa oturmuş, elinde bir şey okumaktadır. Fakat aynı anda öğretmen hanım bahçeden çiçek toplamaktadır. Kızlar hem pencereden içerde okur vaziyette olan öğretmeni, hem bahçede çiçek toplayan öğretmeni aynı anda görüyorlar ve büyük paniğe kapılıyorlar. Hatta bu yüzden yurt kapanıyor. Çünkü aileler de paniğe kapılıp çocuklarını göndermiyorlar.

Çift bedenlenme olayı bir gerçek ise ki öyle olduğu tecrübelerle gösterilmektedir. Nasıl olmaktadır. Burada spiritlerin yaptığı izah şeklini buraya aynen almaktan başka şimdilik söyleyebileceğimiz başka bir şey yok. Spiritlere göre ruh bedenle perispri denen ve daha üstün karakterler taşıyan ve daha seyyal olan bir madde topluluğu ile ilişki kurar. Perispri öyle canlı bir madde topluluğudur ki, o bedenden gelen tesirleri değiştirerek ruh’un alacağı şekle sokar ve ruha aktarır. Ruh’tan gelen tesirleri de bedenin alacağı şekle dönüştürerek bedene aktarır.

Perispri enerjisini ruh’tan ve kendi karakterindeki diğer perisprital maddelerden alır. Buna bugünkü bilgilerimize göre ‘salınan-yuvarlanan’dan alır diyebiliriz. Perispri ruh’tan aldığı emirlere uyarak bedenden bazı maddeleri -buna ektoplazma deniyor- dışarı çıkartıp, onlara bedenin şeklini verebiliyor. Ve duble teşekkül ettiği zaman, dublenin ağırlığı kadar bir ağırlığın bedenden eksildiği yine tecrübelerle gösteriliyor. Çift bedenlenme olayının önemi, bir ruh’un varlığını ve bedenden ibaret olmadığımızı göstermesi yönünden ve bir de her şeyi beş duyu organımızda içinde görmeye çalışanlara bunun böyle olmadığını göstermesi yönündendir. Beş duyu organımızın dışında birçok kudretlerimiz ve yeteneklerimiz vardır.
alıntı
 
Üst