Elnora_alila
Moderator
Tradisyonda Ay, felekler merdiveninin en alt basamağı yani ruhlar aleminden cisimler alemine geçişin kilit noktasıdır. Kevn-ü Fesad (yaratılış-çöküş) formunun, zaman ve mekan kaydına girmenin doğasıdır. Ruh, Ay kapısına gelene kadar zamansızlık ve mekansızlık okyanusunda bütünlük halindedir. Tasavvuftaki -Ayniyet- sırrıdır. Ruh, ilahi nurun bir yansımasıdır ve Yengeç burcunun yöneticisi olarak Ay, bu yansımanın madde alemindeki ilk perdesidir.
Astrolojik ezoterizmde Yengeç, su elementinin kardinal burcudur. Su ; biçimsizliği, potansiyeli ve bilinçaltını simgeler. Suyun kozmik hafızası, Levh-i Mahfuzun suya düşen damlasıdır. Karaya ayak basmak ise ; akışkan, saf bilincin katı bir bedene hapsolması, ego ve kimlik kazanması demektir. Ruhun ilk kez 'ben' demeye başladığı yani çokluğa düştüğü irtifa, Yengeç arketipinin temsil ettiği rahimsel alandır. Bu rahimsel alan, ilahi kelamın veya ruhların, manifest olmadan önceki gizlilik durumudur.
Adem'e öğretilen esmalar ( Ve alleme âdeme'l-esmâe küllehâ ) , yaratıcının kainatı hangi kodlar, frekanslar ve yasalarla var ettiğinin bilincinin insanın özüne nakşedilmesidir.
Yengeç arketipi doğada kabuğuna çekilen, geçmişini unutmayan, köklerine ve anılarına sımsıkı sarılan bir hafıza mekanizmasına sahiptir. Tasavvufi dilde bu, insanın '' Ahd-i Elest '' hatırasıdır. (Ahd-i / Bezm-i Elest : Ben Rabbiniz değil miyim? )
Ruh, Kevn-ü Fesad alemine (maddeye) indiğinde bir perdelenme yaşar. İşte yengeç hafızası tabiri ; insanın madde bataklığında kaybolurken bile hücrelerinde, ruh kökünde taşıdığı ilkel ve bozulmaz asli vatan özlemidir. Adem'e öğretilen esmalar, insanın bu sert dünya aleminde kaskatı kesilip özünü unutmamasını sağlayan, onu kaynağına bağlayan navigasyon görevi görür.
'' Beşeriyetin başlangıcını, yeryüzü halifeliğinin ilk anını temsil eder. ''
Bu ifade, insanın dünyadaki varlık gayesinin paradoksunu özetler. Çünkü halife ; Gaipte olanı, şahit olduğu alemde temsil eden yetkilidir. İnsanın birlikten çokluğa düşmesi şarttır çünkü imtihan 'yabancılaşma' hissiyle mümkündür. Tıpkı Yengeç'in kabuğuna çekilmesi gibi.. Kabuğa çekilme refleksi, 'hatırlamak' mekanizmasıyla birebir örtüşür.
Derleme, Elnora
Astrolojik ezoterizmde Yengeç, su elementinin kardinal burcudur. Su ; biçimsizliği, potansiyeli ve bilinçaltını simgeler. Suyun kozmik hafızası, Levh-i Mahfuzun suya düşen damlasıdır. Karaya ayak basmak ise ; akışkan, saf bilincin katı bir bedene hapsolması, ego ve kimlik kazanması demektir. Ruhun ilk kez 'ben' demeye başladığı yani çokluğa düştüğü irtifa, Yengeç arketipinin temsil ettiği rahimsel alandır. Bu rahimsel alan, ilahi kelamın veya ruhların, manifest olmadan önceki gizlilik durumudur.
Adem'e öğretilen esmalar ( Ve alleme âdeme'l-esmâe küllehâ ) , yaratıcının kainatı hangi kodlar, frekanslar ve yasalarla var ettiğinin bilincinin insanın özüne nakşedilmesidir.
Yengeç arketipi doğada kabuğuna çekilen, geçmişini unutmayan, köklerine ve anılarına sımsıkı sarılan bir hafıza mekanizmasına sahiptir. Tasavvufi dilde bu, insanın '' Ahd-i Elest '' hatırasıdır. (Ahd-i / Bezm-i Elest : Ben Rabbiniz değil miyim? )
Ruh, Kevn-ü Fesad alemine (maddeye) indiğinde bir perdelenme yaşar. İşte yengeç hafızası tabiri ; insanın madde bataklığında kaybolurken bile hücrelerinde, ruh kökünde taşıdığı ilkel ve bozulmaz asli vatan özlemidir. Adem'e öğretilen esmalar, insanın bu sert dünya aleminde kaskatı kesilip özünü unutmamasını sağlayan, onu kaynağına bağlayan navigasyon görevi görür.
'' Beşeriyetin başlangıcını, yeryüzü halifeliğinin ilk anını temsil eder. ''
Bu ifade, insanın dünyadaki varlık gayesinin paradoksunu özetler. Çünkü halife ; Gaipte olanı, şahit olduğu alemde temsil eden yetkilidir. İnsanın birlikten çokluğa düşmesi şarttır çünkü imtihan 'yabancılaşma' hissiyle mümkündür. Tıpkı Yengeç'in kabuğuna çekilmesi gibi.. Kabuğa çekilme refleksi, 'hatırlamak' mekanizmasıyla birebir örtüşür.
Derleme, Elnora