Büyüdeki görevli cinler

Bu konu ile ilgili ''Ateşin Kibri, Ruhsal ve Bedensel Değişimler'' isimli bir başlık açtı
Yeni fark ettim ve okudum çok aydınlatıcı o da teşekkürler. Bir şeyi daha merak ediyorum bu varlıklardan tamamen şifalandığımızda ve şifa alanımızı koruduğumuzda. İbadetlerimizi de yerine getirdiğimizde büyü olmadan önceki halimize dönmemiz mümkün mü? Örnek veriyorum; büyünün amacı bana vesvese vermekti ya da biri/birileri ile aramı soğutmaktı ya da tam aksi birilerinin benden soğumasına vesile olmaktı. Bunların ardından eski halime kavuşabilir miyim? Kimi kesim "bir kez büyü yapıldığında asla eski huzurlu, normal günlerine kavuşamaz kişi." diyor. Doğruluğu var mıdır?
 
Yeni fark ettim ve okudum çok aydınlatıcı o da teşekkürler. Bir şeyi daha merak ediyorum bu varlıklardan tamamen şifalandığımızda ve şifa alanımızı koruduğumuzda. İbadetlerimizi de yerine getirdiğimizde büyü olmadan önceki halimize dönmemiz mümkün mü? Örnek veriyorum; büyünün amacı bana vesvese vermekti ya da biri/birileri ile aramı soğutmaktı ya da tam aksi birilerinin benden soğumasına vesile olmaktı. Bunların ardından eski halime kavuşabilir miyim? Kimi kesim "bir kez büyü yapıldığında asla eski huzurlu, normal günlerine kavuşamaz kişi." diyor. Doğruluğu var mıdır?
Ben teşekkür ederim yardımcı olabildiysem ne mutlu bana, sorularını cevaplamaya gayret ettim.
Büyüden, bedduadan, nazardan ya da soydan gelip bedene sirayet eden varlıklardan temizlik sağlandıktan sonra, kişinin eski ruh haline, selametine ve sağlığına dönmemesi için hiçbir neden yoktur. “Bir kez büyü yapılan kişi asla eski haline dönemez” iddiası asılsızdır. Rabbimizden gelen şifa, kalpte ve bedende kanayan hiçbir yarayı açıkta bırakmaz.

Ancak bilinmesi gereken bir durum var: Büyü yoluyla ya da farklı bir illetle bedene yerleşen varlığı doğrudan imha etmeye kalkışmadan önce, mutlaka enerjisini düşürmek gerekir. Varlıklar birden fazla da olabilir. Yüksek enerjili ve güçlü bir varlığı doğrudan imha etmeye çalışmak, içeride büyük bir hırçınlığa ve saldırganlığa yol açar. Varlık ölürken ya da imha edilirken yanında bedenden de bir şeyler götürmek ister; hırsından ötürü bulunduğu bedende kişinin gözüne, kulağına, beynine yahut sinir sisteminin hayati noktalarına vurarak fiziksel, kalıcı hasarlar bırakma ihtimali barındırır. Bu riskin yaşanmaması için, gerekirse o varlıkla birkaç gün uğraşmak, onu konuşamayacak, hamle yapamayacak kadar enerjisiz ve güçsüz duruma getirmek, ardından da bedenden öylece çekip almak gerekir.

Ama; yapılan celbi muhabbet ve soğutma işlemleri genellikle düşük enerjili ve geçici nitelikte olduğundan, bu süreçte bir varlık sirayeti gerçekleşmiş olsa dahi gelenler ekseriyetle güçsüz ve enerjisi düşük yapılardadır. Dolayısıyla bu nevi işlemler, bedende korkulan türden ağır fiziki hasarlara ve kalıcı tahribatlara yol açmazlar.

Bahsettiğiniz vesvese, soğukluk, koparma ya da tam tersi birilerinin sizden soğumasına yönelik yapılan tüm bu işlemler, alan temizlendiğinde ve eski tabiata dönüldüğünde kalıcı hükmünü tamamen kaybeder. Eğer temizlenme anında bahsettiğim duruma dikkat edilmiş ve bedende kalıcı bir hasar meydana gelmemişse, geriye sadece niyet ve vicdan kalır.

Unutmamak gerekir ki; manevi temizlik tıpkı tövbe gibidir. “Günahına samimiyetle tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir” hadisince, beden temizlenip sonrasında alan korunduğunda geçmişin izleri ruhsal hafızadan tamamen silinir.

Nihayetinde; gümüş kapıyı kapatan Allah altın kapıyı açar. Sana da muhakkak saadet kapıları açacaktır; hayatına güneş doğar ve her şeyini aydınlatır.
 
Ben teşekkür ederim yardımcı olabildiysem ne mutlu bana, sorularını cevaplamaya gayret ettim.
Büyüden, bedduadan, nazardan ya da soydan gelip bedene sirayet eden varlıklardan temizlik sağlandıktan sonra, kişinin eski ruh haline, selametine ve sağlığına dönmemesi için hiçbir neden yoktur. “Bir kez büyü yapılan kişi asla eski haline dönemez” iddiası asılsızdır. Rabbimizden gelen şifa, kalpte ve bedende kanayan hiçbir yarayı açıkta bırakmaz.

Ancak bilinmesi gereken bir durum var: Büyü yoluyla ya da farklı bir illetle bedene yerleşen varlığı doğrudan imha etmeye kalkışmadan önce, mutlaka enerjisini düşürmek gerekir. Varlıklar birden fazla da olabilir. Yüksek enerjili ve güçlü bir varlığı doğrudan imha etmeye çalışmak, içeride büyük bir hırçınlığa ve saldırganlığa yol açar. Varlık ölürken ya da imha edilirken yanında bedenden de bir şeyler götürmek ister; hırsından ötürü bulunduğu bedende kişinin gözüne, kulağına, beynine yahut sinir sisteminin hayati noktalarına vurarak fiziksel, kalıcı hasarlar bırakma ihtimali barındırır. Bu riskin yaşanmaması için, gerekirse o varlıkla birkaç gün uğraşmak, onu konuşamayacak, hamle yapamayacak kadar enerjisiz ve güçsüz duruma getirmek, ardından da bedenden öylece çekip almak gerekir.

Ama; yapılan celbi muhabbet ve soğutma işlemleri genellikle düşük enerjili ve geçici nitelikte olduğundan, bu süreçte bir varlık sirayeti gerçekleşmiş olsa dahi gelenler ekseriyetle güçsüz ve enerjisi düşük yapılardadır. Dolayısıyla bu nevi işlemler, bedende korkulan türden ağır fiziki hasarlara ve kalıcı tahribatlara yol açmazlar.

Bahsettiğiniz vesvese, soğukluk, koparma ya da tam tersi birilerinin sizden soğumasına yönelik yapılan tüm bu işlemler, alan temizlendiğinde ve eski tabiata dönüldüğünde kalıcı hükmünü tamamen kaybeder. Eğer temizlenme anında bahsettiğim duruma dikkat edilmiş ve bedende kalıcı bir hasar meydana gelmemişse, geriye sadece niyet ve vicdan kalır.

Unutmamak gerekir ki; manevi temizlik tıpkı tövbe gibidir. “Günahına samimiyetle tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir” hadisince, beden temizlenip sonrasında alan korunduğunda geçmişin izleri ruhsal hafızadan tamamen silinir.

Nihayetinde; gümüş kapıyı kapatan Allah altın kapıyı açar. Sana da muhakkak saadet kapıları açacaktır; hayatına güneş doğar ve her şeyini aydınlatır.
Müsadenizle son sorumu sorup artık sizi rahatsız etmeyeyim. Peki bu vesvese, soğukluk, koparma tarzı büyüleri bozmak her şeyin eski haline dönmesi yeterli midir yoksa ekstra işlemler yapmak gerekir mi? Örneğin; arkadaşlarımla, anne-babamla, hayatımdaki insanla ortak bağımı kullanarak soğutma işlemi yapılmış olsa, yani büyüyü "taşıyıcı" ben olsam. Büyüler bozulduğunda o kişilerin tavrı da eski haline döner mi? Veyahutta vesvese sahibi olmam için büyü yapılmış olsa ve ben bundan şifalansam vesveseden kurtulur muyum?
 
Müsadenizle son sorumu sorup artık sizi rahatsız etmeyeyim. Peki bu vesvese, soğukluk, koparma tarzı büyüleri bozmak her şeyin eski haline dönmesi yeterli midir yoksa ekstra işlemler yapmak gerekir mi? Örneğin; arkadaşlarımla, anne-babamla, hayatımdaki insanla ortak bağımı kullanarak soğutma işlemi yapılmış olsa, yani büyüyü "taşıyıcı" ben olsam. Büyüler bozulduğunda o kişilerin tavrı da eski haline döner mi? Veyahutta vesvese sahibi olmam için büyü yapılmış olsa ve ben bundan şifalansam vesveseden kurtulur muyum?
Vesvese, soğukluk ve koparma tarzı büyüler bozulduğunda her şeyin eski haline dönmesi yeterli midir, yoksa ekstra işlemler gerekir mi?
Senin psikolojini, duygularını, zihnini, düşüncelerini ve sosyal ilişkilerini baskı altına alan o metafizik düğüm çözüldüğü an, her şey fıtri dengesine kavuşur ve normal seyrinde akmaya devam eder. Çünkü sirayet eden parazit bağ koptuğunda, ruh kendi tabiatına rücu eder.
Düğüm çözüldüğünde senin üzerindeki abluka kalkar, fakat senin dışındaki insanların, yani başkalarının sana karşı takınacağı tavırlar, yaklaşımlar ve hür iradeleriyle verecekleri kararlar hakkında bir bilgi vermek ya da bir hükümde bulunmak yanlış olur. Nihayetinde temizlendiğinde, tekrar aile bağlarını kurmak isteyeceğinden, anne ve baba tarafından hak ettiğin sevgiyi, şefkati ve sıcaklığı yeniden göreceğin için, senin adına bu durumda en çok sevinen ve huzur bulan kişiler yine onlar olacaktır.
Vesvese sahibi olmak için bir büyü yapılmış olsa ve kişi bundan şifalansa, vesveseden tamamen kurtulur mu?
Şunu iyi bilmek gerekir ki, yeryüzünde vesvese taşımayan, onun fısıltısını duymayan insan yok denilecek kadar azdır. Nefis ve şeytan fıtrat gereği her insana fısıldar. Ancak bedene süfli bir parazit isabet ettiği zaman, bunun işin başındaki ilk ve en belirgin yan etkisi, vesvesenin olağanüstü şekilde artması, boyut değiştirmesi ve fıtri fikirlerin tamamen başkalaşıp parazitlenmesidir.
Vesvese veren o parazit yapıdan kurtulduğun, şifalandığın an, ilk etapta kendini tuhaf bir yalnızlığın ve derin bir boşluğun içerisinde hissedeceksin. Bu son derece doğaldır; çünkü uzun zamandır senin zihnini ortaklaşa kullanan, iradene ortak çıkan birinin yokluğu zihninde bariz bir şekilde belli olacaktır.

Düğüm çözüldükten sonra şunların tamamen bittiğine şahit olacaksın:
Artık her düşüncene arkadan sahte düşünceler ekleyen birisi yok.
Aldığın kararları içeriden eleştiren birisi yok.
Hata yaptığında seninle zihninin içinde dalga geçen birisi yok.
Hakka ve rahmete yöneldiğinde seni ümitsizliğe sevk eden ve kapılar kapandı diyen birisi yok.
Kendini değerli hissettiğinde seni aşağı çeken, kibre ya da aşağılık kompleksine zorlayan birisi yok.
Seni insanlardan koparmak, yalnızlaştırmak ve asosyal bir hayata çekmeye çalışan bir ses yok.

O düğüm çözüldüğünde, omuzlarından kalkan ağırlığı da, bugüne kadar seninle birlikte yaşayan o ikinci sesin kaybolduğunu hissedeceksin. Alan tamamen temizlendiğinde geriye sadece iki şey kalacak: Nefsinin, şeytanın cılız fısıltıları ve benliğin.




 
Geri
Üst