Yaşama uyumlanmak

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Tepkime puanı
132
YAŞAMA UYUMLANMAK
Esneklik kazanmak, yaşama uyumlanmak demek doğru bildiğimiz evrensel ilkelerden sapmak demek değildir. Ama bir manada da her türlü ilkeye de yani her insanın kendi doğrularına açık ve saygılı olmak demektir. Yoksa sahip olduğumuz 3-5 ilke ile hayatlarımızı geçirmemiz gerekir.
"Peki o zaman yeni ilkeleri nasıl öğreneceğiz?"

Demek ki hem yeni ve yüksek ilkelere açık olacağız hemde sağ duyumuz ile ilkeleri tartacağız. Bu şu demektir; Evrende o kadar çok yaşam formu ve ihtiyaç noktası vardır ki... Dolayısıyla o ihtiyaçların birde karşılığı vardır. Yani yaşanan her süreç ve o süreç içindeki tüm doğrular ve tüm ilkeler; o zamanda, o noktada, o varlıkta, o süreç için doğrudur. Bir sonraki noktada ise başka bir doğruluk başlayacaktır.

Her şey zamanında ve yerinde gerçekleşmektedir. Dolayısı ile her ilke ve her doğru, her varlık için değişkenlik gösterecektir. Kabul etmemiz gereken budur. Bu kadar evrensel bir anlayış ve sevgi ve şefkat ile her doğrunun öncelikle o insan için doğru olabileceğini görmek gerek.
Örneğin kötü bir insanın bile o zaman, o mekan ve o şuurdaki tüm doğruları kendisi için doğru olacaktır. Yoksa gelişemez. Her türlü yanlış yada hata diye adlandırdığınız şey de aslında bizi geliştirmek için vardır.
Bu noktada esnemek, yaşama uyumlanmak demek şudur; Bugüne kadar kendi evrensel deneyim ve çabalarımızla elde etmiş olduğumuz bilgilerimizi silmeden, ama başkalarının da kendi süreçleri içindeki kendi doğrularını yaşamalarına izin vermek; sevmek, anlamak, uyumlanmaktır.Yoksa gelişemezler.Tıpkı bizim gibi onlarında gelişmeye ihtiyaçları ve programları vardır. Her varlığın kendinden sorumlu olduğu gerçeği ile herkese kendini var etmesi için şans ve zaman verilmelidir.

Öğrenmemiz gereken en önemli şey ise; hepimizin yeni bakış açılarına ihtiyaç duyduğu gerçeği. Evrenin ne çok olasılıklı ve ne çok değişik formda olabileceğini bizimde kabul etmemiz, saygı ve sevgi ile karşılamamız gerektiğidir. Çünkü her bir varlığın kendini var etme çabası oldukça önemli ve saygı duyulacak bir süreçtir.

Kendimizi geliştirirken diğerlerinin de aynı şekilde kendilerini geliştiriyor olmalarını sevgi ve sevinç ile karşılamalıyız. Her şeyi olduğu gibi kabul etmeliyiz.

Bilgi ve yozlaşma
Günümüzde insanoğlu bütün gelişme ve bilimsel ilerlemelere rağmen mutlu değildir. Kederlidir, endişelidir, tatminsizlik içindedir. Ya olanlar karşısında ilgisiz bir kişisel yaşam sürmektedir ya da karmakarışık bir zihin ve ruh hali ile karşılaştığı yaşam olaylarını çözümleyememenin boğuntusunu yaşamaktadır. Genel bir yaşam görüşü, kaliteli bir sentezi, açık-seçik bilgisi yoktur. Bir insanda samimiyet, içtenlik, saflık bulunmazsa yani iç varlığına ait bilgiden yoksunsa, ruhsal yönden çok cılızlaşmışsa durum kötüye gidiyor demektir. Bir toplumun elinden fazilet, erdem ve ahlakı alırsanız o toplum çökmeye mahkum olur. Samimiyetin ve güvenin gerçek ruhsallık olduğunu bilmemize rağmen yaşamın günlük akışı arasında, bu gerçekliği uygulayabilmek için hayli güçlü olmak gerektiğini de gözden uzak tutmamak gerekir. Hakikati bilmek kadar, izinde yürümek de zordur, hatta çok zordur. Hepimiz bu dünyanın insanıyız ve elimizdeki işleri boşlamayı ya da kestirme yoldan zengin olmayı, köşe dönmeyi ön plana aldığımızda, yasalar, kurallar ve vicdan sesi sustuğunda, yukarıda anlatılanlar olur ve yozlaşma her geçen gün derinleşir. Nereye kadar? Toplum vicdanı harekete geçip, bireyler tek tek önce vicdanlarında ‘dur’ deyinceye kadar da sürer.

Aslında her yıkımın, her yozlaşmanın bir yeniliğin ve iyiliğin de habercisi olduğu gerçeğini unutmadan yaşamakta çok yarar var. Aksi takdirde dünyada her şeyin hiç durmadan kötüye gittiği duygusuna kapılır, kendi psikolojik sağlığımızı ve yaşam kalitemizi de bozarız. Her gecenin bir sabahı mutlaka vardır. Ne gece ne de gündüz sürekli kalabilir…

‘Hikmet ancak Hikmeti bilenlerle beraber büyür’ diye bir söz vardır. Şu yaşlı gezegenin, çilekeş varlıklarının yasalara olan dik başlılığı ve ben merkeziyetçiliği ne zaman durulursa, sözü edilen aksaklıklar da o zaman düzelir. Huzur, ahenk, denge ve gerçek bilgiye kavuşuruz… Ve uyanış, ayağa kalkış başlar.

Uyanışın tüm sıkıntılarını dünya olarak hep birlikte yaşıyoruz.
alıntı
 
Üst