Yoga ya Genel Bakış

adinfinitum

Kayıtlı Üye
Katılım
4 Haz 2008
Mesajlar
18
Beğeni
3
Yaş
2019
Yoga sözcüğü, Sanskrit dilinde "yuj" sözcüğünden türemiştir ve birleşmek, bağlamak, bir araya getirmek anlamına gelir (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga). Yoga’nın farklı bakış açılarıyla yapılmış, birbiriyle çelişmeyen farklı tanımları şunlardır:

Yoganın tanımları

Yoga bir çok farlı dalları olan bir bilimdir (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga).
Yoga çeşitli din mensuplarınca uygulanmakla birlikte, hiçbir dinsel unsuru konu edinmeyen, çeşitli derinliklerde trans hallerinin, içe dönme halinin, “değişik şuur hallerinin sözkonusu olduğu bir nefsini denetleme sistemidir.
Yoga maya aleminin (yaşadığımız, aldatıcı illüzyonlardan ibaret olan dünya) ötesindeki birtakım hakikatlere ulaşmayı amaçlayan ve bu nedenle maya aleminden duyumlarımla gelen aldatıcı etkilere kapıları kapatarak duyum sınırları ötesindeki aşkın realitelere ulaşmaya çalışan mistik bir yoldur.
Yoga eşyayı (nesneleri) göründükleri gibi değil de, oldukları gibi görebilmeyi amaçlayan, bu amaçla aşama aşama yükselen şuur hallerinin deneyimlendiği spiritüel bir eğitimdir ki, bu aşamalar şuurun iç realiteye yönelmesinden yüksek şuur haline (samadhi) varıncaya değin 7 aşamadan oluşurlar.




Yoga-Sutra’lar ve yedi aşama

Yoga hakkındaki en eski metinler Patanjali adlı yoginin yazdığı Yoga-sutra'lardır. Patanjali’nin kim olduğu ve bu metinlerin ne zaman yazılmış olduğu halen tartışmalı bir konudur. Yoga-sutralar 4 bölümden oluşur:

Samadhi halini ve ilkelerini açıklayan bölüm.
Samadhi haline ulaşma araçlarını ve disiplinlerini açıklayan bölüm.
Psişik (paranormal) yetenekleri (siddhis) açıklayan bölüm.
Kurtuluştan (aydınlanma) söz eden bölüm.
Patanjali’ye göre, sekizinci aşama olan Samadhi’ye ulaşabilme yolundaki 7 aşama şunlardır:

1- Yama: Ahimsa, Satya, Asteya, Brahmacarya, Aparigraha olmak üzere beş bölümden oluşur.
2- Niyama: Sauca, Santosa, Tapa, Svadhyaya, Isvarapranidhanat olarak beş bölümdür.
3- Asana: Bedensel dururuşları içerir.
4- Pranayama: Çeşitli, solunumu denetleme yöntemlerini içerir.
5- Pratyahara: Algıların denetlenmesi demektir.
6- Dharana: Meditasyon nesnesine odaklanmayı belirtir.
7- Dhyana: Zihnin tam olarak denetim altına alınması demektir.
SAMADHİ ise,özne ile nesnenin ya da, gözleyen ile gözlenenin bir olması demektir. Samadhiye varınca Y O G A tamamlanmış olur.


Yoga Biçimleri

Hindistan'ın kutsal kitabı Bhagavad Gita'ya göre yoganın çeşitli uygulamaları vardır. En çok ilgi toplayanlar: Jhana Yoga, Karma Yoga, Bhakti Yoga, Mantra Yoga, Raja Yoga, Tantra Yoga, Kriya Yoga, Swara Yoga ve Hatha Yoga (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga).

Başlıca Yoga biçimlerinin Tanımları:

Bhakti-Yoga: İlahiliğe sevgi ve tapınmayla erişmeyi önerir.
Hatha-Yoga: Aslında bir yoga biçimi değildir. Batı’da yanlış algılanmıştır. Yalnızca Raja-Yoga’nın bir tekniğidir. Üstün şuur hallerine hazırlık uygulamalarından ibarettir. Çeşitli arınma egzersizlerine ve bedensel pozisyonlara dayalı bir tekniktir. Batı’da daha ziyade fiziksel sağlık amacıyla uygulanmaktadır.
Jnana-Yoga: Bilgi yolu olarak kabul edilen Jnana-Yoga, aşkın realitelere, aydınlanmaya bilgi ve zihinsel analiz yoluyla ulaşmayı önerir. Bu sistemde gözlem, çalışma ve deneyim yoluyla kazanılmış bilgiler hakkında meditasyon yapılır.
Karma-Yoga: Diğerkamca hizmet yolu olarak kabul edilir. Karma-Yoga kişinin görevlerini yerine getirmesini, bununla birlikte yerine getirdiği görevlerden bir karşılık beklememesini, yani yaptığı hareketlere ve sonuçlarına ilgisiz kalmasını önerir.
Mantra-Yoga: Mantralar kullanan bir sistemdir, dua ve ses yolu olarak kabul edilir.
Raja-Yoga: En metafizik yoga olarak kabul edilir. Kimilerince bu, aydınlanma yolundaki diğer bütün yoga yollarını kapsar. Konsantrasyon, nefes denetimi, bedensel pozisyon, meditasyon ve kontamplasyon aracılığıyla zihni denetleme olarak tanımlanır.
Kundalini-Yoga: Kundalini gücünü uyandırmaya ağırlık verir. Bu amaçla bedensel pozisyonlardan ve mantralardan yararlanır.
Laya-Yoga: Kundalini gücünü uyandırmak amacıyla, meditasyon, nefes denetlemesi, mantralar, vizüalizasyon ve bedensel pozisyonlar kullanan yol olarak tanımlanır.
Ölüm Yoga’sı: Tibet’te uygulanan bir yoga biçimidir. Kişinin imajinasyonunu,duygu ve düşüncülerini denetleyebilmesi amacına yönelik bir disiplin içerir. Bu yogada yapılan deneyimler, Tibet yogilerine göre kişiyi ölüm-ötesine de hazırlar, yani kişiye ölüm sonrası yaşamında büyük kolaylık sağlar.

Yoga'nın Amacı

Farklı yoga türlerinin amaçları hemen hemen birbirinin aynıdır: İnsanı "esir" eden duygu ve düşüncelerden kurtararak yücelmesine yardımcı olmak (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga).


Gerçek Yogiler

Batı’da yoga biçimlerinin oluşmasında ve yayılmasında en büyük etki Teozofi Cemiyeti’nin yanı sıra, Ramakrishna, Sri Aurobindo, Ramana Maharishi ve Yogananda adlı Hintli mistiklerden gelmiştir. Yoga felsefesinde psişik yetenekler elde etmek gibi bir amaç yoktur. Yani psişik yetenekler amaç değil, sonuçtur. Yogi sözcüğü yoganın Batı’da ilk geçişi sırasında yanlış kavranmış bir sözcüktür. Batı’da yogi denildiğinde ilk zamanlarda, genellikle vücuduna garip şekiller verebilen, birtakım gösteriler yapan, saçı sakalı ve tırnakları uzamış, temiz olmayan insanlar akla gelmekteydi. Kimilerine göre bu imajın yaygınlaşmasına neden olanlar yoganın şarlatanlarıdır. Aslında Yogi adı Asya’da hazırlık aşamalarını çoktan geçmiş, zihinsel deneyimin ileri aşamalarına başlamış kimselere verilen bir addır. Asya’nın çeşitli ülkelerinde rastlanan bu gerçek yogiler, ıssız dağlarda ve ormanlarda inzivaya çekilmiş, dinle ilgilenmeyen, mal mülk edinme ve evlenme gibi hedefleri olmayan, az yiyen, az konuşan, az hareket eden, çeşitli uygulamalarla nefsini terbiye etmeye çalışan, şiddete karşı olan kimselerdir. Uzmanlar yoganın yanlış tanıtılmasının halen sürdüğüne, günümüzde, Hint’te değerli biri olamayacaklarını anlayan ve bu yolu gereğince bilmeyen pek çok Hintli’nin farklı ülkelere göç edip mürit grupları edindiklerine ve yoganın çıkar amaçlı olarak kullanılabildiğine dikkat çekmekteler. Oysa Asya’daki gerçek yogiler mala mülke değer vermeyen, henüz kendisinin kurtuluşa ermemiş olduğunu bildiğinden öğrenci edinmek için de bir çaba göstermeyen kimselerdir.


Kökenleri ve Tarihi

Geçmişi, genellikle 4000 yıla tarihlenen yoga, Alman Profesör Max Mueller'e göre 6000 yıla dayanmaktadır. Faklı kaynaklar yoganın çıkışını daha bile eskiye tarihlemektedirler. Avrupa'da ise yoga, 40-50 yıldan bu yana ciddi anlamda tanınmaktadır. Bunun nedeni bilimin, yogilerin (yogayı uygulayanların) binlerce yıl önceki bulgularının doğruluğunu ancak bugün kanıtlamakta olmasıdır. Yogayı ilk kimin uyguladığı tam olarak bilinmiyor. Yoga, geçmişte, kulaktan kulağa, üstaddan öğrenciye aktarılan bir bilimdi (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga).

Meditasyon halindeki ilk Yogi imajları yapılan kazılarda 6-7 bin yıl önce yaşandığı düşünülen Indus Vadisi Uygarlığında tespit edilmiştir. Yoga'nın yer aldığı ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 1500-1200 yılları arasında kodifiye edilen Rig Veda'da yer almaktadır. Rig Vedalar şifahen aktarıldığından Yoga'nın ortaya çıktığı zaman dilimini kesin olarak tayin etmek imkansızdır. İlk yoga metini yoganın babası Patanjali tarafından yaklaşık M.Ö. 200 yılında yazılmış, bu yoganın ilk üstadıdır ve metinde kişinin zihnini sükunete kavuşturması ve sonsuza katılması için gereken "sekiz kol/basamak" ile Yoga tarif edilmiştir.

Yoga'nın ilkeleri ve hedeflerinin ilk kez tam tarifi M.Ö. 8 ve 4. yüzyıllar arasında derlenen Upanişadlarda bulunmaktadır. Upanişadlarda harici tanrılara sunulan kurbanlar ve seremoniler yerini dahili kurban ve Yüce Varlıkla (Brahman veya Mahatman olarak işaret edilir) ahlaklı olmak, nefsi zapt etme ve zihnin talimi yoluyla bir olma haline bırakan bir anlayışa bırakmıştır.

Patanjali'nin Yoga Sutralarındaki klasik yoga, altı "orthodox" (Bu ifadeyle Vedaların otoritesinin kabulü anlaşılır) darshana (Hindu felsefe okulları)'dan biridir. "Yoga" olarak bilinen Hindu felsefe okulunun kökeni yine Hindu felsefe okullarından olan Samkhya ile Upanişadlardadır.


Yoga ve Din

Yoga bir Din değildir, kişinin bedeni, zihni ve ruhunu birleştirmesine yarayan eski bir bilimdir; yoga sözcüğü de zaten birlik anlamına gelir. Batılılar birlik kavramının yerine bütünlük sözcüğünü kullanabilirler. Yoga duruşları bedeni iyileştirmek ve gençleştirmek, güçlü duyguları sakinleştirmek ve zihni berak bir hale getirmek için geliştirilmiştir, duruşlar yanlızca bu amaçla yapılabilir. Bununla birlikte, çalışmanın gerçek ürünü meditasyon olduğu kabul edilir (Kelder, Peter; Tibet'in Gençlik Pınarı, ikinci kitap)

Hindu, Budist ve Jain geleneklerinde yoganın manevi/ruhsal hedefleri yoganın bir parçasını oluşturduğu dinlerden ayrılabilir görülmektedir. Bazı yogiler dini daha çok kültür, değerler, inançlar ve ritüeller, yogayı da daha çok kendi kendini gerçekleştirmek (self-realization)yani yüce hakikatin doğrudan deneyimi olarak görerek din ile yoga arasında süptil bir ayırım yaparlar. Sri Ramakrishna dini kabuk doğrudan deneyimi ise öze benzetmektedir. Her ikisine de ihtiyaç vardır "fakat eğer kişi öze ulaşmak istiyorsa kabuğu aşmalıdır".


Yoga; gelişimi ve türleri

İndus vadisinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bazı taş mühürlerde yoga duruşlarını gösteren figürlere rastlanmıştır. Yogaya ilişkin ilk yazılı kaynaklar ise Veda’lardır (Rig-Veda, Sama-Veda, Yajur-Veda, Atharva-Veda). Vedaların ardından Brahmana, Aranyaka ve Upanişad'lar yazılmıştır. Tahminen 2 bin yıl önce Patanjali tarafından Yoga öğretimi çok kısa bir şekilde Yoga-Sutra kitabında anlatılmıştır. Yoga- Sutra’da anlatılana göre Raja Yoganın, yani orijinal yoganın, sekiz basamağı şunlardır;

1. Yama - Ahlaksal kurallara uymayı öğretir. Şiddeti, hırsızlığı, açgözlülüğü, kişinin kendi nefsine hakim olamayışını yasaklar. 2. Niyama - Öz disiplini öğretir. Saflığı, sadeliği ve çalışmayı hedefler. 3. Asana - Belirli pozisyonlardaki vücut egzersizleridir. 4. Pranayama - Belirli ritimlerde nefes alıp vermeyi öğretir. 5. Pratyahara - Duyguları kontrol etmeyi sağlar. 6. Dharana - Belli bir fikir üzerinde konsantre olmayı öğretir. 7. Dhayana – Meditasyon çalışmalarıdır. 8. Samadhi - Meditasyonun ulaşacağı son hedef olup; beden ve duyular dinlenirken, aklın ve ruhun uyanık kalması, üstün bilince erişme halidir.

Zaman içerisinde yoga farklı uygulamalar ile farklı ekollere ayrılmıştır. MÖ 300 yılında yazılan ve Hint destanının önemli bir bölümünü oluşturan Bhagavad Gita da, yoga, birer yaşam disiplini olarak Karma Yoga, Bhakti Yoga ve Jnana Yoga olmak üzere üç temel bölümde incelenmiştir.

Karma Yoga: Sanskrit bir sözcük olan “karma”, davranış/ eylem demektir. Karma yasasına göre her hareketin bir sebebi ve bir de sonucu vardır ve bunlar bağıldır. Karma yoga bireyin hareketlerinin neden ve sonuçlarına odaklanan doğru hareket ve kendini düşünmeden yardım yoluyla, Tanrı’yla bütünleşmeyi sağlayan bir yaşam tarzı uygulamasıdır.

Bhakti Yoga: Sevmek ve kalbini kutsal olana açmak, kişisel adanmanın mistik bir yolu olan bhaktinin amacıdır. Bhakti, “Kutsal olana hizmet etmek” demektir. Sevgi ve tam bir teslim oluşla, tüm yaratılmışlarda mevcut olan ilahi öze yol almaktır. Bu yolun İslam sufizmi uygulamaları ile benzerlik gösterdiği ve Mevlana’nın aşk yolu ile yaratana kavuştuğu söylenebilir.

Jnana Yoga: Bilgelik yoludur ve en zor yol olarak düşünülür, çünkü anlama ve sezgi yeteneğinde radikal bir değişiklik gerektirmektedir. Amaç, hepimizin içinde olan bilgiyi sorarak, meditasyon yoluyla ve düşünerek araştırmaktır. Jnana öğrencisi zihnini kendi doğasını araştırmak ve Tanrı yoluyla bilgiye ulaşmak için kullanır. Zaman içinde meditasyonda verimi ve etkinliği artırmak için çeşitli uygulamalar bu ekol altında geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi de bugün Batı’da dahi yaygın bir uygulama alanı bulan “Hatha Yoga” dır.

Hatha Yoga: Fiziksel ve zihinsel mükemmelliğin yolu olan Hatha Yoga, modern batı yaklaşımına göre öncellikle bir fiziksel terapi formudur. Ancak Hatha Yoganın temel kitabı “Hatha Yoga Pradipika” Hatha Yogayı Raja Yogaya başlamanın bir yolu olarak gösterir.


Hatha Yoga Felsefesi ve Egzersiz Sistemi [değiştir]Sanskrit dilinde "Ha" sözcüğü hem olumlu akım(pozitif), hem de güneş, "Tha" sözcüğü ise olumsuz akım (negatif) ve ay anlamına gelmektedir. "Hatha Yoga" bu iki akımın ya da enerjinin uyumlu birleşimi anlamak amacıyla verilmiş bir addır. Yogilere göre insanın sağlığı bu iki enerjinin bedende dengeli bir biçimde seyrine, dolaşımına dayanır. Bu enerjilerden biri dengesini yitirdiğinde bir hastalığın belireceğine inanılır. Hatha Yoga sağlıklı yaşamın yolunu gösteren bir yöntemdir (İzer, Müheyya; Çağdaş Yoga).

Hatha Yoga çalışmaları 3 temel temrin üzerinde durur; Pranayama (Nefes Egzersizleri), Asana(yoga postürleri) ve meditasyon.

Pranayama / Nefes Egzersizleri: Sanskritçeden incelendiğinde Prana; hava ve havadaki yasam enerjisi, Yama; kontrol etme ve yönlendirme ve Pranayama; hayat enerjisinin kontrol edilerek yönlendirilmesi olarak ifade edilebilir.

Yine, Sanskrit kök prana, “nefes” sözcüğünü de karşılamaktadır, ancak yogada Prana salt nefes demek değildir. Yoga felsefesi evrende görülen her oluşun Prana'nın tezahürü olduğunu ve evrende tezahür eden enerjinin bütününe Prana adı verildiğini ifade etmektedir.Prana solunum hareketine neden olan güçtür, nefesteki canlılıktır ancak onu salt güç diye adlandırmak yanlış olacaktır, zira güç sadece onun bir tezahürüdür.

Nefes yoluyla pranayı alış veriş Pranayama'dır. Yoga felsefesinin babası Patanjali, Pranayama' hakkında ayrıntılı bilgi vermemektedir, ama daha sonraları başka yogiler konu üzerinde gelişmeler kaydetmişler, buluntularını bilimsel hale getirmişlerdir. Yoga Sutra’da Patanjali, Pranayamayı bir yöntem olarak kabul etmekle birlikte buna takılıp kalmamıştır. " Nefesle havayı dışarı atın, sonra ciğerlerinize çekip bir müddet tutun, böyle yapınca varlığınız biraz daha sakinleşecektir." bu bilgi ile başlayan akım daha sonra Pranayama adı ile başlı başına bir bilim olmuştur.

Düzgün nefes alıp verme vücuttaki pek çok fonksiyonun düzgün işlemesini sağlamaktadır. Pranayama çalışmalarında doğru nefes tekniği ile ; Kanın temizlenmesi, vücuttaki zehirli maddelerin atılması, Solunum esnasında akciğerlerin genişleyip daralması ile karın bölgesine yapılan masajın sindirim organları, karaciğer, böbrekler vb organların olumlu etkilemesi Göğüs kafesinin daralması ve genişlemesi sayesinde koroner damarlardaki tıkanmaların önlenmesi, Kronik soğuk algınlığı, sinüzit, alerji, horlama vs gibi rahatsızlıkların hafiflemesi söz konusudur.

Solunum tekniklerini uygulayıp tam verim alabilmek için; düzenli pratik yapmak, çalışmaları dik duruşta (oturarak, ayakta yaslanarak) ve temiz havada yapmak gerekebilir. Burun kanatlarının kontrollü değişimiyle solunum (Anuloma Viloma), diyafram kullanımıyla gerçekleşen solunum (Kapalabathi), karın solunumu, göğüs solunumu gibi çeşitli uygulama biçimleri mevcuttur.

Asana / Yoga Postürleri: “Asana” Hatha Yoga duruşlarına verilen ad olup, kelime anlamı itibarı ile "rahat duruş, hoş duruş, latif poz" olarak ifade edilmektedir. Hatha Yoga asanaları koordine edilmiş beden pozları ve nefes tekniklerinin fizik beden, zihinsel yapı ve ruh varlığı üzerindeki tesirlerini belirli konsantrasyonlar ile deneyimlemektir.

Daha önceden de belirtildiği gibi Hatha Yoga, Raja Yoga için bir hazırlıktır. Hatha Yoga'da birçok Asana varken, Raja Yoga'da sadece birkaç tane Asana vardır ve nihai olarak tek bir Asana'ya varılmaktadır ki buna Dhyana Asana ya da meditatif poz denir.

Bunun yanında her bir asana, kendi grubuna göre fizik yapıyı dengelemekte, esnetmekte, katı ve sert haldeki kas yapılarını gerektiği zaman sertleşecek şekilde uzun ve esnek hale getirmektedir. Hatha Yoga çalışmaları bir zayıflama yöntemi olmamakla birlikte vücudun bu şekilde esnetilmesi onun gereksiz dokulardan kurtulmasını ve böylece form almasını temin eder. “Asana'lar, Hatha-Yoga'nın ilk adımını oluşturduklarından uygulayıcıya ilk aşamada açıklanır. Asana'lar kişiyi dayanıklı, hastalıklardan uzak, eklemlere bağlı uzuvları da hafif kılar” Asanalar beden sağlığı için önemli egzersizlerdir ve günlük yaşantıda bedeni zorlamadan rahatlıkla uygulanabilir. Yüksek ya da orta şiddetli sportif egzersizlerde kaslar kasıldığında depolanmış şeker parçalanarak laktik aside dönüşür ve bir enerji açığa çıkarır. Laktik asidin daha sonra su ve karbondioksite dönüşmesi gerekir, bunun için de oksijene ihtiyaç vardır. Egzersiz sonrası kaslarda laktik asit birikmesi beraberinde yorgunluğun azalmasını sağlayan bir toparlanma sürecini getirir. Oysa Hatha Yoga duruşlarında oksijen alımı fazla olduğundan oksijen borçlanması daha az, toparlanma süreci daha kısa olacaktır. Yogik asanalar sinerjik ve antagonist kasların düzgünlüğünü, esnekliğini ve dayanıklılığını geliştiren izometrik egzersizlerdir ve araştırma sonuçları asanaların statik motor performansı, el-göz koordinasyonunu, kardiovasküler dayanıklılığı, anareobik gücü geliştirdiği, 6-12 aylık çalışmanın esneklik süresi ve dayanıklılık performansında artış, aşırı bitkinlik hallerinde azalış sağladığını göstermiştir. Meditasyon: Meditasyon, Raja Yoga'nın yedinci basamağı Hatha Yoga çalışmalarının son basamağındaki uygulamadır. Meditasyon bir şuur akışıdır, şuurun bir sıçrayışı, bir çekişi ya da itimi değildir. Meditasyon, benlik-analizi veya yaşamın ideallerine olan adanma denilebilecek kişinin kendi Özben'ini samimi olarak araştırması yoludur. Hatha Yoga Pradipika’ da meditasyon “aklın doğal durumu” olarak ifade edilmektedir.

Meditasyon, yoganın temel taşlarından biridir. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelmek mümkün değildir. Örneğin, İslam Sufizminde benzer uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır ki, en bilinen örnek “sema” meditatif hal sağlanmadan uygulamada devamlılığın kolay kolay gerçekleşmeyeceği bir çalışmadır. Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir. Uygulamada solunuma ya da sema veya duaya odaklanma gibi farklılıklar olsa da, meditatif hale geçildiğinde karşılaşılan fizyolojik değişimler aynıdır. Bunu yanında her iki meditasyon esnasında da kişilerin neşeli, güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik, iyi olma hissi ve genel gevşeme hissettiklerini ifade ettikleri görülmektedir.

Meditasyon teolojik felsefedeki görüntüsünün dışında gündelik yaşamda kolaylıkla yer alabilmiş bir mental aktivitedir. Duyulardan kaynaklanan düşüncelerin artık söz konusu olmadığı bir bilinç durumudur ki buna göre, meditasyon düşüncenin konsantre olunan konuda doğru ve düzenli akışı olup konsantrasyonun hemen arkasından ortaya çıkan hal olarak ifade edilmektedir.
Alıntı.
 

la79

Kayıtlı Üye
Katılım
13 Eyl 2011
Mesajlar
160
Beğeni
14
1,KİTAP-BİR OLMA MESELESİ 1. Om. Aşağıdaki talimatlar Bir olma ilimiyle ilgilidir.
2. Bu bir olma (Yoga) psişik doğanın itaat ettirilmesiyle ve chitta'nın (aklın) dizginlenmesiyle elde edilir.
3. Bu amaca ulaşıldığında, Yogi kendisini gerçek benliğiyle bilir.
4. O ana dek, içsel varlık kendisini biçim ve aktif gelişimlerle tanımlamıştı.
5. Aklın 5 durumu vardır, zevk ve acıya tabiidir; acı verirler ya da vermezler.
6. Bu gelişimler (aktiviteler) doğru bilgi, yanlış bilgi, hayal, pasiflik (uyku) ve hafızadır.
7. Doğru bilginin temeli doğru algılama, doğru yere adanma ve doğru şeye tanıklık etmedir.
8. Yanlış bilgi ise varlığın durumunu değil biçimi temel alır.
9. Hayal, gerçekte varolmayan imajlardır.
10. Pasiflik (uyku), vritti'lerin (5 duyunun algılamalarının) uyuşuk halini temel alır. (Uyku, duyuların algılamamalarını temel alır.)
11. Hafıza, şimdiye dek bilineni devam ettirir.
12. İçsel oluşum olan akla ait bu gelişimlerin kontrolü yorulmaz bir gayret ve bağımlı olmama ile birlikte gelir.
13. Yorulmaz gayret, aklın gelişimlerini düzenlemeye gösterilen sürekli çabadır.
14. Elde edilecek nesne yeterince değerliyse ve ona ulaşmak için gösterilen çaba ısrarla aralıksız takip edilirse, aklın sabitleşmesi (vrittis'in düzenlenmesi) korunur.
15. Bağımlı olmama; dünyevi veya geleneksel olan, burada olan veya gelecekte olacak, tüm arzu uyandıran nesnelere özlem duymaktan kurtulmaktır.
16. Bu, ruhsal varlığın gunalardan veya bu değerlerden kesin bilgi ile özgürleştiği zaman çıkan sonuca bağımlı olmama halidir.
17. Konsantrasyon yapılarak nesnenin dört katlı doğasına; yoklayarak biçimine, ayırt edici birliktelik yoluyla değerine (veya gunasına), ilham yoluyla amacına ve tanımlama ile ruhuna ve o nesnenin şuuruna ulaşılır.
18. Samadhi'nin bir ileri aşaması dış oluşumları sessizleştirerek elde edilmiş tek bir düşünceye odaklanmadır. Bu aşamada, chitta, sadece kişisel tesirlere tepki verir.
19. Burada anlatılan Samadhi doğal olaylarla ilgili (fenomenel) dünyanın bağlarının ötesine; Tanrıların ve onları ilgilendiren somut dünyanın ötesine geçmez.
20. Yogiler önce inançla ve onu takip eden enerji, hafıza, meditasyon ve doğru algılama ile saf Ruhun (Mutlak Olanın) farkını görebilmeye vasıl olarak Samadhi'ye ulaşırlar.
21. Bu aşamaya (ruhsal şuura) ulaşma, isteği kuvvetli bir şekilde canlı olanlar için çok hızlıdır.
22. Bu isteğe sahip olanlar benzer bir şekilde farklıdır; bu istek yoğun, ılımlı (orta karar) ya da hafif olabilir. Doğru ruhsal şuura ulaşma yolunda hala bir başka yol daha vardır.
23. Ishvara'ya yoğun olarak kendini adama ile Ishvara'nın bilgisine ulaşılır.
24. Bu Ishvara, sınırlanmamış, karmadan ve ihtirastan arınmış ruhtur.
25. Ishvara'da tüm bilginin tohumu olan Gurudeva sonsuzluğa açılır.
26. Zaman ile sınırlı olmayan varlık olan Ishvara (Gurudeva) ilksel üstatların öğretmenidir.
27. Ishvara'nın Söz'ü Aum'dur. Bu Pranava'dır.
28. Söz'ün sesi ile ve yansıyan anlamı ile Yol bulunur.
29. Böylece, varlıksal özün (ruhun) farkındalığı gelir ve tüm engeller ortadan kalkar.
30. Ruhun tanınmasıyla ilgili engeller bedensel sakatlıklar, zihinsel durağanlık, yanlış araştırma, dikkatsizlik, tembellik, maddesel bağımlılık, hatalı algılama, konsantrasyonu sağlama yetisinin olmaması, meditatif halin devam ettirilememesidir.
31. Acı, üzüntü, yanlış yönlendirilmiş bedensel fiiller ve yaşam akımlarının yanlış yönü (kontrolü) alt psişe doğasının engelleridir.
32. Engellerin ve engellere eşlik edenlerin üstesinden gelmek için, bir doğruya (veya ilkeye) olan isteğin yoğun olarak uygulanması gerekir.
33. Sempati, şefkat, amacın sabitliği ve zevke ve acıya ya da iyiliğin ve kötülüğün hiç bir biçimine bağımlı olmama ile birlikte chitta'nın huzuru gelir.
34. Chitta'nın huzuru, ayrıca prana ya da yaşam nefesinin düzenlenmesiyle de birlikte gelir.
35. Aklın sabitleşmesi, duyuların algılamasıyla ilişkisi olan konsantrasyonun şu şekilleriyle temin edilir.
36. Işık ve ışığın Parlaklığına meditasyon yapılarak Ruhun bilgisine ulaşılabilir ve huzur sağlanabilir.
37. Alt varlık saflaştırıldığında ve artık düşkünlük göstermediğinde, Chitta sabitleşir ve ilüzyondan özgürleştirilir.
38. Huzura (chitta'nın sabitleştirilmesine), rüyaların verdiği bilgi üzerine meditasyon yapılarak ulaşılabilir.
39. Huzura ayrıca kalbin en sevdiği üzerine konsantre olunarak da ulaşılır.
40. Böylece, (varlığın) farkındalığı sonsuz küçük olandan sonsuz geniş olana genişler ve bilgisi annu'dan (atom veya noktadan) atma'ya (ruha) mükemmelleşir.
41. Vritti'leri (aklın özünün gelişimleri) tam olarak kontrol edebilen kimlikteki kişi, durumu ve farkına vardığına benzerlik meydana getirir. Tıpkı bir kristalin yansıttığı renkleri kendisine alması gibi, bilen, bilgi ve bilinen alan bir olur.
42. Algılayan kişi; sözü, fikri (ya da anlamını) ve nesneyi biraraya getirdiğinde, bu, tarafsız algılama durumu olarak adlandırılır.
43. Hafıza kontrolü elinde tutmadığında, meydana gelen algılama tarafsız olmaz; söz ve nesne aşılır ve sadece fikir kalır.
44. Tarafsız fiili olan ve olmayan akılla yapılan konsantrasyonun bu aynı iki süreci sübtil olan şeylere de uygulanabilir.
45. Fizik olan sübtile ve süptil, Pradhara olarak adlandırılan ruhsal varlık durumuna giden ilerleyici aşamalara yönlendirir.
46. Tüm bunlar tohuma yapılan meditasyonu meydana getirir.
47. Bu üstün düşünme (süper-tefekkür) durumuna ulaşıldığında Yogi, Chitta'nın dengeli sakinliği ile saf ruhsal farkındalığa ulaşır.
48. Algılaması kusursuzca kesindir. (ya da aklı sadece Gerçeği gösterir.)
49. Bu belirli algılama eşsizdir ve rasyonel aklın (kanıt, netice çıkarma ve tümden gelim ile) ortaya çıkaramadığını ortaya çıkarır.
50. Bu diğer tüm izlenimlere karşıdır veya diğer izlenimlerin yerini alır.
51. Bu algılama durumunun kendisi de sınırlandırılmamış (veya diğer izlenimlerin yerini almış) ise, saf Samadhi'ye erişilir.
2. KİTAP - BİR OLMA ADIMLARI
1. Ruh ile birleşme yolunda, fiil Yogası, ateşli bir istekle, ruhsal okuma ve Ishvara'ya adanmadır.
2. Bu üçünün amacı ruhsal vizyonu getirme ve engelleri ortadan kaldırmaktır.
3. Bun zorluk yaratan engeller; avidya (cehalet), kişilik duygusu, arzu, nefret ve bağımlı olma duygusudur.
4. Avidya (cehalet); gelişmemiş, veya ortadan kalkma sürecinde olan, veya üstesinden gelinmiş ya da gelinmemiş diğer tüm engellerin nedenidir.
5. Avidya kalıcı, saf, saadet dolu ve Beni; kalıcı olmayan, saf olmayan, acı veren ve Ben-olmayan ile karıştırma durumudur.
6. Kişilik duygusu, bilginin araçları ile bilenin kimliğinin oluşturulmasına göredir.
7. Arzu zevk veren nesnelere bağımlı olmaktır.
8. Nefret, algılanan herhangi bir nesneden iğrenmektir.
9. Sezgili varoluşa duyulan yoğun arzu bağımlı olmaktır. Bu, her biçimde var olabilir, kendi kendini devam ettiricidir veçok bilge olanlar tarafından dahi bilinir.
10. Bu beş engel süptil olarak bilindiğinde karşı bir akli davranışla yenilebilir.
11. Fiilleri, meditasyon süreciyle atılır.
12. Karma'nın kökü bu beş engeldir ve bu yaşamda ya da gelecekteki bir yaşamda meyvesini vermelidir.
13. Kökler (veya samskara'lar) var olduğu sürece, meyveleri de yaşam, ölüm, ve zevk ve acı veren deneyimler olacaktır.
14. Bu tohumlar (veya samskara'lar) kendilerini oluşturan nedenin iyi veya kötü olmasına göre zevk veya acı üretirler.
15. Aydınlanmış kişi için (üç dünyadaki) tüm varoluş, guna'ların fiillerinden doğan borçtan dolayı acı verdikleri düşünülür. Bu fiiller üç katlı olup; sonuçlar, endişeler ve bilinç altıyla algılanan intibalar doğururlar.
16. Henüz oluşmamış acı geçiştirilebilir.
17. Algılanan ve Algılayanın bir ve aynı olduğu ilüzyonu (acı üreten etkilerin) geçiştirilmesi gereken neden(i)dir.
18. Algılananın üç özelliği vardır; sattva, rajas ve tamas (ritm, hareketlilik ve durağanlık); elementlerden ve duyu organlarından oluşur. Bunların kullanımı deneyimi ve nihai özgürlüğü doğurur.
19. Guna'ların bölümleri (ya da maddenin özellikleri) dört katlıdır; belirli olan ve olmayan, tanımlanabilen ve dokunulmayan.
20. Gören saf bilgidir (gnosis). Saf olduğu halde, aklın aracılığıyla verilen fikir üzerine bakar.
21. Olan herşey ruhun yararına varolur.
22. Yoga'yı (birleşmeyi) başarmış bir kişi durumunda objektif evren bitecektir. Ancak, (objektif evren) henüz özgür olmayanlar için var olmaya devam eder.
23. Ruhun akıl ile ve aklın algıladığı ile birleşmesi, algılanan ve Algılayana benzeyen doğanın anlaşılmasını doğurur.
24. Bu ilişkinin nedeni cehalettir ya da avidya'dır. Bunun üstesinden gelinmesi gerekir.
25. Cehalet, algılanan şeyler ile ilişkide olmamanın sağlanmasıyla son bulur. İşte bu büyük (ruhsal) özgürleşmedir.
26. Mükemmel olarak sağlanmış ayrım ile kısıtlılık durumunun üstesinden gelinir.
27. Bilgi (ya da aydınlanma) yedi kattır ve ilerleme sağlayarak ulaşılır.
28. Yoga tüm safhalarıyla düzenli olarak uygulandığında, ve saf-olmamanın üstesinden gelindiğinde, irfan gelir ve bu da tam aydınlanmaya doğru götürür.
29. Yoga'nın sekiz safhası; Yama Emirleri, Nijama Kuralları, duruşlar ya da Asana'lar, yaşam gücünün doğru kontrolü ya da Pranayama, soyutlama ya da Pratyahara, dikkat ya da Dharana, Meditasyon ya da Dhyana, tefekkür ya da Samadhi'dir.
30. Zarar vermeme, tüm varlıklara doğru olma, çalmama, ölçüsüz olmama ve hırslı olmama yama ya da beş emiri oluşturur.
31. Yama (ya da beş emir) evrensel görevlerdir ve ırk, yer, zaman veya zorunluluk gözetmez.
32. İçsel ve dışsal temizlik, mutluluk, ateşli istek, ruhsal okuma ve Ishvara'ya kendini adama nijama'yı (beş kuralı) oluşturur.
33. Yoga'ya ters düşen düşünceler olduğunda tam aksi olan düşüncelerin ekilmesi gerekir.
34. Yoga'ya ters düşen düşünceler - kişisel olarak yapılan ya da yapılacak olan ya da uygun görülen, hırstan, öfkeden veya oyundan (cehaletten) doğmuş, az, orta derece ya da çok büyük olarak; zarar verme, yanlışlık, çalma, cinsel aşırılık ve hırstır. Bu nedenle, tam aksi olan düşüncelerin ekilmesi gerekir.
35. Kim ki, zarar vermemeyi mükemmelleştirmiştir, onun önünde tüm düşmanlık yok olur.
36. Tüm varlıklara olan mutlak doğruluk mükemmelleştirildiğinde, sözlerinin ve hareketlerinin karşılığı hemen görülür.
37. Çalmama mükemmelleştirildiğinde, yogi arzuladığı herşeye sahip olabilir.
38. Cinsel aşırılığın yok edilmesiyle enerji elde edilir.
39. Hırslı olma tamamen yok edildiğinde, yeniden doğuşun kanunu anlaşılır.
40. İçsel ve dışsal saflaştırma hem kişinin kendisi hem de diğer tüm biçimler için hırs doğurur.
41. Saflaştırma ile sakin bir ruh, konsantrasyon, organları kotrol altına almak ve Öz-Beni görme yetisi gelir.
42. Mutluluk ile ilahi saadet kazanılır.
43. Ateşli istek ile ve saf-olmayanın ortadan kaldırılmasıyla bedensel güçler ve duyu güçleri mükemmelleşir.
44. Ruhsal okuma, Ruh (ya da ilahi Olan) ile irtibat halinde olunmayı sağlar.
45. Ishvara'ya kendini adama ile meditasyonun (ya da samadhi'nin) amacına ulaşılır.
46. Bedensel olarak yapılmış duruş, sabit ve kolay olmalıdır.
47. Duruşta sabitlik ve kolaylık, sürekli az çaba ve sınırlı olmayana aklın konsantre edilmesiyle sağlanır.
48. Buna ulaşıldığında, zıt kutuplar artık sınırlamaz.
49. Doğru duruşu (asana); prana'nın doğru kontrolü ve nefesin doğru alışı ve verişi izler.
50. Prana'nın (yaşam akımlarının) doğru kontrolü dışsal, içsel ve hareketsizdir; yere, zamana, uygulama sayısına ve ayrıca uzatılmasına ya da kısa tutulmasına bağlıdır.
51. Bu içsel ve dışsal adımlarla ilgilenenlerin üstüne çıkan bir dördüncü aşama vardır.
52. Bununla, ışığı saklayan kademeli olarak ortadan kaldırılır.
53. Ve akıl konsantre olunmuş meditasyon için hazırlanmış olur.
54. Soyutlama (ya da Pratyahara) duyuların düşünce ilkesiyle itaat ettirilmesi ve şimdiye kadar görülür ve dokunulur olandan geri çekilmesidir.
55. Bu safhaların sonucu olarak, duyu organlarının tam bir itaati oluşur.
3. KİTAP - BİR OLMANIN BAŞARILMASI VE BUNUN SONUÇLARI
1. Konsantrasyon, chitta'nın (zihnin) belli bir nesne üzerinde yoğunlaştırılmasıdır. Buna dharana denir.
2. Muhafaza edilen konsantrasyona (dhrana'ya) meditasyon (dhyana) denir.
3. Chitta gerçek olanın (veya bir biçime dönüşmüş fikrin) içinde eridiğinde, ve kişisel benliğin ya da ayrımın farkında olmadığında, buna tefekkür ya da samadhi denir.
4. Konsantrasyon, meditasyon ve tefekkür birbirini izleyen bir fiil içindeyse, sanyama'ya ulaşıldı demektir.
5. Sanyama'nın sonucu olarak ışığın dışarıya doğru parlaması gelir.
6. Bu aydınlanma kademelidir, adım adım gelişir.
7. Yoga'nın bu son üç safhası diğer safhalara nazaran çok daha kişisel bir etkiye sahiptir.
8. Yine de bu üçü bile hiç bir nesneyi temel almayan gerçek kaynaksız meditasyona (veya samadhi'ye) göre dışsaldır. Bu meditasyon chitta'nın (zihnin) ayrımcı doğasından meydana çıkan etkilerden etkilenmez.
9. Zihnin aşamaları, birbirini izleyen sırada şöyledir: Zihin, görülene tepki verir, bunu zihnin kontrolü izler. Bunu, chitta'nın (zihnin) her iki faktöre de tepki verdiği an izler. Son olarak tüm bunlar geçer ve algılanan bilinç tam kontrolü ele geçirir.
10. Zihnin bu alışkanlığının terbiye edilmesiyle, ruhsal algılamada bir sabitlik oluşur.
11. Bu alışkanlığın oluşturulmasıyla ve zihnin fikir-üretme eğiliminin engellenmesiyle, sabit bir tefekkür gücü meydana çıkar.
12. Zihin kontrolü ve kotrol eden faktör eşit olarak dengelenirse, tek-noktaya odaklılık durumu oluşur.
13. Bu süreçte, her bir nesnenin hali bilinir, özellikleri (ya da formları), sembolik doğaları, ve zamana dayalı özel kullanımları (gelişme aşaması) bilinir ve anlaşılır.
14. Her bir nesnenin meydanda olan ve de gözükmeyen özellikleri elde edilir.
15. Gelişmenin aşaması, çok yönlü psişik doğanın ve onun düşünme ilkesinin çeşitli gelişimlerinden sorumludur.
16. Her bir biçimin üçlü doğasına yapılan konsantre olunmuş meditasyon ile ne olduğunun ve ne olacağının sırrı çözülür.
17. (Nesneyi) Gösteren tını (ya da Söz) ve şekillenmiş ruhsal öz (ya da fikir) algılayanın zihnini genellikle karıştırır. Bu üç hale yapılan konsantre olunmuş meditasyonlaysa, tüm yaşam biçimlerini çıkaran tınının (sezgisel) kavranışı gelir.
18. Düşünce-imgelemeleri görme gücü elde edildiğinde, eski enkarnasyonların bilgisi ortaya çıkar.
19. Konsantre olunmuş meditasyonla, diğer kişilerin zihinlerindeki düşünce-imgelemeleri de görülür olur.
20. Algılayana, bu düşüncelerin ait olduğu nesneler görülmezse, algılayan nesneyi değil sadece düşünceyi görür. Kişinin meditasyonu görülebilir olanı kapsamaz.
21. Biçim ve beden üzerindeki ayrıma konsantre olunmuş meditasyonla, bedenin insan gözüne görünen bu özellikleri reddedilir (ya da yok varsayılır) ve yogi kendini görünmez kılabilir.
22. Karma (ya da etkiler) iki türlüdür: hemen karma ya da gelecekte karma. Bunlara yapılan mükemmel konsantre olunmuş meditasyonla, yogi üç dünyadaki deneyiminin mahiyetini bilir. Bu bilgi sembollerle gelir.
23. Diğerleriyle birleşme, şefkat, yumuşaklık ve tarafsızlık olan duyuların üç durumuna yapılan tek-noktaya-odaklı meditasyonla kazanılır.
24. Filin gücüne yapılan tek-noktaya-odaklı meditasyonla, bu güç ya da ışık uyandırılır.
25. Uyandırılmış ışığa yapılan mükemmel konsatre olunmuş meditasyonla süptil, saklı ya da yabancı olan bir bilinç oluşur.
26. Güneşe yapılan tek-noktaya-odaklı meditasyonla, yedi dünyanın (veya bilginin) bilinci gelir.
27. Aya yapılan tek-noktaya-odaklı meditasyonla aysal biçimlerin bilgisi yükselir.
28. Kuzey yıldızına yapılan meditasyon, gezegen ve yıldızların yörüngeleri ile ilgili bilgiyi verir.
29. Güneş sinir ağı adı verilen merkeze konsantre olunarak dikkat verildiğinde, bedenin durumuyla ilgili mükemmel bilgi gelir.
30. Boyun merkezine dikkat sabitleştirildiğinde, açlık ve susuzluk ortadan kalkar.
31. Boyun merkezinin üstündeki kanal ya da sinire dikkat sabitleştirildiğinde, denge sağlanır.
32. Öz-denetim sağlamış olanlarla, başta bulunan ışığa odaklanılarak görülebilir ve irtibat kurulabilir. Bu güç, tek-noktaya-odaklı meditasyonla geliştirilir.
33. Herşey, sezginin canlı ışığı ile bilinebilir.
34. Zihin-bilincinin anlaşılması kalp merkezine yapılan tek-noktaya-odaklı meditasyon ile gelir.
35. (Zıt kutupların) Deneyim(i) ruhun kişisel Öz ve purusha'yı (Ruh'u) ayırt edememesinden kaynaklanır. Nesnel biçimler ruhsal kişinin kullanımı (ve deneyimi) için vardır. Buna yapılan meditasyonla, ruhsal doğanın (purusha'nın) sezgiyle anlaşılması gelir.
36. Bu deneyim ve meditasyonun sonucu olarak, sezgisel bilgiyi üreten daha üst bir duyma, dokunma, görme, tat alma ve koklama gelişir.
37. Bu güçler en üst ruhsal farkındalık için birer engeldir ama nesnel dünyalarda sihirli güçler olarak hizmet ederler.
38. Zayıflatıcı bağların sebeplerinden kurtulma ile ve hislerin bir başkasına yönelmesi (girişi ya da reddi) tarzıyla, chitta (zihin) bir başka bedene girebilir.
39. Bir üst düzey yaşamın (udana) boyun eğdirilmesiyle, dikenli bir yol olan sudan ve ayrıca bataklıktan kurtulunur ve yükseliş (miraç) gücü kazanılır.
40. Samana'nın (kalp bölgesinde bulunan yaşam enerjisi) boyun eğdirilmesiyle, kıvılcım alev olur.
41. Akaşa ve Ses arasındaki ilişkiye odaklanmış meditasyon ile, ruhsal duyma organı gelişir.
42. Beden ve akaşa arasındaki var olan ilişkiye odaklanmış meditasyon ile (üç dünyaya ait) maddeden yükseliş ve boşlukta seyahat etme gücü kazanılır.
43. Işığı gizleyen yok edildiğinde, diskarne (enkarne'nin zıt anlamlısı) denilen, düşünme ilkesinin değişimlerinden özgürleşmiş varlık durumu ortaya çıkar. Bu, aydınlanma durumudur.
44. Her bir maddenin aldığı beş biçime odaklanmış meditasyon ile her bir madde üzerinde ustalık kazanılır. Bu beş form; kaba doğa, maddesel biçim, özellik, kapsam ve temel amaçtır.
45. Bunda ustalaşmayla, çok küçük olma ve bedensel mükemmeliyet ve tüm engellerden özgürleşme gibi diğer siddhi'ler (güçler) kazanılır.
46. Biçimde simetri, rengin güzelliği, elmasın gücü ve yoğunluğu bedensel mükemmeliyeti meydana getirir.
47. Duyuların üzerinde ustalık kazanmak; bunların doğaları, özellikleri, egoizm, kapsamlılık ve faydalı amaç üzerine odaklı meditasyonla sağlanır.
48. Bu mükemmelleşmenin sonucu olarak, zihin kadar çevik eylem, organlardan bağımsız algılama ve temel (kök) maddenin üzerinde ustalaşma gelir.
49. Ruh ve Mutlak Olan arasındakini ayrıdedebilen kişi, tüm durumlarda üstünlük elde eder ve her şeyi bilen olur.
50. Bunu elde etmede ve diğer tüm ruhsal güçlerde tutkusuz davranma ile bağların tüm tohumlarından kurtulan kişi izole bir birleşme durumuna ulaşır.
51. Eski kötü alışkanlıkların tekrar etmesi olası olduğu için, tüm varlık biçimlerinin, hatta semavi olanların bile cezbediciliğinin tam bir reddi olmalıdır.
52. Sezgisel bilgi, anlara ve bunların süreğen başarısına odaklanmış meditasyon yapıldığında, ayırt edebilme kabiliyetinin kullanımı ile gelişir.
53. Bu sezgisel bilgiden (tüm varlıkları birbirinden) ayırt edip fark edebilme ve cinslerini, özelliklerini ve uzaydaki pozisyonlarını kavrama kapasitesi doğar.
54. En büyük kurtarıcı olan bu sezgisel bilgi her yerde mevcuttur, geçmiş, bugün ve Sonsuz Şimdide olan gelecek dahil her şeyi bilendir.
55. Nesnel biçimler ve ruh aynı saflık durumuna ulaştığında, Birlik gerçekleşir ve özgürlüğe kavuşulur.
4. KİTAP - AYDINLANMA
1. Büyük ve küçük Siddhi'lere (güçlere); enkarnasyonla, veya ilaçlarla, sözün gücüyle, yoğun istekle ya da meditasyonla ulaşılır.
2. Bilincin düşük plandan yüksek plana geçmesi büyük bir yaratıcı ve evrimsel bir süreçtir.
3. Uygulama ve metodlar bilinç geçişinin gerçek sebepleri değildir; onlar bir çiftçinin ekim için tarlasını hazırlaması gibi engellerin kaldırılmasına yardımcı olurlar.
4. "Ben" bilinci, bireysellik duygusunun tadına varıldığı organların yaratımından sorumludur.
5. Bilinç tektir, ancak bir çok çeşitli biçimler üretir.
6. Bilincin oluşturduğu biçimler içinde sadece gelişmemiş karmadan bağımsız olan biçim meditasyonun sonucu olan biçimdir.
7. Özgürleşmiş ruhun fiilleri, zıt kutuplardan özgürdür. Geri kalan kişiler içinse bunlar üç çeşittir.
8. Karmanın bu üç çeşidinden, etkilerin meyvaları için gerekli olan biçimler meydana çıkar.
9. Tür, zaman ve yer açısından ayrılsalar bile, hafıza ve etki-üreten sebep arasında bir kimlik ilişkisi vardır.
10. Yaşama arzusu evrenseldir. Bu aklın-yarattığı biçimlerin (arzuların) bilinen başlangıcı yoktur.
11. Bu biçimler arzu, temel sebep, kişilik, verimli sonuç, mental canlılık veya yaşama isteği, ve dışarıda süren hayat veya nesnenin desteği ile yaratılmış ve bir arada tutulmuştur. Bunların çekim gücü azaldığında, bu biçimler de benzer şekilde azalacaktır.
12. Geçmiş ve bugün realitede var olur. Bugünün zaman kavramında biçim, gelişmiş özelliklerin sonucudur ve geleceğin değerlerinin gelişmemiş tohumlarını içerir.
13. Gelişmemiş ya da potansiyel olan özellikler, doğanın üç gunasını (maddenin değerlerini) içerir.
14. Nesnel biçimin tezahürü, tek-noktaya-odaklı etki-doğuran sebebe bağlıdır. (chitta'nın ya da aklın gelişimlerinin birleşmesi)
15. Bilinç ve biçim, birbirinden bağımsız ve ayrıdır, biçimler birbirine benzeyebilir ama bilinç varoluşun farklı seviyelerinde işler.
16. Tek aklın farklı gelişimleri, var olmak için bir çok aklın itici kuvvetine ihtiyaç duyan çeşitli biçimler üretir.
17. Bu biçimler algılanan bilincin gelişmemiş özelliklerine bağlı olarak bilinir veya bilinmez.
18. Aklın efendisi olan algılayan, etki-üreten neden olan sürekli aktif aklın tam olarak farkındadır.
19. Görüldüğünden veya bilindiğinden, aydınlanmanın kaynağının akıl olmadığı aşikardır. ***
20. (Akıl) Kendisi ve kendisine dışsal gelen, iki nesneyi birlikte bilemez.
21. Aklın (chitta'nın) bilgisinin, diğer bir akıl tarafından ispata gerek kalmadan kabul edilebilmesi için, sonsuz sayıda bilenler anlaşılmalıdır, ve hafıza tepkisinin silsilesi sonsuz bir karışıklığa kayma eğilimi gösterebilir.
22. Ruhsal zeka tek başına olup nesnelerden özgürleştiğinde, kendisini akılda yansıtır ve sonra Öz Benin farkındalığı gelir.
23. Sonra akıl, bilen ve bilinebileni yansıtınca, herşeyi bilen olur.
24. Akıl, sonsuz aklın intibalarını yansıtması gibi yansıttığında, Öz Benin bir aracı olur ve kendisi de birleştirici olarak hareket eder.
25. (Özün gerçek doğasından) Ayrılmış birleşme durumu, akıl ve Özü ayırt edebilen kişinin ya da ruhsal kişinin ödülüdür.
26. O zaman, akıl farkı görmeye ve kişinin Öz Benliğinin gerçek doğasına doğru artan bir aydınlanmaya eğilim gösterir.
27. Alışkanlığın gücüyleyse, akıl diğer mental intibaları yansıtır ve duyumsal algılamanın nesnelerini algılar.
28. Bu yansımalar engellerin doğasındaki yansımalardır ve üstesinden gelmenin yolu aynıdır.
29. Bağımlı olmamayı geliştirmiş kişi, aydınlanmadan ve ayrılmış birleşmeden sonraki isteğinde bile, uygulanmış ayırt etme ile üstü gölgelenmiş ruhsal bilginin farkına varır.
30. Bu aşamaya erişildiğinde, engellerin ve karmanın üstesinden gelinmiştir.
31. Engellerin ortadan kaldırılması ve bireyin tüm varlıksal bedenlerinn arınmasıyla, bilginin tümü ele geçirilir ve bireye yapacak başka bir şey kalmaz.
32. Üç gunanın kalıtımsal doğasından dolayı aklın (maddenin değerlerinin) gelişimi sona erer. Onlar kendi amaçlarına hizmet etmiştir.
33. Akıldaki gelişimlerin birbirini izlemesi olan Zaman aynı şekilde yok olur ve yerini Sonsuz Şimdiye bırakır.
34. Ayrılmış birleşme durumu, maddenin üç değeri (üç guna veya doğanın güçleri) Öz Benin üzerinde bir etki yaratamadığında mümkündür. Saf ruhsal bilinç, Bir olan içersinde erir.

Alıntı.
 

la79

Kayıtlı Üye
Katılım
13 Eyl 2011
Mesajlar
160
Beğeni
14
Sevgili la79,
Yazınız okunmuyor :((
Sevgili Zaferar sizden esinlenerek yoga hakkında biraz araştırma yapma merakı duydum ve yoganın kurucusu kabul edilen yogi Patanjalinin 195 sutrasını sizlerle paylaşmak istedim ,bu 195 sutra sanırım 1 olmanın deneyimini başarıyla gerçekleştirdikten sonra kaleme alınmış,yani benim çok ilgimi çekti gerçekten,Sevgili Zaferar bu metni bir siteden aldım yani kopyala yapıştır yaptığım için orijinal yazı rengiyle çıkmış,ama siz patanjalinin sutraları yazarak googleden rahatlıkla ulaşabilirsiniz olmazsa ben size özel mesajdan sitenin linkini veririm.
 
Üst